İçeriğe geç

KIRIK PUSULA

Bölüm 16 · 3 dk okuma

KIRIK PUSULA

Bölüm 16

16. BÖLÜM: KARANLIK GÜÇLER

Demir Komiser' den....

Yıllardır Asayiş Şube’nin tozlu koridorlarında, sorgu odalarının soluk ışıklarında ve sokakların en kirli köşelerinde nefes alıyorum. Kırk bir yaşındayım. Saçlarımdaki aklar, aynaya baktığımda bana bu şehrin ne kadar kural tanımaz olduğunu hatırlatır. İnsanlığın en ham, en vahşi halini göre göre ben de bu sokağın sertliğine büründüm. Ama içimde bir yerlerde, hâlâ korumaya çalıştığım o adalet hissi sönmedi.

Hazal’ı kendi kızım gibi bilirim. Onun huzurlu gülümsemesini görmek, benim bu karanlık dünyada nefes almamı sağlayan nadir şeylerden biri.

Ancak bugün, masamın üzerine yığılan şu dosyalara baktığımda, o huzurun ne kadar kırılgan bir buz tabakası üzerinde durduğunu bir kez daha anladım.

Emniyetin loş odasındayım. Önümdeki kahve fincanından yükselen hafif buharla birlikte masadaki istihbarat raporunu üçüncü kez okuyorum. Olay yerleri, el değiştiren gayrimenkuller, yeraltı finansman ağları… Ve son dönemin en tehlikeli, en sinsi ismi: Serhat Kartal

Serhat Kartal… Soyadı gibi yüksekten uçan ama avına yaklaşırken havada ses bile çıkarmayan türden bir adam. Dost görünüp en yakınındakinin sırtına hançeri saplamaktan zevk alan, modern görünümlü bir mafya lideri. İstanbul’un ticaret ve finans damarlarını ele geçirmek için uzun süredir karanlık bir satranç oynuyor. Ve bu satranç tahtasındaki en büyük hedeflerinden biri de Alturan ailesinin serveti ve gücü.

Zihnim hemen Kenan Alturan’a kayıyor. Kenan’ı bu âlemde tanımayan yoktur. Aslında özünde kötü bir adam değildir; hatta mafya denen o leş çukurunda "tehlikesiz" sayılabilecek kadar kendi hâlinde, onurlu bir duruşu olmaya çalışan biridir. Ama o dünyanın kuralları merhamet tanımaz. Kenan, dışarıdan koca bir imparatorluğu yöneten güçlü bir adam gibi görünse de, kendi kan bağından gelen en yakınları tarafından bile kuşatılmış durumdadır.

Resmi evraklara, devletin kağıt üstündeki kayıtlarına baktığınızda Kenan Alturan’ın hanesine yazılmış herhangi bir çocuk var gibi görünmez. Emniyet arşivlerinde, nüfus kayıtlarında bu konuda elime geçen somut, net bir delil yok; yani dışarıdan bakıldığında adamın ailesine dair bilinen resmi bir mirasçı tablosu oldukça karanlık ve belirsiz. Ama sokağın dili başka söyler. Kenan’ın öz kardeşi Adnan Alturan ve onun hırslı karısı Şerife Alturan, yıllardır Kenan’ın koltuğuna ve gücüne göz dikmiş durumdalar. Onların çocukları olan Alparslan Alturan ve Damla Alturan da bu hırsın birer parçası. Özellikle Alparslan, babası Adnan’dan farksız, hatta belki de ondan daha tehlikeli bir kafa yapısına sahip; amcası Kenan’ın o devasa gücünü ele geçirmek için yanıp tutuşuyor. Aslında aile içindeki genel kitle, akrabaların neredeyse tamamı Kenan’a karşı bir cephe oluşturmuş durumda. Herkes o tahtın kime kalacağının hesaplarını yapıyor.

Fakat Kenan Alturan öyle sıradan bir adam değil. Arkasında öyle bir güç, öyle bir ağırlık var ki, ne akrabalarının bu sinsi planları ne de dışarıdan gelen saldırılar onu bir çırpıda yıkabiliyor.

İşte tam bu noktada dışarıdaki kurtlar sofrası devreye giriyor. Serhat Kartal, Alturan ailesinin içindeki bu çatlakları, bu akraba kavgalarını çok iyi biliyor. Kenan’ın etrafındaki çemberi daraltmak, onu yalnızlaştırmak ve elindeki tüm gücü, mülkleri ve ticari imparatorluğu tek bir hamleyle yutmak için bu aile içi ihanetleri ustaca kullanıyor. Dost gibi yanaşıp sırtını sıvazladığı Kenan’ın kuyusunu kazmakla meşgul.

Elimdeki kalemi masaya sertçe bırakıp alnımı ovuşturuyorum.

"Bu adamların oyunu biter mi sandın Demir..." diye mırıldanıyorum kendi kendime. "Herkes birbirini paralamak için sırasını bekliyor."

O sırada odanın kapısı hafifçe tıklatılıyor ve genç polis memuru nefes nefese içeri giriyor.

"Komiserim, Alturan Holding cephesinden yeni bir hareketlilik var. Serhat Kartal’ın adamları dün gece limandaki sevkiyat depolarından birini varoşlardaki baskınla sıkıştırmış diyorlar. Kenan Alturan henüz resmi bir şikâyette bulunmadı ama..."

Başımı kaldırıyorum. Gözlerimdeki o sert ve kararlı bakış odayı dolduruyor.

"Şikâyet etmez tabii," diyorum tok ve net bir sesle. "Çünkü o âlemde polis çağırıp zayıflık göstermek yoktur, kendi hesabını kendi görmek esastır. Ama Serhat Kartal bu kez fazla ileri gidiyor. Bu şehir onların çiftliği değil."

Masanın üzerindeki deri ceketimi sırtıma geçiriyorum. Benim bizzat ellerimle boğuştuğum bu kirli güç savaşları. Hayatın ne kadar zıt uçlarında gezindiğimi bir kez daha hissediyorum.

Serhat Kartal, Kenan Alturan’ı köşeye sıkıştırmaya çalışırken, arkadaki bu akraba ihanetlerinin ve gizli hesapların ne kadar derin olduğunu biliyorum. Ve ben, bu karanlık ağın iplerinin nereye uzandığını çözmek için mesaiye çoktan başladım. Bu şehirde kimsenin at oynatmasına izin vermeyeceğim.

Bu bölüm kisa oldu arkadaşlar 😓 ama sonraki bölümlerde gitgide uzayacak bolumler biraz sabırlı olmanızı tavsiye ederim..😌

Hazir olun sonraki bölümler için bomba💣 gibi geliyorrr gelmekte olan. 🤗🤗👋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.