Gözlerimi araladığımda yine aynı odadaydım. Ve yanımda yine Demir vardı. Sol tarafımda yatağa kafasını gömmüş uyuyordu.
Böyle boynu ağrımazmıydı? Uyandırsamıydım acaba?
Ben neden bunları düşünüyorum!
Ben yataktan doğrulunca bir anda kafasını kaldırdı ve uyku mahrumu gözlerle
"İyimisin?"diye sordu geri çekilirken.
"İyiyim de sen neden butada yattın. Yatağında yatsaydın keşke, boynun tutulacak"dedim. Ama dediklerimi sonra farkettim. Açık sözlü olmanın bazı zararlarıydı işte. Aklımdan ne geçiyorsa söylüyordum. Sinirle dilimi ısırdım
Sırıttı"Sen beni mi düşünüyorsun?"Dedi güzel gülüşü bütün suratınaa yayılırken.
"Ne alaka canım"dedim sonrada gözüm elimdeki seruma çarptı. Tam konuyu değiştirmelik ti.
"Buna ne gerek var"deyip elimi serumu çekmek için uzatmıştım ki elimi tutup durdurdu. Eli benim aksine sıcaktı. Bir an ne yapacağımı bilemedim. Damarlı ve iri eliyle bakışıp göz kırpıştırdım. Küçük bir dokunuşu sadece neden böyle oluyordu bana. Yavaşça çektim elimi.
Kafamı kaldırıp ona baktım. Kaşlarını çalmıştı
"Hiç bakma öyle. Çok yemekte yememişsin geldiğinden beri. Bırak bari bu kalsın inatçı." Dedi. İnatçı dediği kısımda yüzümü buluşturdu.
"Yemekleri mi beğenmedin?" Diye sordu
"Yok, Azra götü iştahımı kaçırıyor"dedim. Aklıma gelince bile tiksiniyorum kızdan.
Demir ise gülerek "Azra götü ha" dedi. Fazla samimi değilmiydik. Karşımdaki o eski adam yoktu sanki.
"Şu bana anlatmadığın şeyide anlatır mısın?"Dedi. Azra'nın bizi böldüğü konuşmamızda bahsediyordu
"Aslında dövüş kursuna gitmedim ama sokakta kaldığım süre içerisinde bir arkadaşım bana bayabir savunma dersleri öğretmişti, böyle yani. Peki sen nasıl anladın bir şeyler olduğunu."dedim
"Mesleğimin getirdiği bir kaç şey işte"dedi huzursuz bir sesle. Neyden huzursuz olmuştu? Tam gözlerimin içine baktı.
"Sokakta mı kaldın?"Dedi. Yerimde rahatsızca kıpırdanıp o hariç her yere baktım sanırım.
"Bu konuyu konuşmak istemiyorum" dedim sesimi ne kadar düz çıkarmaya çalışsam da rahatsız olduğumu belli ederek.
"Peki, kolunda neden bu kadar çok yara var?"diye sordu. Ağırca yutkundum. Yurtta kaldığım zaman orada yapılmıştı bunların hepsi. Kollarındaki yaralara zor da olsa alışmıştım,alışmak zorundaydım. Çünkü zaman zaman açık kalıyordu. Vücudumda tek sevdiğim yara izi artık sadece kollarımdakiydi. Sevmezsem ne yapabilirdim ki?
"Bunu da konuşmak istemiyorum"dedim şuan ona anlatmak istediğimi sanmıyorum. Ben aslında hiç anlatmak istemiyordum. Buraya geldiğimden beri eski sayfalar açılıp önüme konuluyordu.
Ama bazı şeyler can yakardı değil mi?
Derin bir nefes alıp"Tamam, buna da tamam"dedi.Yerinden kalkıp"Arkadaşların dövüşecek yavaştan başladılar istersen yarın başlayalım."Dedi
"Hayır bugün başlayalım"dedim ve serumu hızla çıkardım. Kaşlarını çatıp
"Ne dedim ben sana?"Dedi hafif öfkeli bir tanımlama
Omuz silktim."Sıkıldım, adrenalin lazım biraz" dediğimde kaşları düz çizgi halini aldı ve güldü başını iki yana sallayarak
"Seni cidden çözemiyorum"dedi
Bense onu cevapsız bırakıp kapıya yöneldim.
Ayrıca biz neden bu kadar samimiydik? Biraz fazla değilmiydi?
Neyse bunda düşunmeyeceğim. Her şeyi oluruna bırakacağım
💥💥💥
Demir ile dövüş yapacağımız alana gelmiştik.
"Hadi başlayalım"dedim hevesle. Güldü
Ben ise onunla dönüşürse kaç kemiğimin kırılacağını düşünüyordum.
Haksızlık vardı! Bu resmen Hulk'tu. Benimde boyumu saymazsak ben şirineydim.
İki saat boyunca aralıksız çalıştık. Önce bana duruş pozisyonlarını hangi ayağım önde olacağını ve bir sürü şey öğretti. Önce boks torbasında denedik. Sonrada onunla sakin ve yavaşbir dövüş yaptık
Bayabir terlemiştik. Ek olarak sporda yapmıştık tabi. Yorulmuştum.
"Nefes düzeninden duruş pozisyonlarına kadar ilkine göre çok iyisin. Sanırım çok yorulmayacağım."Dedi , yine sessiz kaldım. Çok konuşmaya gerek yoktu.
"Böyle devam edersen lider olabilirsin"
"İstemem"dememle kaşları çatıldı. "O kadar sorumluluk alamam."diye ekledim.
"Bence bir daha düşün"deyince sırıttım.
"İpleri benim elimde olacak değil mi?"dediğimde ne düşündüğümü anlamış olacaktı ki kaşları tekrar düz bir çizgi halini aldı ve başını olumlu anlamda salladı.
Duvara yaslanarak oturdum ve ayaklarımda öne doğru uzattım. Bizimkileri izlemeye başladım. Çok yorulmuşlara benziyorlardı.
Elimdeki bezleri çıkartırken baktım onlara.
Pars, Sarp ile iddiaya girmiş ama Sarp kazanmıştı. Azra ise yere oturmuş nefes nefeseydi. Ecre'de aynı şekildeydi. Melih ise Tahir'le uğraşıyordu. Tahir ise ona boş boş bakıp artık bıktığını belli ediyordu. Gözlerim Burcuyu aradı ama göremedim
"Burcu nerede?"diye sordum
"Lavaboya gitti"dedi Emir bey.
"Peki kaç dakika oldu?"Dedim çünkü Bayadır yoktu. Demir ise benim birşeyler yapmaya çalıştığımı anlamış olmalı ki sorgular bir şekilde bakıyordu.
"On beş yirmi dakika dakika"dediğinde derin bir nefes aldım. Ne yaptı bu kız bok çukuruna mı düştü ?
Hızla yerimden kalkıp odasına baktım, ortak lavaboyada baktı ama yoktu. Nedense endişelenmeden edemedim. Acaba başına bir şey mi gelmişti?
Demir ise sonunda bana yetişti. Koşarak gitmiştim yanlarından ve ben aşırı hızlı koşuyordum,ben bile şuan bunu yeni farketmiştim.
"Güvenlik kameralarına baksak"dediğımde harekete geçti. Bende peşine takıldım. Bilgisayar dolu bir odaya girdiğimizde yirmi dakika önceki bahçe kamerasını açtı.
Önce birisi geliyor ona ormanı göstererek bir şeyler anlatıyor oda Hızlıca ormana giriyor ve bir daha çıkmıyor. Yanımızda Emir bey de vardı
"Şu adamı bulun"dedi Demir. Burcu'ya bir şeyler anlatan adamdan bahsediyordu. Bu adam kimdi?
Onların yanından hızla ayrıldım. Mutfaktan boyuma iki bıçak koydum ve iki tanede bez aldım. Burcu ya kaybolmuştu yada biri ona tuzak kurmuştu. Ben tam çıkarken Demir girdi "Bekle"diyen sesini umursamadım. Çok istiyorsa gelebilirdi. Bu zamana kadar herşeyimi tek yaptıysam bunuda tek başıma halledebilirdim.
Ormanın ağzına gelince yolumu kaybetmemek için yapay çiçeklerin içindeki beyaz taşlardan aldım avucumun içine hava karalamaya başlamıştı çünkü feneride yakıp hızlı adımlarla daldım içeri.
İzlemeler ve yumruk sesleri gelince yavaşladı. Sezilerim ne kadar iyiydi bilmiyorum. Şimdi bakıp öğrenecektim.
Bir süre ilerledikçe sonra gördüklerimle bir an dona kaldım iri yarı bir adam Burcu yu ağaca bağlamış yumrukluyordu. Bir yandan konuşuyordu.
Onu dinlerken ne yapacağımı düşünmeye başladım
"Hepinizi tek tek öldüreceğim, artık AET diye birşey kalmayacak. Demek sizin yüzünüzden bu kadar kolay güçleniyorlar.Artık hiçbiriniz onlara katkıda bulunmayacaksınız!"dedi. Neyden bahsediyordu bu adam?
Şuan bunu düşünmeyecektim
Yavaş adımlarla adamın arkasına kadar geçtim. Beni görürse boku yemiştik çünkü. Yerden büyük bir taş aldım ve ensesine sertçe geçirdim. Yeni yumruk atmaya hazırlanan eli havada kaldı biran sendeledi ve bana döndü. Neden bayılmamıştı bu?
Bacağının arasına tekme attım izleyip yere diz çöktü. Bende bunu fırsat bilip kafasına tekme attım. Yere düştü yarı baygın bir şekilde duruyordu. Şuna bak birde bana diyorlar dokuz canlı diye!
Hemen Burcu ya yönelip halatı çözdüm. Yüzü tanınmaz haldeydi ve her yeri kan içindeydi. Ağzındaki bezi çıkarttım. Ağlıyordu ve daha fazla ağlamaya başladı. Tekrar adam yöneli üstündeki bıçak ve çatıları çıkartıp en izaha fırlattım tabii silahınıda.
Burcu'yu kaldırdım bana sarıldı ve bir anda kan kusunca üstüm tamamen kan oldu ama umursamadım. Alışmıştım kokusuna çünkü.
"Te-teşekkür ederim"dedi zorlukla konuşarak. "Yorma kendini"dedim ama o arkama kocaman gözlerle bakıyordu. Arkamı döndüğümde ban doğru gelen kalın sobadan son anda Burcu'yuda çekerek kurtuldum. Çok fazla. beklemeden dirseğine tekme attım sopa yere düştü. Yüzünde bir yumruk geçirdim.
"Burcu kenara geç"dedim bana doğru gelen yumruktan son anda kurtularak.
Göğsüme yediğim sert tekme ile yere düştüm. Göğüs kafesim sızlamıştı. Üstüme atlıyordu ki sola doğru yuvarlanarak gittim ve hemen ayağa kalktım. Çenesine tekmeyi geçirdim ve ben onun üstüne çıkıp yumruklamaya başladım.
Saçımı tutup beni yana doğru fırlattı. Kafamı taşa çarptığım için kafama keskin bir acı yayıldı, hafifçe inledim.Enseme doğru akan sıcak kanı hissettim. Biran görüşüm bulanıklaştı. Adam üstüme çıkıp bana yumruk atmaya başladı. Kafamdaki sersemlik azda olsa gidince ağzıma dolan kanı yüzüne tükürdüm. Dizimide kendime çekip botumdaki bıçağı koluna sapladım. Acıyla inleyip küfretti. Bende bunu fırsat bilerek onu üstümden ittirdim ve kolundaki bıçağı çıkartıp arkasıyla tekrar ensesine vurdum. Bu sefer bayılmıştı.
Burcu'ya baktım. Korku dolu gözlerle bana bakıyordu ama benim görüşüm bulanıklaşıyordu başım dönüyordu. Silkelenip zorda olsa Ayağa kalktım. Gözümü bir kaç kere kırpıştırdım ama nafile. Hiçbirşeye yaramıyordu. Bir adım attım ki dengemi kaybettim hemen yanımdaki ağaca tutundum.
"Ayliz!"Diye bağıran Demir'in sesini duydum yakınlardan geliyordu.
Burcu var gücüyle bağırarak"Buradayız!"dedi. Ayağa kalkıp yanıma geldi. "Ayliz, iyimisin?"Dedi titreyen sesiyle
Ensemden akan kanla buluştu gözleri ama benim kafan bulanımtı. Sanırım biraz sert çarpmıştım.
"Demir bey!" Dedi Burcu tekrar bağırarak.
"Efendim"dedi Demir gür sesiyle. Ben ise daha fazla ayakta duramayan yere oturdum hemen. Başım çok fazla dönüyordu. Midemde bulanmaya başlamıştı. Kusarsam daha iyi olacaktı.
"Ayliz'in durumu iyi değil!"dediğinde
"Tamam! Fener falan yok mu"dedi Demir. Sesi değişik bir tınıdaydı.
Burcu ışığı alıp sallamaya başladı. "Tamam, böyle devam et geliyoruz"dedi Timur bey. Kısa bir süre sonra görüş alanıma girdiler.
Demir Güner...
Peşinden tüm gücümle koşmaya çalıştım ama yetişemedim. Çok hızlı koşuyordu, normal denmeyecek kadar hemde. Peşinden ormana girmek için yöneliyordum ki Timur kolumdan tutup kafasını iki yana salladı. Çok karanlıktı.
Emirde koşarak geldi yanıma oda nefes nefese kalmıştı
"Senin çaylak çok fantastik"dedi buna gülebilirim ama şuan değil.
Onun için çok endişeleniyordum neden bilmiyorum ama beynim durmuş gibiydi. Böyle bor durumda Ayliz çok soğuk kanlı davrana biliyordu.
Kafamla malikaneyi işaret ettim. Emir ve Timur peşimden gelsin. Silahı belime sokup çakı aldım yanıma onlarda aynı şekilde yapmıştı.
Acaba Ayliz şuan ne yapmıştı. Ya ona birşey olduysa? Kendini savunabilirdi ama o kadar eğitimin üstüne çok yorulmuştur şimdi.
Tekrardan hızla ormanın ağzına geldik. Feneri yaktım. Zeki biriydi. İlla ki geri dönmek için bir şeyler bırakmıştır diye düşünüyordum. Biraz ilerleyince belli aralıklarla olan beyaz taşları gördüm" Buradan" dedim. Bir süre daha yürüyünce hepimiz "Ayliz!"Diye bağırmaya başladık
Ayliz yerine Burcunun "Buradayız!"demesi istemsizce beni korkutmuştu.
Birkaç dakika sonra "Demir bey!"Dedi Bucu. Sesi endişeli geliyordu. Kesin Ayliz e birşey olmuştu.
"Efendim"dedim ne diyeceğimi bilemeyerek
"Ayliz'in durumu iyi değil" dediğinde yutkundum daha hızlı varmak için bir çözüm bulmalıyım
"Tamam!Fener falan yok mu" dedim başka birşey gelmiyordu aklıma. Konu Ayliz olunca aklım neden duruyordu? Onu ilk görüşumden beri ona karşı neden sıcak hissediyordum? Ben ona karşı bir şeyler hissediyordum ama bu dört gün içinde nasıl olmuştu? Ya da nasıl bu kadar hızlıydı?
Şuan bunlara verecek hiçbir cevabım yoktu. Hareketli ışıkları görünce mutlu oldum
"Tamam, böyle devam et geliyoruz"dedi Timur. Kısa süre sonra onlara vardık. Gözlerim Ayliz'i aradı. Bir ağacın yanında oturuyordu. Hızla onun yanına gittim.
Ban bakıp gözlerini kırpıştırdım. Bütün kıyafeti kan içindeydi. İçimdeki korku bunun ona ait olmadığını anlayınca rahatladım. Ama ensesinden akan kanı görmek beni korkuttu. Elimi kafasına atıp kanayan yeri buldum. Biraz büyüktü.
Bana hal gözlerini kırpıştırıp bakıyordu. Kaşlarıda çatıştı
"Tam göremiyorum"dediğinde neden göz kırpıştırdığını anladım. Acilen kusması gerekti
"Kusman gerekiyor"dedim.
"Biliyorum"dedi büyük bir rahatlıkla. Şuan kafasının kanadığının farkında mıydı?!
"Yap o zaman"dedim sinirle çünkü hiç iyi durmuyordu.
"Senin önünde yapamam"dedi ama bir anda sola doğru eğilip kusmaya başladı. Ben ise ona yardımcı olarak önüne gelen saçlarını tutup arkaya çektim.
Bitince ağaca yaslandı. O kadar rahat davranıyordu ki kafasından kan boşandığı bilmiyor diyecektim
Şuanda bile yanaklarının renk değiştirdiğini gördüm"Özür dilerim"dedi yarı baygın gözlerle bakarken. İstemsizce sırıttım
"Özür dileyecek birşey yok"dedim ve kucağıma aldım. Onunda bilinci yavaşça kapandı. Emir"Şunu ne yapalım"diyene kadar yerde yatan adamı görmemiştim. Bu adam kimdi? Büyük ihtimalle köstebeklerden biriydi
Ne mi yapacaktık. Ölmek isteyene kadar işkence çektirecektik. "Timur alsın onu"dedim ve daha fazla oyalanmadan hızlı adımlarla yanlarından ayrıldım zaten baya kan kaybetmişe benziyordu.
Ayliz'e yaptığının bin katını ona yaşatacaktım.
💥💥💥
Herkese merhaba arkadaşlar:)
Yine ben buradayım. Bir bölümün daha sonuna geldik. İlk kitap yazışım olduğu için sizden gelecek önerilere fazlasıyla açığım. Lütfen beğenmediğiniz yada beğendiğiniz, istediğiniz şeyler olursa bana bildirin.
Umarım akıcı ve güzeldir diye düşünüyorum.
Oylarınızı ve yorumlarınızı eksik etmeyi. Sizi çok seviyor ve teşekkür ediyorum çünkü sizin bu kitap için yaptığınız herşey beni anlatamayacağım kadar çok mutlu ediyor.🥰😊❤️
Size soru, sizce bu adam kim ve dedikleri neyi kastediyor?
Size şöyle küçük bir şey söyleyeyim(mini spoi). Bu adamın geldiği yer bize baya ileri bölümlerde başımıza bela olacak.
Şimdilik bu kadar
HOŞÇA KALIN☆❤️🥰😊
Oy vermeyi unutmayın:)