İçeriğe geç

Kilitli Kapılar

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Kilitli Kapılar

Bölüm 11

Bölüm 7

Yanlarından ayrılır ayrılmaz hızla eve doğru yürümeye başladık. Bir süre ikimiz de sessiz kaldık, Ellen bu sessizliği bozmak ister gibi, "Ne düşünüyorsun, nasıl birilerine benziyorlar?" dedi bana bakarak.

Biraz düşündükten sonra kafamı çevirmeden cevap verdim. "İyi birilerine benziyorlar, ayrıca onlar da bizim gibi kabul etmek zorunda kalmış gibiler. Onlarla anlaşabileceğimizi düşünüyorum," dedim sakin bir şekilde.

"Erich'i bilmem ama Lucas çok tatlı birine benziyor," dedi kıkırdayarak.

Apartmanın kapısına ulaştığımızda, Ellen bir an durdu ve "Dur bir dakika, şu yukarıdaki annem mi yoksa ben mi yanlış görüyorum?!" dediğinde hemen kafamı kaldırıp 4. kattan bize bakan halamı gördüm. "İşte şimdi bittik," dedim ve hızla Ellen'ın kolunu tutarak binaya girmesini sağladım.

"Acaba beklesek mi? Belki annem başkası olduğunu düşünüp yatmaya gider?" diye bir seçenek sundu, fakat tam o sırada Ravendan, 'Hemen eve gelmezseniz annem sizi çiğ çiğ yiyecek,' mesajı geldi.

"Sanırım şu mesaja göz atmalısın," diyerek telefonumu Ellen'a uzattım. Mesajı okuduktan sonra, "Ah?! Hâlâ burada zaman kaybediyoruz, hadi acele et!" diye bağırdı ve asansöre bindi, hemen arkasından da ben bindim.

Asansörden inip kapının önüne geldiğimizde halam kapıyı açmış bizi bekliyordu. "Hoş geldiniz kızlar!" dedi kısık ama sert bir sesle. Korkudan bir şey diyemediğimiz için kafamızı hafif öne eğerek selam verdik. Bizi tanımayan biri, Çin'den veya Kore'den geldiğimizi düşünebilirdi.

"Bu saatte dışarıda ne işiniz vardı?!" dedi tekrar aynı ses tonuyla. "Markete gitmiştik, anne," dedi Ellen, söylemekte kararsız bir şekilde. "Benim haberim var mıydı peki?" dedi tek kaşını kaldırarak.

Onu yumuşatmak için koluna girdim ve, "Calista Hanım, şimdi şöyle..." ne diyeceğimi bilmez bir şekilde Ellen’dan gözlerimle yardım etmesini istedim. Beni anladı ve hemen araya girdi, "Ne yani, söyleyecek misin? Tüm sürpriz kaçar ama!" dedi isyan eder gibi. "Ne sürprizi?" dedi, sert ses tonundan çıkıp merakla konuşan halama döndüm ve, "Söylersek anlamı kalmaz ama!" diye yüzümü buruşturduğumda güldü ve, "Tamam, bu seferlik affediyorum fakat bir daha olmayacak!" "Tamam!" dedik Ellen ile birlikte ve hızla içeri girip yataklarımıza girdik.

"Bir an ben bile sürpriz için markete gittiğinizi düşündüm. Bir daha bana bir şey söylediğinizde on kere düşüneceğim," dedi ve güldü Raven. Ben de ona eşlik edip sessizce güldüm fakat Ellen sinirle, "Eğer senin yüzünden birisi bunu duyar ve öğrenirse seni çok fena döverim!" "Of hadi yatın!" dedim ve tekrar güldüm. "Susarsan yatacağız, Yeji!" dedi Ellen ve tekrar güldüm. Bu kızı çok seviyordum!

**

Ellen:

Kalktığımda saat on bire geliyordu. Raven yerinde değildi fakat Yeji hâlâ bıraktığım gibi yatıyordu. Doğruldum ve salona doğru gittim. Annem ve Yeji'nin annesi Liora'yı gördüm. "Günaydın tatlım!" dedi annem, ona gülümsedim ve "Kahvaltı yaptınız mı?" "Evet, siz uyanmayınca biz yaptık. Yeji kalktı mı?" dedi Liora. Kafamı hayır anlamında salladım. "Daha kalkmadı. Kalkar şimdi zaten," dedim ve salondan çıkıp Yeji'nin yanına gittim.

"Yeji! Kalk hadi," dedim ve gözünü ovuşturarak yatakta doğruluşunu izledim. "Saat kaç?" dedi bana. "Saat on bir olmuş bile. Neden bu kadar uyuduk bugün?" dedim merakla ve Yeji'nin yatağının ucuna oturarak, "Yeji, ben bugün bir rüya gördüm."

Kaşlarını çattı. "Nasıl bir rüya?" dedi ciddi bir şekilde. "Bilmiyorum Yeji, çok garipti. Hayalete benzer birisi vardı ve 'bana güvenmelisin' deyip duruyordu. Fakat nereden geldiğini bilmediğim bir ses 'ona güvenemezsin!' diyordu. Sonra..." durdum ve rüyamı hatırlamaya çalıştım. "Sonra bir yerden düştüm Yeji, fakat hayalet dediğim şey beni kurtardı ve sonra gitti. Bir anda etrafımda binlerce insan belirdi, hepsi bana kızıp bağırıyordu."

İstemeden kaşlarımı çattığımı fark edince kaşlarımı düzelttim. "Neden bağırıyorlardı?" dedi Yeji. Çok korkmuştu ve yüzü kar gibi beyazlamıştı. "Hiçbir fikrim yok. Ama sonra karartı geldi ve bana sarıldı sanırım, tüm insanların sesi yavaş yavaş kısıldı." Ben bunu anlattıktan sonra Yeji bir süre daldı.

Aklına bir şey gelmiş olmalıydı. "Senin için iyi fakat benim için kötü biri..." diye fısıldadı. "Ne diyorsun, Yeji?" "Ellen. Ben... Ben uçakta buraya gelirken bir rüya gördüm. Orada da karartı vardı..." dedi ve sustu. "Baştan anlat şunu!" dedim ona. "Ben de bir uçurumdan düşüyordum. Sonra beni bir kadın kurtarıyordu ve hemen ardından bir karartıya dönüşüp uçarak gidiyordu. Bense yere düşüp ölüyordum."

"Bunların anlamı ne?" dedim Yeji'ye fakat bilmiyorum dercesine kafasını salladı. Kafamı kaşıdım ve ayağa kalktım. "Tamam, bu kadar düşünce yeter. Hadi bir şeyler yiyelim!" "Aç değilim, teşekkürler." Kaşlarımı çattım. "Hadi ama, gel!" "Ben senin gibi obur değilim!" dedi ve güldü Yeji. Yemek yemeyi çok seviyordum ve obur olduğumu kabul ediyordum. Gene de ona sinirlendim ve, "Yeme!" dedim ve hızla odadan çıkıp mutfağa girdim.

Gözlerime inanamıyordum, tam karşımda benim kopyam dikilmiş şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Gözlerim karardı ve tam yere düşecekken yemek masasına tutundum. Kafamı yere doğru eğdim ve derin nefesler alarak kendime gelmeye çalıştım.

Kafamı tekrar o tarafa çevirdiğimde hiçbir şey yoktu. Mutfaktan çıktım ve bir süre etrafıma bakındım fakat hiçbir şey göremedim. Hayal görmüş olabilirim diye düşünerek buzdolabına gittim ve içerisinden reçeli çıkarıp tezgâhın üzerine koymamla bir adım geri gitmem bir olmuştu.

Tezgâhın üzerine "Sakın dışarıya çıkmayın" yazıyordu...

7. Bölüm Sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.