İçeriğe geç

KİRAZ AĞACI

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KİRAZ AĞACI

Bölüm 2

BÖLÜM 2 BİRLİKTE,HAFTASONU

Hava düne göre biraz daha serindi. Yüzümü kapatan saçlarımı kulağımın arkasına aldım ve odamın penceresinden dışarıya, dünkü yağmurdan sonra nemli kalmış sokaklara baktım. İçimde uzun zamandır hissetmediğim tuhaf bir huzur vardı. Eski okulumdaki o kaygılı, her sabah karnıma ağrılar sokan Gökçe gitmiş; yerine daha umutlu, hatta hafta sonu uyandığı için içi içine sığmayan bir Gökçe gelmişti.

Yataktan kalkıp üzerime rahat bir şeyler geçirdim. Tam mutfağa inip kendime güzel bir kahvaltı hazırlayacaktım ki komodinin üzerindeki telefonum titredi. Ekrandaki bilinmeyen numarayı görünce kaşlarımı çattım.

Gelen Mesaj:

"Günaydın Kiraz Hanım. Dünkü kahve için tekrar teşekkürler, tadı hâlâ damağımda. Bugün dünkü kadar ıslanmayacağımız bir plan yapalım mı, ne dersin?"

Kalbimin yine dünkü gibi teklediğini hissettim. Bu çocuk numaramı ne ara almıştı? Tabii ya, dün sınıftan çıkmadan önce Neva ile numara arkadaşı olmuştuk, kesin ondan istemişti. Yüzümde engel olamadığım bir gülümsemeyle hemen yazmaya başladım:

Gönderilen Mesaj:

"Günayın Kiraz Bey. Numaramı hemen bulmuşsunuz bakıyorum da... Ayrıca dünkü gibi ıslanacaksak hiç gelmeyeyim, zira hâlâ saçlarımı kurutmaya çalışıyorum."

Çok geçmeden cevap geldi:

Gelen Mesaj:

"Söz, bu sefer yanıma iki şemsiye alacağım. Hazırlan, bir saate kapındayım."

Hızla dolabımın önüne geçtim. Bugün hava serin olduğu için üzerime dünkü gibi ince bir sweatshirt giymek yerine kalın, toprak tonlarında yumuşak bir hırka ve siyah bir pantolon seçtim. Saçlarımı açık bıraktım. Aynada kendime bakarken dünkü heyecanımın aslında korkudan değil, hayatımın değişmeye başlamasından kaynaklandığını anladım.

Tam bir saat sonra kapı zili çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda duran Kutay, dünkü o dağınık ve ıslak saçlarının aksine oldukça özenli görünüyordu. Üzerinde bu kez siyah bir ceket vardı ama yüzündeki o muzip gülümseme hiç değişmemişti.

"Merhaba Kiraz Hanım," dedi gözlerinin içi parlayarak.

"Sana bana öyle dememen gerektiğini söylemiştim Kiraz Bey," dedim sahte bir kızgınlıkla ama gözlerimi ondan kaçıramıyordum.

"Alışsan iyi olur, bence sana çok yakıyor," dedi ve eliyle sokağın yukarısını işaret etti. "Hadi bakalım, seni bu mahallenin en iyi sıcak çikolatacısına götürüyorum. Hafta sonunu evde oturarak harcayamayız."

Birlikte yürümeye başladık. Yol boyunca dünkü müzik dersinden, benim şarkı söylerken ne kadar heyecanlandığımdan ve onun gitar çalarken ne kadar profesyonel göründüğünden konuştuk. Kutay'la konuşmak o kadar kolaydı ki, sanki onu yıllardır tanıyor gibiydim. Eski okulumda kendimi görünmez kılmaya çalışırken, burada, onun yanında her şeyimle kendim olabiliyordum.

Kutay birden durdu ve bana döndü. "Biliyor musun Gökçe..." dedi, sesi bu kez her zamankinden daha ciddi ve yumuşaktı. "Dün okula ilk girdiğinde gözlerindeki o korkuyu görmüştüm. Ama tahtaya çıkıp şarkı söylemeye başladığın an... Sanki bambaşka biri oldun. Çok güçlüydün. Bu okulda kimsenin seni üzmesine izin verme, tamam mı?"

Bileğimi dün tuttuğu o sıcaklık, bu kez sözleriyle kalbime dokunmuştu. Gözlerimin dolduğunu hissettim ama bu kez mutluluktandı.

"Teşekkür ederim Kutay," dedim usulca. "Seninle birlikteyken kendimi gerçekten güvende hissediyorum."

Kutay gülümsedi, elini cebinden çıkarıp hafifçe omzuma koydu. "O zaman bu güvenli hafta sonunun tadını çıkaralım. Bak, geldik bile."

Önünde rengarenk çiçekler olan küçük, şirin kafeye doğru adımlarken, bu hafta sonunun hayatımdaki en güzel başlangıç olacağını zaten biliyordum.Kafenin ahşap kapısını araladığımızda içeriye taze çekilmiş kahve ve fırından yeni çıkmış kurabiyelerin o muazzam kokusu yayıldı. Köşedeki boş masalardan birine doğru geçerken, tanıdık bir ses tonu adımlarımızı durdurdu.

"Oooo, bakın burada kimler varmış!"

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde, cam kenarındaki geniş masada oturan Bora ve hemen yanındaki Neva'yı gördüm. Bora elindeki bardağı havaya kaldırıp bize muzipçe sırıtırken, Neva ise elindeki kahve fincanının arkasından bana göz kırpıyordu.

Kutay derin bir nefes alıp fısıldadı: "Bora'nın olduğu yerde huzur bulmak gerçekten imkansız." Ama bunu söylerken bile yüzünde bir gülümseme vardı.

Birlikte masalarına doğru adımladık. Bora hemen yanındaki boş sandalyeleri işaret etti. "Gelsenize yanımıza, biz de tam sizden bahsediyorduk."

"Bizden mi?" dedim kaşlarımı kaldırarak, bir yandan da Neva'nın yanındaki sandalyeye yerleşirken.

"Yani, daha çok dünkü efsanevi müzik dersi performansınızdan," dedi Neva heyecanla koluma dokunarak. "Gökçe, sesin gerçekten harikaydı! Ve siz ikiniz... Sahnedeki uyumunuz mükemmeldi. Kutay'ı hiç bu kadar iştahlı gitar çalarken görmemiştim."

Kutay montunu sandalyesinin arkasına asarken Bora'ya ters bir bakış attı. "Bora'nın fitne fesat teorilerini dinlemediğin sürece her şey harikaydı Neva, teşekkürler."

Bora hemen savunmaya geçti, ellerini göğsüne koyup yapmacık bir kırgınlıkla konuştu: "Ne alakası var oğlum? Ben sadece sanatsal uyumunuzu ve dünkü aynı renk giyinme tesadüfünü yorumluyorum. Bugün de renkleriniz çok uyumlu bu arada. Toprak tonları ve siyah... Sözleştiniz mi?"

Yanaklarımın hafifçe ısındığını hissettim. Kutay ise hiç istifini bozmadan garsonun masaya bıraktığı menüyü incelemeye başladı. "Bora, eğer susmazsan senin sıcak çikolatanı ben içerim."

Sohbet o kadar keyifli ve akıcıydı ki, bir süre sonra kendimi dünkü o çekingen kız gibi hissetmeyi tamamen bırakmıştım. Neva çok sıcakkanlıydı; bana okulun dedikodularından, öğretmenlerin huylarından ve en önemlisi de müzik grubunun ne kadar eğlenceli olduğundan bahsediyordu. Bora ise sürekli araya girip espri yapıyor, bizi kahkahalara boğuyordu.

"Eee Gökçe," dedi Bora masaya doğru biraz eğilerek. "Pazartesi günü ilk provamız var. Okul festivaline hazırlanıyoruz. Kutay gitar, ben piyanodayım. Senin de solistimiz olarak şarkıyı dünkü gibi içten okuman gerekecek. Tabii gözlerini Kutay'dan ayırabilirsen..."

Masanın altından Bora'nın ayağına hafifçe vuran Kutay oldu. "Bora, kaşınıyorsun."

"Tamam tamam, sustum!" dedi Bora gülerek ellerini havaya kaldırırken.

Kafedeki saatlerin nasıl geçtiğini anlamamıştık. Dışarıda hafiften bir çiseleme başlamıştı ama bu sefer yanımızda şemsiyemiz vardı ve en önemlisi, yanımda kendimi güvende hissettiğim arkadaşlarım vardı. Hayatımda ilk defa, pazartesi gününün gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum.

Gruptan ayrılıp eve doğru yürürken, Kutay şemsiyeyi bana doğru eğmiş, kendisi hafifçe ıslanmayı göze almıştı.

"Ne düşünüyorsun?" diye sordu sessizliği bozarak.

"Hiç," dedim başımı ona doğru çevirip gülümseyerek. "Sadece... İlk defa yeni bir haftanın başlamasından korkmuyorum. Teşekkür ederim Kutay."

Kutay durdu, şemsiyeyi tutmayan diğer eliyle hafifçe saçımı düzeltti. "Sana söylemiştim Kiraz Hanım. Bu okulda her şey çok d

aha güzel olacak. Bu daha başlangıç."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.