HANYANG TARİHİ BİNASI — 3 AY SONRA
Müze restorasyon projesi tamamlanma aşamasına gelmişti. Taş duvarların kadim dokusu, Taehyung’un geometrik cam ve steel yapılarıyla mükemmel bir dengede buluşmuş; Jungkook’un organik ahşap karkasları yapıya adeta can vermişti. İki dahi mimarın birbirini yok etme hırsı, ortaya uluslararası alanda ses getirecek bir şaheser çıkarmıştı.
Ancak aralarındaki o soğuk savaş ve kor kor yanan gerilim bir milim dahi azalmamıştı.
Jungkook, ana galerinin merkezindeki büyük ahşap yerleştirmeyi kontrol ediyordu. Çizim defterine son notlarını alırken arkasında beliren o tanıdık, ağır adımları hissetti.
Taehyung, koyu gri takım elbisesi ve elinde tuttuğu son kontrol listesiyle yanında durdu. Gözlüklerinin üstünden devasa tavan tavanına, ardından Jungkook’un keskin profiline baktı.
"Kabul etmek nefretimi artırsa da," dedi Taehyung, pürüzsüz ve dondurucu sesiyle. "O ahşap dokunuşlar cam panellerin soğukluğunu kırmış. Kurul üyeleri şimdiden hayran kaldı."
Jungkook başını çizimlerinden kaldırmadı. Dudaklarında alaycı bir tebessüm belirdi. "Benim dokunuşlarım olmasaydı burası bir müze değil, şık bir uzay üssü olurdu Bay Kim. Sonunda 'ruh' kavramını anlamanıza sevindim."
Taehyung bir adım yaklaştı. Aralarındaki mesafe azaldığında, 3 ay önceki o öfke dolu masanın üzerindeki an zihinlerinde anında çaktı. İkisi de tek bir kelime etmese de, birbirlerinin tenindeki izleri ve nefesteki o arzulayan kini hatırlıyordu.
"Ruh kelimesinden hala nefret ediyorum Jeon," diye fısıldadı Taehyung. "Ama senin bu projeye koyduğun o hırsı... işte onu inkar edemem. Yarın gece büyük açılış galası var. Sektörün tüm gözü üzerimizde olacak."
"Biliyorum," dedi Jungkook, bakışlarını Taehyung’un iddialı gözlerine dikerek. "Ve o galada, senin o kibirli gölgenin arkasında kalmayacağımı herkese göstereceğim."
"Sabırsızlıkla bekliyorum," dedi Taehyung. "Çünkü galadan sonra bu proje bitecek Jeon. Ortaklığımız da."
Jungkook’un göğsüne anlık bir sızı oturdu ama çenesini dik tuttu. "Zaten en çok istediğim şey bu."