7 Yıl Önce 13 Nisan
Doğum günümün ertesi sabah tapu işlemleri için erken kalkmıştım ama hem geç yattığım için hem de biraz içtiğimiz için başım çok ağrıyordu. Kısa bir duş aldıktan sonra ağrı kesici içmiş hafif bir kahvaltı yapmıştım. Üzerime de yazlık bir elbise giyip babamla tapu işlemlerini halletmeye gitmiştik. Öğlene doğru işimizin bitmesiyle babamdan beni Nazlıların evine bırakmasını istemiştim. Yaşadığımız yer küçük bir yer olduğu için hepimizin evi birbirine yakındı bu yüzdende çat kapı eve gelmelere hepimiz alışıktık. Babam beni Nazlıların evine bıraktıktan sonra gitmişti ve bende zile basıp kapının açılmasını bekliyordum. Nazlı dün çok kötü gözüküyordu ve nedenini bilmemek kötü hissettiriyordu. Kapıyı Nazlı’nın annesi Çağla teyze açmıştı. “ Aaa... Efsuncum sen niye buradasın?” diyerek karşılaması çok garipti. “Nazlıya bakmaya gelmiştim Çağla teyze. Müsait mi?” bunu dememle olayı anlamış olacak ki “ Ay çok pardon kızım ya garip tepki verdim ama Nazlılar sahile indi. Seni çağırmadılar mı?” nasıl yani bensiz mi buluşmuşlardı. “Öyle mi? Unutmuşum herhalde, teşekkür ederim yine de. İyi günler.” Diyerek arkamı döndüğümde Çağla Teyzede “ İyi günler kızım.” Diye bağırmıştı.
🍒
Nazlıların evinden ayrılıp sahile doğru ilerlerken bir yandan da neden beni çağırmadıklarını düşünüyordum. 10 dakikanın ardından sonunda sahile gelebilmiştim. Şu sıcak günlerde yürümek cidden zordu. Yazın yaklaştığı havadan bile belliydi. Sahilde biraz yürürken onları görmüştüm ve yanlarına doğru ilerliyordum. Onların yanına vardığımda önce “Selam, burada olduğunuzu bilmiyordum. Neden haber vermediniz?” demiştim. Ben bunları söylerken Nazlı hariç herkes sadece solgun bir şekilde “Selam” vermişlerdi. Nazlı onlar yerine “Belki de kafa dinlemek içindir.” Diye mırıldanmıştı. Muhtemelen duymadığımı düşünmüşlerdi bu yüzden Savaş “ Eee... nasılsın?” demişti. “Ciddi misiniz siz? Asıl sizin neyiniz var?” sorduğum soruyla Nazlı daha fazla dayanamıyor olacak ki ters bir şekilde kalktı ve gitti. Ardından Helin de kalktı ve Bora’ya uzun uzun baktıktan sonrada koşarak Nazlı’ya yetişti. Anlamadığım bir şeyler vardı ve bu canımın yakıyordu. Bora Helin’in gidişi ardından kendini toparladı ve “Bir şey yok sevgilim. Sen neden geldin? Diye sordu. Neden bu kadar gariplerdi anlamıyordum. “Yanınıza gelirken izin mi alayım Bora, anlamadım? Ayrıca asıl amacım Nazlıyla özel bir konu konuşacaktım.” Bora ters tepkime şaşırmış olacak ki önce ne diyeceğini bilemedi sonrada “Yok canım öyle demek istemedim Efsun. Nazlı’nın da üstüne gitme çok, zor zamanlar geçiriyor.” Dedi ve yanıma gelip bana sarıldı “Benim işim var şimdi yine görüşelim tamam mı?” diye ekledi ve gitti. Savaşta ayağa kalktı “Bende kaçar yeni yengenizle randevum var, şans dileyin.” Derken göz kırptı ve o da gitti. Geri sadece Dolunay, Can ve ben kalmıştık. Bende kumların üzerine oturup denizi izlemeye başladım bu sırada Dolunay “Sen bakma onlar arada oluyor böyle biliyorsun.” Demişti ama hiç bu kadar kötü olmamıştı. Dolunay’a karşı kafamı sallamamın ardından devam etti “Hava iyice soğudu eve geçelim artık. Sende takma kafana.” Derken kalktı ve benimde kalkmam için elini uzatmıştı. Elini tutup kalktığımda sarıldık ve onlara biraz sahilde dolaşacağımı söyleyip ikisini de uğurladım.
🍒
Sahilde biraz dolaştıktan sonra eve geçmiştim. En son olanlar üzerinden üç dört saat geçmişti. Bu sırada yemek yemiş, sosyal medyada gezinmiş, tatlı yapmıştım. Şuanda da tatlımı yiyip en sevdiğim dizilerden birini izliyordum. Kafam haliyle çok karıktı ve sadece dizi izlerken biraz rahatlıyordu. Bu sırada telefonuma bir mesaj gelmişti ve telefonu elime alıp mesaja baktım. Mesaj Dolunaydandı.
DOLUNAY: Efsun hemen kirazlığa gel. Senden bunca zamandır bunu sakladığım için özür dilerim...