Erich:
"Selam, Yeji nasılsın?" "Şey, selam. Ben Raven." yanlış numarayı mı aramıştım? Telefonu kulağımdan çektim ve kime aradığım'a baktım. Hayır, doğru numaraydı.
"Sen de kimsin?" "Yeji'nin şuan işi var. İstersen bana söyle ben ona söylerim." "Adın neydi?" dedim, söylemekte kararsız kalmış gibi bir şeyler geveledikten sonra "Raven," dedi "adım Raven." tanımadığım birine güvenip de bir şey anlatamazdım. Ayrıca çocuğun sesine bakılırsa on iki/on üç yaşlarında olmalıydı.
"Yeji'ye onu aradığımı söyle lütfen." "Tamam, söylerim." diye sesi duyduktan sonra telefonu kapattım.
"Yeji'nin kardeşi mi varmış?" diye sordu merakla Lucas. "Bilmiyorum." dedim derin bir nefes verirken. "Ama umarım geri dönerler."
Akşam olmuştu ve Yeji hâlâ bize dönmemişti. Unutmuş muydu yoksa Raven söylememiş miydi bilmiyorum ama umarım bir an önce ararlardı.
"Hâlâ aramadılar mı?" elinde bir bardak kahve ile salona girdi Lucas. Kafamı hayır şeklinde salladım. O sırada telefonumun çalma sesi geldi. Hızla yanımda duran telefonumu aldım ve kimin aradığına baktım. "Onlar mı?" diye sordu Lucas heyecanla. Yüzümü buruşturdum ve, "Arya!" dedim.
Telefonu açmak istemiyordum ama açmak zorundaydım. "Evet?" "Neredesiniz siz?" diye çıkıştı Arya. "Ne var?" "Bugün buluşacağımızı sanıyordum ama hiç biriniz burada değilsiniz! Gelirsiniz diye bekledim fakat ne aradınız nede geldiniz?!"
"Bağırma." dedim sakin durmaya çalışırken. "Yeji'yi aradım ve kardeşi açtı.." sözümü bitirmeden konuştu, "Yeji'nin kardeşi yok sersemler!" "Nereden bileyim ben adının Raven olduğunu ve Yeji'nin işi olduğunu söyledi." dedim sesli bir şekilde. "O Ellen'ın kardeşi." dediğin de Lucasla şaşırmış bir şekilde birbirmize baktık. Daha bir şey söyleyemeden Arya tekrar konuştu, "Her neyse. Yarın sabah hepinizi bir arada görmek istiyorum. Hemen bitirelim şu işi!" dedi ve yüzümüze kapattı. "Kendisi neden aramıyor. Çok umrumdalar sanki, biz tek başımıza halledebilirdik!" diye bağırıp telefonu karşı koltuğa doğru fırlattım. Lucas kahvesinden bir yudum aldı ve gülerek, "Sakin ol dostum, ben konuşurum onlarla."
**
Gece yarısı olmak üzeriydi ve ben hâlâ Yeji'ye yazmamıştım bile. Çünkü onu umursamıyordum. Ona karşı neden bu kadar öfkeliydim bilmiyordum ama ne kadar sinirlensem de beni ona çeken bir şey vardı. Kahvemden bir yudum aldım ve telefonumdan çalan şarkıyı değiştirmek için telefonumu elime aldım ki bir mesaj geldi.
"Üzgünüm, yazmaya fırsatım olmadı." yazmıştı Yeji. "Bir şey mi oldu?" tekrar mesaj gelmesiyle irkildim ve konuşma yerine girdim, "Evet oldu." yazdım ve ona gönderdim. Hemen mesaj geldi. "Ne oldu?" tam yazacakken durdum. Arya'nın onlar yüzüne bize kızdığını söyleyecek değildim. "Yarın buluşacağız." dedim ve kahvemden bir yudum daha aldım.
"A pekâlâ, gelmeye çalışacağız." kaşlarımı çattım. 'Gelmeye çalışacağız' da neydi? "Gelmeye çalışmayın." Yazdım ve ona attım, "Gelin." "Tamam Erich, geleceğiz." dedi "İyi geceler." yazdım ve telefonumu kapatıp uyumaya gittim..
**
Ellen:
Uyandığımda Yeji'nin yatağında olmadığını gördüm. Lavaboya veya mutfağa gitmiş olma düşüncesiyle odadan çıktım. Lavabo'nun ışıkları kapalıydı yani orada olamazdı. Adımlarımı mutfağa götürdüm ve Yeji'nin balkonda olduğunu gördüm.
Odama tekrar dönüp dolabım da ceketimden birini alıp Yeji'nin yanına gittim.
"Günaydın!" gülümseyerek arkasını döndü Yeji, "Günaydın." "Üşümüşsündür diye getirdim." dedim ve elimde ki ceket'i Yeji'ye uzattım. "Teşekkür ederim." dedi elimden ceket'i alırken ve tekrar konuştu, "Neden kalktın?" "Uykum kaçtı. Saat kaç?" "Altı buçuk." dedi ve geri önüne döndü.
"Bugün buluşacakmışız." dedi gök yüzünü izlerken. "Yaa. Bize neden önceden söylemediler?" "Aramışlar ama Raven açmış sanırım." "Ne? Ciddi misin?" dedim ve onun yanına yaklaşırken. "Ne konuşmuşlar peki?" dedim merakla. Bana döndü ve, "Bilmiyorum, sadece bugün buluşacağımızı söyledi."
Tam konuşmak için ağzımı açmıştım ki salondan bağırma sesleri geldi. Hızla balkondan çıkıp salona girdik.
Liora, Cyrus'un baş ucunda oturmuş ağlıyordu. Ben daha ne olduğunu anlayamadan karşımda "Baba?!" diye bağırarak yanına giden Yeji gördüm..
**
Yeji:
Hastane koridorlarının beyaz ışıkları gözlerimi acıtmaya başlamıştı. Saat'in kaç olduğunu bilmiyordum ama saatlerdir buradaymışız gibi hissediyordum. Babam hâlâ içerideydi, doktorlar'ın söylediğine göre kalp krizi geçirmişti.
Annem, ellerini kucağında sıkı sıkı kenetlemiş, sessizce ağlıyordu. Gözleri şişmiş ve kızarmıştı. Ben ise koridorun sonunda bir sandalyeye oturmuş, öne eğilmiştim. Şimdiye kadar tek bir ses dahi etmemiş ne olacağını düşünüyordum.
Ellen yanıma geldi ve, "Biraz hava alsan iyi olacak." dedi ve elimi tutup ayağa kalkmama yardım etti.
Hastane'nin kapısından çıkana kadar tek kelime etmemiştik. "A şey suyumu unutmuşum, alıp gelir misin?" "A, tabii ki de yenisini alıp gelirim ben, sen burdan ayrılma." dedi Ellen ve tekrardan hastaneye girdi.
Ben ise bir banka oturup onu beklemeye başladım. Başımı kaldırdığım da karşımda Erich'i buldum. Hiç bir şey demeden yanıma oturdu. Biraz sonra, "Şey senin adına üzüldüm. Tam olarak ne olmuş?" "Ka-Kalp krizi geçirmiş." Kafamı eğdim ve gözümden akan yaşları silip tekrar Erich'e döndüm. "S-sen nereden biliyorsun?" "E şey söyledi. Arya." Kafamı anladım anlamında salladım ve Ellen gelmiş mi diye hastane'nin kapısına baktığım da orada bizi izlerken buldum.
Ben oraya bakınca Erich de oraya döndü. Ellen'ı görünce ayağa kalktı, hızla yanımıza ulaşan Ellen, "Gidiyor musun?" dedi Erich'e "Evet, bu arada Arya ile konuştum. Baban iyileştikten sonra-" sözünü bitirmesine izin vermeden ayağa kalktım ve konuştum, "Gerek yok." "Nasıl gerek yok? İyi misin Yeji?!" diye çıkıştı Ellen. "Hemen bitirelim şu işi Ellen. Planladığımız gibi yarın buluşalım." "Hayır Yeji, hemen böyle karar veremezsin. Baba'nın yanında olmalısın." derin bir nefes aldım ve tekrar konuştum, "Önemli değil, küçük bir araştırma. Bir şey olursa geri dönerim." "Ama ne olacağını hiç birimiz bilmiyoruz Yeji," Ellen dur diye elini havaya kaldırınca Erich durdu. "Pekâlâ, yarın sabah. Tekrardan geçmiş olsun." dedi ve yanımızdan ayrıldı..
8. Bölüm sonu