Blake uzun koridora yürümeye başladı. Adımları hızlıydı ve sokakta yankılanıyordu. Kumral saçları kuş yuvası misali dağılmıştı. Normalde kendine dikkat ederdi ama bugün işe geç kalmıştı ve iş ortağı Uri dakik bir manyak. Derin bir nefes verip normal görünen binaya adımını attı.
Her zaman yaptığım gibi işe geç kaldım ama zaten hayatımın aşkı kıymetli Uri'm benim arkamı toparlamıştır. 3 tane gizli koridordan geçince sonunda ajan meslektaşlarımın yanına ulaştım. Koridoru takip edince sonunda ofisime ulaşabildim. Ofis dediğim de Uri ve benim "ortak" olduğumuz için bize verilen oda. Bize ve 150 binlik maaşımıza çok kötü bakıyolar. İçeri girince beni Uri'nin somurtkan yüzü karşıladı. "Ne bok yiyodun da bi saat geç kaldın yine. " dedi. Aslında her zaman geç kalıyodum ama o buna hiç alışamıyo. "Çok ayıp oğlum öyle denmez kalbişimi kırdın." dedim ama o pek gününde değil gibi. Uri gözlerini kapattı ve anlını ovuşturarak konuştu.
"Toparlan Amir Joseph bizi görmek istedi. "
İşe bu tüm keyfini bozdu. "Neden olduğunu söyledi mi? " diye sordum.
"Önemli bir görev olduğunu söyledi."
"Zaten onun için hangi görev önemli değil ki"
Uri koltuğunda geriye yaslandı ve koltuğun hafifçe gıcırdamasına neden oldu.
"Bu senin işin Blake."
Göz devirerek masama geçtim ve çantamı (içinde sadece bir defter vardı onu da hava olsun diye alıyodum zaten) masaya bıraktım.
"İyi be, zaten seçeneğim varmış gibi... "
"İştesin Blake ona göre davran. "
Ah evet sarışın çıtır Bayan Zaria... Mükemmel tam da şuanda görmeyi en çok (!) istediğim kişi. Buranın Uri'den sonra en gözde ajanı. Gündelik hayatta Uri ile aramızda olduğu gibi burada da aramızda. Gözümü devirdikten sonra ona baktım. Pembemsi rujunu sürdüğü dudakları hafifçe yukarıya doğru kıvrılmıştı. Evet, Uri ile ikisi henüz 24 yaşında olmalarına rağmen buranın gözdesi oldular. Bense ONLARLA AYNI ÜNİVERSİTEDE OKUMAMA RAĞMEN hala kimsenin gözüne giremedim. Harika...
"Biliyorsun Blake. Sen arkadaşımsın ve harika bir potansiyelin var. Sadece böyle davranarak boşa harcıyorsun. " Zaria anlayışlı bir ifade ile dedi.
"Bak Zaria daha işe yeni başladık ve sen itiraz etmeden söyleyeyim bir yıl az bir süre. Ondan dolayı yeni bir iş almadan önce biraz yemek yemek istiyorum. Uri ile konuşacaksan konuş. "
Normalde insanlarla asla kaba konuşmam (özellikle kadınsa) ama Zaria bazen sinir bozucu oluyor.
Zaria oylayarak Uri'nin yanına gitti. "Amir bu dosyalara ihtiyacınız olduğunu söyledi. " dedi ve bana son defa bakıp çıktı.
"Oğlum neyin var senin? Cidden. "
Kafamı kaldırdığımda Uri'nin bana baktığını gördüm.
"Zaria'ya sinirim bozuldu sadece." gülerek ekledim. "Çok mu endişelendin hayatımın aşkı? "
Uri gözlerini yuvarladı ve hafifçe sırıtarak dosyalara göz gezdirmeye başladı. Sandalyede arkama yaslanırken kafamı hafifçe kaldırarak sordum.
"Sence Amir neden bizimle görüşmeden önce hep dosyalara göz atmamızı istiyor?"
"Cahil görünmememiz için. "
Ofladım ve bu sefer başka bir soru sordum.
"Konu ne peki."
Başını biraz kaldırıp bana baktı
"Canlılar üzerinde kaçak deneyler yapan ruh hastası bir adam."
Kaşlarımı havaya kaldırıp yerimde doğruldum.
"Demek deney... "
Hafifçe dağılmış kıvırcık siyah saçlarını eliyle düzeltti. "Çok bir bilgi yok geri kalanını Amir'in emriyle inceleyeceğiz mecbur. "
Uri nefesini verdi ve ayağa kalktı. "Hadi bekletmeyelim adamı daha fazla."
"Bence bir şey olmaz sakın ol azcık 'Let it happen' bebeğim. "
Ama başka seçeneğim olmadığı için huzursuzca yerimden kalktım. Amir Joseph'in odasına giden koridor diğerlerinden daha sessizdi. Kapının önüne geldiğimizde Uri kapıyı iki defa tıklattı.
"Gir"
Zaten klasik Amir aurası diye bir şey var odasına girdiğinizde sizi strese sokan türden.
"Oturun"
Bu adam cidden idolüm nasıl da tek kelime ile insanı strese sokabilir bir insan?
"Direkt olarak konuya geçicem. Üç hafta içinde 5 insan kayboldu."
Kafamı kaşıyarak "Cesetleri mi bulundu. " diye sordum.
Amir kafasını salladı.
"Keşke ama ne yaparsak yapalım insanlara ait tek bir iz bulabildik o da konumu bir mektupla bize bildirilmiş olan terk edilmiş bir laboratuvar. Laboratuvar içinde sadece kaybolan insanlardan birine ait bedeninden ayrılmış bir kafa bulduk. Dış yüzeydeki genetik yapı ile tamamen oynanmış ve kişi tamamen tanınmaz hale getirilmiş ama derin dokularda oynanma daha az. Bu sayede bireyin kimliğini belirledik."
Sert bir şekilde yutkundu ve derin nefes aldı.
"Fakat bizi asıl endişelendiren bu değil."
Uri kaşlarını çattı ve kısık sesle konuştu.
"İnsan genleri ile oynamaktan bahsediyorsunuz daha kötü ne olabilir? "
Amir kafasını iki yana salladı ve masasının üstünde duran kağıtları bize doğru itti. Masasının hemen karşısında durarken merakla dosyaya bakmak için biraz daha yaklaştık. Uri kağıtta yazan yazıyı okuduktan sonra bir adım geriledi.
"Ama bu kayıt... " dedim gözlerime güvenmeyerek.
Amir başını salladı. "Evet, veri tabanına göre bu DNA yıllar önce ölmüş kabul edilen birinin DNA'sına ait."
Uri ile aynı anda birbirimize baktık ikimizin de soru işaretleri gözlerimizden olunabiliyordu.
