"Bazı kapılar açılmak için değil, ardındaki gerçeği saklamak için aralık bırakılır."
Kapının yavaşça açılan sesiyle olduğum yerde donup kaldım.
Elimde hâlâ telefonum vardı.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sanki odanın içinde yankılanıyordu.
Kapı birkaç santim aralandı.
"N-Ne var?" diye fısıldadım.
Kapının ardından annemin sesi geldi.
"Aleyna... Uyumadın mı?"
Derin bir nefes verdim.
Sadece annemdi.
"Uyuyacaktım."
Kapıyı biraz daha açıp içeri girdi. Elinde bir bardak su vardı.
"Başın ağrır diye düşündüm."
Bardağı komodinin üzerine bıraktı.
Gözleri bir an telefonuma kaydı.
Telefonu yavaşça yastığın altına koydum.
Annem bunu fark etmiş gibiydi.
"Biriyle mi konuşuyorsun?"
Kalbim sıkıştı.
"Hayır."
Kısa bir sessizlik oldu.
"İyi geceler."
"İyi geceler."
Kapıyı kapatıp odadan çıktı.
Ayak sesleri koridorda yavaş yavaş kayboldu.
Telefonumu yeniden elime aldım.
Yeni mesaj yoktu.
Ama içimde tuhaf bir his vardı.
Sanki biri beni izlemeye devam ediyordu.
Ertesi sabah annem beni yeni okuluma kayıt yaptırmak için erkenden uyandırdı.
Hazırlanırken aynaya baktım.
Karşımdaki kişi bendim.
Ama kendimi hâlâ tanımıyordum.
Arabada giderken annem sürekli okuldan bahsediyordu.
"Öğretmenlerin anlayışlı olacaktır."
"Arkadaş edinmen uzun sürmez."
"Her şey zamanla düzelecek."
Keşke ben de buna inanabilseydim.
Okulun bahçesine adım attığım anda garip bir his oluştu.
Sanki buraya daha önce gelmiştim.
Ama bu mümkün değildi.
Koridorlarda yürürken duvarlara, sınıflara ve dolaplara bakıyordum.
Her şey yabancıydı.
Müdür yardımcısı bizi sınıfları gezdirirken gözüm koridorun sonuna takıldı.
Siyah şapkalı biri...
Bir anlığına bana baktı.
Nefesim kesildi.
Oydu.
Parkta gördüğüm kişi.
"Bir saniye!" diye seslendim.
Hiç düşünmeden peşinden koştum.
Koridorun sonuna vardığımda...
Kimse yoktu.
Sadece açık bir acil çıkış kapısı rüzgârla hafifçe sallanıyordu.
"Eminim buradaydı..." diye mırıldandım.
"Aleyna?"
Annemin sesiyle irkildim.
"Nereye gidiyorsun?"
"Ben..."
Ne diyeceğimi bilemedim.
"Birini gördüm sandım."
Annem anlam verememiş gibi yüzüme baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden yanıma geldi.
Akşam eve döndüğümüzde yorgunluktan kendimi yatağa attım.
Telefonumu elime aldım.
Tam ekranı kilitleyecekken yeni bir bildirim geldi.
**0507 *** ** :Bugün beni gördün.
Boğazım düğümlendi.
Hemen cevap yazdım.
Siz:Sen okulda mıydın?
Mesaj neredeyse anında okundu.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
**0507 *** ** :Evet.
Ellerim titremeye başlamıştı.
Siz:Neden kaçıyorsun?
Bu kez cevap biraz gecikti.
**0507 *** ** :Çünkü henüz hazır değilsin.
Telefonu elimde sımsıkı tuttum.
Siz:Neye hazır değilim?
Uzun süre cevap gelmedi.
Tam umudumu kesmişken ekran yeniden aydınlandı.
**0507 *** ** :Gerçeğe.
Mesajı tekrar tekrar okudum.
"Gerçek..."
Artık bu kelimeden nefret etmeye başlamıştım.
Telefonu komodine bırakırken çantamın fermuarının açık olduğunu fark ettim.
Sabah çıkarken kapattığıma emindim.
Yavaşça eğilip küçük gözü açtım.
İçinde daha önce hiç görmediğim eski, paslı bir anahtar duruyordu.
Anahtarın ucuna küçük bir etiket bağlanmıştı.
Üzerinde tek bir şey yazıyordu.
D-14
Anahtarı elime aldığım sırada telefonum son kez titredi.
**0507 *** ** :Sakın kaybetme.
Yakında neyi açtığını öğreneceksin.