Baran'la o günü hiç unutmuyorum. Göz göze geldiğimizde, içimdeki tüm duygular birbirine karıştı. Öfke, arzuyla savaşıyordu. Her bir nefes alışım, sanki beni bu karmaşadan biraz daha uzaklaştırmak yerine daha da içine çekiyordu. Baran'ın o derin kahverengi gözleri önümdeydi şimdi. “Serra,” dedi, kelimelerini itinayla seçmek istercesine yavaşça. Bir süre duraksadı, gözlerinden geçen bir gölgeyle. “Sana anlatmam gereken bir şey var.” Ama o sırada cep telefonu çaldı. Tiz bir melodi, içinde süzülen gerilimi keskin bir bıçak gibi böldü. Baran'ın yüzü aniden ciddileşti ve gözlerindeki belirgin kararlılık yok oldu. "Özür dilerim, almam gerekiyor," diyerek aceleyle odadan çıktı. O an, içimdeki karışıklığa mahkûm edildim; kelimeler, dudaklarımın arasında şekilsizliyordu. Baran'ın neden bu kadar huzursuz olduğunu merak ediyordum. Peşinden gitmek istemedim, ama içimdeki bir ses beni durduramadı. Onun ardına takıldım, usulca. Boş koridor, aramızdaki mesafe kadar sessizdi. Duyabildiğim tek şey, kalbimin çılgınca atışıydı. Baran, Ela'nın yanına doğru yöneldi. Uzaktan duyabildiğim kadarıyla, gizli bir şey tartışıyorlardı. Kalbimde derin bir huzursuzluk hissi, kanımı beynime sıçratırcasına ilerledi. Ela, mağdurların tarafında yer alarak bizimle işbirliği yapıyordu. Peki ya şimdi? Baran'ın fısıltıları, duvarların yankısı arasında güçlükle duyulmayı bekliyordu. Tam o sırada duyduğum tiz bir çatırtı sesi kulaklarımda yankılandı. Derin bir nefes aldım. Kafamın içindeki düşünceler, birbirine karışmış sözler gibiydi. Geri döndüğümde, Timur'un yaklaştığını gördüm. Mülayim duruşuyla dibime kadar sokulmuştu. Onun yanında hep tetikte, ama tuhaf bir biçimde de güvende hissederdim. Duruşu güç timsaliydi. "Serra, konuşmamız lazım," dedi, sesi derin ve kadifeydi. Kendi iç savaşımda cesurca sızıyor gibiydi. Bu sırada Nesrin de bir gerginlik haliyle yanımıza geldi. "Ne bulduğunu duymam gerekecek," dedi Timur'a, gözleri delici ve merakla doluydu. Onun bakışları, bariz bir güvensizliğe sahipti. Aramızdaki gerilimin dokusu, ellerimle dokunacak kadar yoğundu. Nesrin'le göz göze geldim; gözleri, gizlediği sırların ağırlığını taşıyordu. Ama bu bizim hikayemizi engellemeyecekti. Bu sefer, geri dönüş yoktu. Baran, içime çektiğim derin nefes gibi, yavaşça gölgelerden geri döndü. “Tekrar konuşmamız lazım,” dedi, sesi kararlı ancak bir o kadar da ağılandı. Onunla yüzleşmeye daha kararlıydım. Ve belki de ilk kez, onun gözlerinde aynı kararlılığı görüyordum. Kendi içimdeki karmaşada savrularak, adalete olan inancımı hiçbir şeye değişmeyecektim. Şimdi, gerçeklerle yüzleşme vaktiydi. Başka bir yol yoktu artık. Geri dönülmez bir yola girmiştik ve benden yepyeni bir Serra çıkarmak üzereydi.
Bölüm 21
Bölüm 21: Geçmişin Hayaletleri
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.