İçeriğe geç

Kibirli Mimar

Bölüm 15 · 1 dk okuma

Kibirli Mimar

Bölüm 15

BÜYÜK GALA VE MÜKEMMEL ZAFER

MÜZE ANA GALERİSİ — BÜYÜK AÇILIŞ GALASI — 20:00

Işıklar, şampanya kadehleri, uluslararası basın ve ülkenin en elit kesimi devasa müzeyi doldurmuştu. Binanın tarihi dokusuyla modernizmin bu büyüleyici uyumu herkesi büyülemişti.

Jungkook, jilet gibi kesim siyah bir smoking giymiş, saçlarını arkaya yatırmıştı. Kalabalığın arasında tebrikleri kabul ederken, gözü sürekli salonun diğer ucunda duran adamdaydı.

Taehyung, bizzat dikim beyaz ceketli smokiniyle bir heykel kadar kusursuz görünüyordu. Gazetecilere demeç verirken bile keskin gözleriyle Jungkook’un her hareketini, kiminle konuştuğunu, kime gülümsediğini adım adım takip ediyordu.

Kültür Bakanı sahneye çıkıp mikrofonu aldı:

"Bu muazzam eseri ülkemize kazandıran iki dahi mimarımıza; Bay Kim Taehyung ve Bay Jeon Jungkook'a sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz!"

Alkış tufanı koparken ikisi sahneye davet edildi. Yan yana durduklarında, flaşlar peş peşe patladı. Sahne ışıklarının altında birbirlerine bakarken bakışlarındaki o yıkıcı rekabet ve engellenemez çekim görünmez bir elektrik dalgası yayıyordu.

Plaketleri aldıktan sonra Taehyung, mikrofonu eline aldı. Salon birden sessizleşti.

"Bu proje benim için sadece bir mimarlık başarısı değildi," dedi Taehyung, gözlerini doğrudan Jungkook’a dikerek. Sesi derinden ve hipnotize edici bir tonda geliyordu. "Bu proje, hayatımda karşılaştığım en inatçı, en zorlu ve beni sınırlarıma kadar zorlayan bir zihnin meydan okumasıydı. Ve kabul etmeliyim ki... o sınırların ötesine geçmek büyüleyiciydi."

Kalabalık bu sözleri profesyonel bir takdir olarak yorumlayıp alkışlarken, Jungkook kalbinin göğüs kafesini delercesine çarptığını hissetti. Taehyung’un ne demek istediğini sadece o biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.