İçeriğe geç

Kim O?

Bölüm 4 · 11 dk okuma

Kim O?

Bölüm 4

2-2

Yıllar önce/Gece 4.sınıftaken

Gece evde yaşayacaklarından habersiz evinin yolunu tutmuştu.İki katlı evlerine giden yolu şarkılar söyleyerek geçiriyordu.Çok acıkmıştı ve hızlanmaya başladı.

Evin kapılarını görünce gülümsemesi arttı.Hızlıca koştu ve kapıyı çalmaya başladı.

Kapıyı evin yardımcısı Melek ablası açmıştı.Gece'nin ailesi çok büyük bir marka zinciriydiler bu yüzden evlerinde yardımcıları,şöförleri eksik olmuyordu.

Gece Melek ablasını görünce çok mutlu oldu.Kendisinin bir abisi vardı fakat hep bir ablasının olmasını istediği için Melek ablasını çok seviyordu.

Gülümsedi ve "Merhaba Melek abla!" dedi sevinçle.

Melek,her ne kadarda tedirgin olsa da Gece'ye bunu yansıtmamak için zorda olsa gülümsedi.

"Merhaba balım,ee istersen oyun odana geçelim?" Babasının çok sinirli olduğunu biliyordu ve Gece'nin babası Bülent bey!in sinirlendiğinde ne kadar gözünün döndüğünü.

"Ama ben acıkmıştım." dedi Gece.Bunu derken üzerindeki hırkayı portmantoya asıyordu.

Melek onu ikna etmeye çalışmak için tam ağzını açacaktı ki arkasından gür bir ses duyuldu.

"GECE! ODAYA!" Gece sesi duyduğu gibi irkildi.Ve babasının komutunu aldığı gibi Melek ablasından çekine çekine babasının odasına gitti.Babası her "odaya" dediğinde çalışma odasını kastettiğini biliyordu.

Gece odanın içerisine girdiğinde yüzünü ayaklarına çevirmiş ve babasını üzecek ne yaptığını kendisine soruyordu.

Kapı sert bir şekilde kapandığında ise ellerinin titremeye başladığını hissetti ama bunu babasının görmesini istemiyordu çünkü eğer elleri titrerse babası onu güçsüz bulur ve onu sevmezdi.Bu yüzden ellerini saklamaya çalıştı.

"BEN SANA FUTBOL OYNAMAYACAKSIN DEMEDİM Mİ!" Gece bu sözleri duyunca kalbinin ağrıdığını hissetti.

Hayır futbol oynadığı için hissettiği saçma suçluluk duygusundan değil,babasının ona tükürürcesine bağırmasından dolayı.

"Ba-baba Kayra çağırmıştı beni oyuna." dedi gece kısık bir sesle.

Babası kapıyı sertçe kapattı ve konuşmaya başladı.

"Sen erkeklerin oynadıkları oyunlarla oynamayacaksın! SENİN BALE YAPMAN GEREKİYOR! Sen gitmişsin Bahadır'IN ÇOCUĞUYLA FUTBOL OYNUYORSUN." Gece ne diyeceğini bilememişti fakat çenesi titremeye başlamıştı.

"BENİM İTİBARIM ZEDELENECEK! ZATEN BİR BOKA YARADIĞIN YOK,KİM BİLİR FUTBOLU NE BİÇİM OYNUYORSUN." Babasının son sözleri onun kalbini kırmakla yetmemiş adeta parçalamıştı.

Babasına, futbolu çok iyi oynadığını hatta beden eğitimi hocasının onu takıma seçtiğini ama babasının izin vermeyeceğini bildiği için katılamadığını söylemek istedi.

"Ben futbolu seviyorum ve çokta iyi oynuyorum!" sesinin sonlara doğru yükselmesine engel olamamıştı.

"Sen ne hakla bana sesini yükseltirsin! SAYGISIZ."

Sözlerin ardından her şey çok hızlı gerçekleşti.Babasının ona doğru kalkan sağ elinin Gece'nin yüzüne yapışması ve babasının Gece'yi bırakıp odadan ayrılması.

Tokadı çok sert değildi.Gece için de sert değildi.Ama Gece sessizce ağlamaya başladı eve tokat sert değildi onun için ama kalbine indirdiği binlerce tokatlara artık dayanamyordu...

------------

"Kızlar öğlen maçımız var! Bu yüzden kazanacağımız bilincinde topa vurmanızı istiyorum." Beden eğitimi hocamızın sesini duyduğumda hala aldığım nefesleri düzene sokmaya çalışıyordum.Aralıksız 3 saattir çalışıyorduk ve artık beynim bile yorulmuştu.

Hocayı onayladık ve kızlarla soyunma odasından kıyafetlerimizi alıp sırayla kabinlere girdik.Üzerimdeki siyah crobumu çıkarıp siyah renkli kazağımı giydim.Bugün maçımız olduğu için sivil gelebiliyorduk tabii sınırı çok aşmadıkça.

Altıma da gri kot pantolonumu giyindim.Ve kabinden çıkıp saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptım.

"Gece, ben hala yaşananlara inanamıyorum." arkamı dönüp sesin sahibine baktım.

"Burada olmaz Bade." dedim.Soyunma odasında bizim arkadaş grubumuzdan başka iki kız daha vardı ve o kızlara hiç güvenmiyordum.Her an dedikodumuz itiraf sayfalarında kapak olabilirdi.

Kıyafetlerimi toparlayıp kızlarla beraber soyunma odasından çıktık ve okulun bahçesine doğru yürümeye başladık.Sivil olduğumuz için bizim futbol takımında olduğumuzu biliyorlardı.Ve ikide bir kızlar etrafımızda dolanıp bizimle konuşuyorlardı.Bu maçta okulun kızlarını temsil edeceğimiz için üzerimizdeki sorumluluk fazlaydı.

Banka oturduk ve anında Hande konuşmaya başladı.

"Sabah anlattığınız olay...gerçek mi?" Mevsim Hande'ye gözlerini devirdi "Yok canım gerçek değil biz götümüzden aksiyon uydurmayı seviyoruz da." Mevsim'in cümlesiyle kıkırdadım.

"Peki şimdi ne olacak,reziliz kısacası." Bade'ye bakıp "Bir şey olmayacak ve hayır siz rezil değilsiniz ben rezilim."

Hande kaşlarını çattı "Ne o bireysellik felan? anca beraber kanca beraber."

Bade kaygılı bir ses tonuyla "Gece, bu olay senin maçtaki performansını etkileyeceğini düşündüğün için mi çok sessizsin?"

Bade her zaman iyi bir gözlemci olmuştu ama bu kadarını bende beklemiyordum.

"Sayılır." dedim sessizce.Evet sessizdim çünkü habire düşüncelere dalıp gidiyordum.Bu olay maçta topa daha sert vurmama mı sebep olacaktı yoksa gözümün önündeki topu göremeyecek kadar gör olacağımı mı sağlayacaktı bilemiyordum.

"Hey takım kaptanı! seni boşuna mı kaptan yaptık biz? böyle küçük olaylar seni mi etkileyecek? hemde maçta! güleyim de boşuna gitmesin." Hande beni gazlarken yüzümde bir gülümseme oluştu.Arkadaşlarım bana benden çok güveniyordu.

"Kızlar teşekkür ederim." dedim.Ben duygularımı göstermeyi bilen veya habire 'seni seviyorum.'diyip sarılan biri değildim ama kızlar... gerçekten onlar benim ailemdi.

Teneffüs zilini duyduğumuzda ayaklandık ve okulun içerisine doğru yürümeye başladık.

-----------------------

"Ben niye heyecanlandım ya." Mevsim'in sitemi ile benim heyecanım da arttı.Aslında hep okullar arası maçlara girerdik ama bu sefer üzerimizde büyük bir sorumluluk vardı.

Soyunma odasına dalan Hande adeta zıplayarak yanımıza geldi.

"Bu maçı kazanmak dışında başka şansımız yok! Neşe hoca kazanırsak bizi evine davet edip madalyalarını göstereceğini söyledi.Birde..."

Gözlerimi kocaman açarak Hande'ye baktım.Neşe hocamızın evine gitmeyi çok istiyordum.Kendisi bizim beden eğitimi hocamız ve antrenörümüzdü.

"Birde?" Bade heyecanla Hande'yi bekliyordu.

"Yetenek avcısı maçı izleyenlerin arasındaymış! Aramızdan birkaç kişiyi seçecek on kişilik mi ne bir takım oluşturacakmış." Ağzım bu cümleler sonunda açık kalmıştı.

"OHA." Yetenek avcısının önünde futbol oynamak hayallerimden biriydi ama gerçek olacağını hiç düşünmemiştim.Yetenek avcısının amacı aslında sporla iyi uğraşan ve gerçekten seven kişilerle bir takım oluşturmaktı.Mesela biz şuanda okul dışında sadece ilçemizin içerisindeki maçlara katılırken eğer yetenek avcısının takımına katılırsan il dışı maçlarada katılabilecektik.

"Hep beraber kazanmalıyız kızlar." dedim heyecanla.Beraber kazanıp beraber o takıma girmeliydik.

"Başka kim kazanacaktı ki?" Hande saçını savuşturarak bu cümleyi söyledi.Ve kulaklarımıza kalbimizin artışını arttıracak bir ses duyuldu.

"Futbol maçımız beş dakika sonra başlayacak.Lütfen oyuncularımız sahaya geçsin." Bu cümleyi duyar duymaz kramponlarımızın bağcıklarını sıkarak sahaya doğru yöneldik.

Sahaya girdiğimizde kızlar tarafından bir alkış tufanı koptu.Çığlık sesleride onunla beraber geldi.Sahanın dışındaki tellerdeki kızlar bizlere motivasyon veriyorlardı.Gülümsedim ve esneme hareketlerime devam ettim.

"Gece ablaa! imza verir misin?" duyduğum cümleyle donup kaldım.Sesin sahibini kalabalıkta bulmaya çalışırken bana el sallayan bir kız gördüm.Büyük ihtimalle 9.sınıftı.

Daha önce kimse benden böyle bir istekte bulunmadığı için ne yapacağımı bilemeyerek kıza doğru yürümeye başladım.Sadece okul takımınında oynuyordum yani şuanda kendimi ünlü bir futbolcu hissetmeye başlaıştım.

Kızın yanına geldim ve tellerin arasından ona baktım.Kız elinde bir forma tutuyordu sanırım o da okulun futbol kursundaydı.Biz okuldan gideceğimizde yeni bir futbol takımı için kursta eğitim veriliyordu.Tellerin arasından fotmayı aldım ve imzamı attım.

Yanına ise minik bir kalp attım.

"Teşekkür ederim!" kıza gülümseyerek takımımın yanına gittim.Demin yaşananlar hakkında Mevsim tam konuşmaya başlayacaktı ki tekrardan bir anons yapıldı.

"Maçımız başlıyor!"

Biz ne olup olmadığını almaya çalışırken sırayla yerlerimizi aldık.

Ve düdük çaldı.

Topa ilk ben şut çekmiştim.Şimdi top Bade'deydi Bade hızlıca karşı tarafın bölgesine geçerken bende onu karşısından takip ediyordum.İşte bu bizim taktiğimizdi.

Ben koşarken yan tarafımda bir siluet belirdi yanımdaki kişinin kim olduğunu anlamam için ise yüzüne bakmam gerekmediğini anlamam kısa sürdü.

Kayra!

"Pizzayı beğenmişsindir umarım.Peynirsiz pizzayıda bir insan nasıl severse." Duyduğum cümleyle gözlerimi devirdim.Bir yandan da Bade'nin ayağındaki topa odaklanıyordum.

"Peynirsiz pizzalara laf etme!" dedim ama bunu o kadar düşündemeden söylemiştim ki bir anda beynime şimşek çaktı.

Demin peynirsiz pizzayı ciddiye alıp onu mu savunmuştım!

Yüzüm kızarmaya başlarken Bade'nin durduğunu görüp bende durdum.Erkeklerin takımından olan Yiğit Bade'nin topu bana atacağını düşündüğü için benim tarafıma doğru koşmaya başlamıştı fakat Bade kimsenin tahmin edemeyeceği bir anda topu benim çaprazımdaki Hande'ye attı.

Hande topu hızla sürerken kaleye yaklaşmıştık.Ben Hande'nin yanındaydım benim yanımda ise takımımızdan Nil vardı.Hande tam kalede boşluk bulup topu şutlayacakken beklemediğimiz bir anda topu Kayra aldı.

Bunu gerçekten beklemiyordum ama ifadesizliğimi koruyarak en hızlı şekilde Kayra'ya doğru koşmaya başladım.Bizim kalemize doğru ilerlerken içimdeki öfkem artmaya başladı ve bu sayede daha da heyeceanlandım.Kayra bizim kalemize iyice yaklaşmıştı ve kalenin boş bir anını kolluyorken ben onun sağ tarafındaki Alper'i takmadan topu Kayra'nın ayağından aldım ve anında karşı takımın kalesinin yanında duran Nil'e şutladım.

Nil rahatça topu karşıladı ve yanındaki Ömer'i görmezden gelerek sertçe kaleye şut çekti.

"GOOOOOOOOOOOOOOOOOOOL!" Hakemin sesini duyduğum gibi zıplamaya başladım.İlk gol bizdendi ve maçın yirmi üçüncü dakkasında tamıştık.Ne ara zaman böyle geçmişti anlamamıştm.

Kısa bir gol sevincinden sonra tekrar yerlerimizi aldık ve düdükle beraber koşmaya başladık.Bu sefer Alper topu hızla kavramış ve bizim kaleye doğru sürmeye başlamıştı.Mevsim onun karşısına geçerek tek bir hamlede topu ayağından aldı ve bana pas attı.Pası sakince karşıladım ve topu sürmeye başladım.Karşı takımın kalesinin yakınlarına gelmişken şut çekmek için hazırlandım.Ama beklemediğim bir şey oldu ve Kayra topu profesyonel bir şekilde ayağımdan aldı.

Demek ki deminki hareketimden dolayı beni sinirlendirmeye başlıyordu.Kayra'nın arkasından koşarken karşı takımındaki oyuncular benim etrafımı kaplamışlardı.Kayra ise bizim kaleye yaklaşmıştı.Ben kaleye şut çekeceğini zannederken kendisi topu Kuzey'e attı ve Kuzey kalenin yakınlarında olduğu için topu rahatça kaleye attı.Kalecimiz Defne ise neye uğradığını şaşırmıştı.

Kız sağdan yani Kayra'dan top beklerken soldan topun gelmesi ...açıkcası bende şaşırmıştım.

Kuzey'de bundan yararlanarak tpou kaleye attı.

"GOOOOOOOOOOOL!" sessizce homurdandım.

Karşı takım sevinçle zıplarken ben nasıl böyle bir hata yaptığımı düşünüyordum.Gözlerimi kısarak Kayra'ya en sert bakışımla baktım.Tesadüf o ki o da bana bakıyordu.O bana sinsice gülümserken benim ona ölümcül bakışlar atmam hiç normal değildi.

Kendimi toparlayıp yerime geçtim ve düdüğün çalmasını bekledim.

Şimdi eşittik ve bunun 1-1 değilde 3-1 olması için elimden geleni yapacaktım.Düdük çaldı ve ben en hızlı şekilde topa doğru koştum.Top karşı takımdan Aras'ın ayağındaydı hızlıca onun ayağındaki topu kendi ayağıma aldım ve ters istikamette karşı takımın kalesine doğru topu sürdüm.Bunun hızlı bir gol olmasını istiyordum.Bu yüzden hızla kalenin yanındaki Hande'ye topu attım.Hande topu aldı ve karşısındaki Bade'ye attı.Bade ise hızlıca topu kaleye atmak yerine tekrar bana attı.Ben kalenin yakınlarında topu aldım ve sertçe şut çektim.

"GOOOOOOOL!" Bu taktiğimize biz aşk üçgeni diyorduk.Niye böyle dediğimizi tam olarak bilmiyordum fikir benden isim Hande'den çıkmıştı.

Kızlar yanımda toplanıp bana beşlik çakarken gülümsedim.Maçın bitmesine çok az kalmıştı.Duyduğuma göre on dakika kalmıştı ve bu on dakika da skoru 3-1 yapacaktık.

Tekrardan düdük çaldı ve biz yine topa doğru koşmaya başladık top bu sefer karşı takımdan Ömer'in ayağındaydı.Kendisi Alper'e pas attı ve Alper topu hızlıca kalemize doğru sürmeye başladı.Ben şut çekeceğini zannederken kendisi topu Kuzey' e attı ve Kuzey sanki bunu biliyormuş gibi topu kavrayarak bizim kaleye daha çok yaklaşmaya başladı.Daha topa ayağım bile değmemişken nasıl böyle bir şey yaşandığını ölçmeye çalışıyordum.

Mevsim bu sırada Kuzey'in ayağından topu almaya çalışıyordu.Bende daha hızlı koşarak Kuzey'in yanına ilerledim ve topu rahatlıkla aldım.Mevsim ile dikkatwi dağıldığı için benim geldiğimi fark etmemişti.Ben karşı takıma doğru topu nefes nefese sürerken yine yanımda o tanıdık siluet belirdi.

Ben daha hızlı koşmaya çalıştım fakat Kayra'nın hızını geçemiyordum.Bu yüzden son dakikada Kayra topu ayağımdan aldı ve karşı takımın kalesinin biraz uzağında topu bizim kaleye attı.Ben ne olacağını anlamaya çalışırken nefesler tutulmuştu.Mesafe çoktu ve oyuncularda kalenin etrafında değilde biraz uzaktaydılar.Top kaleye ulaştı ve Defne şutun sertliğinden dolayı topu kaçırdı.

"GOOOOOOOOOL! BEN SON DAKİKA GOLÜ DİYE BUNA DERİM." Hakemin sesiyle maçın bittiğini anlamış oldum.Ama şaşırmıştım hemde baya çünkü mesafe fazlaydı ama bir şekilde şut o kadar sertti ki...

"MAÇ BERABERE!" Öfkeyle kızların yanına ilerledim.Maç nasıl berabere bitebilirdi!

Bütün kızların yüzü asıktı. "O top nasıl kaleye girdi ya!" Mevsim benden de öfkeli duruyordu.

"Kızlar özür dilerim topu yakalamaya çalıştım ama çok sertti yetişemedim." Defne'ye sorun olmadığını söyledim.Kızlarda beni onayladılar.

Ve o anda yetenek avcısı ile aynı ortamda bulunduğum aklıma geldi.Topu ayağından kaçıran bir kızı takımda istemediklerinden emindim.Bu yüzden bütün hayallerim yanıp kül olmuştu.

Biz üzülmeye devam ederken Neşe hoca yanımıza geldi.

"Kızlar üzülmeyin hem sorun değil elinizden geleni yaptınız.Bu akşam sizleri akşam yemeği için bekliyorum." başımı Neşe hocaya çevirdim.Beraber kalmamıza rağmen bizi yemeğe mi çağırıyordu?

"Gece saat dokuzda benim evdeyiz.Bütün takıma duyur gelemeyecek varsa önceden söylesin." Ağzım açık bir şekilde başımı tamam anlamında salladım.

"Pekala maç kötü geçti ama bu akşam eğleneceğiz!" Bade'ye döndüm.Oldukça mutluydu,diğer kızlarda ve aslında bende çok mutluydum.

"Hadi dağılalım artık." dedim.Telefonumdan gruba akşam yemeği ile alakalı mesaj gönderip gelemeyeceklerin Neşe hocaya yazmasını istedim ve soyunma kabinine doğru yol aldım.

Duşumu alıp üzerimi değiştirdim.Kızlar sanırım sınıftaydılar ama ben onların yanına uğrayamayacaktım.Çok yorgundum ve eve gitmek istiyordum.

Kızlara telefonumdan bununla alakalı mesaj attım ve okuldan çıktım.Zaten son bir ders kalmıştı ve bu derste beden eğitimi olduğu için girmesem olurdu.

Kapşonlumu kafama geçirdim ve bir şarkı mırıldanarak yolumun eğlenceyle geçmesini sağlamaya çalıştım.

Yanımdan motor sesi geliyordu.Kafamı çevirip motora baktım ve tanıdım...

"Bilinmeyen numara,bırakıyım mı eve seni?" Durup gözlerimi onunkilere çeviridim.

"Hayır." dedim net bir şekilde. "Hem bilinmeyen numara da ne? başka bir şey bulamadın mı?"

"Buldum." Kaşlarımı çatıp ona baktım.

"Neymiş?"

"Söylemem.Şimdi biniyor musun? binmiyor musun? bak ilkokul arkadaşımsın diye diyorum birazdan yağmur yağacakmış kalırsın sırılsıklam." bu sefer karaesız kalmıştım.

Hem çok yorulduğum için yürümek istemiyordum hem de yağmurlu havaları sevmiyordum.Ani bir kararla bir şey demeden arkasına bindim.

"Hey kask takmadan olur mu?" diyip motorun arkasından çıkardığı kaskı alıp ilk bana sonra kendisine taktı.İki kaskı olmasına şaşırmıştım.Hep tek sürüyor sanıyordum.

Kayra gaza basarken ben düşmemek için onun belinden tutuyordum.Kendisi hızlanmaya başladığında ise tedirginleşerek sırtına adeta yapıştım.Daha önce motora binmiştim ama hiç bu kadar hız yapmamıştım.

"Yavaşlasana!" dedim sinirle.Ama kendisi bana inat daha çok hızlandı ve ben resmen Kayra'nın beline yapıştım.Çok sıkı tutuyordum ve onunla motora bir daha binmeyeceğime dair kendi kendime söz verdim.

Motor yavaşladığında evime geldiğimizi anladım.Ve motor durduğu anda adeta ondan kaçarcasına motordan indim ve kaskı çıkarıp ona verdim.Yine de bu iyliği için teşekkür etmem gerektiğini biliyordum.

"Teşekkürler pizzacı." bunu derken ses tonum birazcık sinirli çıkmıştı.

Bana gülümsedi "Görüşürüz bilinmeyen numara." dedi ve gaza basıp yanımdan ayrıldı.

Kalbimin anlamsızca fazla atması beni hiç mutlu etmemişti.Kaşlarımı çattım ve evin kapısını açtım.

Ve duyduğum sesle anında ellerim titremeye başladı.

"GECE!" bu babamdı...

(Selamlar yeniden.Umarım bölümü sevmişsinizdir sınav haftası vesayre olduğu için bölüm atamıyordum kusura bakmayın.Bir önceki bölümde söylediğim grubu kurdum hala gelmek isten varsa bekliyorum grupta bana kitapla alakalı ne istiyorsanız sorabilirsiniz tiktok hesabım;kitapkolikbirii sizleri bekliyorummm görüşmek üzeree)

Bölüm sonu

8 yorum