Her zaman ki gibi Zeytin beni uyandırmaya gelmişti. Sümeyra abla kahvaltıyı hazırlamış bizi bekliyordu. Annem zaten herkesten önce kalkmıştı. Zeytin'in beni kaldırmasından sonra aşağıya indim. Abim Melih daha kalkmamıştı fakat Merih abim ve üvey babam kalkmıştı.
Zaten üvey abimin günlük rutiniydi bana aynı bakışı atması. Aşağıya indiğimde abimin daha kalkmamış olmasına şaşırmıştım. Çünkü o hepimizden önce kalkardı ve Zeytin'i dışarı çıkarırdı. Annemlere günaydın dedikten sonra abimin nerede olduğunu sordum. Bana cevap vermediler. Üvey abim Merih ile tekrar göz göze geldik. Hala bana olan bakışları duruyordu. Gözlerindeki o öfkeyi görebiliyordum. Bana sert bir bakış atarak
"Cehhennemin dibinde." Diye bağırdı.
Yüzümü asarak Sümeyra ablanın yanına gittim.
"Günaydın abla."
"Günaydın kızım."
"Melih abim nerede? gördün mü?"
"Yukarıda odasındadır, merak etme." Dedi
Biraz mutlu bir şekilde yukarıya çıktım. Odasının kapısına yöneldim. Başta biraz korktum ve rahatsız etmek istemedim. Sonra bir cesaret ile kapısını çaldım. Ses gelmedi. Bir daha çaldım , yine ses gelmedi. En son odasına girdim. Baktığımda hala uyuyordu. Ama her zaman yüzünde olan o masumluk sanki öfkeye dönüşmüştü. Çok yorgun görünüyordu. Yanına doğru yaklaştım. Uyandırmaya çalıştım ama bir o kadar da uyandırmak istemiyordum. Çünkü her an bana kızacakmış gibi duruyordu. Evet, hiçbir zaman bana kendisi kızmadı. Ama ne yapabilirim ki korkuyordum. Abimin yanına yaklaştıktan ve uyandırmaya çalıştıktan sonra gözlerini açtı. Uyanmıştı.
"Abi hadi kalk kahvaltıyı hazırlamışlar." Dedim.
Korkar bir ses tonuyla. O da bana gülümseyerek,"Tamam, geliyorum." Dedi. O bana gülünce bütün korkum gitmişti. O kadar rahatlamıştım ki. Bana kızmayacağından artık emindim. Abim ile birlikte aşağıya indiğimizde herkes günaydın dedi ama bir tek kişi hariç. O da ikizi idi. Asla birbirleriyle iyi geçinemiyorlardı. Belki de benim yüzümdendir. Neden olmasın? Masaya oturduk. Herkes yemek yemeye başlamıştı fakat üvey abim Merih bir şey yemiyordu. Sadece bana gözlerini dikmiş sert bir şekilde bakıyordu.
Ona kendimi asla sevdirememiştim. Bunun sebebini hala bilmiyorum. Neden beni sevmedi? Neden beni düşmanı olarak görüyordu? Hiçbir zaman bu sorularıma yanıt bulamamıştım. Kahvaltıdan sonra Melih abim ile birlikte zeytini dışarıya çıkardık. Aslında böyle bir zaman bulmuşken içimde ona sormak, söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki. Annemin yanında asla bu soruları soramazdım. Önce cesaretimi toparlamam gerekiyordu. O cesaret abim konuşmaya başlayınca yavaş yavaş geldi.
"Ceylan bu haftadan sonra okuluna seni ben götüreceğim." Dedi bende sadece ona bakarak kafamı olumlu yönde salladım. Sonra o cesaretle konuşmaya başladım.
"Abi, aslında sana sormak istediğim bir şey var." Dediğimde meraklı ve biraz sınırlı bir şekilde bana baktı.
"Ne sormak istiyorsun bakalım." Dedi
"Abi , şey aslında Merih abimin bakışlarını sende gördün." Deyince yüzündeki o sinir ifadesi daha da arttı. Yüzündeki o ifadeyi görünce kafamı önüme eğdim. Abim de iç çekerek "tamam söyle bakalım neymiş bakışları." Dedi. İç çekerek konuşmama devam ettim. "Merih abim neden bana öyle bakıyor? Ondan artık korkmaya başladım." Dedim. Abimin yüzündeki sinir ifadesini içine atarak bana gülümsedi. "O öyle şakalar yapmayı çok sever. O yüzden sana da böyle bakarak şaka yapıyor." Dedi. Biraz bile olsun içim rahatlamıştı. Çünkü olumsuz bir cümle duymamıştım. Kendimi iyi hissettim.
Zeytini gezdirdikten sonra eve döndük. Evde annemin yüz ifadesi bana karşı çok kötüydü. Aynı Merih abim gibi bakıyordu. Acaba ne oldu? Diye kendime soramadan edemedim. Ama cevabını kendim bile bulamadım. Abim bakışlarını anladı ve kulağıma eğildi, "Annen de sana şaka yapıyor bak." Dedi. Gülümseyerek abime baktım. O da bana gülümseyince yine rahatladım. Abimin bir gülümsemesi ya da bir konuşması beni çok rahatlatıyordu. O yüzden ondan ayrılmayı bile düşünmüyordum. Ben yukarı odama çıktığımda aşağıdan bağırış sesleri yükselmeye başladı. Gelen sesler boğuk olup anlaşılmasa da Melih abim ve Merih abimin bağırış sesleri aşırı fazla geliyordu. Ben küçüklüğümden beri , yani kendimi bildim bileli hep yüksek sesten ve bağırış seslerinden korkardım. Özellikle yeni doğan bebekler vardır ya. Bağırarak ağlarlar. Onlardan çok korkardım.
Aşağıdaki seslerden kaynaklı korktuğum için yatağımın içine girdim. Her korktuğum da veya her kötü bir günümde sarıldığım zaman sanki içimdeki o kötü enerji emiyormuş gibi gelen bir ayıcığım vardı. Ona sarılarak yattım. Ama aşağıdaki bağırış sesleri daha da yükselmeye başladı. Bu sefer olaya üvey babam ve annem de girdi. Korktuğum için ağlamaya başladım ve ağlamamı durduramıyordum. Sümeyra abla benim bu durumumu biliyordu. O yüzden bağırışlar biraz daha yükselince yanıma geldi. Ağladımı görür görmez bana sarıldı. Odamın küçük Amerikan tarzı denilen bir balkonu vardı ama pek kullanmıyordum orayı. Beni oraya çıkardı. "Gel kızım biraz hava al kendine gelirsin." Dedi. Pek işe yaradığını kendim için söyleyemem. Çünkü içerideki sesler hala geliyordu ne olursa olsun. Sesler ne kadar çok gelirse ben de o kadar fazla ağlamaya devam ediyordum. Bir ara cam kırılma sesleri gelmişti. O zaman abime bir şey oldu diye çok korkmuştum. Abi diye bağırıp odamın kapısına yöneldim. Sümeyra abla da peşimden geldi. Ama o kapıyı açmaya cesaret edemedim. Arkamı dönüp Sümeyra ablaya baktım. "Kapıyı açar mısın abla?" Dedim. "Şimdi açmasak daha iyi olur kızım. Hem aşağıdaki kavga duruldum öyle aşağıya ineriz. Olur mu?" Dedi. Bende gözlerim dolmuş şekilde kafamı olumlu yönde salladım. Sesler yarım saat bilemedim bir saat sonra kesildi. Sonra abimin yukarıya odasının kapısını sertçe kapattığını duydum. Sümeyra abla hala yanımdaydı. "Abla şimdi gidebilir miyiz?" Diye sordum. Kapıyı açtım ve ev savaş alanına dönmüştü. Annem çok sinirliydi. Burnundan soluyordu resmen. Üvey babam ise aşağıda yoktu. Merih abim kendi odasına çekilmişti. Melih abimin yanına gitmek istiyordum ama bir türlü cesaret edemiyordum.
Çünkü hala sinirli olabilirdi ve bana kızabilirdi. O yüzden elim geri geri hareket etmeye başladı. Sümeyra abla benden önce kapıyı çaldı. Abim ses çıkarmamıştı ama Sümeyra abla kapıyı açtı. "Ceylan seni merak etmiş kavgadan dolayı. Yanına gelebilir mi?" Dedi kibar bir ses tonuyla Sümeyra abla. Abim gülümseyerek, "Gelsin hadi." Dedi. O gülünce yine çok mutlu olmuştum. Yanına gittim. Odasındaki koltukta oturuyordu. Yanına oturdum.
"Sen ağladın mı?" Dedi ve kafamı önüme eğerek olumlu bir şekilde salladım.
"Seni ağlattığım için özür dilerim. Ama bu kavga olmak zorundaydı. Keşke dışarıda etseydik."
"Hayır , hayır senin suçun değil. Ben sadece yüksek seslerden korkuyorum. Cam sesi de gelince sana bir şey oldu diye korktum."
Gülümsedi
"Korkmana gerek yok. Bana bir şey olmaz." Dedi ve kulağıma eğildi. "Şunu unutma , ölmediğim sürece hep seni koruyacağım ve yanında o
lucağım." Dedi.


