İçeriğe geç

KIRIK LAMBANIN ALTINDA

Bölüm 10 · 2 dk okuma

KIRIK LAMBANIN ALTINDA

Bölüm 10

BÖLÜM 10

Bölüm 10: Kurumuş Leylaklar

Bahar’ın evi mahallenin üst caddesindeydi. İki katlı, ahşap, bahçesinde kurumuş leylak ağaçları olan eski bir ev. Bahar’ın babası Halil Efendi, mahallenin eski marangozlarındandı. Gururlu, sert ve kurallarına bağlı bir adamdı. Karan’ın yetim büyümesini, sanayide sürtmesini ve adının tefecilerle anılmasını yıllardır hoş karşılamıyordu.

Oğuz’un borç meselesi mahallede duyulduktan sonra Halil Efendi, Bahar’ın terzi dükkânına gidip gelmesini yasakladı.

"O dükkân kapanacak!" dedi Halil Efendi, akşam yemeği masasında elini masaya vurarak. "Adın o sanayi kaçkınıyla anılıyor! Mahallede herkes arkandan konuşuyor!"

Bahar tabağına bakıyordu. Elindeki çatalı öyle sıkıyordu ki eklemleri sararmıştı. "Karan kötü biri değil baba. O kimseye zarar vermedi. Aksine herkesi korumaya çalıştı."

"Bana o serseriyi savunma!" diye kükredi Halil Efendi. "Seni o dükkâna bir daha göndermeyeceğim. Haftaya teyzengil seni memlekete götürecek. Bir süre buradan uzaklaşacaksın."

Bahar başını kaldırdı. Gözlerinde tek bir yaş bile yoktu. Artık ağlama devri kapanmıştı. "Hiçbir yere gitmiyorum baba."

"Gideceksin!"

"Gitmiyorum!" Bahar masadan ayağa kalktı. "Ben çocuk değilim. Kiminle yaşayacağıma, kimi seveceğime ben karar veririm. Beni bu eve kilitlesen bile o pencereden atlar yine Karan’a giderim!"

Halil Efendi şaşkınlıkla kızına baktı. Yıllardır uysal, sessiz bildiği kızı şimdi karşısında bir dağ gibi duruyordu.

Bahar odasına çıktı. Pencereyi açtı. Soğuk gece havası içeri doldu. Sokağın sonundaki o tamirhanenin ışığı hâlâ yanıyordu. Karan çalışıyordu.

Bahar cebinden küçük bir kâğıt çıkardı. Üzerine tek bir cümle yazdı: "Sokağın başındaki lambanın altında beni bekle."

Kâğıdı katladı, küçük bir taşa sardı ve yan komşunun küçük oğlu Ali’ye vermesi için aşağıya attı.

Gece yarısı mahalle derin bir uykuya daldığında, Bahar ayakkabılarını eline alıp merdivenleri sessizce indi. Kapının mandalını yavaşça kaldırdı. Dışarı adım attığında soğuk hava yüzünü çarptı ama içindeki ateş o soğuğu yok ediyordu.

Koşarak sokağın başına gitti.

Kırık sokak lambası sarı ışığını ıslak kaldırıma düşürüyordu. Lambanın altında Karan duruyordu. Üzerinde temiz bir gömlek vardı, saçları taranmıştı. Elinde ise küçük, kurumuş bir leylak buketi vardı.

"Bahar," dedi Karan, onu görünce gözleri parlayarak. "Baban..."

"Babamı boş ver," dedi Bahar, soluk soluğa. "Beni buradan götür Karan. Bu mahalleden değil... Bu korkulardan götür."

Bahar’ın babasına karşı gelerek evden kaçması üzerine Halil Efendi ikisinin peşine düşerken, Karan Bahar’ı korumak için ona helal bir yuva kurma adımını hemen atacak mı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.