”GECE!” Babamın sesiyle olduğum yerde çakılı kaldım.Hareket edemedim ama sadece fiziksel anlamda değil kalbim bile sanki atmıyordu.Donakakmıştım.
Gözlerimi korkuyla sağımdaki babama çevirdim.Bana en kızgın ifadesiyle bakıyordu.
”Efendim.” Efendim baba değil sadece efendim.
Birkaç adım atarak aramızdaki mesafeyi azalttı.”Neden keman derslerine gitmiyorsun? BUGÜN OKUL MÜDÜRÜDE ARADI.”
Okul müdürü mü? Ne yapmıştım acaba? Hayır,kötü bir şey yapmasam bile yaptığım her şey babama batıyordu.
”Okul maçına çıkmışsın.Sana kim izin verdi? Hemde maçta Bahadır’ın oğlu da varmış.KIZIM SENİN NE HADDINE ONUNLA MAÇ YAPMAK?”
Okul maçı…Bahadır’ın oğlu…Kızlar futbol oynamaz…
Sinirlenmeye başlamıştım zaten hep babam için içimde bulunan kırgınlık bir zaman sonra sinire dönüşürdü.Ama hiçbir zaman ona patlamazdım,bağırmazdım ve cevap vermezdim.Ama artık dayanamıyordum.
Çenemi dikleştirip konuşmaya başladım.
”Ben maça çıkmak için kimseden izin almadım.Bahadır’ın oğlu değil hem onun ismi! İsmi Kayra! Ve benim haddimle onunla maç yapmamızın alakası yok ikimizin arasında toplasan bir yıl var.”
Babam benim bu cevaplarımla şaşkına dönmüştü.Normalde hiçbir şey demez odama çekilirdim çünkü.
”Ve artık Bahadır amcayla arandaki işleri benimle karıştırma!” Sonda sesimi azda olsa yükseltmiştim.
Babamın ne diyeceğini beklemeden odama doğru çıktım.Odam 2.kattaydı ve evin en sade odası olabilirdi.
Hızla üzerimdekileri çıkarıp sıcak duş aldım.Daha sonra ise aynı hızla Neşe hocanın ev davetiyesi için dolabımdan güzel bir elbise bulma arayışına girdim.
Genelde kırmızı,siyah veya beyaz elbiseler giymeyi seviyordum bugün içinde siyah mini bir elbise seçtim.Elbisenin üzerinde taşlar vardı minik oldukları için çok dikkat çekmiyorlardı.Ve bedenimi sarıyordu.
Kız kıza güzel bir gece geçireceğimizi düşünerek kendimi motive ediyordum.Saate baktığımda geç bile kaldığımı fark ettim.
Hemen elbisemin altına siyah kilotluçorap giydim.Saçlarımı taradım ve parfümümü sıkıp çantamı aldım.
Aşağıya inmeye başladım.Görünürde evde kimse yoktu.
Hızla portmantodan montumu aldım ve spor ayakkabılarımı giymeye başladım.
Hande💅🏻 arıyor*
Telefonumdaki çağrıyı ayakkabılarımı giydikten sonra yanıtladım.
”Nerdesin sen?”
”Asıl sen nerdesin? Beni almaya gelmeyecek miydin?”
Hande ile aramızdaki acayip anlamsız konuşma telefonun diğer ucundaki Mevsim’in sesiyle bölündü.
“Gece karşındayız.” Mevsim’in cümlesiyle karşıma baktım ve evet oradalardı.Hande ile konuşurken kapının girişindeki aynadan kendimi izlediğim için karşıya bakmak aklıma gelmemişti.
Kızlar siyah bir Mercedes’in içindeydiler-büyük ihtimalle Bade’nin babasının- Bade’nin babasının galeri şirketi vardı bu yüzden genelde bizi Bade alır veya o bir yere bırakırdı.
Ve aramızdaki en büyükte oydu.Kendisi bir yıl geç başladığı için 11.sınıfta 18 yasındaydı.
Koşarak arabaya bindim.Kızlarla selamlaştıktan sonra Mevsim’in fikriyle şarkı açmaya karar verdik.Neşe hocanın evi biraz uzaktı yani yaklaşık yarım saatlik yolumuz vardı bu yüzden arabada baya eğlenebilirdik.Büyün camlar açılmış bir şekilde ve -benim fikrim olarak- şarkının sesini son ses açtık.Bildiğiniz piyasa yapıyorduk şuan.
Hande’nin mükemmel şarkı seçimi bize roman havası açtırtmıştı.
”PARA BİZDEEE ŞÖHRET BİZDEEE!” Arkada Hande ve ben oturuyorduk ve ikimizde baya coşuyorduk.Öndeki Mevsim ve Bade ise gayet sakince sanki biz yokmuşuz gibi sohbet ediyorlardı.
”Tamam sıradaki şarkı benim isteğim olsun.” Dedim ve telefondan istediğim şarkıyı açtım.Telefon arabaya bağlı olduğu için ses çok fazlaydı.
Ve evet açtığım şarkı…
”AMAN GÜZEL YAVAŞ YÜRÜ CANIM CANANIM…”
Hande şarkıyı ezbere bildiği için bağırarak söylüyordu.Bende ona katıldım ve Neşe hocanın evine gidene kadar bağırarak şarkılar söyledik.
————
“Merhaba hocam.” Neşe hocaya gülümseyerek içeri girdim.Kızlar beni almadan önce eve boş gidilmez diyerekten çikolata almışlardı.Hande arkamda hocaya onu verirken bende salona geçmiş evi inceliyordum.
Ev gayet güzeldi.Renkler açık tonlardaydı salondaki koltuklar beyazdı ve duvarın üzerine asılmış birkaç madalya vardı.Evin tasarımını beğenmiştim.
Kızlarda sırayla salona geçtiler ve L koltuğa sırayla oturduk.Kızların elbiselerini şimdi fark ediyordum.Hande beyaz mini sayılacak derecede kısa bir elbise giymişti.Mevsim elbise giymeyi sevmiyordu bu yüzden beyaz bir gömlek altınada İspanyol paça minik taşlara sahip olan siyah bir kot giymişti.Bade ise beyaz madonna yaka bir üst altınada siyah dizlerinin üzerinde bir etek giymişti.
Onlara baktığımda içim açılıyordu Maşallah arkadaşlarım parlıyorlar!
Neşe hocada üzerine siyah bir body ve altına ise gri renklerinde düşükbel pantolon giymişti.
Hep beraber havadan sudan konuştuk.
”Kızlar ben giderimde sizlere kahve yapayım.Bu kadar mıyız daha gelmeyecekler mi?”
Neşe hocanın sorusuna ben yanıt verdim.
”Evet hocam aslında Ayşe gelebilir ama aile yemekleri varmış bugün izin alabilirse gelecekmiş.Diğer kızlarda bugün cuma olduğu farklı planlar yapmışlar bir bizim ekip var.”
Neşe hoca anladığını belirticesine kafasını salladı.
”Ee kahveyi nasıl istersiniz?”
Hepimiz kahvemizi nasıl içtiğimizi söyledikten sonra ben Neşe hocaya yardım etmek için peşinden gittim.Mutfağa girdiğimizde mutfağın da gayet sade olduğunu gördüm ev resmen ferahlatıyordu.Neşe hoca kahve makinasına kahve koyarken bende bardakları tepsiye diziyordum.
Kulağıma bilindik bir melodi geldi.Sanırın zil sesiydi.
”Gece ben kahveleri şimdi fincanlara dökeceğim de sen kapıya bakar mısın?” Bana mahçubiyetle bakıyordu.Hocaya sorun olmadığını söyledikten sonra kapıya doğru gittim.
saatte geç olmuştu bu saatte kim olabilir diye düşünürken kapıya doğru seslendim “Kim o?”
”Biz!” Kaşlarımı çattım.Bu sesler bana tanıdık geliyordu.
Hızlıca kapıyı açtım ve karşımdaki manzarayla az da olsa şaşırdım.
Kayra,Yiğit,Alper,Kaan ve yanlarında tanımadığım bir çocuk daha kapının önündelerdi.Ve bizim gibi gayet iyi giyinmişlerdi.
Kaşlarımı çatarak “Yanlış yere geldiğinizi söyleyin lütfen.” Dedim.Bu geçen kız kıza geçecekti ve onlara tahammülüm yoktu.
Kayra bana cevap verdi “Maalesef bizden kaçış yok.”



