İçeriğe geç

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 6 · 10 dk okuma

KIRIK HAYATLAR

Bölüm 6

5.Bölüm:Kandırmak

Ayliz'i yatağa yatırdıktan sonra hemen doktoru çağırdım. Onu ilk gördüğümde bana verdiği rahatlık yerine artık korku vardı içimde.

Doktor onu kontrol etti kafasına baktı

"Saçını keselim dikiş atmamız gerek"deyince hemen karşı çıktım

"Saçlarına dokunmayın!"dedim. O güzelim simsiyah saçlarına zarar gelsin istemiyordum. İzin vermezdim de.

"Tamam,bir şekilde halledeceğim "dedi doktor ürktüğünü belli ederek.

Şuan Ayliz'i ne kadar bırakmak istemesemde yanından ayrılıp adamın yanına gitmek için yöneldim.

Odanın kapısına gelince derin bir nefes alıp en korkutucu ve soğuk ifademi takındım.

Kapıyı sertçe açıp yanına gittim. Buz gibi soğuk suyu başından âşağı döktüm. Yavaşça araladı gözlerin.

Gözümün içine bakıp alaylı bir tavır takındı.

"Kimsin!"dedim hiddetle

"Söyleyeceğimi mi sanıyorsun"dedi alayla. Derdi beni çıldırtmaksa ,başarıyordu.

Yüzüne sert bir yumruk geçirdim. Gerçi Ayliz yüzünü halletmiş. Adamın alnı şişmiş ensesinde kocaman bir morluk vardı ve yüzü gözü kan içindeydi. Ama ona ne olduğuyla ilgilenmiyordum.

Epey bir süre konuşturmaya çalıştım ama konuşmadı. Masadaki bıçağı elime aldım omzuna sertçe batırmamla küfür edip inledi. Özel eğitimli olduğu belliydi.

Bıçağı sola doğru kaydırmamla kendini sıkmayı bıraktı ve acıyla haykırdı.

Bıçağı sertçe çıkartıp kenara attım. Güzel bir fikrim vardı. Limonu ikiye kesip tuza buladım. Yanına gidince

"Hala kararın aynımı"dedim. Kafasını olumlu anlamda salladı.

İyi, benden günah gitti.

Yarasına tam sürüyordum ki "Tamam" dedi acıdan kısılan sesiyle.

"Ben Ender Zorlu, Zhrekow holdingin buraya gönderilmiş ajanıyım"dedi.

Vücudumun her hücresinin sinirden kasıldığını hissettim. Bu soysuzlar bize yapmadigini bırakmadığı halde neden peşimizdelerdi?

"Neden?!"

"Sizin güçlenişinizin sebebini öğrenmek için "dedi alayla güldü.

"Ama siz milleti kandırarak kendinize çekin oh mis"

Yüzüne bir yumruk geçirdim.

Kandırmak kelimesi beni sinirlendiriyordu. Ayliz'in en önemli duygusu güvendi ve ben bunu bile bile yıktım. Zaten onun vicdan azabını çekiyordum birde bu şerefsiz iyice asabımı bozuyordu.

"Benide burada neler olduğunu öğrenmem için gönderdi. Bizde çözüm olarak hepsini öldürmeye karar verdik. Ama sizin hepinizden dikkatli biri çıktı ve bizi fark etti"dedi son kısmı söylerken sinirlenmişti. Ayliz'den bahsediyordu.

"Yalnız kızı dah dört gün eğittiniz, baya iyiydi. Gerçi iki gün yattıda" bu kadar çok takip ettiğini öğrenmem sinirimi arttırmıştır. Onun hakkında kimse konuşsun istemiyordum.

Evet, Ayliz sayesinde bir çok kişinin hayatı kurtarılmıştı.

Bilgileri aldığıma göre artık istediğimi yapabilirdim.

Bu limonu sürmeyeceğim anlamına gelmiyordu. Limonun suyunu sıkarak sürdüm derin yarasına. Acıyla haykırırken kapı açıldı. Bende elimi çektim.

Ecrin gelmişti

"Demir, Ayliz için kan ihtiyaçları varmış seni kanın uyuyor"dedi. Hızla kalkıp çıkışa yöneldim. Gerekirse bütün kanımı alabilirlerdi. Elimi yıkayıp onun yanına yöneldim kan vermek için.

Zhrekow Holding...

Başları David masasında oturmuş gayet mutlu bir şekilde AET'i bitirme planları yapıyordu. Bu sırada oğlu William içeri girdi.

"Baba"dedi

"Söyle William"dedi David soğuk sesiyle. Bir tek karısı Laura'ya sıcak davranırdi.

William iki elini önünde bağlayıp başını öne eğdi. Babasının yanında nasılda kuzu oluyordu

"Gönderdiğimiz ajan yakalanmış"dediğinde David öfkeyle Yerinden fırladı.

"Ne demek yakalandı!?"Dedi oğluna bağırarak.

"Şu Türkler hep beceriksiz"dedi. Ender Türktü çünkü

Oğluna bir yumruk geçiriyordu ama William konuşunca durdu.

"Ama bize önemli bir kaç bilgi gönderdi"dedi. David yumruğunu indirip buz mavisi gözlerle oğluna baktı.

"Söyle!"dedi İngilizce konuşarak

"İnsanları bir nevi kandırıp kendi teşkilatlarına asker yapıyorlarmış. Bu şekilde gelişiyorlarmış. İnsanlar da vatanları için olduğunu ögrenince sorun çıkartmamışlar.Birde aralarında çok zeki bir kız varmış."Dedi William kurtulmanın verdiğin rahatlıkla

"Kimmiş o? "Dedi David aklında o kızı kullanma planları kurarken

"Bilmiyoruz daha, bulamadık araştırıyoruz"dedi William tedirgince.

Babası sinirle dişlerinin sıktı, yumruğunu acımadan oğlunun yüzüne geçirdi.

"Çabuk bulun onu! Şimdi çık dışarı"dedi bağırarak. Sonrada masasına geçip büyük bir sinir ve öfkeyle çalışmaya başladı.

Kapı tekrar açıldığında David'in sinirli bakışları kapıya döndü.

Ama giren kişinin karısı olduğunu görünce yüz ifadesi yumuşadı.

Laura muzır bir ifadede sırıtarak kocasının yanına gidip kucağına oturdu.

David yapacakları şeyleri anlayınca keyiflendi ve kendini anın tadına bıraktı

[Arkadaşlar şerefsiz olduklarını biliyorum sakin olun:D]

💥💥💥

14 yıl önce(Demir 13 yaşındayken)...

Demir uzaktan gelen gürültülü sesle yataktan fırlarcasına kalktı.

Duyduğu ses bomba sesiydi ama anlam veremiyordu o.

Şuan onun tek bildiği şey korkusuydu. Hemen yanındaki yatakta yatan ablası Deren'de kalkmıştı. Ama o yürüyemiyordu.

Babaları yüzbaşıydı. Onu tanıyan azılı düşmanlarının hepsi onun ailesine zarar veriyordu. Biliyorlardı en çok zaaflarını can yaktığını

Ablasıda yediği kurşun yüzünden sakat kalmıştı.Evet bunu yapan kişide Zhrekow Holding ti.

Demir yatakta doğrulup sırtını yatak başlığına yaslayan ablasının yanına gitti. Sıkıca sarıldı ablasının bedenine.

Ardından kapı açıldı. Babaları Sedat girdi içeri. En çok yavrularına bir şey olacak diye korkuyordu. Hep kendini suçluyordu yavrularına böyle bir şey yaşattığı için

"Baba neler oluyor?"Dedi Deren. Bir bomba daha düştü, evleri sarsıldı. Evin yakınına düşmüştü.

"Kızım, annenizle sizi güvenli yere götüreceğim. Sakin bir yere ayrılmayın"deyip kızını kucağına aldı. Demir'de kalkıp onları takip etti. Çok korkuyordu. Gözünden bir yaş yuvarlandı.

Anneleri Şengül'de peşinden hızlı adımlarla geliyordu.

Bu sırada bir bomba daha düştü.

Çığlıklar acılı feryatlar arttı. Güner ailesindekiler ise şuanlık sadece kulaklarını kapatmayla yetindiler.

Sedat onları güvenli yere bırakıp hepsinin alnından öptü.

"Sizi çok seviyorum. Sakın birbirinizden ayrılmayın."deyip yanlarından ayrıldı göğüs kafesindeki sizinle.

Bomba sesleri acı dolu haykırışları gittikçe arttı. Şimdilik güvenli bölge diye sığındıkları yerde insanlar doluştu.

Bir saatin sonunda içeri silahlı on yabancı asker girdi.

Çoğunu öldürdü bir çoğunuda esir aldı. Sıra Güner ailesindeydi

"Teslim oluyormusun, ölmeyi mi tercih edersin"dedi sert bir tavırla.

"Tamam"dedi ağlayarak Şengül. Evet, gidip onlara çalışmayı tercih etmişti...

"Anne..."Dedi Demir ve Deren.

Çocuklara döndü adam. Gözünü bile kırpmadan Deren'in alnından vurdu.

"Kızım!"Diye bağırdı Şengül. Öne atıldı ama tuttular onu

"Abla!"Diye haykırarak ağlamaya başladı Demir. Gördüğü görüntü aklından bir daha hiç silinmedi. Ablasına sarıldı kokusunu içine çekti"Abla"dedi bir kez daha, bu sefer daha güçsüz bir sesle.

O küçücük bedeni nasıl kaldıracaktı bunları? Kim verecekti bu küçük çocuğun hesabını?

"Çocuk"dedi ablasının katili aslında çoğu kişinin katili olan adam.

Demir'in bakışları ona döndü "Annene veda et"dedi acımasızca. Bir çocuğa böyle denilir miydi?

Orada anne ve oğlunu ayırdı. Demir annesine o an çok kırılmıştı. Çok mu yaramazlık yaptımda beni bıraktı diye düşündü. Ne kadarda masum bir düşünceyi değil mi?

Ama annesi onu yaşamak istediği için bırakmış ve vatanına ihanet etmişti3

Adam, Annesi gidince silahını Demir'e doğrulttu.

Tetiğe tam baskı uygulamıştıki içeriye başka silah sesleri doldurdu. Adam Demir'in önünde yere düştü.

Demir olduğu yere sinip kulaklarını kapattı. İçerideki bütün adamlar yere serilince bir kadın Demir'in yanına geldi. Yaşayan nadir çocuklardan biriydi Demir.

Kadın Demir'in yanına gelip diz çöktü. Elini uzattı

"Merhaba ben Gonca"dedi. Demir'in gözü AET yazısına takıldı, bir de yanındaki Türk bayrağına.

AET kurulan ayrı bir kurumdu , vatan içindi.

Demir kadının elini tuttu"Demir"dedi sadece.

Sonrasında o sekiz kişilik ekipleriyle sağ kalan çocuklar oldular. Onlar;

Demir Güner, Emir Kaya, Ecrin Kaya, Begüm Evren, Sima Nur Bulut, Timur Karayel, Yasemin Başar ve sadece Eylem diler.

O zamanın en güçlü olarak bilinen ama aslında içlerinde büyük bir yıkım yaşayan kişilerdi onlar...

Ama hiçbir insan olayın içinde neler yaşandığını bilmiyordu...

💥💥💥

Gözlerimi araladığımda kafamın agrimasiyla yüzümü buluşturdum.

"Çok mu ağrıyor? İyimisin? Doktoru çağırayım mı?" Diye sorular sıralayan Demir'i duyunca burada olduğunu yeni anladım.

Suratıma aptal bir gülüş yayıldı. Bir an içimin sıcacık olduğunu hissettim.

"İyiyim"dedim ama boğazım kurulduğundan dolayı öksürük.

Bana su verdi biraz içip bıraktım. Elimdeki seruma bakıp sırıttım

Demir ise sen iflah olmazsın der gibi başını salladı

"Adam ölmedi değil mi?"Dedim. Umarım ölmemiştir

"Hayır ölmedide adam ne yaptıysan yüzünü tanıyamıyoruz"dediğinde rahat bir nefes verdim.

İçeri Emir bey girdi. "Geçmiş olsun Ayliz, nasılsın?"diye sordu enerjik haliyle.

"İyiyim"dedim gülerek

"Neden beni beklemedin, kendini neden düşünmedin "dedi Demir

"Her işimi kendim hallettim, bu yaşımdada hallederim. Ayrıca bana hesap mı sordunuz"dedim tek kaşımı havaya kaldırarak.

"Kim, kim hesap soruyor. Hesap sorduysam affola"dediğinde Emir beyle güldük ama kafam acıyınca sustum.

"Ayliz bir daha böyle çılgınlıklar yapma hepimiz endişelendik. Eğitmenin kafayı yedi"dediğinde dondum.

Biri benim içim endişelenmişti...

Şokumdan zorla çıkıp "Söz veremem"dedim ama konuşmayı becerememiştim.

"Bir sıkıntı mı var?"Dedi Emir bey

"Yok, sadece birinin benim için endişelenmesine saşırdım"dedim.

Hay ben benim dilimi...

Ben size demiştim açık sözlü olmak hiç iyi değil diye.

Demir'in acı dolu bakışları bana döndü. Bana açılmasını istemiyordum.

"Şey...yani öyle değil şey..."dedim toparlamaya çalışarak ama daha çok batırdığımın farkındaydım. "Öyle"dedim sessizce.

Aramızda uzun bir sessizlik oldu. Bunu Emir bey bozdu.

"Iııı, şey Ayliz tebrik ederim senin sayende bir çok kişinin hayatı kurtuldu"dedi ortamı toparlamaya çalışarak

"Teşekkürler"dedim gülümseyerek

Yerimden doğrulamak isteyince hareketlendim ama başıma giren keskin acıyla yüzümü buruşturmamaya çalışarak yatar vaziyette durmaya devam ettim

"İki dakika sabit dur"dedi Demir bıkkınlıkla

"Sıkıldııııııım"dedim oflayarak

"Sen sıkılma, sen sıkılınca birşeyler oluyor. Ne istersin? Ne yapalım?"dediğinde kıkırdadım

"Arkadaşlarımı görebilirmiyim"dedim sevimlice sırıtırken

Ikiside kafasını olumlu anlamda sallayıp dışarı çıktılar.

Demi tam kapıdan çıkarken

"Kendini çok yorma dikkat et." Dedi ve çıktı.

Bir kaç dakika sonra bizim ekiptekiler içeri girdi.

Ecre koşarak yanıma gelip bana sarıldı. Canım acıyınca istemsizce inledim.

Hemen benden ayrılıp "Çok özür dilerim"dedi. Gözlerinin içi kıpkırmızı idi. Benden çok ağlamış gibi duruyordu. Gerçi ben hiç ağlamamıştım.

"Sıkıntı yok "

"Dokuz canlı o, bir sey olmaaaaazz"dedi Azra.

"Azra!"dedi Melih

"Ne?"Dedi Azra alatya alarak"Aaa! Pardon, haklısın unutmuşum yedi canı kalmıştı."

"Maalesef canım. Daha çok var benden kurtulama-

yacaksın" dediğimde Melih rahat bir nefes verdi.

"Geçmiş olsun Ayliz, çok korkuttun bizi"dedi Tahir

"Sağ ol"

"Artık rahat dur be kızım. Götünde kurt mu var Ayliz. Yeter bu kadar adrenalin, gel de uslu uslu eğitimimiz yapalım."Dedi Pars

Aklıma sıkıldım adrenalin lazım biraz dediğim zaman geldi.

Hepsi bana Geçmiş olsun dedi tabi Azra hariç. Ondan da beklemiyordum zaten. Bunlar bile bana nur nimetti.

"Offf, yeter bu kadar hasta ziyareti"dedi Azra. Yanıma gelip omzuma dokunacaktıki durdurdum onu. Ani harektim başımı ağrıtsada belli etmemeye çalıştım.

Bana dokunmasını istemiyordum sertçe iteledim oda bana tip bir bakış atıp çıktı odadan.

Umrumda mıydı? Hayır tabikide

Yalnız şöyle bir sıkıntı vardı. Ben onun elini serum takılı elimle tutmuştum ve serum çıkmıştı. Demir biraz sinirlenecekti.

Ecre bir elime bir seruma baktı

"Canın çok acıdı mı?"diye çok masum bir soru yöneltti gün ışığım.

"O kadar yara alan kıza o sinek ısırığı."Dedi Pars

"Öyle deme onunda canı acır" dediğinde bu masum düşüncesine hayran kaldım

"Hadi bence artık gidelim. Hem Ayliz dinlesin. Bizimde eğitimimiz başlamaya az kaldı"dedi Tahir. Hepsi onaylayan birkaç mıriltı çıkarttı

Ecre yanağımdan öpüp çıktı. Hepsi gidince düşüncelere daldım

Aklıma adamın dedikleri geldi. AET'in güçlenmesini istemiyorlar. Ama neden? AET bir yarışmaydı. Ne alakayı şimdi bu. Bildiği bir şeyler vardı ama neydi?

Şuan içime kurt düştü iyimi?!

Bu çıkmaza giren sorulardan Demir'in içeri girmesiyle bölündü.

Bakışları elim serum ve yatak arasında gidip geldi. Kaşları çatıldı. Yataktan hiç hareket etmemiştim. Büyük ihtimalle keyfi çıkarttığımı düşünüyordu.

Kapıyı kapatıp yanıma geldi

" Beni kızdırmaya çalışıyorsan başarıyorsun"dedi. Doktoru arayıp çağırdı.

"Be sefer ben yapmadım"dedim

"Kesin öyledir"dedi. Bu sefer ben kaşlarımı çattım

"İnanmazsan inanma, ben yalan söylemem"dedim kızgınca. Kafamı başka yöne çevirdim

Bana inanmamıştı güvenmemişti benim ona inanmama rağmen.

İyide ben neden buna takılmıstım?

Oha lan. Ben cidden buna kırılmıştım.

Çenemden tutup kafamı kendisine çevirdi. Dokunuşu kalbimi hızlandırmıştı ama şuan sinirliydim

Onun ise bakışları yumusamıstı.

Elinden kurtulup tekrar diğer yöne döndüm

"Sen küstün mü?"Dedi yumuşayan ses tonuyla

"Hayır"

"Tamam, şaka yaptım. Anlat hadi ne oldu?"

"Anlatmam"dedim, güldü. Daha çok sinirlendim.

"Hadi ama"dedi "Git"dedim sadece. Ayaklandı. Gidecek sandım ama benim baktığım yöne oturdu.

"Şuan trip atıyorsun, özür dilerim."Dedi. Koskoca adamda benden özür diledi ya başka birşey istemem.

"Trip falan attığım yok!"dedim bir anda yükesldiğim için yine başım ağrıdı. Çok lanet bir şeydi.

"Sorun ne o zaman?"

"Ben sana güveniyorum sen bana güvenmiyormuşsun"

"Ne alaka?"Dedi gerçekten anlayamamış gibiydi

"Ney ne alaka. Sen dedin ya kesin öyledir diye demektir bana güvenmiyorsun."dediğimde kahkaha attı

"Ben sana şaka yaptım seruma alerjin varsa. Peki sen neden bu kadar kırıldın?"

Evet ben neden bu kadar kırılmıştım."Şey, bilmiyorum yani..."dedim bu sırada doktor girmişti.

Şuan gerçekten beni kurtarmıştı. Canımı kurtarmayacak kurtarmıştı işte.

Doktor işini halledip kısa süre sonra çıktı. Bende anlam veremediğim tribimi atmayı kestim. Aynı soru tekrar gelebilirdi.

"Özür dilerim"dedi tekrar

Onu söyleterek"Ne için?"Dedim

"Şey işte"dedi

"Tamam"

"Anlatmayacak mısın?"

"Bilmiyorum"

"Hadi ama. Hayatımda ilk defa birine bu kadar ılımlı davranıyorum aklım almıyor."

"Bana ne bundan"dedim. Harbiden bir insanla altı günde enasıl bu kadar samimi olursun ki.

"Çok zorsun"

"Çekmek zorunda değilsin"

"Ayliiiiiiz, anlat"dediğinde sert bakışlarım ona döndü

" Anlatırmısın?" Dediğinde keyifle sırıttım. İki kelime için çok sürünmüştü garibim

"Azra yüzünden oldu"dedim ve olanları anlattım. Sinirle çenesi seğirirken yerimden kalktı

Kapıya yönelirken " Akıllı dur hemen gelceğim"dedi Demir

"Neden herkes ban akıllı dur diyor?!"

"Sence"deyip çıktı odadan.

Hiperaktif biri olmak benim suçum değildi!

Onu beklerken iyice mavişim ve uykuya daldım

💥💥💥

Herkese merhaba Sayın okurlarım❤️🥰

Bir bölümün daha sonuna geldik. Görüş ve düşüncelerinizi bekliyorum.

Bu bölümde Demir dende bir kesit verdim sizce nasıldı?

Oradaki kadın AET kurucusu olarak tanınan Gonca Şentürk arkadaşlar:)

Sizce AET'in açılımı ne? (Çok basit aslında:)

HOŞÇA KALIN😍🥰😊😘❤️

Oy verip yorum yazmayı unutmayın Hepinizi çok seviyor ve kocaman öpüyoru

☆sevgili okurlarım son olarak sınav haftasına girdiğim için bu hafta bölüm atamayabilirim ama hafta sonu inşallah atarım. Bu bölümü birazda olsa uzun yazmaya çalıştım, tekrardan hepinize teşekkür ederim:)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.