Hayatım boyunca hayat felsefem şu şekildeydi;
Eğer bir günün güzel gidiyorsa o günün sonunda üzülürsün ve o gün mutlu bitmez.
Bunu bana aşılayan neydi bilmiyorum fakat yaşadığım bu süre zarfı boyunca hep bunu düşünerek yaşamıştım.
Şimdi ise karşımdaki ekibe bakıyordum.Bana sinir bozucu gülümsemeleriyle selam veriyor ve elime ev hediyesi olarak aldıkları çikolatayı veriyorlardı.Evet bugün buraya gelmeden önce günümün kötü bir şeyler aşama kotamı doldurmuştum bu yüzden şimdi yani günün devamında iyi şeyler yaşanacağına kendimi inandırmak istiyordum.
"Gece beni görünce yüzünde güller açtı bakıyorum." Kuzey bana sinir bozucu bir şekilde gülümserken bende dayanamayıp aynı şekilde ona gülümsedim.
"Aynen çok mutluyum." dedim iğneleyici bir şekilde.
Selamlaşma merasimi bittikten sonra herkes salona kuruldu.Kızların da benim gibi onların geldiğine şaşırmış hatta yüzlerinde düşen bin parçayı gördüğümde bu tepkiyi sadece benim vermediğimi anladım.
Kızlarla Neşe hocaya bakıyorduk.Bize bir açıklama yapmasını istiyorduk sanırım.
Neşe hoca da karşımdaki tekli koltuğa oturdu ve konuşmaya başladı.
"Evet öncelikle tekrardan hoşgeldiniz çocuklar." dedi erkek tayfasına bakarak.
Kuzey abartılı bir şekilde "Hoşşşbulduk hocam." diyince gülümsemeden edemedim.Neşe hoca Kuzey'in bu tavırlarına alışmış olmalı ki onu umursamadan devam etti.
"Kızlar benden bir açıklama bekliyor olmalı çünkü kız gecesi yapacağımızı söylemiştim." derin bir nefes alıp konuşmasına devam etti. "Birazdan yemek yiyeceğiz ve sonra sizlere bir konudan bahsedeceğim ama itiraz etmek yok tamam mı?" bunu derken direkt kızlara yani bize bakıyordu.
Dayanamayıp sordum;
"Hocam niye 'şunlara' değilde bize bakıyorsunuz? itiraz edeceğimizi mi düşünüyorsunuz."
Neşe hoca lafa girmeden önce Yiğit ondan önce davranıp lafa girdi.
"Aşk olsun Gece bize 'şunlar' mı diyorsun? çok ayıp ama." Aslında yiğit bana bunu demeden önce onlara 'şunlar' dediğimi fark etmemiştim bile.Sanırım biraz fazla sinirimi bouyorlardı.
Yiğit'e cevap vereceğim sırada Neşe hoca beni böldü.
"Doğruyu söylemek gerekirsem Gece, evet sizin baya ititraz edeceğinizi.Ama çocukların bunu hemen kabul edeceklerini düşündüğüm bir teklif." Teklif mi?
Başımı sallayarak onu onayladım bu iş beni biraz germişti.
"Haydi o zaman sofraya." diyen Neşe hocayla beraber yerlerimizden kalktık ve yemek yeme odasına geçtik.Burada yuvarlak bir masa vardı kolaylıkla sığacağımızı düşünüyordum.Oda genel olarak mavi ve gri tonlarıyla dekore edilmişti.Neşe hocanın zevkine tekrardan hayran kaldım.
Masa yiyeceklerle donatılmıştı ben çok aç değildim zaten Neşe hoca ile yaptığımız kahveyi hoca konuşurken içmiştim hem de kolay acıkan birisi değildim fakat bu yemek manzarası ağzımı sulandırıyordu.
Ben boş bulduğum bir yere oturdum yanıma Hande diğer yanıma ise Mevsim oturdu.Tam Bade'ye Hande'nin yanına otur diyecektim ki karşıma oturan kişiyle lafımı yuttum.
Karşımda Kayra vardı.
Bu çocuk niye her yerde benim yakınlarımda bulunuyordu.Cidden sinirlerim bzoulmaya başlamıştı.
Onu boş verip herkesin oturmasıyla beraber yemeğimi ymeye başladım.Tabii Kayra beyin bakışları buna ne kadar müsaade ederse.
--------------
Üzerime neden mini elbise giydiğimi sorguladım.Normalde pek sorun etmezdim fakat şimdi nedense rahat edemiyormuş gibi hissediyordum.
Yemek faslından sonra masayı kaldırıp tekrardan salona geçmiştik.Yemekten sonra isminin Buğra olduğunu öğrendiğim çocuk işi çıktığı için gitmişti ve bizimkiler kalmıştı.Üçlü koltuğa Kayra,Kuzey ve Alper oturduğu için biz kızlarla yan yana oturmaktan vazgeçmiştik.Bade ve Hande ikili bir koltuğa ben ve Mevsim de karşılıklı olarak tekli koltuklara oturmuştuk.Neşe hoca ayakta bizi bekliyordu.
"Oğlum ayağını çeksene sıkıştım valla." Kuzey ve Alper yine yerlerinde duramamıştı anlaşılan.
"Lan o benim ayağım mı sence! Kendi ayağından rahatsız olan herifide ilk kez görüyorum."
Daha sonra Neşe hocanın onlara attığı keskin bakış sayesinde daha fazla konuşmadılar ve sonunda sustular.
"Evet belki kulağınıza gitmiştir.Berabere kaldığınız maçta sizi izleyenlerin arasında önemli bir kişi vardı."
Böyle bir şey duymuştum ama netliğinden emin değildim merakla Neşe hocaya baktım.
"Kendisi okullardaki maçları izliyor ve karma yani kız-erkek karışık bir takım oluşturmak için aranızdan öğrenci seçiyor.Bu yeni bir sistem,her okul aynı şekilde yapıyor ve karma takım olarak okullar hatta şehirdışı maçlara katılıyorsunuz."
Kaşlarımı çattım.Karma takım sistemi ilgimi çekmişti.
"Ve aranızdan birkaç kişi seçildi."
Nasıl yani? ben seçilmiş miydim? kızlar peki? kafam çok karışmıştı.
"Hocam kusura bakmayın ama Acun görse sizi kıskanır yani bu nasıl tane tane bir anlatım.Birazdan reklam arası vereceğiz diye korkmaya başladım artık kimlerin seçildiğini söyler misiniz."
Kuzey'in sitemi Neşe hocayı güldürmüştü.
"Biliyorsunuz bir futbol takımında on bir oyuncu olması lazım.Bu yüzden erkek kız sayısı eşit olmayacak.Bende sizler gibi kimlerin seçildiğini veya kızların mı daha fazla yoksa erkeklerin mi daha fazla olduğunu bilmiyorum." Neşe hoca bunları dedikten sonra cebinden telefonunu çıkardı ve anladığım kadarıyla kadro ile alakalı bazı mesajlaşmalara girip bize telefonunu çevirdi.
"Evet okuyorum.İlk önce erkekler var."
"Eüzübillahimine-"
"Lan bir sus çok kritik bu an."
"Besmele çekerken beni böldüğün için inşallah çarpılırsın Alpeer!"
Kuzey'in Alper'i derken e harfini uzatması ve Alper'in Kuzey'in ensesine bir tane geçirmesi ile ortamdaki gergin hava uçup gitmişti.
"İyi dinleyin.Söylüyorum."
"Alper,Kuzey,Kayra,Emre,Yiğit. ve Kaan."
Sanırım erkeklerin fazla olduğu bir takım oluşacaktı.
"OHA LAN BENDE TAKIMDAYIM." Kuzey sanırım olayın ciddiyetini daha yeni kavrıyordu.
"Kadro çok iyi." dedi Kaan.
"Oğlum sen niye duvar gibisin lan? Az mutlu ol, insan şaşırır en azından."
Kuzey Kayra'ya dönüp bugün ilk defa mantıklı bir şey söyledi.Hayır yani bir adam bu kadar mı duygusuz olur.
"Neden şaşırayım Kuzey? belli değil miydi zaten seçileceğimiz?"
Gözlerimidevirdim.
Kendini beğenmiş,gıcık,pizzacı!
"Hocam kızları ne zaman okuyacaksınız?" sonunda dayanamayıp Neşe hocaya bunu sormuştum.Kuzey'in dediği gibi heyecanlanmamız için her şeyi yapıyordu.
"Tamam tamam okuyorum."
Nefesimi tuttum o sırada Hande elimi tutmuştu bende karşıloık verdim ve elini stresten sıkmaya başladım.Bu karar çok önemliydi.Belki şehir dışı maçlarda birinciliği alarak babama kendimi kanıtlayabilirdim.
"Hande,Bade,Mevsim,Gece ve Defne."
Hande kısa bir çığlık atmıştı ve bende mutluluktan ne yapacağımı bilemeyerek Hande'ye sıkıcıa sarılmıştım.Mevsim ve Bade'de kendi aralarında sevinçlerini yaşıyorlardı.Hande'ye sarılırken gözüm Kayra'ya kaydı.Kısa bir anlığına da olsa dudakları kıvrılmıştı.
Kendisi seçilince gülümsememişti, şimdi niye gülümsüyordu?
Belki Alper'in söylediği bir şeye gülmüştü? ama eğer öyleyse bile neden doğrudan bana bakıyordu?
Hayır ya bana bakmıyordur iyice saçmaladım.Gözü kaymıştır.
"Aynı takımdayız!" Dedi Bade ama sonra aklına bir şey gelerek kaşlarını çattı ve erkekleri göstererek ağlamalı bir ses tonuyla "Ama bu dağ ayılarıyla da aynı takımdayız."
Sanırım aynı takımda olduümüz için artık biraz da olsa iyi geçinmemiz gerekiyordu.
"Sanki biz sizinle aynı takımda olmaktan mutluluk duyuyoruz." Kuzey'di bunu söyleyen.
Sanki Mevsimle anlaşmışız gibi birbirimize bakarak 'biz bunlarla nasıl anlaşacağız!' bakışı attık.
"Tamam çocuklar sakin olun bir.Pazartesi günü antremanlara başlıyoruz o zamana kadar şu aranızı düzeltin."
Her ne kadar istemesek de bu doğruydu.Aramızı düzeltmezsek maçta hata yapabilirdik.
"Hadi şimdi pastalarımızı yiyelim." Neşe hocanın önerisiyle sohbetlerle birlikte pastalarımızı yemeye başladık.
-------------
"Görüşürüz hocam." derken çantamı düzeltiyordum.Saat 11'i geçmişti.Ve artık dağılıyorduk.Hep beraber asansörü beklemeye başladık.
"Kızlar." bakışlarımız Alper' e döndü.
"Bir kafeye gidelim hep beraber eğer sizde isterseniz hem aramızdaki buzları eritmeye çalışırız hem de eğleniriz." evet sanırım bu mantıklı bir fikirdi.
"Hangi kafeye?" diye sordum.Bu kabul ettiğim anlamına geliyordu.
"Moonligt vardı o olabilir." başımı salladım ve kızlara baktım.
Kızlarda 'peki' anlamında bir bakış gönderdiklerinde herkesin onlayladığını düşündüm.
"Bence Menekşe kafeye gidelim.Oranın ışıklandırması dekorları güzel." Bade'nin önerisine anında katıldım.O kafe cidden çok güzeldi.
Kayra kaşlarını çattı ama bu fikire.
"İsmini duymuştum ama hiç gitmedim.Arabayı da ben sürecektim ama isterseniz sizde kim arabyı sürüyorsa önden gitsin bende onu takip edeyim." evet gayet mantıklıydı.
"Olur." anlamında kafasını salladı ve sonunda gelen asansöre bindik.Fakat biraz fazla kişi olduğumuz için sıkışmak zorunda kaldık.Ve maalesef ben yine pizzacı ile yan yanaydım.Yan yanaydık ve omuzlarımız birbirimize değiyordu.Daha kötü bir pozisyon olamazdı sanırım.
"Kayra az daha ilerlesene sıkıştık anasını satayım."
Ve Yiğit'in kayra'yı benim önüme atmasıyla deminki pozisyonumuza şükretmem gerektiğini anladım.Kayra önümdeydi ve aramızda boy farkı vardı asansör adabından dolayı kafamı eğdim ve yere bakmaya başladım.
Fakat onun bakışlarının bende olduğunu hissediyordum.
Yahu asansör adabınıda mı bilmiyor bana değil yere bakman lazım!
Tabi bunu sesli dile getirmedim.Fakat istemsizce yanaklarımın kızardığını hissediyordum.
Sonunda asansörün kapısı açııldı ve adeta kendimi asansörden dışarıya attım.Demin neler yaşanmıştı öyle hızlıca yanaklarıma dokundum neden sıcak olduklarını çözmem lazımdı.
Umarım yanaklarım utançtan kızarmamıştır.
Ben bunları düşünürken o sırada bizim kızları bekliyordum.
"Gece neden tazmanya canavarını kıskandıracak bir şekilde asansörden kaçtığını sorabilir miyim?" Mevsim gülerek yanıma gelmişti.Çok mu anormaldim acaba?
Ona gayet samimisiz bir şekilde gülümsedim.
"Hayır soramazsın." çünkü nedenini bende bilmiyorum.
Mevsim 'ben bu malla uğraşamam.' der gibi yanımdan uzaklaşmıştı.Bende peşine takılıp arabaya doğru gitmeye başladım.
-----------
"Bana ver şu telefonu ya sıradaki şarkı benim." Hande ve Mevsim arkada şarkı seçimi için birbirlerini yiyorlardı.
"Sen çok hareketli seçiyorsun ama." artık olaya müdahale edecektim çünkü arkadakiler cidden cırtlak bir şekilde bağırmaya başlamışlardı.Hayır yani bir şarkı açın neden kavga ediyorsunuz?
Ben ve mükemmel arkadaşlarım.
"Mevsim sen hangi şarkıyı açacaksın?" dedim kendimi arka koltuğa doğru döndürerek.
"Gimme more." evet hiç hareketli şarkı istemeyen birisine göre gayet iyi bir seçimdi(!)
Hande'ye dönerek aynı soruyu ona da sordum.
"Gimme more."
"Canım arkadaşlarım aynı şarkıyı açacaksanız niye iki saattir kavga ediyorsunuz." dedim sinirle.Benim sağım solum belli olmazdı fakat bu kadarda değildi yani.
"Bana niye söylemedin hangi şarkıyı açacağını?"
"Sen bana niye sormadın Mevo?" Mevsim'e genelde Mevo derdik.
"Ama senin söyleme-" Mevsim' in cümlesi yüksek sesle çalan bir şarkıyla yarıda kesildi.
Hızla Bade'ye baktım.Bade sakince araba sürüyordu ve şarkıyı o açmamıştı.Şarkının sesi bizim arabadan gelmiyordu ki.
Diğer kızlara baktığımda onlarında kaşları çatılmıştı.Bizim arabamızın bütün camları sonuna kadar açıktı.Sesin kaynağına bakmak için kafamı o yöne çevirdim.Yanımızdaki arabayı görünce kaşlarım havalanmıştı.
Hayır arabanın markası Mercedes olduğundan değil içindekilerden dolayı.
Yanımızdaki arabanında bütün camları açıktı.Benim baktığım kısımdan arabayı süren Kayra'yı görebiliyordum.Kafamı arkaya doğru çevirdim ve Kuzey'i gördüm.
Arada çalan Tarkan'dan Dudu şarkısıyla 32 diş gülümsedim.Gözlerim Kayra'ya kaydığında ise kısacaık bir an bana bakıp göz kırptığını gördüm.Ve sonra yine yola odaklandı.
Onu boşvermeye çalışarak yanındaki koltukta oturan Alper'e baktım.Sanırım Kaan Kuzey ve Yiğit arkada oturuyorlardı.Kuzey'in açtırtmış olabileceğini düşündüğüm şarkıya isetmsizce bende katıldım.Kuzey bağırarak şarkıyı söylüyordu.
"Çiçek gibi tazecik,kıymetli bi'tanecik." sonra bana baktı devam etmemi ister gibi.
Dayanamyıp bende cama daha doğru yaklaşarak şarkıyı yüksek sesle söyledim.
"Ana sütü gibi tertemiz."
Daha sonra ise Hande ve Mevsim'de yanımızdaki arabaya yakın olan camlarına yaklaştılar ve onlarda bağırarak şarkıyı söylediler.Bade yola bakıyordu.Aslında onun katılamadığı için biraz üzülmüştüm fakat şuan şarkı söylemekten daha çok sevdiği bir işi yaptığı için onun adına sevindim.Bade araba sürmeyi ciddi manada çok seviyordu ve şuanda bizden daha mutlu olduğu ise tartışmaya kapalı bir konuydu.
Yan arabadaki sürücü Kayra ise...
O da yola dikkatle bakıyordu ve bana göz kırptığı an dışında hiç göz göze gelmemiştik.
Yan profili neden bu kadar güzel?
Peki...
NEDEN ŞİMDİ BEN BUNU DÜŞÜNÜYORDUM?
Kafamı kendime 'saçmalama' dercesine salladım.Bu görüntüyü dışarıdan birisi görse şizofren olduğumu düşünebilirdi.Bu yüzden anormal hallerimi kim görmüş diye etrafıma baktım.Yan tarafımdaki Bade beni pek umursuyormuş gibi görünmüyordu.Arkadaki kızlara baktığımda ise onların yan arabadan gelen şarkıya bağırarak karşılık verdiklerini gördüm.
Bu yüzden yanımızdaki arabaya baktım.
Pekala sanırım herkes kendi derdindeydi.
Kafamı yola çevirdiğimde kafeye gelmiş olduğumuzu gördüm.Ne çabuk gelmiştik.Veya yol çok eğlenceli geçtiği için bana öyle gelmişti.
Ama Kuzey'in açtığını tahmin ettiğim şarkı kafamda dönüyordu sözleri kafamdan çıkmıyordu.Bade arabayı park ettikten sonra toparlanıp arabanın kapısını açtım.
Fakat şarkıyı da mırıldanıyordum.
"Kalanlar gideni gönlünde taşııır." kimsenin duymayacağı bir ses tonuyla devam ettim.Bu sırada kafenin girişine doğru gidiyordum.
Şarkımı söylemeye devam ettim.
"Aşk sevene yük olmaaaz." arkam bizimkilere dönüktü.Kafenin kapısının kolunu tuttum.Fakat çok geçmeden arkamda bir nefes hissettim.Ve elimin üzerinde bir el.
"Biz böyle bilir böyle yaşarız." sesi hemen tanımıştım.Kafamı yukarıya doğru kaldırdım evet Kayra beyler buradaydı.Aramızdaki boy farkından dolayı kafamı yukarı kaldırmamla onun kafasıda görüş açıma girmişti.
İlk olarak ne dediğini anlayamadım.Bu sırada ellerimizin üst üste olduğu kapı kolunu itmiş ve geçmem için bana yol vermişti.Fakat o kadar mallaşmıştım ki bu olay yaşandıktan 50 saniye sonra açık kapıdan içeriye geçmeyi akıl ettim.
Ve o sırada kafamda bir sürü ampül patlamaya başladı.
Hayır gerçek anlamda değil, mecaz olarak.
Kayra şarkının devamını getirmişti.
Nasıl duymuş olabilirdi ki? Yanımda oturan Bade'nin bile duymadığına emindim.Bu çocukta nasıl bir kulak vardı?
Ona bunu sormayı aklımın bir köşesine yazdım ve hemen ilerleyip kızların oturduğu masaya doğru yaklaştım.Kayra garsona bir yuvarlak masa daha getirmesini söylüyordu anladığım kadarıyla.Zaten bu kadar kişi bir masaya sığamazdık.
Burası alkollü bir mekandı ve her yerde renkli led ışıklar vardı.Çok büyük sayılmayacak kadar yuvarlak masalar vardı.Ve uzun tabureler, mekanda hareketli bir şarkı çalıyordu.Çok fazla kişi yoktu bu hoşuma gitmişti.
Herkes oturunca Kuzey konuşmaya başladı.
"Eee biz şimdi takım arkadaşı mı olduk?"
"Bana biraz garip geliyor.Yani bir saat öncesinde sizden gıcık kapıyordum özellikle Yiğit'ten." Hande'nin bu itirafı karşısında Yiğit'in kaşları yukarıya kalktı.
"Eee artık benden gıcık kapmıyor musun?" dedi Yiğit gıcık bir sırıtışla.
Hande'de aynı şekilde gülümseyerek "Hayır daha az gıcık kapıyorum ama o da zorunluluktan." dedi.
Bu ikisi arasındaki çekişme gerçekten hem komik hem de eğlenceliydi.
"Kızların kaptanı Gece hanım, siz bu işe ne diyorsunuz?" Bakışlarımı Kayra'ya çevirdim.
"Bilmem erkeklerin kaptanı Kayra bey, sadece bu takımdaki yeni kaptanın kim olacağını merak ediyorum." dedim sahte bir gülümsemeyle.
"Harbiden lan kaptan kim olacak?" Kaan daha yeni aydınlanmıştı anlaşılan.
"Bence Gece olsun." Kuzey'in fikri gülmeme neden oldu.
"Lan beni niye satıyorsun?" Kayra'nın alınganlığına sesli bir kahkaha attım.Diğerleri de bana katılmıştı.Kızlarla beraber gülüyorduk.
"Oğlum şöyle düşün."
"Söyle bakalım götümün filozofu Kuzey ,nasıl düşüneyim?"
"Alınıyorum ama Kayracık." dedi Kuzey sahte bir alınganlıkla.
"Bak şöyle düşün şimdi.Gece kadın ve kadınlar erkeklerden daha detaylı düşünür ve doğuştan gelen lider ruha sahiplerdir.Sen kaptan olsan her hatamızda yine 15 tur daha fazla koşturursunGece kaptan olsa her hatamızda bizi ıslak tuvalet terliğiyle döver.Aradaki farkı anladın mı?"
Gülmekten karnım ağrımaya başlamıştı.Bu yüzden karnımı tutarak gülmeye devam ettim.
"Sen ne ara hanımcı oldun götümün filozofu Kuzey?"
"Valla bu hanımcılık mıdır bilmem ama geçen sabah annem televizyonda sabah programını açık unutmuştu oradan gördüm."
"Ama sende doğruyu söyle Kayracık, doğru bir teori değil mi?" gözler Kayra'ya çevrilmişti.
"Sanırım ilk kez doğru bir şey söyledin." gülümsedim bu cümleye.Bende Kuzey' e katılıyordum.
"Napalım peki." Alper'in sorusu gayet mantıklıydı.
"Biraz klişe kaçacak ama doğruluk cesaretlilik oynayalım mı?" Mevsim'in cümlesi ise gayet makuldu.Bence birbirimiz tanımak için gayet iyi bir oyundu.
"Bence iyi fikir."
Herkes bu fikire katılınca Bade'nin yarısını bitirmiş olduğu pet şişesini aldık ve yatay şekilde koyduk.
"Pet şişenin kapağı soru diğer kısmı ise cevap." dedi Bade bu bilgiyi unutmamamız veya unutanlar için hatırlatmak için.
"Peki ilk ben döndüreyim." Hande hemen şişeyi çevirdi.Merakla kimin çıkacağını izliyordum.Şişenin kapak kısmı kendisine diğer kısmı da bana çıkmıştı.
"Peki Gece, D mi C mi?"
"C demek sitiyorum ama lütfen çok sınırda bir şey söyleme." Biraz adrenalin istiyordum.
"Cesaretliliği seçeceğini biliyordum.Hımm, karşı masadaki adamı görüyor musun?"
Karşı masaya baktım.Tahmini olarak benden birkaç yaş büyük bir adam vardı.En fazla 20 yaşında olabileceğini düşündüm.Yakışıklı denilecek yüz hatlarına sahipti.
"Evet."
Hande korkacağım şekilde gülümsedi.Bu iyiye işaret değildi.
"O adamın yanına gidiyorsun ve güzelliğinle adamı etkiliyorsun tamam mı? ve adamı bir şekilde ikna edip onunla en az 3 dakika dans et.Zaten hareketli bir şarkı ve adamın senin güzelliğine dayanabileceğini de sanmıyorum."
Hande'ye gözlerimi büyüterek baktım.
"Hande sen ciddi misin?"
"Hande sence bu güvenli mi?" birinci soruyu ben sormuştum fakat ikinci soruyu Kayra sormuştu.
"Merak etmeyin siz bu kız daha beterlerini yaptı." Hande bunu diyince Kayra bana 2yaptın mı cidden?'der gibi baktı.Bende ona 'bende bilmiyorum ki' der gibi baktım.Cidden bilmiyordum.Sanırım Hande biraz abartmayı seviyordu.
"Benden günah gitti." dedim ve yerimden kalktım.Saçımı düzelttim ve masaya doğru gittim.Dik duruyordum ve gayet kendimden emin adımlarla gidiyordum.
Masaya yaklaştım ve adamın yanındaki boş sandalyeye oturdum.
Cilveli bir sesle "Selamlar." dedim.Ve Hande'nin verdiği görevin ilk adımını gerçekleştrirdim.
(Bu bölüm bu kadar dııı Beğenmeyi ve düşüncelerinizi yazmayı unutmayınnn, görüşürüz şimdilik.)




