İçeriğe geç

KİMSE SENİ ANLAYAMAZ

Bölüm 3 · 8 dk okuma

KİMSE SENİ ANLAYAMAZ

Bölüm 3

DOĞUM GÜNÜ

Bölüm şarkısını açmayı,

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın!

İyi Okumalar...

Güneş - Suçlarımdan Biri

...

Boğuluyordum. Sanki derin bir okyanusta yok olduğumu hissediyordum. Her tarafı bağlanmış, kıpırdamadan öylece suya bırakılmış gibiydim. Çırpınmıyordum çünkü çırpınırsam daha da dibe batardım.

Boğuluyordum. Sanki bir el boğazıma yapışmış beni öldürmek istiyordu. Nefesim kesilsin, yine çırpınamayayım diye uğraşıyordu. Çırpınmadım çünkü çırpınırsam daha da dibe batardım.

Boğuluyordum. Bir çift mavi göze bakarken bile boğuluyordum. Ama bu mavi gözler okyanustan daha derin daha sinsiydi. Kötüydü.

Mavi gözler okyanusa benzemiyordu. O an benzesin istedim. Benzemedi. Kötüleşti ve kayboldu.

Gözlerimi Ayaz'dan çekip merdivenlere yönelttim. Duyduğum sesten emin olmaya çalıştım. Bir kere daha gelmemesi için dua ederken annem acıyla bir kere daha bağırdı.

Fakat bu sefer ağzından bir isim feryat etti.

Lidya.

Ayaz durdu. Ben merdivenlere koştum.

Ayaz durdu. Ben merdivenlerden indim.

Ayaz durdu. Ben koşarak mutfağa girdim.

Hayat durdu. Ben ablamı kanlar içinde gördüm.

Küçükken korksam bile şimdi bütün soğuk kanlılığımla ablamın yanına çöktüm. Ellerini tuttum.

Ne olmuştu? Kim yapmıştı? Kaza mıydı?

Gerisi annem ve ablam için silikti. Babam ambulansı aramış olacak ki dışardan siren sesi gelmeye başladı. Siren sesi yaklaşırken kimseyi görmüyordum.

Görmek istemiyordum.

Bir kaç dakika sonra ambulans geldiğinde hızla ablamı sedyeyle dışarı çıkardılar.

Atakan Demir ve Fatih Özsoy ambulansta, Canan Teyze ve Tarık Amca ise arabayla onları takip ediyorlardı. Annem baygın bir şekilde yatağında yatıyordu. Ben ise hâlâ mutfaktaydım.

Seda Abla beni kaldırdı ve odama götürdü.

Beni almadılar. Uyanınca en çok bana ihtiyacı olacağını bildikleri halde beni almadılar.

Yatakta durdum. Kendimi yatağa teslim ettim. Uyumak için güzel bir haber beklemeliydim yoksa uyuyamazdım.

Güzel bir haber gelmemişti ama ben çoktan uyuyakalmıştım.

...

Gözümü açtım. Boş gözlerle tavana baktım. Okula gitmeyecektim. Gözlerimi kapattım.

Gözümü açtım. Boş gözlerle tavana baktım. Saat 14.48 ve gözlerimi kapattım.

Gözümü açtım. Boş gözlerle tavana baktım. Kalktım ve ev telefonundan babamı aradım.

Açılmadı. Tam o sırada aşağıdan bir kapı açılma sesi duydum. Sadece şunu diledim:

"Lütfen gelmiş olun.."

Merdivenlerden inip kapıya doğru yöneldim ve dilediğim şeyin olduğunu gördüm.

Gelmişlerdi.

Koşarak ablamın yanına gittim. Ayakta durmaması gerekiyordu.

"İyi misin?" dedim. Bana cevap vermeden salona doğru yöneldi. Kolundan tuttum. Annem de diğer kolundan tutuyordu.

Oturduğunda bana bakma fırsatı yakaladı. Gözlerinde hissizlik vardı.

"Bir şey olduğu yok bakma öyle. İyiyim ben." dedi ve boş boş baktı. Anlatacaktı fakat zamanı değildi. Biliyordum.

...

Akşam yemeğinde büyük bir sessizlik vardı. Dört kişi oturmuş hiç bir şey olmamış gibi davranıyorduk. Ben ise tabaktaki yemeğimle bakışıyordum.

Yemeyecektim. İzin isteyip kalktım. Odama gidip ablamı beklemeye başladım.

Kapım tıklatıldığında kalkıp kapıyı açtım ve ablamı içeri aldım. Oturup anlatmasını bekledim.

"Mutfaktaydım ve yemek için meyve doğruyordum. Atakan geldi." durdu ve biraz bekledi. " Konuşuyorduk ve birden bıçak elimden kayıp yere düştü. Eğilip aynı anda aldık. İlk o dokunduğu için bıçağı bıraktım ve bana vermesini bekledim. Vermedi. Elinden almaya çalışırken belime denk geldi ve kesik hafiften derine indi. Sizin o halde görmeniz ise zaman geçmesinden dolayıydı. Dikiş atıldı o kadar."

İnanmamıştım. Belli etmedim.

Aramızda sözsüz bir bakışma geçti ve bir daha bu konu hakkında konuşmayacağımızı anladım.

Bugün ise bu şekilde bitti.

...

Sabah ise çok hareketliydi çünkü otobüsü kaçırmıştım. Derse geç kalmam kesinlikle benim suçum değildi. Otobüsü kaçırmıştım üstüne yeni bir otobüs hâlâ gelmiyordu.

Hayır kızım! Bu sefer gurur yapma ve bin şu arabaya yoksa gerçekten geç kalacaksın.

Kâzım abiyi, şoförümüzü, arayıp gelmesini istedim.

Gelen araba sesiyle kafamı o tarafa çevirip kim olduğuna baktım. Kâzım abiyi görünce hızla arabaya ilerledim ve kendimi arka koltuğa bıraktım. Dersin başlamasına 8 dakika kalmıştı.

Koşarak okula girdiğimde son 2 dakikamın kaldığını fark ettim. Hızla yukarı çıkıp sınıfa girdim.

Ayaz sınıfta değildi.

Dersin bitmesiyle kafamı sıraya koyup dün yaşadığım şeyleri düşündüm.

Ablam bana yalan söylemezdi fakat dün yalan söylediğini hissetmiştim. Bunu ise belli ettiğini, gizleme gereği duymadan konuşmasından anlamıştım.

Neden bunu yaptığını ise bilmiyordum. Atakan Abi yapmıştı. Fakat bu yanlışlıkla olan bir şey değildi. Garip bir şekilde bundan emindim.

Ablamın Atakan Abiyi koruduğunu düşündüm. Belki de yanlış düşünüyordum fakat ben genelde yanılmazdım.

Kafamı bu konuya daha fazla vermemeye çalıştım. Düşünürsem kanıtlama isteğim de doğardı. Bunu kimse istemezdi.

Kafama vurulmasıyla kafamı kaldırıp kimin vurduğuna baktım. Ayaz tepemde dikilmiş yukarıdan bana dik dik bakıyordu.

Gel bir de bununla uğraş. Dün arkamdan gelmemişti fakat hastaneye de gitmemişti.

Ne zaman çıkmıştı bu çocuk evden?

"Napıyon lan Sarı" dedi. Kafası mı iyi bunun!

"Nereye gittin sen dün?" dedim ve kaşlarımı çattım.

"Eve."

"Komik mi?"

"Komik."

Salak çocuk. "Küçükken de böyleydi." demek isterdim fakat hatırlamıyordum.

"Uğraşma benimle, yürü git!" dedim. Ve garip bir şekilde yanımdan geçip sırasına doğru ilerledi.

Tekrar derslere girip çıktık ve yine bir okul çıkışı.

Çantamı toplayıp sınıftan çıktım. Bahçeye geldiğimde basketbol sahasının orada Ayaz'ı ve arkadaşlarını gördüm. Lanet okulda bir tek tanıdığım Ayaz olması çok kötüydü. Henüz birileriyle tanışmamıştım.

Gözlerimi ondan çekip çıkışa doğru yürüdüğümde Ayaz arkadaşlarına bir şeyler söyleyip yanıma doğru gelmeye başladı.

Yanımdan hızla geçerken kolumdan tutup beni de arkasından çekti. "Yavaş olsana hayvan." dedim fakat aldırış etmedi.

Koca bir hayvan tarafından ittirilerek motora sürüklendim. Kafama kaskı geçirip yüzüme baktı. Bıkkınlıkla bir nefes verip kaskın ipini bağladım.

Ayaz motora binip benim de binmemi bekledi.

Sesimi yükseltip "Beni istediğin her yere çekiştiremezsin!" dedim.

Ayaz omzunun üzerinden bana baktı ve bakışları değişti. "Sadece bineceksin bir kere de itiraz etme." dedi.

Dün olanlardan sonra hiçbir şeyi garipsemeyen üstelik yalan söyleyen birisine güvenemezdim.

"Eve gitmem gerekiyor. Sana benimle uğraşma dedim. Bu zamana kadar her gün birlikte takılıyormuşuz gibi davranma! Kime neyi göstermeye çalıştığın hakkında hiçbir fikrim yok ama o aptal planlarına beni dahil etme. Yanında güvende hissetmediğim birisiyle sırf tanışıyoruz diye takılacak değilim." dedim.

Son cümlem ağır olmuştu çünkü çok hatırlayamasam da küçükken Ayaz bana abim gibi davranıyordu. Bu hissi seviyordum. Güven veriyordu...

Ayaz'ın durgun bakışlarını es geçip arkasına bindim ve eve götürmesini söyledim. Yüzsüzün tekiydim.

Eve geldiğimde Ayaz indiğim gibi motoru çalıştırıp gitti. Bana bakmadı.

Eve girip odama çıktım. Ayaz'ı üzmüştüm fakat şuan yapabileceğim bir şey yoktu. Neyseleyip çantamdan kitabımı çıkardım ve okumaya başladım.

Neredeyse 2 saattir kitap okuyordum. Hava kararmıştı ve kimseden ses çıkmıyordu.

Telefonum çaldığında Elis'in aradığını gördüm önemli bir şey olmasaydı aramazdı. Telefonu açıp kulağıma götürdüm.

"NAPIYOSUN?" diye bağırdı. Arkadan yüksek seste müzik çalıyordu. Bu kız neredeydi? "Elis neredesin sen?" dedim ve sesimin ona gidip gitmediğini düşündüm. "ABİMİN ARKADAŞININ DOĞUM GÜNÜ PARTİSİNDEYİM." dedi. "Elis uzaklaş şuradan yoksa kulağımı patlatacaksın." dedim ve uzaklaşmasını bekledim.

"Diyorum ki sende gelseeenn? Eğleniriz!" Ne işim vardı benim tanımadığım birisinin doğum günü partisinde? "Saçmalama Elis. Hem bu saatte dışarı çıkmama izin vermezler. Ayrıca ablamın durumunu biliyorsun." dedim ve daha fazla ısrar etmemesini beklerken bir anda "Abim seni almaya gelsin mi?" diye sordu. Yok artık daha neler?! "Kızım senin kafan mı güzel gelmeyeceğim zaten." dedim ve tam görüşürüz diyecekken "Ayaz ile gelsene. Zaten önceden de tanışıyorsunuz. Ailen Ayaz'a güveniyordur, bence onunla bırakırlar seni hım ne dersin?" demesiyle afalladım.

Bugün olanları bilmiyordu.

Benden cevap alamayınca "Lizge orada mısın?" dedi. Kendime gelip "Ben gelmesem iyi olur hem onu da boşuna yormayalım." dedim. Elis hâlâ vazgeçmemişti. Ona haber vereceğimi yazıp telefonu yanıma bıraktım ve aşağıya inmeye karar verdim.

Aşağıya geldiğimde gördüğüm manzara karşısında afalladım. Dün burada olan Demir Ailesi bugün de buradaydı. Anladığım kadarıyla geçmiş olsun içindi fakat buna hiç gerek yoktu.

Tam yukarı geri çıkacaktım ki babamın "Lizge gelsene buraya kızım." demesiyle yüzüme hafif bir tebessüm yerleştirerek içeriye doğru adımladım. Babam "Bir şey mi diyecektin?" diye sorduğunda bu fırsatın bir daha gelmeyeceğini düşündüm ve lafa atladım. "Aslında evet. Elis aradı ve abisinin arkadaşının doğum günü partisinde olsuğunu söyledi. Beni de çağırıyor." Babamın bakışları değişti. "Gelemeyeceğimi söyledim fakat ısrar etti." dedim. Sonlara doğru sesim kısılmıştı. Tarık Amca "Atakan seni götürsün kızım." dedi. Atakan Abiye baktığımda gülümsedi fakat o olaydan sonra böyle bir şey yapamazdım. Gülümseyip "Çok teşekkür ederim Tarık Amca ama görünüşe göre gidemeyeceğim galiba." dedim ve o sırada babam "İstiyorsan Ayaz ile git kızım o da yanında dursun." dedi.

Bilerek yaptıklarını düşünecektim. Şaka gibi!

Tam reddedecekken Ayaz "Olur, partiye girmem dışarıda beklerim. Gideceksen git hazırlan." dedi.

İki aile anlaşıp beni sinir etmek için uğraşıyorlardı.

Derin bir nefes verip salondan çıktım ve merdivenlere yöneldim.

Odaya geldiğimde Elis'e kısa bir mesaj atıp dolabıma yöneldim.

Bir kaç tane elbiseye baktıktan sonra elime beyaz bir elbise aldım.

Elbiseyi giyip aynada kendime baktım. Bu elbiseyi seviyordum.

Saçımı açıp taradım ve hafif bir makyaj yaptım.

Beyaz minik el çantamı da alıp aşağıya inmeye koyuldum.

Aşağıya indiğimde evdekilere çıkacağımı söyleyip dış kapıya yürüdüm.

Dışarıya çıktığımda Ayaz motoruna yaslanmış bir şekilde beni bekliyordu. O an aklıma motorla gideceğimiz geldi. Geri dönüp değiştirme fikri aklımdan geçtiğinde ise Ayaz'ın sesiyle durdum.

"Değiştirmeni bekleyemem. Elbisene dikkat et." dedi ve motora bindi. Arkasından yürüyüp motora bindim ve bir elimle elbisemi tutarken diğerini Ayaz'ın beline sıkı bir şekilde sardım.

Ayaz belindeki elimi tutup daha iyi tutunmamı sağladı.

Partiye geldiğimizde Elis'in ve abisi Emir'in beni beklediğini anladım. Ayaz da motordan inip yanıma geldi. İçeri girmeyeceğini bildiğim için davet etmedim fakat Emir Abi Ayaz'ı onlarla takılması için çağırdı. Ve hep birlikte içeri girdik.

...

Bir kaç saat geçmişti ve reşit olmamasına rağmen içki içen herkes kafayı bulmuştu. Elis ise bir bardağı zor bitirmişti. Abisi olmasaydı daha çok içebilirdi. Ben ise içmemeyi seçmiştim.

Ayaz'dan yada Emir'den haberimiz yoktu.

Elis ile bizimkileri ararken arka bahçeye kadar gelmiştik. Arka bahçede onları oturur halde bulmuştuk ve ikisini de ayık bulduğumuz için dua ediyordum.

Artık gitmemiz gerektiği için Ayaz'a kalkmamız gerektiğini bildirdim. Elis ve abisi ile vedalaşıp çıkışa doğru yürüdük.

Tam merdivenlerin başına geldiğimizde gelen polis ekibiyle Ayaz'ın arka çaprazında durdum.

Polis Ayaz'a bakıp 'içeriye geçin' bakışı attı.

Ayaz kolumu tutup beni içeriye çekti. Arkamızdan gelen polislerle Ayaz'ın ceketine sıkıca tutunup derin bir nefes aldım.

İçeriye geldiğimizde arkamızdan gelen polisleri görünce müziğin sesini kıstılar ve pür dikkat polislere odaklandılar.

Bana kaçamak bakışlar atan Elis'e boş boş baktım ve herkesin gerilmesine sebep olan o cümle kulaklarımda yankılandı.

"Reşit olmayıp içki içtiğiniz bilgisine ulaştık. Herkes kimlikleri çıkarsın."

...

Herkese merhaba! KİMSE SENİ ANLAYAMAZ'ın ikinci bölümü ile karşınızdayım. Bölüm hakkındaki fikirlerinizi belirtirseniz çok mutlu olurum.

Bölümü sevdiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Görüşürüzzz🍂

Bölüm sonu

1 yorum