"Gecenin fısıltılı sessizliğinde sen çığlık atmayı tercih ettin"
Eve gittiğim anda haberleri açmıştım. O olay canlı yayın olarak yayınlanıyordu. İzliyordum fakat istediğim cevabı alamamıştım. Neden o eksik deri parçasından bahsetmiyorlardı. Neden gizli tutulma ihtiyacı görüldü ki. Hem... acaba o adamın derisinde numara yazıyor muydu? Sonuçta sırtımda nerden geldiğini hiç bilmediğim bir iz vardı ve üstünde 32 yazıyordu. Annem beni televizyonun başında olduğumu görünce "Hangi arkadaşının yanına gittin canım" diye sordu. Bende ona "Eliflerin evine gittim. Güzel bir akşamdı" dedim. Annem ise bana "Lütfen bir dahakine ne zaman geleceğini de yaz hatta acil bir işin yoksa beni uyandır" dedi. Onu anlayabiliyordum, sonuçta benim ne baban oldu ne de onun kocası. Bizim hayatımızda sadece ikimiz vardık. Onu onayladım ve beraber yemek masasına geçtik. Annem bugün mercimek çorbası ve makarna yapmıştı. Yemeklerimizi yedikten sonra anneme "Ellerine sağlık anneciğim" deyip odama geçtim. Odama geçtikten sonra bugün yaptıklarımı düşündüm. Mertle artık normal sevgililerden değildik. Biz sevişmiştik... Her neyse deyip artık yatağıma gömülmüştüm.
3 hafta sonra...
Sınav haftamız gelmişti, sevgilim çok zekiydi o yüzden rahattım Bana her zaman öğretir sınavlardan yüksek almamı sağlardı. Fakat ben bu 3 haftayı kötü geçirmiştim. Durduk yere midem bulanıp beni rahatsız ediyordu. Neden olduğunu bile anlamıyordum ki annemde anlamıyordu. Tekrardan yatağımdan kalkıp banyoya geçtim ve yüzümü yıkadım. Solgun gözüküyordum. Okul için hazırlandım ve anneme "Görüşürüz" deyip durağa gittim. Bu sefer otobüs hızlı gelmişti ve ben çok sevinmiştim. Çünkü neredeyse 3 hafta önce bu durakta bir katille yan yanaydım. Bu arada son olaydan sonra başka bir cinayet olmadı hatta kayıp vakaları da durmuştu. Otobüsüme binip okula gittim ve tekrardan sınıfa girdim. Artık Mert'in yeni bir rutini vardı. Her yanıma oturduğunda karnımı okşar "Bulantıların azaldı mı?" diye sorardı. Cevabım ise her zamanki gibi "Hayır" olmuştu. Mert tatlı bir ifade yaparak beni güldürmüştü. Sevgilim bana bu kadar ilgi gösterirken benim ona olan umursamazlığım beni üzüyordu. Bundan dolayı bir karar almıştım, bu gece sevgilimin evine gidip sürpriz yapacaktım.
Okul bitmişti ve bir sonraki gün sınav vardı. Bende onlara gittiğimde bunu bahane olarak kullanacaktım.
Eve gittiğimde annemin yaptığı misler gibi kokan karnıyarık ve cacığı gördüm. Anneme "ELLERİNE SAĞLIK" diye bağırıp heyecandan hemen yemeye başladı. Bizim evimizde böyle yemekler olmazdı daha çok makarna ve pilav olurdu bu yüzden heyecanlanmıştım. Yemeği yedikten sonra annemin yanağını öptüm ve odama geçtim. Dolabımı açtığımda en sade kıyafetimi bulup giydim. Üstüme beyaz bir kısa kollu kıyafet tercih etmiştim, altıma da mavi bir kot pantolon giymiştim. Parfüm olarak beyaz sabun kokusunu kullandım çünkü bana göre en sade ve rahatsız edici olmayan koku oydu. Anneme tekrar çıkacağımı söyledim ve bu sefer ona haber verdiğim için hiç sorgulamadı. Dışarı çıktım ve Mert'in evine gitmeye başlamıştım.
Evlerine vardığımda zillerini çalmıştım fakat açan olmamıştı. Binadan biri çıktığında fırsattan yararlanıp içeri girdim ve dairelerine çıktım. Kapıyı tıklattım fakat ses yoktu. Zillerini çaldım ama tekrar ses yoktu. Tam kapı kolunu tutmak isterken kapının açık olduğunu fark ettim. Ne olduğunu anlayamadan kapı sonun kadar açıldı ve kimse yoktu. Kapı gerçekten de açıktı. İçeri girdim ve birileri var mı diye etrafa baktım. Ev önceden hissettiğim gibi garipti. Eve ilk girdiğinizde uzun bir koridor karşılıyor sizi, sağda ve sola 2 kapı vardı. Mert'in yatak odası sağ taraftaki ilk kapıydı ve hala açıktı. Ailesine yakalanmadan önce Mert'e gözükeyim demiştim ve odasına yürümeye başlamıştım. Fakat odasına girdiğimde şok olmuştum. Oda hala aynıydı. Ben nasıl bıraktıysam hala aynı gözüküyordu. Anlam veremeyip kimse var mı diye bağırdım ve cevap alamadım. Mert'in odasının yanındaki kapıyı tıklattım fakat ses yoktu her zamanki gibi. Yine de kapıyı açtım ve gördüklerim hakkında bir gram fikrim yoktu. Bu oda... niye boştu. Odada bir cam bile yoktu, odanın ışığı bile takılmamıştı. Beni ürperttiği için odadan çıktım ve kapıyı kapattım. Koridorun sol kısmına geçmiştim ve ilk kapıyı açmıştım. Bu odada bir klozet vardı ve bu kadar... Banyo bile tam değildi. Diğer odayı açtığımdaysa durum değişmemişti. Burası nasıl bir yerdi böyle, neden sadece Mert'in odası var. Neden diğer odalar boş. Hem Mert niye evde değil. Daireden hemen çıkmak istemiştim dış kapıya yöneldim ve tam çıkacakken bir elin bezle ağzımı kapattığını fark ettim...