Annem odadan çıktıktan sonra birkaç dakika boyunca olduğum yerde oturdum.
Telefon hâlâ elimdeydi.
Ekranda duran son mesajı tekrar okudum.
**0507 *** ** :Telefonunu sakla.
Sana güvenmiyor.
İçimde garip bir his vardı.
Annem bana güvenmiyor değildi.
Bence benden bir şey saklıyordu.
İkisi aynı şey değildi.
Ya da ben öyle olmasını umuyordum.
Telefonumu çekmeceme koydum.
Tam yatağıma uzanacaktım ki yeni bir mesaj geldi.
Kalbim yine hızlandı.
**0507 *** ** :Yarın saat 15.00'te Nilüfer Kent Parkı'na git.
Mesajın devamı hemen geldi.
**0507 *** ** :Tek başına.
Boğazım düğümlendi.
Bu çok saçmaydı.
Kim olduğunu bilmediğim biri beni parka çağırıyordu.
Gitmemeliydim.
Gitmeyecektim.
En azından o an öyle düşünüyordum.
Ertesi gün annem erkenden evden çıktı.
"Markete gidiyorum. Çok oyalanmam."
Kapı kapanır kapanmaz saate baktım.
14.10.
Telefonumu elime aldım.
Mesaj hâlâ duruyordu.
Gitsem mi?
Gitmesem mi?
Yaklaşık on dakika boyunca kendi kendime bunu düşündüm.
Sonunda montumu giydim.
"Sadece bakıp döneceğim."
Kendi kendime bunu söylemek içimi biraz olsun rahatlattı.
Park beklediğimden daha kalabalıktı.
Koşu yapan insanlar...
Bisiklete binen çocuklar...
Banklarda oturan yaşlılar...
Her şey normal görünüyordu.
Telefonum yeniden titredi.
**0507 *** ** :Sol tarafındaki kırmızı banka otur.
İrkilerek etrafıma baktım.
Gerçekten kırmızı bir bank vardı.
Yavaşça gidip oturdum.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sesini duyabiliyordum.
Bir dakika geçti.
Sonra iki.
Kimse gelmedi.
Telefon tekrar titredi.
**0507 *** ** :Bankın altına bak.
Eğilip bankın altına baktım.
Siyaha boyanmış metal ayağın iç kısmına küçük bir zarf bantlanmıştı.
Titreyen ellerimle zarfı çıkardım.
Üzerinde tek kelime yazıyordu.
Aleyna
Etrafıma baktım.
Kimse bana dikkat etmiyordu.
Zarfı yavaşça açtım.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta yaklaşık dört yaşlarında bir kız çocuğu vardı.
Onun yanında ise gülümseyen bir erkek çocuk...
Aynı çocuk...
Hastanedeki albümde gördüğüm çocuk.
Bu kez fotoğraf yırtılmamıştı.
Arkasını çevirdim.
Mavi tükenmez kalemle tek bir cümle yazılmıştı.
"Bana kuzen dediler, değil mi?"
Nefesim kesildi.
Bunu...
Bunu nereden biliyordu?
Telefon yeniden titredi.
**0507 *** ** :Sana yalan söylediler.
Elimdeki fotoğrafa tekrar baktım.
İçimde tarif edemediğim bir acı yükselmeye başlamıştı.
Tam ayağa kalkacakken uzaktan birinin bana baktığını hissettim.
Başımı kaldırdım.
Siyah şapkalı, uzun boylu bir adam birkaç saniye boyunca bana baktı.
Tam ona doğru bir adım atacaktım ki arkasını dönüp kalabalığın arasına karıştı.
"Bekle!"
diye bağırdım.
Koşmaya başladım.
Ama birkaç saniye sonra gözden kaybolmuştu.
Nefes nefese etrafıma baktım.
Yoktu.
Telefonum son kez titredi.
**0507 *** ** :Henüz hazır değilim.
Ama çok yakında yüz yüze geleceğiz.
Mesajı okurken elimdeki fotoğrafı sıkıca tuttum.
Artık emindim.
Bu kişi beni sadece tanımıyordu.
Geçmişimin tam ortasında duruyordu.