Baran'ın sesinin yankılandığı odada, kelimeleri taşan bir nehir gibi içime doldu. Yangın gibi yanan öfkemi, titizlikle kontrol altında tutmaya çalışıyordum. Her kelimesinde, geçmişin o karanlık gecesine sürükleniyordum. Derin bir nefes alarak, duygularımı zapt etmeye çalıştım. Onun suçunun gölgesindeyken, adaletin ışığını bulabilmek bir o kadar zordu. Baran'ın söylediklerinden memnun değildim, elbette. Şüpheler ve kendini temize çıkarma çabaları. Onun her savunması, içimdeki aslanı uyandırıyordu. Sessizce çıktığım kapıdan, havadaki tütün kokusunu içime çekerek dışarıya adım attım. Soğuk hava, yüzümü bir tokat gibi karşıladı. Bu gece benim için uzun olacaktı, biliyordum. Nesrin'in ofisine doğru yürürken, kafamda asılı duran soru işaretlerini birer birer sıralıyordum. Onun her zaman için yanımda olacağına inanmıştım. Ancak son zamanlarda sergilediği soğukluk beni şüphelere düşürüyordu. Nesrin'in kapısını çaldım. Sesindeki titreme, sessiz çığlıklar gibiydi. “Serra, bu konuda pekala yanılıyorsun.” dedi soğuk ama yorgun görünen gözlerle. Sözlerini bir bilmece gibi incelemeye çalıştım, anlam veremiyordum. Nesrin’in ani tavır değişiklikleri bir girdabın başında beni bekliyordu sanki. Kalbimin derinliklerinde hala ona inanmak istiyordum, ama içim buruk ve güvensizdi. Zaman daralırken Timur’la buluştum. Onun alaycı gülümsemesi baştan sona kadar planladığı bir oyunun ipuçlarını fısıldıyordu adeta. Bana, Nesrin'in başka bir yüzünü gösterme telaşındaydı. Belki de haklıydı. Ancak onunla işbirliği yapma ihtimalini düşünmek bile cildimde bir ürpertiye neden oldu. Geçmişin gölgesinden kurtulamıyorduk. Baran’ın düzenlediği o iş toplantısına gizlice sızdım. Salondaki parlak avizeler gözlerimi rahatsız etti, ışıklar zihnimdeki karışıklığı daha da körükler gibiydi. Onun yanında, sesin içinde kaybolmuş bir fısıltı gibi sessizce dinledim. Her kelimesi bir sırdı, önceki cümlelerini unutturdu. Derken, Baran’ın bakışları beni buldu. O melankolik bakışlarıyla yanımdaydı. Kalbim, biraz heyecan, biraz endişe karışımı olan yeni bir ritimde çarpmaya başladı. Yüzünde beliren tereddüt, doğru şeyleri söylemesini engelliyordu. Onun itirafı, geçmişin zincirlerini parçalayacak mıydı? Tam o esnada, içerideki hava değişti. Sessiz bir düşman vardı. O başarısız olmuş sandığımız bir planı tekrar canlandırma peşindeydi. Tehlikenin adım adım yaklaştığı bu an, ciğerlerimde boğucu bir baskıya dönüşüyordu. İçimde bir düğüm daha var, çözülmeyi bekleyen. Görünmez bir dizeye bağlanmış gibi bekliyorduk. Hepimiz. Geçmişin gölgeleri arasında gerçeği arıyorduk. Herkesin kendi gerçeği farklıydı.
Bölüm 20
Bölüm 20: Çatışma ve Açığa Çıkışlar
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.