İçeriğe geç

Kırık Adalet

Bölüm 12 · 2 dk okuma

Kırık Adalet

Bölüm 12

Bölüm 12: Karar Aşaması

Gece zifiri bir karanlık gibi üzerime çökmüştü. Odama süzülen ay ışığı, perdelerin arasından sızarak duvarlarda dans ediyordu; ama uyku benden çok uzaktaydı. Baran’ın işbirliği teklifi zihnimde yankılanıp duruyordu. İster istemez, geçmişin gölgeleri tekrar üzerime çökmüştü. Kalbim bir eksen gibi dönüyor, farklı yönlere savruluyordu. Baran; onun adı bile içimde bir düğüm gibiydi, hem çözülmek hem de sıkıca bağlanmak isteyen. Sabah olduğunda, turuncu bir şafak karşıladı beni. Nesrin ve Ela ile bir araya geldiğimde kafamdaki tüm sesleri susturup, sadece onların sesine odaklanmak istiyordum. Küçük, samimi bir kafede buluştuk. Kahve kokusu burnuma işlerken, müşteri fısıltıları arka fonda bir melodi gibi çınlıyordu. Burnuma çarpan tarçın kokusu bile içimdeki savaşı dindirir mi diye düşündüm. "Neden bu kadar huzursuz görünüyorsun?" dedi Nesrin, gözlerime derinlemesine bakarak. "Baran," diye fısıldadım. "Beni işbirliğine davet etti. Bunun çaresizlik mi, samimiyet mi olduğunu bilmiyorum." Ela’nın yeşil gözleri anında ciddileşti. "O kadar kolay güvenme Serra. Geçmişteki zararını unutmamalısın," dedi. Derin bir nefes aldım. "Ama ya onun da değişime ihtiyacı varsa?" diye düşündüm, sesim biraz daha güçlü çıkmıştı bu sefer. Ela ve Nesrin, cevap vermeleri gerektiğini bilerek sessiz kaldılar. Çatlak döşemeden gelen cızırtı gibi, içimden bir ses beni dürtüyordu. Doğru olan nedir Serra? Nesrin, etkileyici bir duraksamanın ardından stratejik bir öneriyle beni şaşırttı: "Onunla yüzleşmen, senin için de bir güç kaynağı olabilir. Geçmişteki yaralar seni parçalayabilir ama aynı zamanda seni güçlendirebilir de." Haklıydı. Baran’a karşı hissettiğim karmaşık duygular, beni yalnızca daha güçlü bir avukata dönüştürebilirdi. Derinlerde en zayıf yönümü ortaya çıkarmaya ve bu zaafı güce dönüştürmeye ihtiyacım vardı. Bir süre sessizce düşündüm. Sonra, o esnada yanıma yaklaşan garsonun kahvemi tazelediğini fark ettim. Kahvenin sıcak buharı, yüzümü okşarken Baran’ı nasıl değerlendireceğime dair içimi sakinleştiren bir farkındalığa ulaştım. Tam bu atmosferde, Timur’un içeriye girerken çıkardığı sesle irkildim. Elinde mahkemeye yeni kanıtlar sunduğunu belirten belgeler vardı. Yolsuzluk vakasına dair çarpıcı bir gelişme getirmişti benim ve davanın önüne. Sözleri titizlikle seçerek, "Heyecan verici gelişmeler var Serra. Tam da doğru zaman," dedi. Bu yeni kanıt, olayın seyrini bütünüyle değiştirecek kadar önemliydi. Baran, suçlarını tamamen itiraf etmeye hazır olduğunu söylediğinde, içimdeki direnç erirken, Baran'a karşı yeni bir bakış açısı geliştirmek zorunda olduğumu fark ettim. Baran’ı, mahkeme koridorlarında yüz yüze görmüştüm. Ona yaklaşırken ayaklarım yere daha kuvvetli basıyordu. İçimdeki fırtına dinmişti. Nihayet kararımı vermiştim. "Baran," diye seslendim, "seninle çalışmaya razıyım. Ama bu, geçmişi unuttuğum anlamına gelmiyor." Baran’ın gözleri şaşkınlıkla parladı. Derin bir nefes aldı ve başını salladı. Bu an, sadece bir başlangıçtı ve biliyordum ki, geleceğimiz için çok önemli bir adım atmıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.