“Gerçek ortaya çıktığında, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz…”
Gün batımından sonra…
Ela ile Ege hâlâ göl kenarında oturuyordu.
İkisi de mutluydu.
Ama bilmedikleri bir şey vardı.
Onlardan birkaç metre uzakta çekilen fotoğraflar…
Artık yanlış insanların elindeydi.
Ertesi sabah…
Okula girer girmez herkes telefonuna bakıyordu.
Koridorlarda fısıldaşmalar başlamıştı.
“Onlar değil mi?”
“Dün akşam gölde çekilmiş.”
Ela telefonunu çıkardı.
Kalbi duracak gibi oldu.
O ve Ege’nin göl kenarında sarıldığı fotoğraflar, anonim bir hesap tarafından paylaşılmıştı.
Altına da şu yazılmıştı:
“Aşk mı, yoksa yalan mı?”
Ege sinirle telefonunu cebine koydu.
“Birileri bizi izliyor.”
Öğle arasında…
Mira koşarak yanlarına geldi.
“Nihayet sizi buldum!”
“N’oldu?”
Mira nefes nefeseydi.
“Hafıza kartını açtırdım.”
“İçinde ses kayıtları var.”
Üçü boş bir sınıfa geçti.
Bilgisayara hafıza kartını taktılar.
İlk kayıt açıldı.
Cızırtılı bir ses geliyordu.
Sonra Murat’ın sesi duyuldu.
“Her şey hazır.”
Ardından başka bir erkek sesi geldi.
Kalın, sakin ve ürkütücü…
“Çocuklar hiçbir şey öğrenmeyecek.”
Ege kaşlarını çattı.
“Bu sesi tanıyorum…”
Ela merakla baktı.
“Nereden?”
Ege gözlerini kapattı.
“Her sabah okul anonslarında duyuyoruz.”
Bir anda herkes aynı şeyi düşündü.
Okul müdürü…
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
İçeri okul müdürü girdi.
Yüzünde her zamanki sakin gülümsemesi vardı.
“Burada ne yapıyorsunuz çocuklar?”
Kimse cevap vermedi.
Müdür gözlerini hafıza kartına çevirdi.
Bir anlığına gülümsemesi kayboldu.
Sonra tekrar normale döndü.
“Derse geç kalmayın.”
Kapıyı kapatıp çıktı.
Ela fısıldadı.
“Bizi duydu…”
O gece…
Dörtlü okulun çatısında buluştu.
Ela, Ege, Mira ve Kaan.
Plan yapıyorlardı.
Kaan okulun krokisini açtı.
“Müdürün odasında eski dosyalar var.”
“Murat’la ilgili her şey orada olabilir.”
Mira sessizce ekledi.
“Gece güvenlik görevlisi sadece arka koridoru geziyor.”
“Eğer dikkatli olursak içeri girebiliriz.”
Ege başını salladı.
“Bu gece bitireceğiz.”
Saat tam 00.17…
Dördü de okulun arka kapısından içeri girdi.
Koridorlar karanlıktı.
Ela’nın el feneri titriyordu.
Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki sesi duyulacak sandı.
Sonunda müdürün odasına ulaştılar.
Kapı kilitliydi.
Mira cebinden ince bir tel çıkardı.
“Eskiden dedem çilingirdi.”
Kaan şaşkınlıkla güldü.
“Bunu neden şimdi söylüyorsun?”
Mira omuz silkti.
“İşe yarıyor işte.”
ÇIT!
Kapı açıldı.
Oda tamamen sessizdi.
Ege masadaki çekmeceleri karıştırırken Ela eski bir dolap fark etti.
Dolabın üzerinde küçük bir kasa vardı.
Kasayı açtığında…
İçinden onlarca dosya çıktı.
Dosyaların üzerinde öğrencilerin isimleri yazıyordu.
Hepsinin altında tek bir damga vardı.
“DENEK”
Ela’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Denek mi?”
Tam en alttaki dosyayı açacakken…
Odadaki bilgisayar kendi kendine açıldı.
Ekranda siyah bir görüntü belirdi.
Sonra tanıdık bir ses duyuldu.
Okul müdürü…
“Bunu bulacağınızı biliyordum.”
Ela panikle etrafına baktı.
“Kamera…”
Müdür gülümsedi.
“Bu okulun her köşesinde kamera var.”
“Sizi en başından beri izliyorum.”
Bir anda odanın kapıları otomatik olarak kilitlendi.
TAK!
Alarm çalmaya başladı.
VİUUU! VİUUU!
Ege bağırdı.
“Çabuk!”
Kaan pencereye koştu.
“Açılmıyor!”
Mira korkuyla geri çekildi.
“Kapana kısıldık…”
Bilgisayardaki müdür son kez konuştu.
“Hoş geldiniz…”
”…oyunun son seviyesine.”
Tam o anda…
Dolabın arkasındaki gizli kapı yavaşça açıldı.
İçeriden soğuk bir hava geldi.
Karanlığın içinden biri yürümeye başladı.
Ela nefesini tuttu.
Gelen kişi…
Yavaşça ışığa çıktı.
Ve herkes şok oldu.
Çünkü o kişi…
Ela’nın annesiydi.
Ama yüzündeki ifade hiç tanıdıkları gibi değildi.
Ela titreyen bir sesle fısıldadı:
“Anne… sen burada ne yapıyorsun?”
Annesi gözlerini kapattı.
Ve sadece tek bir cümle söyledi:
”…Beni affet.”
DEVAM EDECEK…