Akşam olmuştu fakat biz eve yeni geçiyorduk. Annem, Calista ve eşi hastanede kalmak istediklerini ve bizim eve gitmemiz konusunda ısrarcılardı. Biz de onlara karşı gelmeyip eve gelmiştik.
"Acıkmış olmalısınız, ben bize sandviç hazırlayayım." dedi Ellen, Raven ve bana. "Ben istemiyorum Ellen," dedim ve odaya gidip çantamdan geceliğimi çıkardım. "aç değilim de." bir an da Ellen karşımda belirdi. "Hadi ama Yeji, bir şey olmayacak korkma. Cyrus sandığından daha güçlü." titreyerek ağzından çıkan sözlere kendisi bile inanmadığını belli ediyordu.
"Gerçekten Ellen, aç değilim." ısrarım karşısında daha fazla dayanamayıp odadan çıkıp kapıyı kapattı.
Kıyafetlerimle yüzümü kapattım ve sesimin çıkmadığını düşünerek ağlamaya başladım. Bir süre sonra
kendimi, bağırmaktan boğazım ağrımaya başlamış, tüm eşyaları dağıtmış ve kıpkırmızı bir yüzle bulmuştum.
Babam, Cyrus orada yatarken ben burada hiçbir şey olmamış gibi duramıyordum. O benim herşeyimdi. O benim hayatımdı. Beni en iyi tanıyan oydu. Ben annemden çok ona güvenir, ona sığınırdım.
Neden böyle oluyordu?
Buraya geldiğimizden beri hiçbir şey düzgün gitmiyordu. Önce ne olduğunu dahi bilmediğimiz bir araştırma daha sonra ise babam'ın kalp krizi. Bunlar planlanmış mıydı yoksa tesadüf mü?
Neden durduk yere kalp krizi geçirmişti?
Eğer ona bir şey olursa, bana verdiği sözler ne olacaktı?
En önemlisi ben onsuz ne yapacaktım? Nasıl yaşayacak, nasıl kendimi koruyacaktım?
Cevabını bilmediğim sorular beni daha çok sinirlendiriyor ve ağlamama sebep oluyordu.
Bir süre sonra durdum ve kendime gelmeye çalıştım. Aklıma evde tek olmadığım ve beni duymuş olabilecekleri geldi. Göz yaşlarımı silerek odadan çıktım ve lavaboya doğru yürümeye başladım.
"Durumu kritik. Yeji evde kriz geçiriyor ve buna rağmen yarın buluşmamızda ısrarcı. Ne yapacağımı bilmiyorum." Ellen'ın sesini duyduğumda durdum. Onun telefonu yoktu, o zaman benim telefonum ile birisiyle konuşuyor olmalıydı. Ellen kolay kolay benden izinsiz telefonumu almaz veya arayan kişiye cevap vermezdi.
O zaman sadece iki seçenek vardı.
Lucas veya Arya. İkisinden biri olmalıydı.
"Tamam, ona ileteceğim. Aradığın için teşekkür ederim, iyi akşamlar."
Telefon kapanma sesini duyduğum da salona girdim. "Kimdi o?" dedim sinirle, "A-Arya." Kaşlarımı çattım, "Ne diyor?" " 'Umarım bir an önce iyileşir ve bunu görebilirsiniz.' dedi ve.." sözünü kestim. "Ne? Ne dedi tekrarlar mısın?" "Umarım bir an önce iyileşir ve bunu görebilirsiniz." anlamamış bir şekilde bana bakıyordu.
"Bu da ne demek?" bilmiyorum anlamın da kafasını salladı. "Söylesene Ellen, birisi hasta olduğun da onun yakınlarına ne derdin?" dedim Ellen'a bakarak. Burada olduğunu yeni fark ettiğim Raven konuşarak dikkat çekti. "Ben geçmiş olsun derdim. 'Görebilirsiniz' biraz fazla şey.." sözünü devam ettirdim. "Şüpheleyici!"
Ellen kaşlarını çattı ve sanki bir şey düşünüyormuş gibi bir yere daldı. Bir şeyler demek için ağzını aralasada ağzından tek bir kelime çıkmamıştı.
Bir anda ne olmuştu bu kıza? "Ellen, bir sorun mu var?" Raven benden önce davranmış ve Ellen ile konuşmaya çalışmıştı fakat Ellen hiçbir şey söylemiyordu. Sonun da pes etti ve "Yeji, Arya'yı aramalı ve iyi olmadığını bu yüzden araştırma işini bekletmemiz gerektiğini söylemelisin!" dedi aniden gelen stresle ve ayağa kalktı. "Hayır, ben iyiyim Ellen." Sözümü kesti ve, "Bu sadece senin değil Yeji, ben, Lucas ve Erich için! Bu-bu araştırma çok tehlikeli olacak. Gidemeyiz!"
Hızla eline telefonumu aldı ve aramalar kısmına girdi. Onu engellemek için hemen elinden telefonumu aldım ve, "Artık çok geç Ellen, gitmek zorundayız! Bu bizim için bir işaret olabilir, eğer gitmezsek bizi öldürebilir!"
"Öldürecek Yeji ama oraya gidersek. Oraya gidersek bizi öldürecek, anlamıyor musun?!" diye bağırdı Ellen. "Ne dediğini anlamıyorum Ellen, eğer onun araştırmasına yardım edersek.." elini kaldırdı ve işaret parmağıyla beni gösterdi.
"Eğer araştırmasına yardım edersek değil, eğer onun istediğini onun eline verirsek. Bizler bir insanız, tabikide hata yapacağız ve eğer o hatayı yaparsak Arya'nın istediğini ona veremiyeceğiz. Peki o zaman ne olacak?" Aslın da o da haklıydı.
"Pekâlâ oraya tek gitmeyeceğiz. Ve bu tek bizim kararımızla bir şeyler yapamayacağımız anlamına geliyor." Telefonumu ona uzattım. Ne dediğimi anlamıştı. Hızla aramalar kısmına girip 'Erich' yazısına tıkladı. Çok sürmeden Erich açtı. "Yeji? Bir sorun mu var?" "Sizi bu saatte rahatsız ettiğimiz için özür dileriz, yanın da kim var?" "E, Lucas." "Tamam, ikinizden de bizi dinlemenizi istiyoruz." diye konuşmayı sürdürdü Ellen. "Biraz önce Arya beni aradı ve bana Cyrus'un iyileştiğini görebilmemizi söyledi." "Yani bu normal bir şey," "Umarım onun iyileştiğini görebilirsiniz." diye tekrarladı Ellen. "Biz bunu bir tehdit olarak algıladık Erich." dedim sesli bir şekilde.
Biraz düşündüler ve sessizce aralarında bir şeyler konuştular. "Kızlar bunda bir şey yok." dedi Lucas. "Korkuyorsunuz biliyoruz fakat kötü bir şey olmayacak. Size söz veriyoruz." dedi gerçekçi ve güven veren bir sesle Erich.
İnanmasamda inanmak için kendimi zorluyordum. İnanmak zorundaydık..
**
Kapı açılma sesi duydum ve korkarak arkamı döndüm. Gelen kişi Ellen idi. "İyi uyudun mu?" dedi Ellen. Derin bir nefes aldım ve geri arkamı dönüp yeni aydınlanmaya başlayan gökyüzünü izlemeye devam ettim.
Sabaha kadar hiç uyumamıştım. Anladığını, "Bir şey olsa aralardı ayrıca küçük bir araştırma," burayı vurgulayarak söylemişti "dedikleri göreve gideceğiz. Git ve biraz uyu." deyişinden anladım.
"Hadi git ve hazırlan Ellen." bana karşı gelmeyi reddetti ve balkondan çıktı..
9. Bölüm Sonu