Bölüm 11: Yuvaya Doğru
O gece kaçmadılar. Karan, Bahar’ın elini tuttu ve onu kaçırmak yerine doğruca Halil Efendi’nin kapısına götürdü.
Sokağın ortasında Halil Efendi, elinde bir fenerle kızını arıyordu. Karan ve Bahar’ı el ele karşısında gördüğünde yüzü öfkeden morardı.
"Seni serseri!" diye bağırdı Halil Efendi, feneri Karan’a doğru sallayarak. "Kızımı baştan çıkardın!"
Karan, Bahar’ın elini bırakmadan Halil Efendi’nin önünde diz çöktü. Başını öne eğmedi, gözlerinin içine baktı.
"Halil Amca," dedi Karan, sesi mahallede yankılanacak kadar net ve kararlıydı. "Ben yetim büyüdüm. Anam yoktu, babam yoktu. Doğruyu yanlışı kendim öğrendim. Hatalar yaptım, canım yandı, can yaktım. Ama bu kıza asla haram gözle bakmadım."
Halil Efendi duraksadı. Fenerin ışığı Karan’ın yüzüne vuruyordu. O yüzde artık sanayinin kiri yoktu; dürüst, ne istediğini bilen bir adamın kararlılığı vardı.
"Benim ne sarayım var ne servitim," diye devam etti Karan. "Ama namusumla çalıştırdığım bir tamirhanem var. Bahar’a bir ömür bakacak gücüm, onu gözümden sakınacak kalbim var. Kızını kaçırmaya gelmedim. Allah’ın emriyle istemeye geldim."
Mahalledeki birkaç evden ışıklar yandı. İnsanlar pencerelere çıktı. Halil Efendi elindeki feneri indirdi. Kızına baktı. Bahar’ın gözlerindeki o sarsılmaz duruşu gördü. Kızının Karan’sız yaşamayacağını, Karan’ın da Bahar için canını vereceğini anladı.
Sokakta uzun bir sessizlik oldu. Sadece kırık lambanın cızırtısı duyuluyordu.
Halil Efendi derin bir iç çekti. Deri gibi sertleşmiş yüzündeki çizgiler yumuşadı. "Yarın akşam," dedi Halil Efendi, arkasını dönüp eve doğru yürürken. "Kahveni içmeye geleceğiz Karan usta. Dükkânını temizle."
Bahar gözyaşlarına boğuldu. Karan ayağa kalktı, Bahar’ı belinden tutup havaya kaldırdı. Mahalledeki birkaç pencereden alkış sesleri yükseldi.
Ertesi gün mahallede hummalı bir çalışma başladı. Kadınlar Bahar’ın çeyizi için bir araya geldi, adamlar Karan’ın tamirhanesini boyadı. Mahalle, yıllardır üstüne çöken o kasveti bu aşkın zaferiyle üzerinden atıyordu.
Halil Efendi’nin rızası alınıp düğün hazırlıkları başlarken, Karan ve Bahar’ın çocukluktan beri kurduğu o sade yuva hayali nihayet gerçeğe mi dönüşüyor?