OTEL SUİTİ — 00:05
Asansörden nasıl çıktıklarını, otelin en üst katındaki VIP suite nasıl girdiklerini ikisi de hatırlamıyordu. Kapı gürültüyle kapandığı an Taehyung, Jungkook’u koridorun duvarına sertçe bastırdı.
Öpücük bir savaş alanı gibiydi; dillerinin çarpışması, dişlerinin birbirine vurması nefret ve alkol kokan bir tutkunun dışa vurumuyordu. Jungkook, Taehyung’un gömleğinin yakasını hırsla çekiştirip düğmelerini kopardı. Taehyung da Jungkook’un kravatını tek hamlede söküp yere attı.
"Bu... bu bir hata," diye mırıldandı Jungkook, nefes nefese Taehyung’un dudaklarından ayrılmaya çalışarak. Ama elleri Taehyung’un geniş omuzlarını sıkıca kavramıştı.
"Kapa çeneni Jeon," dedi Taehyung hırlayarak. Jungkook’u kucağına aldığı gibi devasa yatağa fırlattı.
Taehyung yatağa tırmandı, Jungkook’un üzerine kabus gibi ama yakıcı bir arzuyla çöktü. Jungkook’un ceketini ve gömleğini tek bir yırtıcı hareketle kenara sıyırdı. Genç adamın dövmeli, pürüzsüz ve sıcak göğsü açığa çıktığında Taehyung eğilip Jungkook’un şah damarını sertçe ısırdı.
"AH!" Jungkook başını geriye attı. Alkolün etkisiyle zihni dönüyor, bedeni Taehyung’un dokunuşlarına kontrolden çıkmış bir açlıkla yanıt veriyordu. "Taehyung... dur..."
"Durmamı istemiyorsun," dedi Taehyung, sesi karanlık ve boğuktu. Jungkook’un pantolonunun kemerini hızla çözdü.
Taehyung, Jungkook’un pantolonu ve iç çamaşırını dizlerine kadar indirdi. Genç adam tamamen açıkta ve alkolün verdiği ağırlıkla savunmasız kaldığında, Taehyung komodinin üzerindeki masaj yağını kavradı. Yağı eline döküp hiç beklemeden üç uzun parmağını Jungkook’un dar ve yakıcı sıcaklıktaki girişine sertçe itti.
"AH! TAEHYUNG!"
Jungkook’un çığlığı odada yankılandı. İçindeki o ansız ve acımasız doluluk zihnini tamamen bulanıklaştırdı. Bacakları titriyor, elleri çarşafı yırtacakmış gibi sıkıyordu.
Taehyung parmaklarını acımasız ve hızlı bir ritimle hareket ettirdi. Jungkook’un içindeki mühür noktasını alkolün verdiği pervasızlıkla ezdi. Jungkook inleyerek başını sağa sola sallıyor, nefret ettiği adamın altında hazdan mahvoluyordu.
"Hazırsın," dedi Taehyung. Kendi pantolonunu ve çamaşırını tek hamlede çıkardı. Sertleşmiş, devasa organını ortaya çıkardı.
Jungkook’un bacaklarını omzuna kadar kaldırdı. Kendi sertliğini Jungkook’un arzulayan girişine dayadı ve tek bir sert, derin hamlede son milimine kadar gömüldü!
"AHHHHHHHHHHH!"
Jungkook’un çığlığı tavana yükseldi. İçine giren devasa boyut ve hissettiği doluluk alkolün tüm etkisini bir an için silip attı. Ama beden artık geri dönülemez bir noktadaydı.
Taehyung durmadı. Yatağın üzerinde, Jungkook’un belini kavrayarak amansız, son derece derin ve sert hamlelerle vurmaya başladı. Yatak her vuruda duvara çarpıyor, ikisinin birleşen tenlerinden çıkan ıslak sesler odadaki nefes seslerine karışıyordu.
"Hissediyor musun?" dedi Taehyung hırlayarak. Hamlelerini çıldırtıcı bir hızla derinleştirdi. "O kibirli tavırların nerede Jeon? Şimdi kimin altındasın?"
"S-Senin..." dedi Jungkook hazdan ağlayarak. Alkolün ve arzunun etkisiyle kalçasını Taehyung’un darbelerine doğru kaldırdı. "Nefret ediyorum senden... ahh! Daha derin!"
Taehyung tempoyu en tepe noktaya çıkardı. Yırtıcı bir canavar gibi vuruyor, Jungkook’un çığlıklarını dudaklarıyla yutuyordu.
Zirve anında Taehyung sivri dişlerini Jungkook’un omzuna sapladı ve kendi sıcak tohumlarını tazyikle Jungkook’un en derin duvarlarına boşalttı. Jungkook da aynı saniyede çığlık atarak kendi tohumlarını karnına ve Taehyung’un göğsüne fışkırttı.
İkisi de saniyeler içinde yatağa yığıldı. Alkolün ve yorgunluğun etkisiyle, ne yaptıklarını tam olarak idrak edemeden derin bir sızmaya teslim oldular...