İçeriğe geç

KİRAZ AĞACI

Bölüm 1 · 4 dk okuma

KİRAZ AĞACI

Bölüm 1

BÖLÜM 1 YENİ OKUL

Sabah gözüme çarpan güneş ışığıyla birlikte uyandım. Ağır bir esnemeden sonra nihayet yataktan kalkabildim. Bugün yeni okulumdaki ilk günümdü ve nedense hiç heyecanlı değildim; çünkü yine eski okulumdaki gibi zorbalanacağımı biliyordum...

Elimi yüzümü yıkayıp mutfağa indim, kahvaltımı yapıp odama çıktım. Okul için altıma mavi bir kot, üstüme ise kirazlı bir sweatshirt giydim. Telefonumu da alıp evden hızlıca çıktım. Yolda yürürken; uzun boylu, arkasında kiraz deseni olan siyah bir sweatshirt giymiş bir çocuk bana çarptı. Çok hızlı koşuyordu. Ben daha "Önüne baksana be!" diyemeden gözden kayboldu gitti. Olayı kısa bir süre içinde unutup kulaklığımı taktım ve okulun yolunu tuttum.

Okula vardığımda, bahçede o kiraz desenli sweatshirtü giyen çocuğu gördüm. Hiç düşünmeden yanına doğru hızlıca yürüdüm, omzuna sertçe vurup, "Hey, baksana!" diye bağırdım.

Çocuk bana dönüp, "Ne var?" dedi.

Ben de atarlı bir sesle, "Sabah bana çok sert çarptın ve özür bile dilemedin," dedim.

Çocuk bana son derece sakin bir sesle, "Kusura bakmayın, Kiraz Hanım," dedi.

"Kiraz Hanım mı? O ne biçim bir lakap böyle?" diye düşündüm ama nedense içimde kabullenmek istemediğim bu lakap hoşuma gitmişti.

"Madem o kadar yalvardınız, özrünüzü kabul ettim Kiraz Bey. Peki, 12/C nerede?" diye sordum.

Kiraz Bey bana, "Aynı sınıftayız," deyince kalbim resmen yerinden çıktı. Ama bu hoşlanmak anlamında değildi; gerçekten de heyecandan kalbim yerinden fırlayacak gibi olmuştu.

Kiraz Bey yine bana dönerek, "E hadi, gelmiyor musun?" diye sordu.

Ben de bağırarak, "Geliyorum!" dedim ve birlikte sınıfın yolunu tuttuk.

"Galiba bu okulda zorbalanmayacağım," diye düşündüm içimden. Ancak Kiraz Bey'le sınıfa girdiğimizde, sınıftaki mavi sweatshirtlü bir çocuk, "Oooo, Kutay beyimiz sevgili yapmış!" diye bağırınca, tabii ki sınıftakiler de ona eşlik etti. Demek ki bizim Kiraz Bey'in adı Kutay'mış...

Ben sinirli bir şekilde, "Ne sevgilisi be!" diye bağırdım.

Kutay'ın yanında duran o mavi sweatshirtlü çocuk bana bakarak, "Madem sevgili değilsiniz, o zaman neden aynı sweatshirtü giydiniz?" deyince hemen Kutay'a baktım.

Yüzümün kızardığını fark eden Kutay, mavi sweatshirtlü çocuğa dönerek, "Aynı sweatshirtü giydiysek ne olmuş? Her aynı giyen sevgili mi oluyor, Bora? Demek ki Kiraz Hanım'la zevklerimiz benziyor, değil mi Kiraz Hanım?" dedi.

"Evet, Kiraz Bey," dedim sakince.

Benim için ilk ders saati çalmıştı. Hoca, kendimi tanıtmam için beni tahtaya çıkardı. Tahtaya çıkmanın verdiği o tatlı heyecanla kendimi tanıtmaya başladım: "Herkese merhaba, ben Gökçe. 18 yaşındayım," dedim heyecanlı bir sesle. Öğretmenimiz, oturmam için beni uzun saçlı, yeşil gözlü bir kızın yanına yönlendirdi.

Kıza sessizce, "Merhaba, ben Gökçe," dedim.

Kız da gülümseyerek, "Memnun oldum, ben de Neva," dedi. Kızı görünce nedense kendimi ona çok yakın hissetmiştim.

Nihayet teneffüs zili çaldığında Neva ile birlikte okulu gezmeye başladık. Kutay da o sırada koridorun köşesinde Bora ile konuşuyordu. Kutay'a baktığımı gören Neva, "Bir şey mi oldu?" diye sordu.

"Yok bir şey, sadece gözüm daldı," dedim ve hemen konuyu değiştirmek için ekledim: "Neva, bahçeye çıkalım mı? Beni biraz sıcak bastı."

Merdivenlerden inerek bahçeye çıktık. Neva ile uzun uzun konuştuktan sonra son derse geçtik. Dersimiz müzikti ve hoca, okul orkestrasına sesi güzel birini arıyordu. Birden gelen cesaretle, hocaya doğru dönerek, "Ben yaparım!" dedim.

Müzik öğretmenimiz beni tahtaya çıkardı. Orkestrada Kutay gitar çalıyordu ve çalarken yüzünde kocaman, sıcacık bir gülümseme vardı. Müzik hocasının verdiği şarkıyı okumaya başladığımda başta çok utanmıştım ama kendimi bu şarkıyı söylerken inanılmaz mutlu hissediyordum. Gitar ve piyano sesi daha baskın gelmeye başladığında kendimi tamamen müziğe kaptırdım ve doğrudan Kutay'ın gözlerinin içine bakarak şarkıyı devam ettirdim.

Şarkı bitince duyduğum ilk şey sınıfın coşkulu alkış sesleri ve hocanın "Seçildin!" demesiydi. Ama benim gördüğüm tek şey, Kutay'ın gözleriydi.

Teneffüs zili çaldığında birden dışarıda bardaktan boşanırcasına bir yağmur başladı. Neva'nın önemli bir işi olduğu için erken çıkması gerekmişti. "Ne yapalım, artık ıslanacağız," dedim kendi kendime ve kendimi dışarıya attım. Derken tam karşımda, saçlarından su damlayan Kutay'ı gördüm.

Bana, "Merhaba Kiraz Hanım," diye seslendi.

Ona dönerek, "Bana Kiraz Hanım deme!" diye bağırdım.

O da gülerek, "Tamam Kiraz Hanım, pardon... Gökçe," dedi. Birden üstündeki ceketi çıkarıp yanıma geldi ve ceketi iki eliyle kaldırıp ıslanmamızı önleyerek bana "Seni evine bırakayım, Kiraz Hanım," dedi.

Ben de, "Bana Kiraz Hanım dem- Neyse, kime ne diyorum ben? Kendim giderim, sağ ol," diyerek ceketinin altından çıktım.

Ama o, aniden bileğimden tutup beni tekrar ceketin altına çekti. Elimi sıkıca kavrayıp, "Sen sadece bana evinin yolunu göster," deyince kıpkırmızı olmuştum. Okul yolunda, sırılsıklam bir halde, elimi tutan o çocukla tek bir ceketin altında koşmaya başladık.

Eve geldiğimizde ikimiz de sırılsıklamdık. Teşekkür etmek için onu eve davet ettim ve sıcak birer kahve ikram ettim. Kahve eşliğinde geçen uzun ve tatlı bir sohbetten sonra Kutay evine gitti. Bugün gerçekten çok güzel bir gündü. Yarının hafta sonu olduğunu düşünmek içimi daha da ısıttı. Yeni okulumdaki ilk günüm olmasına rağmen, kendimi bu okulda çok güvende hissediyordum. En sevdiğim şarkıyı açıp

huzurlu bir uykuya daldım...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Umarım seversiniz ve 4. Bölüm biraz kısa olabilir ona devam edicem bilginize.. Ve lütfen yorumlarda saygılı olun eğer kitapla ilgili ilerleyen bölümlere önerileriniz varsa lütfen paylaşın