"Bazen bir insanı yüzünden değil, bıraktığı histen tanırsın."
Kolye hâlâ boynumdaydı.
Onu çıkarmaya cesaret edemiyordum.
Sanki çıkarırsam az önce gördüğüm anı da kaybedecekmişim gibi hissediyordum.
Ama aklımda tek bir soru vardı.
Kimdi o çocuk?
Ve neden onu hatırlayamıyordum?
Eve döndüğümüzde annem bütün yol boyunca sessizdi.
Bana birkaç kez bakıp konuşmak istedi.
Ama her seferinde vazgeçti.
Sonunda dayanamadım.
"Anne."
"Evet?"
"Ben küçükken bana 'Minik Kelebek' diyen biri var mıydı?"
Annemin yüzündeki ifade değişti.
Sadece birkaç saniyeliğine...
Ama gördüm.
Şaşırmıştı.
"Bu nereden çıktı?"
"Sadece cevap ver."
Annem gözlerini kaçırdı.
"Hatırlamıyorum."
İçimde bir şey kırıldı.
Çünkü artık biliyordum.
Annem bazı şeyleri gerçekten unutmuş değildi.
Sadece anlatmak istemiyordu.
Odamda kolyeyi incelerken telefonum titredi.
Selin 💜:Acil konuşmamız lazım.
Hemen aradım.
"Ne oldu?"
"Sana bir şey göndereceğim."
Birkaç saniye sonra telefonuma eski bir fotoğraf geldi.
Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.
Eski bir doğum günü fotoğrafıydı.
Ben...
Yanımda küçük bir çocuk...
Ve çocuğun elinde aynı kolyenin kutusu vardı.
"Selin..."
"Ben de şok oldum."
"Bu fotoğraf nereden çıktı?"
"Annenizin eski evinden kalan dijital yedeklerde."
Kalbim hızlandı.
"Benim haberim olmadan mı?"
"Evet."
Fotoğrafı büyüttüm.
Çocuğun yüzü biraz bulanıktı.
Ama boynundaki kolye kutusu...
Aynıydı.
Telefonum yeniden titredi.
Bu kez bilinmeyen numaraydı.
**0507 *** ** :Fotoğrafı gördün.
Parmaklarım dondu.
Siz:Sen biliyordun.
Bir süre cevap gelmedi.
Siz:O çocuk kim?
Dakikalar geçti.
Sonunda:
**0507 *** ** :Bunu sana ben söylememeliyim.
Kaşlarımı çattım.
Siz:Neden?
Cevap:
**0507 *** ** :Çünkü onu kendin hatırlamalısın.
Sinirlenmiştim.
Sürekli aynı şey oluyordu.
Birileri bana küçük parçalar veriyor, sonra gerçeği söylemeden geri çekiliyordu.
Telefonumu yatağa bıraktım.
Tam o sırada odamdaki eski kutu gözüme çarptı.
Hani annemin verdiği çocukluk eşyalarının olduğu kutu...
İçinden bir şey çıkarmamıştım.
Belki de cevaplar zaten evimizin içindeydi.
Kutuyu açtım.
Eski oyuncaklar...
Çizimler...
Küçük notlar...
Derken en altta katlanmış bir kâğıt buldum.
Üzerinde çocuk yazısıyla:
"Aleyna ve Enes'in gizli anlaşması."
yazıyordu.
Nefesim kesildi.
Kâğıdı açtım.
İçinde sadece üç madde vardı.
1.Birbirimizi asla bırakmayacağız.
2.Kelebeği kaybedersek tren garında buluşacağız.
3.D-14 bizim gizli yerimiz olacak.
Elimdeki kâğıt titremeye başladı.
D-14...
Tren garı...
Kelebek...
Hepsi aynı yere çıkıyordu.
Tam o sırada kapım açıldı.
Annem içeri girdi.
Elimdeki kâğıdı görünce olduğu yerde kaldı.
"Aleyna..."
"Söyle bana."
Sesim titriyordu.
"Enes benim abim miydi?"
Annemin gözleri doldu.
Bu kez kaçmadı.
Bu kez yalan söylemedi.
Sadece fısıldadı:
"Evet."
O tek kelimeyle...
Yıllardır bilmediğim bir gerçeği öğrendim.
Ama annemin yüzündeki korku bana başka bir şey söylüyordu.
Sanki asıl soru...
Enes'in kim olduğu değilmiş gibi.
Asıl soru...
Enes'e ne olduğuymuş.