İçeriğe geç

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 4 · 8 dk okuma

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 4

3.Bölüm: Sessiz göz yaşları

Pastaya boş boş bakarken acı dolu anılarım geçti zihnimde. Arkaya doğru iki adım sendeledim. Herkes buradaydı ve gayet mutlulardı

Ama bilmiyorlardı bugün benim hayatımın dönüm noktası olduğuğunu...

Arkaya sendelememle Demir'in gülüşü silindi. Hızla arkamı dönüp lavaboya girdim ve kapıyı kilitledim. Acaba kilitlemesemiydim? Yine mi gelecekti o adam? Her doğum günümde böyle mi hissedecektim ben?

Arkamdan gelen "Şaşırdı galiba"seslerini umursamadım. Bu iş kesinlikle Ecre'nin başının altından çıkmıştı. Başım dönüyor midem bulanıyordu. Duvara sürünerek yere oturdum. Aldığım nefes bana yetmiyor gibiydi.

"Biraz yalnız bırakın, ben bakacağım"dedi Demir baskın bir ses tonuyla diğerlerini susturarak. Kapının kapanma sesini duyunca gittiklerini anladım. Demir'in adım seslerini duyuyordum ve istemesemden o adamınkiyle karıştırıyor ve korkuyordum.

Kapıyı çaldı ses vermedim, bunu bir kaç kere yaptı. Ben ses vermeyince en sonunda

"Ayliz, ses ver iyi misin? Hadi kapıyı aç"dedi.Sesi endişeliydi sanırım ayırt edemiyorum o adamın sesiyle karışıp duruyordu sanki. Tıpatıp aynı şeyleri söylüyordu. Ya da bana mı öyle geliyordu? Kulaklarımda onun sesimi kalmıştı annemin sesini unutmama rağmen?

"İy-iyiyim"dedim ama sesim aksini inkar ediyordu.

"Hadi kapıyı aç konuşalım, hem sana yardımcı olurum"dedi. O görmesede kafamı iki yana salladım.

"Yalnız bırak beni"dedim sesim titrerken

"Hadi Ayliz, kapıyı kırmak zorunda kalacağım"dedi yumuşak bir sesle. Ama böyle yapmamalıydı. Gözümden bir damla yaş düştü. Beni o güne götürüyordu.

"Kırma, kırma lütfen kırma"dedim sessiz hıçkırıklara boğulurken.Ben hep sessiz ağlardım.

"Tamam,kırmayacağım"dedi sesi çaresizce çıkarken.

Banyo üstüme üstüme geliyordu. Terliyordum. Sanki vücudumda eller geziniyormuş gibiydi. Beynim durmuş algılarım kapanmıştı. Dudaklarım bile sanki benden bağımsız hareket ediyordu.

Korkuyordum,hemde çok...

"Hadi güzelim aç kapıyı"dedi bunu gerçekten çok istiyormuş gibiydi ama benim onu yapacak gücüm bile yoktu. Bacaklarım titriyordu sanki dizlerimin bağı çözülmüş. Ruhum yaşadıklarını kaldıramıyorum, bacaklarımda eş değer onunla gibiydi.

Ve kapıyı kırdı...

"Hayır"diye haykırırken hızla yerimden kalktım vücudum titriyordu hemde hiç olmadığı kadar. Ayakta duramıyorum elimle duvardan destek aldım. Öyle bağırmıştım ki boğazım ağrımıştı.

Gözleri titreyen vücudumda oyalandı ve sertçe yutkundu.

Elini uzattı "Yaklaşma"diye bağırıp var gücümle en uzak köşeye çekildim. Ayırt edemiyordum. Hangisiydi anlayamıyorum. Sessizce ağlayıp hıçkırıklarla yaklaşma diye sessizce sayıklıyordum.

Tekrardan yerime oturdum ben 'lütfen,dokunma' diye dakikalarca sayıkladım.

"Kriz geçiriyorsun"diyen ses yakınlarımdan gelince ve eli koluma deyince hızla yerimden kalktım bana yaklaşmak istedi "Hayır"dedim gür bir sesle. Başımı iki yana salladım. Başım çok fazla dönüyor ve midem bulanıyordu.

Gözümün önü kararmaya başladı ve yer ayaklarımın altından kaydı . Direnemeyerek karanlığa teslim oldum.

Başımın altında sıcak bir el hissettiğimde son mırıldandığım "Hayır" oldu.

💥💥💥

Demir Güner...

Ayliz dengesini kaybedip gözleri kapanınca hızla ona yönelip kafasını çarpmadan onu tuttum son mırıldandığı şey "Hayır" olmuştu.

Kirpiklerime kadar titrediği hissettim. Bilincini yitirmiş olmasına rağmen hala ağlıyordu. Hıçkırarak ağlaması bile sessizdi. Kucağıma alıp revire yöneldim en azından serum falan bağlarlardı.

Ayliz gibi dimdik yürüyen güçlü bir kızı hiç böyle savunmasız görmemiştim,düşünmemiştim. Dışarıdan yıkılmaz bir dağ gibi duruyordu ama belli ki içindeki volkanlar onun arka tarafını işgal etmişti. Kapıdan çıktığımda Emir çıktı karşıma. Burada beklediği belliydi. Ayliz'e bakıp sertçe yutkundu. Bende bakışlarımı ona çevirdim. Hala ağlıyordu. Bu kadar ağlaması normalmiydi?

Peki benim içim neden bu kadar yanmıştı?

Gözlerimi yumup derin bir nefes aldım ve yürümeye devam ettim. Sakin ve yavaş adımlarla gidiyordum.

Zaten kendisi incecikti. Boyu uzundu ama kuş kadardı.

Banyoda yaşadıklarını eskiden yaşadığı bir travma gibi düşünüyordum ama emin değildim. Anne ve babası bugün ölmüştü. Ama onun etkisi bu kadar büyük olurmuydu?

Bence olmazdı ve alaksıda yoktu.

Bu sırada revirdeki bir yatağa yatırdım doktor onu kontrol edip serum taktı.

Hala azda olsa ağlıyordu ve bu beni korkutup panikletiyordu

Ben ona birşey olacak diye korktuğum için kapıyı kırmıştım. Bir dakika..

Ben ona birşey olacak diye korktum!

AMA NEDEN?

Bence herkes çaylağına birşey olacak diye korkar. Evet, aynen öyle herkes korkar.

Doktora"Neden ağlıyor?"diye sordum merakıma yenik düşüp.

"İki ihtimal var, ya kabus görüyor, ya da neden kriz geçirdiyse onu görüyordur. Ağlaması bir süre durmayabilir ve uyanmasıda uzun sürer. Hem bedenen hem ruhen çok yorulmuşa benziyor. Birde kriz geçirme sebebini öğrenebilir miyim?"Dedi

"Bilmiyorum,lanet olsun ki bilmiyorum!"dedim bir anda sinirlenerek.Sinirle Ayağa kalkmıştım. Emir kolumdan tutup beni tekrar oturttu.

İçim sızlıyordu. Evet, kabul ediyorum ona bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. Ve ben onun neden böyle olduğunu bilmez bir şekilde burada oturuyorum!

Sinirle yüzümü ovuşturdum. Doktorda çıktı bu sırada.

Emir konuşmaya başladı

"Kriz mi geçirdi?"Dedi Ayliz'e bakarken kısık seste söylemişti.

"Ona karşı içim sıcak. Farklı bir çekimi var"dedi Emir.

Cevap vermedim. Ayliz çok olmasada içine kapanık biri ve açık sözlüydü. Lafını esirgemezdi. Şuana kadar birtek bunları gözlemleyebilmiştim bir de ek olarak hiç sesli ağladığını görmemiştim. Hıçkırıklara bile sessizdi, hıçkırıkları!

Ona artık ilk günkü gibi soğuk davranmıyordum. Çünkü sadık biriydi ve tabii başka sebepleride vardı. İnatçıydı. Emir verdiğimde Yerinden gram hareket etmezdi. Hoşumada gidiyordu şimdi.

Onun için en önemlisi güven duygusuydu. Bahçede Azra'nın lafından sonra bana açılmayı kabul etmişti. Biraz erkeklere karşı ön yargılı gibiydi ama bunda da emin değildim. Aslında çoğu şeyimde emin değildim ama neyse. Çözemiyordum onu. Eşsizdi başka birşeydi Ayliz...

1 gün sonra...Ayliz Tezel

Gözlerimi araladığımda nerede olduğumu idrak etmeye çalıştım.Boğazım kurumuş ve acıyordu. Göz kapaklarımada iğne batırıyorlardı sanki.

Hastane odasına benzeyen bir yerdeydim. Demir'i gördüm. Sandalyede oturmuş öne doğru edilmişti. Dirseklerini dizlerine dayamış yüzünde avuçlarının içine almış yere bakıyordu.

En son neler olmuştu? Ben neden buradaydım?

Kafam çok bulanıktı

Yerimden doğrulup sırtımı duvara yasladım bu sırada Demir uyandığımı farkedince başını kaldırdı ve yanımdaki sürahiden şu doldurup bana verdi. Alıp sonuna kadar içtim. Boğazım kurumuştu.

Demir'baktım saçları dağılmış ve çoğu alnına düşüyordu ve bu onu çok güzel gösteriyordu. Gözlerinin altında mor halkalar vardı. Uyumamışmıydı?

Ama neden? Umarım başımda beklememişti.

"İyimisin"diyse sordu

"İyiyimde ne oldu bana"dedi

"Kriz geçirdin ve ben sebebini bilmiyorum bu yüzdende sana yardımcı olamıyorum" Dedi. Neden bir anda bu kadar hiddetlendi ki.

"Uyumadın mı"dedim konuyu değiştirerek. Sadece gözlerimin içine baktı. Yeterli bir cevaptı

"Ben senin neden bu halde olduğunu bilmeden uyusamıydım?"Dedi. Bu adam neden bu kadar açık sözlüydü. Tamam, açık sözlüleri seviyorum ama o beni bozguna uğratıyordu.

Cevap vermedim

"Bana ne olduğunu anlatırmısın"dedi.Kafamı olumlu anlamda salladım. Tavan baktım ve sessizce ona kadar saydım. Ağlamamalıydım. Zaten yeteri kadar aĝlamıştım onun karşısında daha fazla ağlayıp güçsüzlüğümü gösteremezdim.

Küçükkende hep böyle yapıyordum. Tavana bakıp ona kadar sayıyordum. Göz yaşlarım gelmesini istemeyip içine aksın ister gibi.

İnsanların sessiz ama bir okadarda güçlü çığlıkları vardır. Mesela benim gibi. Sessiz çığlıklar artık acıdan sesi çıkmayanlar içindi benim için, en azından ben böyle düşünüyordum

"Ogün doğum günümdü, on yaşımdaydım ve seninde bildiğin gibi annem ve babam vefat etmişti. Onlar gittikten sonra sarhoşun biri peşime takıldı. Ben eve girip kapıyı kilitlemiştim"dedim ve derin bir nefes aldım"Ama o kırdı"dediğimde başını öne eğdi

"Sen bilmiyordun önemli değil"dedim

"Peki benden neden korktun?"diye sordu. Karşımda o soğuk yeller estiren adam yoktu.

"Ben, seninle onun siluetini karıştırdım. İkidebir değişip duruyordu ayırt edemedim sende onun gibi davranınca..."dedim devamını İkimizde biliyorduk, korkmuştum. O güne gittim sanmıştım.

"Önce taciz etti bende ondan kaçmaya çalışınca kemerle dövdü"dedim yeni yuvarlanmış olan göz yaşımı sildim ve ortamın havasını değiştirmek için

"Kapılara fobim oldu, ne komik değil mi?"Dedim acı bir gülüşle

"Hep böyle misin?"diye sordu

"Nasıl?"

"Canın açıldığında hep böyle mi yapıyorsun"dedi. Cevap vermedim. Ama o anladı, başını aşağı yukarı salladı.

Bu kadar dram yeterdi Ecre'nin yanına gitmem gerekti. Serumu Hızlıca çıkartıp Ayağa kalktım ağrıyan başım şimdide dönmüştü. Demir Hızlıca kalkarak yanıma geldi

"Ne yapıyorsun?!"dedi sınırlı bir sesle

"Sıkıldım gidiyorum" dedim ama giderken sendeledim. Beni kucağına alıp sedyeye yatırdı. Gözlerimi kocaman almış ona bakıyordum.

"Otur oturduğun yerde, nereye gideceksin bu halinle,dinlen biraz. Ne bu ani geçişlerin yetişemiyorum"dedi kocakarı gibi söylenerek. Güldüm

"Emir veriyorsun"dedim

"Ne yapacağım ben seninleydim umutsuzca kafasını iki yana sallarken.

"Birşey yapmak zorunda değils-"lafım kırılırcasına açılan kapı yüzünden bölündü. Bir an irkildim ama belli etmedim.

Önde Ecre resmen uçarak bana geliyorlardı. Burcu ve Ecre iki tarafıma geçip sıkıca sarıldılar bende kıkırdayarak onlara sarıldım. Demir'de sırıtarak bana bakıyordu.

"İyi misin?"diye sordu Ecre.

"İyiyim dedim keyifle.

Azra konuşarak bütün keyfimi kaçırdı

"Ben size demiştim o iyi diye, anne ve babasının ömründen çalmış kendine almış dedim ben size"dediğinde Demir beklemediğim şekilde konuştu

"Azra!"dedi gür bir sesle. Bunu beklemiyordum şaşırdım. Azra bunu beklemediği için Şaşırdı.

"Çık dışarı!"dedi tekrardan içini üşüten o soğuk sesiyle. Ama artık bana öyle davranmıyordu

"T-tamam"deyip hızla çıktı odadan.

Demir'e bana göz kırpıp dışarı çıktı. Göz mü kırpmıştı o?

Nedense içimin ısındığını hissettim.

"Korkutun kız bizi"dedi Melih.

"Harbiden, pastaya öcü görmüş gibi bakıyordun"dedi Pars. Sarp dirseğiyle Pars'ın koluna değdi.

"Pars!"dedi Ecre'de dişlerinin arasından uyarıcı bir tonda.

Bakışlarım ona döndü.

"Öğrendin mi?"Dedim hemen olumlu anlamda kafasını salladı.

"Evet, bunu neden bana söylemediğini sonra konuşacağız"dedi fısıldayarak. Bir an kendimi suçlu hissettim.

"Geçmiş olsun"dedi Tahir. "Sen konuşuyormuydun lan"dedi Pars Tahir'in ensesine şaplak geçirip. Bıkkın bir nefes verdim Tahir. Pars'ın onunla uğraştığı belli oluyordu.

"Teşekkürler"dedim bende.

Pars bu seferde Melih'e uğraşmaya başladı. İkiside resmen tepiniyordu. Pars Melih'i kolunun altına almıştı

"Bırak lan!"dedi Melih

Cıkladı Pars'ta

Pars bir anda Melihin yanağından öpünce Melih tepinmeyi bıraktı. Ortamda öyle bir sessizlik vardıki anlatamıyorum yani.

Melih Pars'ın onu dudağından öpmüş gibi davranıyorsun resmen, bir kaç saniye hareket etmediler.

Sarp "Bu benim kardeşim olamaz"diye homurdandığını duydum.

Melih en sonunda tepki göstererek Pars'ı itti.

"Amına koyayım ne yapıyorsun lan!"dedi yanağını tutarak. Pars ise pişmiş kelle gibi sırıtıyordu.

Melih kapıya yönelirken"Ne oldu lan az önce, devrelerim yandı"diye honurdanarak çıkınca hepimiz kahkaha patlattık.

Sarp gülüşünün arasında "Sen benim kardeşim olamazsın diyeceğime çok benziyorsun bana"dedi.

"Gel senide öpem"dedi Par dudaklarını öne doğru büzüştürüp ikizine yönetirken

"Git be!"Diye iteledi Sarp. Pars kırılmış bir ifadeye bürünüp

"Kırıyorsun ama"dedi.

"Her bulduğun erkeğe yaşama o zaman" Dedi Sarp.

Pars'ta "Hemcinslerimiz yavşanmak için vardır"deyince gülmemek için yanaklarımı ısırdım.

"Sanki sadece erkeklere yavşıyorsun"dedi Sarp

Pars'ta bu sefer savunma olarak "Bir kere o doğa kanunu, onlara zaten yavşamalıyım "dediğinde bu sefer Sarp hariç hepimiz kahkahayı patlattık.

Sarp'ın ise dertli nefesi büyudü."Ne yapacağım ben bu yavşakla"dedi sessizce

Sonrasında bayabir konuştuk. Ben ise en sonunda uykuya daldım.

💥💥💥

Herkese merhaba arkadaşlar🥰🥰

Bir bölümün daha sonuna geldik. Bazı bölümleri sakin bitireceğim ama bazende çok zirvede iken bitirebilirim. Kafamda bir çok kugu var. Daha çok ilerlediğimizde heyecandan artacak.

Çünkü ilerledikçe dövüşler kavgalar aksiyonlar artmış olacak.

Benden size küçük bir haber. Ayliz ve Demir'in arşı sıcak olacak ama hemen birbirlerine açıklamaya aklar ve Ayliz'in çok korktuğu şey kendi sevgisi olduğu için ilk başta araları hemen olmayabilir ama birbirlerini sevdiklerini anladıklarında çok uzatmadan birbirlerine açılacaktır.

Ben pek fazla ilişki uzamasını sevmiyorum. Seviyorsan seviyorum de diye düşünüyorum.

Bu yüzden burada böyle yapmayı planlıyorum

Sizlere böyle iyimi?

Anlatışımı seviyormusunuz?

KİTABIMI OKUYAN HERKESE TEŞEKKÜRLER 🥰😊

oy verip yorum yapmayı unutmayın. Yorumlarınız beni çok mutlu ediyor ve motive ediyor❤🩵🤎🩶💛

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.