İçeriğe geç

KİMLİK

Bölüm 13 · 12 dk okuma

KİMLİK

Bölüm 13

1.3

Selamlar efenim. Ufak bölümlerle güncelleyelim bütün kitapları. Malum kış geldi :) Keyifli okumalar milkurlarım.       Yediği tokat yanağını hala sızlatırken, gözlerini kaçırıp önüne döndü ve durmaksızın yürümeye devam etti Lavin. O anda ne Evran'ın ukala tavrını ne de yaşadığı utancın getirdiği burukluğu kaldıracak halde değildi. Kafenin önünde rezil olduğundan üst sokaktaki fırına gitmek için sağa döndüğünde kolunu saran parmaklar hızla kendine çevirdi kızı. Koyu kahvelerini adamın kabanının düğmesine dikerken, Evran elini yavaşça uzatıp işaret parmasını kızın çenesinin altına yasladı kafasını kaldırıp kendisine bakması için cesaretlendirircesine. Bu teması Lavin'in alt dudağının titremesine neden olurken kafasını başka yöne çevirdi ancak orada da adamla göz göze geldi.-Lavin." İnatçı bir tavırla çenesini yukarı dikerken adamın gözlerinde gördüğü anlayışla ne kadar zavallı göründüğünü fark edip dudaklarını birbirine sıkıca bastırdı. Aniden gözlerinden yaşlar dökülürken apartman bahçesini kaplayan çitlerin saplandığı mermere çöküp yüzünü kapattı elleriyle. Sessizce ağlasa da kalkıp inen omuzları ne kadar içerlediğini öylesine açıkça gösteriyordu ki, Evran ne diyeceğini bilemeyerek etrafına bakındı sanki ondan başka biri kıza yardım edebilirmiş gibi. Kabanının altındaki takım elbisesinden ipek mendili çıkarıp kızın elinin sırtına yavaşça dokundurduğunda Lavin'in ellerinin ne kadar soğuk olduğunu fark etmişti. İstemsizce orta ve işaret parmaklarını kızın avucuna doğru kaydırıp mendili avucuna tutuştururken burnunu çeken kız gözlerini yavaşça kendisine çevirdi.Evran, kim olursa olsun, insanların onun etrafında ağlamasından rahatsız olmuştu hep, çünkü birine teselli verecek en son insankendisiydi. Yıllardır ağladığını hatırlamıyordu, ağlayan kimseyi de kınamıyordu elbette ama ne zaman birisi onun yanında duygulansaeli ayağı buz kesiyor öylece sessiz dikilip duruyordu. Bunu psikoloğuyla konuştuğunda kadın dissosiyatif kişiliğe ve empatiyorgunluğuna bağlamışsa da sonuç aynıydı. Evran duygusal krizde donup uzaklaşmayı seçerdi. Buna direnmeyi seçip Lavin'i takipetse de -ki bu kızın başının bir bakıma kendisi yüzünden belaya girmesindendi- şimdi yaptığından pişman olmuştu. Açık kahveleri güneş ışığının vurduğu ıslak yüze bakarken, ellerini kabanının ceplerine soktu. Zihni çok uygunsuz şeyler fısıldarken -bunun nereden çıktığına dair hiçbir fikri yoktu- bakışlarını önce kızın yüzüğüne sonra da üst sokaktaki fırına çevirdi dikkatini bu duyguyoğunluğundan başka bir şeye odaklamak için.-Yürümek ister misin?" Lavin, hiçbir şey söylemeden oturduğu mermerden kalktığında adamın verdiği ipek mendille gözyaşlarını silmişyavaşça önden yürümeye başlamıştı. Evran, odağını değiştirmek için telefonuna baktığında birkaç toplantı hatırlatıcısını ve maillerigözden geçirirken aniden kendisine dönen kıza çarparak sendeledi, Lavin'in geriye düşmemesi için onu belinden tutarak yerdenhavalandırdı ani bir refleksle. Temasıyla onu yeniden yere bırakması saniyeler içinde gerçekleşirken daha demin hüzün kaplı olangözleri şaşkınlıkla açıldı kızın. Yanaklarının saniyeler içinde ısınıp kızardığını hissederken, hiçbir şey söylemeden hızla ilk gördüğü fırına girip, arkasından gelen bedene bakmaktan kaçındı. Güler yüzlü fırıncı ikisine bir baş selamı verdiğinde saçını kulağının arkasına itip tezgaha doğru eğildi Lavin. Sarı ledin altında daha da kızarmış duran poğaçalara ve simitlere bakarken adamı bekletmemek için gözüne ilk çarpan mini pizzayı gösterdi parmağıyla.-Bir tane mi?" kız kafasını salladığında köşedeki tepsi yığınından birini almış üzerine kağıt sererek pizzayı koymuştu, adamın ve Lavin'in bakışları aniden Evran'a dönerken yüzünü buruşturmamak için ekstra çaba sarf eden adam sadece kafasını sağa sola sallayıp "filtre kahve" demiş yaşlı adam önce arkasındaki ekmek ustasına sonra yeniden genç adama bakmıştı. "Çay var delikanlı filtre kahve yok."Hangi yılda yaşıyorlardı? Evran'ın kaşlarının çatılmasına karşı göz devirdi Lavin.-İki çay alabilir miyiz? Biri açık olsun lütfen." Şimdi açık kahvelerin kendisine dik dik baktığını hissetse de aldırmadı, zaten Evran'ınböyle bir sokak arası fırına gelmesi yeterince komikti bir de onun yüzüne bakarsa daha demin ağlayan kendisi değilmiş gibi gülmesiişten değildi. Onun hakkında ne düşünüyordu kim bilir? Az önce suratına okkalı bir tokat yemiş olan kendisi değilmiş gibi üstüne buraya gelip kahvaltı ediyordu. Olayı konuşmaktan kaçındığı için harcadığı bu efor Evran'ın kafasını karıştırmış olmalıydı. -Tabii siz şöyle masaya geçin ben getireyim hemen! DAVUT ÇAY DEMLENDİ Mİ?" adam saniyeler içinde arka mutfak kapısınagiderken Lavin onun gösterdiği masadaki iki sandalyeden birine oturmuş tepsiyi masaya koyar koymaz çantasını sandalyenin çıkıkçivisine asmıştı. Saçlarını omuzlarından geri ittirip kafasını kaldırdığında Evran anca yanına gelmiş sandalyeyi çekerken gözleriniduvardaki resimlere dikmişti.-Uzaylı gibi davranıyorsunuz Evran Bey." Dedi Lavin ıslak mendille ellerini temizlerken, genç adam buna gülmek isterdi çünkü elleritemiz olabilirdi ancak o pizzanın hijyenik koşullarda yapıldığına hiç kimse onu ikna edemezdi. Yine de kız güne kendisinden dahakötü başladığı için sessiz kalıp önlerine çay koyan adama teşekkür eder gibi başını oynatmakla yetindi. Pizzayı kavrayan ince parmaklar peçeteyle ikiye bölüp büyük parçayı kendisine uzattığında ona nazik davranma kararından cayması uzun sürmemişti.-Lavin o şeyi yiyeceğimi düşünmüyorsun değil mi?" Kız sessiz kalıp omuz silkerek adamın reddettiği parçayı yavaşça tepsiye koymuş çayınaşeker atmıştı.-Diyette misiniz?" Burnundan güler gibi bir nefes verdiğinde, göz ucuyla kendisine bakan kızın ciddi olduğunu fark etti. -Hayır. Sağlığımı önemsiyorum sadece." Lavin bir şey söylemeden çayını yudumladığında kendisi de bir yudum almış, demli çay dilinde kötü bir tat bırakırken bardağı yerine koyup işaret parmağını dudaklarına yaslamıştı. Evet yanılmıyordu, bu fırın Evran standartlarının çok ama çok altındaydı. Onun çayından başka bir yudum almadığı gibi gözlerini kendisine dikmesi yüzünden rahatsızca yerinde kıpırdandı kız.-Neden geldiniz?" dedi sonunda Evran'ın bile unuttuğu bilekliği hatırlatarak. Adam elini cebine soktuğunda gözleri oraya kaymış, ipigördüğü anda hemen bileğini kontrol etmişti. Tabii ya, bilekliği evde düşürmemişti. "Bilekliğim." Hızla ipini tuttuğu bilekliğiavucuna alırken önce parlayan L harfine sonra da adama baktı. "Teşekkür ederim ben evde düşürdüm sanmıştım. Hastaneyegittiğim zaman düşmüş olmalı." Bilekliği hızla takarken sanki Evran önemsiyormuş gibi konuşmaya devam etti. "Peyda hediye etmiştibunu. Onda da eşi var."-Arkadaşlık bilekliği için biraz büyük değil misin?" sonunda o alıştığı alaycı tavır geri dönmüştü işte ancak kötü hissetmedi Lavin.Aksine eğer adam ona şahit olduğu an yüzünden acısa kendisini daha kötü hissedecekti.-Bilekliği vermek için bu saatte buraya gelemeyecek kadar önemli biri değil misiniz?" Söylediğinde doğruluk payı olması Evran'ınyüzündeki o kibirli gülüşü pençelemişti. Ancak kızın yüzünde pişmanlık görünce yeniden içinde baş gösteren şefkate sinirlenerek gözlerini Lavin'in bilekliğine dikti.-Sana yardım etmek istiyorum." Doğrudan söze girdiğinde Lavin'in önce kaşlarını kaldırdığını sonra da çattığını görüyordu ancakaldırmadan elini havaya kaldırdı. "Yardıma ihtiyacın olmadığının farkındayım Lavin. Ama önce eşin Can, sonra da kayınvalidenarkadaşlığımızı yanlış algıladı." Arkadaşlık. Bunu söylemeyi kendisi de beklememişti ama kelime aniden ağzından fırlayıvermişti. Lavin onahiçbir fayda sağlamazdı ne diye onunla arkadaş olacaktı ki? Sanki önemsiz bir şey söylemiş gibi devam etti durmadan, o kelimeye anlam yüklemek saçmalıktı. "Onlarlayüzleştiğinde herhangi bir sorun çıkarsa ben yardımcı olurum." Diye ekledi hemen. -Teşekkür ederim, Evran." Sadece ismini söylediğinde onay beklermiş gibi duraksayınca başını yavaşça eğerek sözünü kesmedenkonuşmayı sürdürmesi için sessiz kaldı. Nitekim Lavin de söyleyeceklerini toparlamadan önce titrek bir nefes almış sonrasında sözebaşlamıştı. "Açıkçası ben ne yapacağımı bilmiyorum. Nereden başlayacağım hakkında bir fikrim yok." Güçsüzlüğünü ilk defa sesli dillendirmenin getirdiği utançla duraksadı bir an. "Canla yüzleşmemek için eve bile gidemiyorum çünkü söyleyeceklerimi yalanlayacağından ve üste çıkacağından adım gibi eminim. Onunla savaşacak gücüm de yok. Keşke gözlerimi kapatsam da açtığımda her şey olmuş bitmiş olsa diyorum." Evran'ın gözlerinde herhangi bir duyguya rastlamak zordu bu yüzden soğumaya başlayan çay bardağına bakmaya başladı. "Bunun korkaklık olduğunun farkındayım amacesaret güçten beslenir ve benim hiç gücüm yok." Aralarındaki sessizlik yük olup omuzlarına binerken, o,  beklemediği bir soru sordu. -Dün akşam nerede kaldın?" Lavin kafası karışmış bir şekilde kendisine bakınca gözlerini kısarak kızı süzdü Evran. "Canla yüzleşmemekiçin eve gitmediysen, nerede kaldın?"-Otelde." Cevabını kendinden emin bir şekilde verse de yüz ifadesinden gerçeği anlamak hiç de zor değildi.-Hangi otel?" Israrla irdeleyip Evran'ın aniden sorduğu ikinci soruya karşı dudakları aralanırken aklına hiçbir otel ismi gelmemesi üzerinde afalladı, sonrasında tam durumu toparlamak için bir şey söyleyeceği sırada adamın göz devirmesiyle yerine sindi. "Lavin, yalan söylemene gerek yok. Nerede kaldığın umurumda değil."-O zaman neden sordun ki?" Genç çalışan bardakları toplarken sesini alçaltarak yanıtladı onu adam.-Kalacak bir yerin var mı öğrenmek için." Hazırcevaplığına iç çekti kız, keşke kendisi de böyle olabilseydi. İnsan imrenmedenedemiyordu. Öyle net ve kendinden emindi ki, onun gibi adamlar böyle problemlerle uğraşmazdı. Biliyordu. Sormasına gerek bileyoktu. Yerinde rahatsızca kıpırdanırken Evran aldırmadan devam etti. "Bazı öğrencilere şirket bünyesinde verdiğimiz burs kapsamında bulunan apartlar ve stüdyo daireler var. Eğer sorun etmezsen birine yerleşebilirsin."-Kimsenin hakkına girmek istemiyorum, gerçekten ihtiyacı olan bir öğrenci yerleşirse daha doğru olur." Bu durumda bile gurur yapmasına göz devirmemek için kendini zor tuttu. -Birinin hakkına girdiğin yok." Dedi hakkına derken alaycı bir vurgu yaparak. "Burs verdiğimiz öğrenci yurt dışına taşındı apart boşduruyor bir sonraki burs başvurularına kadar da boş kalacak. Bu da gelecek kış demek. Ne yapacağına karar verene kadarkalabilirsin." Yaptığı teklif kulağa hiç fena gelmiyordu. Amcasıyla yengesinin düzenini bozmaktansa ufak bir apartta kalmak eniyisiydi, üstelik kira fiyatları bu kadar uçukken ücretsiz bir apart ona gerçekten büyük bir yardım demekti ama her şeyden önce Canla konuşup boşanma konusunu açması gerekiyordu. Daha fazla ertelemek ona hiçbir şey katmayacaktı.-Tamam ben bugün Canla konuşup hafta sonuna kadar toparlanmaya çalışırım eğer sizin için de uygunsa." Telefonunu kontrol edenEvran kalkması gerektiğini fark etse de ekranını masaya çevirerek kapattı. -Ne zaman istersen. Şirkete gelirsen apartın anahtarını verebilirim, seni bırakırlar hem kaybolmazsın." Onun meşgul olduğunu bildiğiiçin daha fazla vaktini çalmak istemedi Lavin, yavaşça çantasına davranıp masa altında cüzdanını çıkarırken mırıldandı.-Kalkalım isterseniz, sizi çok alıkoydum." O parayı çıkardığı esnada Evran çoktan yüklü bir miktar parayı çıkarıp tepsinin yanına sıkıştırıp ayaklandı. Lavin, yanında dikilen adama boş boş bakarken aldırmadan kapıyı gösterdi Evran.-Kalkalım." Evran Devranla hesap kavgası yapmak o anda kulağa en aptalca gelen şey olduğu için sessizce takip etti onu kız. Kapıyaçıktıkları anda soğuk hava yeniden yüzüne çarparken sokaktan geçen birkaç kişinin adama bakışlarını yakaladı. İnsanlar önce yüzünesonra da pahalı kıyafetlerine uzun uzun bakıp bir yandan da yürürken, genç adam buna aldırmış görünmüyordu. Etrafını inceleyip kıza döndüğünde onun çoktan kendisine baktığını görünce gözlerini kıstı ve Lavin bakışlarını o hariç her yere çevirerek yanına geldi.-Görüşürüz Lavin." Elini kıza uzattığında cebine soktuğu elini çıkarıp tokalaştı Lavin. Ona karşı ilk kez bu kadar minnettardı, Evran gibiukala birinin kendisine yardım edecek en son kişi olduğunu düşünürdü ama yanılmıştı. Endişelerinden birini silmişti bile, şimdi kalacak bir yer problemi yoktu. Kimseye yük olmayacaktı. En ihtiyacı olduğunda hiç düşünmediği bir insanın yardım eli uzatması ne garipti. Canla konuşmalı, çevresinden masraflarını karşılayabileceği bir avukat soruşturmalıydı. Sonrasında her şeyi yoluna sokabilirdi belki...-Görüşürüz Evran." Elleri ayrıldığında kızın hala dudakları aralık kaldığı için söyleyeceklerinin bitmediğini anlayıp duraksadı. "Ben..Çok teşekkür ederim sana her şey için." Yanağının hala bir kısmında soğuktan bağımsız, yediği tokadın bıraktığı bariz kızarıklıkcanını sıkarken, bal rengi kahvelerini kızın gözlerine çevirdi. "Bana çok yardımcı oldun."-Kendine iyi bak Lavin. Kendin için en doğrusunu yapmaya odaklan." İşaret parmağıyla kızın yanağını gösterince sadece başını salladı Lavin.-Haklısınız.. Haklısın." Anlaşmışlar gibi ikisi de sessizce ayrıldığında ilk arkasına bakan Evran oldu. Kızın çöken omuzlarına başını eğerekuzaklaşmasına canı sıkılmıştı. Yanlış bir şey mi söylemişti? Belki de insanlara tokat yediklerini hatırlatmak çok da iyi bir fikir değildi.İşte bu yüzden teselli vermek söz konusu olunca sessiz kalırdı, ne diye arkadaş ediniyordu ki? Üstelik yaşadığı durum ona tam daaksini kanıtlamışken... Telefonunda psikoloğunun ismi çıkınca arabasına yürümeye devam edip aramayı yanıtladı.-Favori danışanım nasıl bugün?" gözlerini devirdi kadının neşesine karşılık. Telefonunu yerleştirip görüntülü aramaya geçerken kemerini takmıştı. "Hala sinirli misin? Şehir dışına çıkacağımı ben de bilmiyordum!"-Sinirli olduğum yok, değişikliklerden hoşlanmıyorum." Dedi umursamaz bir edayla, bu hareketi onu gülümsetmişti. -Farkındayım ve özür dilerim ama online terapiler yıllardır yapılıyor! Hoş gerçi ben şimdiye ofise geçmişsindir diye aramıştım, dünkü saatleaynı olması için, ama dışardaysan sonra arayayım." -Bir işim vardı." Göz ucuyla kadına baktı tepkisini tahmin edebildiği halde. "Lavin'e yardım etmem gerekti."-Bu saatte! Harika. Daha özverili bir arkadaşlık için hazırsın anlaşılan." Arabayı çalıştırırken sokağı kontrol etti ve kadına bu aradaanlamlı bir bakış atmayı ihmal etmedi.-Öyle bir amacım yok. Sadece çok fazla haksızlığa uğradığına şahit olduğum için..." Tutku'nun sayfa çevirdiğini görürken, sıkıntıyla iç çekti. İşte başlıyorlardı..-Lavin'in haksızlığa uğraması seni neden ilgilendiriyor?" Bingo. Bu soruyu kendine daha önceden sorduğu için hızla yanıtladı biryarışma içerisindeymiş gibi.-Haksızlığa tahammül edemiyorum." Cevabı Tutku'nun kaşlarını havalandırmasına neden olmuştu. Kemik çerçeve gözlüğünü bir perianne edasıyla hafifçe indirip araba kullanan adama bakmayı sürdürdü.-Sabah rutinini değiştirecek kadar mı?" Yakalanmıştı. "Evran, sen akıllı bir adamsın Lavinle olan arkadaşlığının sebebi sadecehaksızlığa tahammül edemediğin için mi?" Köşeye sıkışmış hissini görmezden gelip başını karşı omzuna doğru eğdi germe hareketi yapargibi.-Ona acıyorum." Dedi kestirip atarak. "Kurtların parçalamaya çalıştığı bir kuzuya yardım etmek gibi bu. Daha fazlası yok." Kadınınkaşlarını kaldırıp sabırla uzun uzun bakmasına karşın verdiği sözü hatırlayıp sıkıntılı bir nefes aldı. "Tamam bir şey var ama abartılacak kadar önemli değil." Tutku mırıldanınca olayı anlatmaya başladı, Lavin hakkında konuşmak rahatsız hissettirmişti bu yüzden yaşananları anlatmak daha mantıklıydı. "Bugün onu görmek için iş yerine geldim, görmemem gereken bir duruma şahit oldum. Eşi ne anladıysa annesine yanlış anlatmış, kadın gözümün önünde kızı tokatladı."-Lavin ne yaptı peki?" Lavin'in tepkisi aklına gelirken direksiyonu tutan parmakları sıkılaştı. Neyse ki kadın bunu görmemişti.-Hiçbir şey." Alt dudağını dişleyip kafasını sağa sola salladı. "Hiçbir şey yapmadı. Kadın da lafını söyledi sonra çekip gitti. Lavin benigörünce mecburen yanına gitmek zorunda kaldım."-Lavin seni görmese yanına gitmeyecektin yani?" Aniden sorduğu soruya karşın afalladı Evran.-Hayır." Gidecektim. "Belki.Bilmiyorum." Çelişkili yanıtları Tutku'nun gözlerinde bir parıltının dolaşmasına neden oldu.Yakalanmıştı, yeniden.-Onun ağlaması seni nasıl hissettirdi Evran?" Sorduğu soruyu bir saldırı gibi algılamaması için önceki anlattıklarını hatırlattı adama. "Çünkü Lavin'in çabuk parlayan ve inatçı biri olduğunu söylemiştin, böyle bir durumda sivrilmek yerine gözyaşlarına sığınması sana nedüşündürüyor?"-Kadınların tuhaf varlıklar olduğunu." Alaycı cümlesinin hemen ardından kaşları çatılmıştı sorgular bir edayla. "Bunu bana nedensoruyorsun? Kimin ne için ağladığı umrumda mı zannediyorsun?"-Değilse neden yanına gittiğini anlamaya çalışıyorum." Akıllıca kurduğu cümleye göz devirdi adam.-Görgülü bir herif olduğum için?" işte yine o kibir baş göstermişti. "Hem sorun yanına gitmek değildi zaten."-Nedir sorun?" Tutku'nun diretmeden konuyu değiştirmesine ayak uydurması, kadını, kendisine en uzun süre tahammül eden psikolog yapmıştı bu yüzden o alaycı tavrını silip içtenlikle konuşmaya başladı.-Etkilenmem.. Tutku böyle söyleyince tuhaf gelebilir ona karşı bir hissim yok ama ağlarken bana baktığında kendimi garip hissettim."-Suçlu gibi mi?" Kadının doğru kelimeyi bulmasıyla ekrana kaçamak bir bakış atmayı ihmal etmedi.-Öyle denebilir." Evran, değişik bir adamdı en önemli şeyi bile değersizleştirip anlatabiliyor, alt metnini okuması imkansız cümleler kuruyordu bazen. Ama beden dili bu usta manipülasyonunu tamamen gizleyemiyordu işte. Bazen söylediği şeyleri takip eden uzun sessizliği ve gözlerinden geçen anlık duygu değişimlerini okuyabiliyordu artık kadın. Araba kullanırken trafiği takip edenkahvelerinde karmaşa vardı. Lavin gibi birinin Evran'ın hayatına aniden girip adamı düşüncelere sürüklemesi kısmen gülünçtü.İsmi, onun ağzından sık sık çıkmasa da çıktığı zaman zihninde ağır bir yankı bırakıyordu, bu barizdi. Ona dair düşünceler hep hazırlıksız geliyordu; kapısı kilitli bir odanın ansızın açılması gibi, içeride unuttuğu eşyaların dağınıklığını sergileyen bir baskın gibi...Onun yanında elbette huzursuz oluyordu çünkü Lavin, Evran'ın sakladığı taraflarını ısrarla gün yüzüne çıkarıyordu.-Evran, Lavin'den kaçmak yerine yanına gitmen ona yardım etmeye çalışman, onu görmen, kendinden kaçmayı da imkânsız kılıyor." Ritmik bir biçimde oynattığı parmakları direksiyonda duraksadı. -Kaçmak diyorsun ya..." dedi sanki bir şaka anlatır gibi, sesi hafif kısık ama kendinden son derece emindi. "Benim kimsenin yanında kalacak kadar uzun bir yerim yok zaten."Sonra sustu. Sanki lafı öylece havada bırakıp arabanın içinde dolanmasına izin vermişti. Psikolog kalemini notlarında gezdirirken göz ucuyla adama baktı ama Evran'ın gözleri çoktan uzaklara dalmıştı. Kaçışlarının aslında bir tür bağlılık olduğunu fark edemiyordu Evran. Oysa insan, en çok kimden kaçıyorsa en çok da ona bağlanıyordu.♾️Yorumlarınızı beklerim efenim. Instagram: @tutkudevran Çooook ama çok, Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.