İçeriğe geç

Kırık Adalet

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Kırık Adalet

Bölüm 14

Bölüm 14: Yüzleşmeler ve İtiraflar

Ofisin sessizliği beni içine çekiyor; bulunduğum ortam, duygularımın karmaşasından uzaklaştırıyor gibi. Ama bu aldatıcı bir huzur. Her an, içime yerleşmeye çalıştığım sakinlik, Baran’ın gelişiyle yerini fırtınalı bir çatışmaya bırakmak üzere. Bir yandan telefonuma düşen yazılar, bir yandan camdan süzülen gün ışığının yansıması beni rahatsız edici bir aynayla yüzleşmeye zorluyor; kaçtığım ve her an içinde bulunduğum gerçekliğe. Derin bir nefes alıyorum. Limon çiçeklerinin hafif kokusu burnumda geziniyor; biri masama taze çiçekler koymuş. Kendime disiplinli bir profesyonellik zırhı geçirmeye çalışırken, içimde öfkeli bir dalga yükseliyor. Baran Karataş. Geçmiş. Ailemin yüzü... Cinayet. Bu kelimeler zihnimde patlayıcı düşünceler gibi dolanıyor. Onunla yüzleşmeye hazır mıyım? Bu sürekli yinelenen soruya gerçek bir cevap bulamıyorum. Ama buradayım, bu an için. Kapı tıklatıldığında zaman sanki duruyor. Derin bir iç çekişin ardından kontrolümü topluyorum; omuzlarımı dikleştiriyorum. Kapı açılıyor ve Baran içeri süzülüyor. Yüzünde karmaşık ifadelerle dolu bir maske var. Kahverengi gözleri doğru kelimeleri bulmaya çalışırken bir an için derin bir gölet gibi donuk, sonra kararlı. "Serra" diyor hafif bir tonda, sesi yaz günü esen bir rüzgar gibi yumuşak ama soğuk. İçimde bir şey kıpırdanıyor; geçmişin yankısıyla her şeyin başladığı an... Gözlerinde pişmanlık, geçmişten bir hayalet gibi dolanıyor. Ona bir an bakıyorum, düşüncelerim keskin kristaller gibi zihnimde patlıyor. Hemen hemen her kasımın büksülmeye çalıştığını hissediyorum ama bu, geçmişin ağırlığını görmezden gelmek anlamına gelmez. Duygularımı tazeliğinin cazibesine kapılmasına izin veremem. "Buradayım," diyor iç sesim, oysa cevabımı sessiz olarak dile getiriyorum. Nihayet kelimeler çıkıyor ağzımdan, sert ve keskin: "Buraya neden geldin, Baran?" Beklenmedik olanak nedeniyle bir an duraksıyor, ama göğsünden çıkan ses ona aitmiş gibi değil, daha genç bir haline aitmiş gibi. "Geçmişte yaptıklarım için özür dilerim. Ve... Ve şu anki dava ile ilgili bilgileri paylaşmaya geldim." Düşünüyorum; onun kurbanı olduğumu ve aynı zamanda onu affetmeye ihtiyaç duyan birini. Belki biraz da kurtulmak istiyorum geçmişin zelalesinden; yine de hissettiğim kederin sıcaklığında bir oturma yumuşaklığı var. "Bunu neden yapıyorsun?" diyorum, sesi titrek ve biraz da sinirli. Baran bir an duraksıyor, gözlerinde titrek bir karanlık dolaşıyor. "Ne sana ne de kendime yalan söyleyebilirim. Geçmişin ağırlığı… Beni her gün boğuyor." Sözleri bir yankı gibi bileğimi zayıflatıyor. Onunla birlikte, ağırlıkla dolu derin bir nefes alıyorum. "Kararını tartmam gerekecek," diyorum, sesimde sert bir ton. İşbirliği konusunda hala kafam karışık. Baran’ın getirdiği evrakları masama bırakıyor. "İlk adım belki," diye ekliyor. Bir an gözlerimiz buluşuyor; aramızda karanlık bir nehir var, ama karşı akıntıya zorladıkça, o nehrin sağladığı su gibi acıyı da içine alıyor gibiyiz. Sonra Timur ve Ela, sesleriyle odaya giriyorlar. Timur’un, Baran’la işbirliği yapmanın risklerini ama olası faydalarını serin bir titizlikle açıklayışı... Ela’nın, gelecekte yaşanacak umutları hatırlatması. Hep birlikte bakıyorum; düşüncelerim dalgalanıyor. Baran'ın evraklarla getirdiği derin sırların bu yarayı nasıl saracağına dair; ikimize de yaşamamız için yeni bir umudun var olup olmadığına dair. Baran bir kez daha gözlerime bakıyor, ben de ona; karmaşık ama belki bir umut dolu geleceğe... Kader, bizi bir kez daha bu noktaya getirmişken cesaretle nasıl yüzleşeceğimizi düşünüyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.