İçeriğe geç

KIRIK HAFIZALAR

Bölüm 2 · 4 dk okuma

KIRIK HAFIZALAR

Bölüm 2

Ölü Bir İsim

İkimiz de birbirimize bakıp yutkunduk Uri'nin yüzü normalde vereceği bir tepki olmamasına rağmen bembeyaz olmuştu. Kısık sesle ağzımdan bir küfür yuvarlandı. Elimle yüzümü ovuşturdum yanımdaki Uri kendini benden önce toparlayarak (İŞTE BENİM URİ'M) "Ölen kişi hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç var." ardından dosyaya bakarak ekledi "Bu kadar az bilgiyle hiç birşey yapılamaz Amirim. İzin verirseniz uygun bir zamanda iş ortağımla kişinin yakınlarıyla konuşmak istiyorum. "

Amir Joseph birkaç saniye sessiz kaldı ve bir eliyle altın sarısı saçlarını karıştırdı.

"Yani ölen kişinin laboratuvar olayı ile ilgisi olduğunu düşünüyorsun."

Ah sevgili Uri'min bunu öylesine dediğine neredeyse eminim. VE CİDDEN; BİR TAVUK,AVCI İLE İLGİSİ OLMASA BİLE EN SONUNDA AVLANIR(evet karnım aç). Neyse ne... Maaşımı seviyorum ondan dolayı çenemi kapalı tutucam.

Uri başını salladı. "Sadece bir tahmin ama ben yine de incelemek istiyorum. Dosyalara ve kişinin yakınlarına ulaşmamız için Blake ve bana gerekli yetkiyi vermenizi istiyorum."

Yakınlarıyla görüşmenize izin veriyorum."

"Fakat..."

"Dosyada göreceğiniz hiçbir bilgi teşkilat dışına çıkmayacak."

BİZ Mİ? DOSTUM ZOMBİ AVLAMAK İÇİN ÇOK GENCİM. Kafamı belgelerden kaldırıp Uri'ye baktım. Zombi avlamak istiyorsa ona kolay gelsin.

Amir bakışlatını birkaç saniye üzerimizde gezdirdi.

"Size güveniyoruz. Gerekli izin belgeleri yarın masanızda olacak. Çıkabilirsiniz."

Uri ile aynı anda kafamızla hafifçe selam verip Amir Joseph'in yanından ayrıldık. Kapıdan çıktık ve bizden başka birkaç ajanın da bulunduğu koridordan az önceki konuşma olmamış gibi davranarak geçip ofisimize ulaştık. Ofise girdiğimiz gibi Uri kendini sandalyeye bıraktı ve başını ellerinin arasına aldı. Ona baktım ve derin bir soluk verdim. Böyle durumlarda ne denir ki. "Hey Uri, en kötü birlikte zombi avlarken ölürüz." falan diyebilirim en fazla. Ona birkaç saniye baktım ve söyleyecek bir şey bulamayınca biraz dışarı çıkıp soluklanmayı düşündüm.

"Hey... Uri?"

Uri kafasını kaldırıp bana baktı.

"Ben terasa hava almaya çıkıyorum. Bir şeye ihtiyacın olursa beni mutlaka ara."

Uri'nin dudakları hafifçe iki yana kıvrıldı.

"Tamam, ararım."

O gülünce otomatik olarak ben de gülümsedim ve kapıyı arkamdan kapatıp dışarıya çıktım.

Uri Vale

Blake çıktıktan sonra odayı tuhaf sessizlik sardı. Gözlerim kendiliğinden tekrar dosyaya baktı. Ellerim istemsizce o lanet DNA raporuna gitti.

Carmilla Noctis...

Nasıl olabilir, ben seni toprağa gömdüğüm günü hâlâ geceleri görürken...

Gözümü kapattım ve onunla olan mutlu bir anının esiri olmayı istedim

Yanımdaydı o zamanlar hayat doluydu. O zamanlar onun gülüşü en karanlık gecede bile fark edilecek kadar güzeldi. Güldüğünü duyunca yanımda oturan genç kıza baktım. Açık camdan esen rüzgar kısa kesilmiş siyah saçlarını dalgalandırıyordu, gözleri kahvenin en güzel tonuydu,siyah denebilecek kadar koyu kahverengi gözler ders çalışmak için her buluştuğumuzda saçma sorular sorardı ve ben de üşenmeden hepsini cevaplardım ama bir yandan da zekamla alay eder gibi gülerdi,sahi kaç yıl olmuştu ki?

Nefesimi sıkıntıyla verdim ve hep kalmak istediğim anılarımı bir kenara bıraktım. Elim titreyerek DNA raporuna baktım. Bir dakika

Elim titreyerek...

Benim elim hiç titremez. En azından uzun zamandır... Sadece açlık diye geçirdim aklımdan. Evet açlık... Günlerdir düzgün bir şey yiyemedim. Belki de Blake'i arayıp bize yiyecek bir şeyler almasını istemeliydim. Ben bu düşünceyle elime telefonu aldım ve tam onu arayacaktım ki kapı açıldı ve içeriye elinde bir pizza kutusu ile Blake girdi. Ağzımdan tıslamaya kaçan bir gülüş çıktı. Elindeki telefonu gösterdim ve "Ben de tam yiyecek bir şeyler alman için seni arayacaktım" dedim.

Blake ise masamın karşısındskş masasının oradaki kendi sandalyesini alıp masamın karşısına koydu ve tam karşıma oturdu. "Şanslı günümüzdeyiz. Yan odadakiler pizza söylemiş onlardan aldım."

Ağzımın içinde ne şans ama diye mırıldandım ama o duydu ve iç çekti. "Sanki daha kötü görevlere gitmemişiz gibi... "

Hafifçe kıkırdadım.

"Doğru" diyerek onu onayladım. Birkaç dakika boyunca sessizce pizzalarımızı yedik. Ardından sessizliği bozan ben oldum.

"Blake bana bir söz ver"

Blake meraklı bakışlarıyla bana döndü.

"Bu görevin sonunda ne olursa olsun hayatta kalacaksın."

Blake pizzasını yuttuk konuştu.

"Söz, tabi sen de aynısı için söz verirsen."

Pizzama baktım.

"Söz veriyorum, ölmek gibi bir niyetim yok zaten merak etme."

Blake bu cevabıma hafifçe gülümsedi.

Lethe şehrinin kuzey tarafı, saat 23.26,Uri Vale

Uyumadan önce yatağımın başında alarmımın hemen yanında duran lise mezuniyetinden kalma fotoğrafa baktım Carmilla ve hemen yanında ben ikimiz kameraya bakmış gülümsüyorduk

"Söylesene bana Carmilla bir insan nasıl iki defa ölebilir? "

Parmağımı fotoğrafın üzerinde özlemle gezdirdim ve birkaç dakika sonra fotoğrafı yeniden komidinin üzerine bıraktım. Kendini yorgunca yorganların üzerine bıraktım ve uykuya teslim oldum.

Bilinmeyen bir yerdeki isimsiz kişi

Genç kadın yavaşça arkasına döndü. Gecenin karanlığı kumral saçlarını yutmuştu. "Eva Rhodes umarım yaptığın hatanın farkındasındır."

Eva korkuyla irkildi ve iç güdüsel olarak kendini savundu."Efendim olay benim kontrolü-" Kadın, Eva'nın sözünü kesti. "Peki... Bu seferlik affedildin." Eva şaşkınca kadına baktı ve tam teşekkür edecekken lafını söyleyemeden bir kurşun sesiyle sonsuza dek sustu.

Genç kadın elindeki silahı yavaşça aşağı eğdi ve yerde yatan Eva'nın cesedine bakarak mırıldandı. "Aptal"

Bölüm sonu

1 yorum