"Bazı insanlar görünmeden de hayatını değiştirebilir."
O gece annemle neredeyse hiç konuşmadık.
Telefon görüşmesinden sonra odasına kapanmıştı.
Kapısının önünden geçerken içeriden sessizce ağladığını duyabiliyordum.
Ama kapıyı çalmaya cesaret edemedim.
Sabah erkenden telefonum titredi.
Bu kez bilinmeyen numara değildi.
Uzay 💙:Günaydın.
Bu hafta sonu seni görmeye gelebilir miyim?
Mesaja uzun süre baktım.
Onu görmek istiyordum.
Ama son günlerde yaşadıklarımın içine onu da çekmekten korkuyordum.
Siz:Biraz daha bekleyelim olur mu?
Cevap hemen geldi.
Uzay 💙:Seni beklemek sorun değil.
Yeter ki iyi ol.
Telefonu kapattığımda içim burkuldu.
Her geçen gün onu kendimden uzaklaştırıyormuş gibi hissediyordum.
Kahvaltıdan sonra Selin aradı.
"Bir şey buldum."
Kalbim hızlandı.
"Ne buldun?"
"Hastanedeki güvenlik kameralarıyla ilgili."
Şaşkınlıkla doğruldum.
"Nasıl yani?"
"Babamın bir arkadaşı hastanede çalışıyor."
"Selin..."
"Sakin ol, görüntülere ulaşmadım."
Derin bir nefes aldım.
"Ama o gün seni ziyarete gelen herkes kayıt altına alınmış."
"Sonra?"
"Resmî izin olmadan bakamıyoruz."
İçimde küçücük de olsa bir umut doğdu.
Belki gerçekten hastanedeki o yabancı kişiyi bulabilirdik.
Öğleden sonra telefonum yeniden titredi.
Bu kez beklediğim mesaj gelmişti.
**0507 *** ** :Bugün dışarı çık.
Siz:Nereye?
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
**0507 *** ** :Mavi Kitap Kafe.
Kaşlarımı çattım.
Orayı hiç duymamıştım.
Siz:Neden?
Bu kez cevap sadece iki kelimeydi.
**0507 *** ** :Seni bekliyor.
Yarım saat sonra kafeye vardım.
İçerisi sakindi.
Cam kenarındaki masalara tek tek baktım.
Kimse beni bekliyor gibi görünmüyordu.
Tam geri dönecekken garson yanıma geldi.
"Afedersiniz... Aleyna siz misiniz?"
Şaşkınlıkla başımı salladım.
Garson cebinden küçük, kahverengi bir zarf çıkardı.
"Bunu size bırakmışlar."
"Kim bıraktı?"
"Kapüşonlu genç bir adam."
Kalbim hızlandı.
Enes...
Olabilir miydi?
Titreyen ellerimle zarfı açtım.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta ben vardım.
Yaklaşık dört yaşındaydım.
Yanımda yüzü kalemle karalanmış bir çocuk duruyordu.
Arkasına tek cümle yazılmıştı.
"Bazı insanlar fotoğraflardan silinir. Hatıralardan değil."
Tam fotoğrafı çantama koyacakken omzuma biri çarptı.
Fotoğraf yere düştü.
Eğilip almak isterken siyah ayakkabılı bir adam fotoğrafın üzerine bastı.
Başımı kaldırdım.
Adam koyu renk güneş gözlüğü takıyordu.
Yüzünü seçemiyordum.
Sadece bana doğru eğildi.
Ve fısıldadı.
"Geçmişi kurcalamayı bırak."
Kanım dondu.
Bir şey söyleyemeden doğruldu.
Kalabalığın arasına karıştı.
Koşmaya başladım.
"Hey! Dur!"
Ama birkaç saniye içinde gözden kayboldu.
Nefes nefese kaldırıma çıktığım anda telefonum titredi.
**0507 *** ** :Seni buldular.
Kalbim deli gibi atıyordu.
Siz:O adam kimdi?
Bu kez cevap diğerlerinden daha uzun sürdü.
Sonunda ekran aydınlandı.
**0507 *** ** :Sana zarar vermesine izin vermeyeceğim.
Gözlerim satırlarda takılı kaldı.
İlk defa...
İlk defa bana böyle bir cümle kurmuştu.
O kim olursa olsun...
Beni korumaya çalışıyordu.
Ama neden?
Ve beni kimden koruyordu?