İçeriğe geç

Keskin Nişancı

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Keskin Nişancı

Bölüm 6

Taksi

Ege'nin söylediği şeyden sonra tüylerim diken diken olmuştu. İçim yanmıştı. Canımdan can gitmişti resmen. "Ege kalp krizinden gitmemi istemiyorsan şöyle. Ne oldu?" Ege söylediğimin ardından korkmuş olacak ki hemen lafa girdi.

"Özgür komutanı kaçırdılar. Durumu nasıl bilmiyoruz." "Ne?" Duyduklarımın karşısında gözlerim yuvalarından fırlayacaktı resmen. "Nasıl oldu bu? Ne zaman? Kim yaptı bunu?" Arka arkaya sıraladığım sorular Ege'nin afallamasına neden oldu.

"Senin vurulduğun gece seni hastaneye bıraktık kapında hep polisler bekledi çünkü sana tekrar saldırabilirlerdi. Ama beklediğimiz gibi hedef tekrardan sen değilmişsin." "Ne demek bu." "Yani yeni hedefleri komutanı ele geçirmekmiş. Operasyondaydık, vurulduğun geceden sonraki gün yani. Operaysonda kaçırmışlar komutanımı."

Ege'nin sinirlendiği belliydi bende onun kadar sinirliydim. Özgür komutanım kısa sürede abim gibi olmuştu ona bişey olursa bir yanım hep eksik olacaktı, çünkü ben küçüklüğümden beri hep bir abim olsun istemiştim.

Artık abim vardı, ve ona sahip çıkmalıydım. Çünkü artık sevdiğim insanları kaybetmeye tahammülüm yoktu. "Ege benim gitmem lazım." "Dur nereye, bu halde gidemezsin." "Ne varmış halimde."

"Hadi yapma lütfen Özgür komutanım burda olsaydı gitmene izin vermezdi." "Ama sorunda burda zaten, Özgür komutanım yok! Onu bulmamız lazım." "Biz gidicez zaten onu bulmak için, ben sadece yanına uğramak istedim gitmeden önce." "Ege nolur bende geliyim. Hem bak çok İyiyim bende."

"Biliyorsun buna ben karar veremem Cansu. Benim şimdi gitmem lazım. Kendine iyi bak olur mu?" Mutsuz olsamda bunu belli ederek, aşağı yukarı başımı salladım. Kapıdan çıktı ve kolumdaki şeyleri söktükten sonra bende arkasından ilerledim

(en azından ilerlemeye çalıştım) sanırım onlar haklıydı, ben daha adım bile atamıyordum. Bu çok ağır geliyordu. Yavaş yavaş düzeleceğini bilsemde bu anları atlatmak istiyordum. yavaş yavaşta olsa odadan çıkmayı başarmıştım.

Kapıyı açtığımda Ege görüş alanıma girdi. Çok şaşkın gözüküyordu ve endişeli. Ege hemen yanıma koşup kolumdan tutup ayakta durmama yardım etti. "Cansu, yapma lütfen kendine daha çok zarar veriyorsun. Ayrıca tedavin daha çok uzuyor böyle. Hadi git yatağına üzme beni.

Gerçekten bana üzülmüşmüydü? Bu beni biraz olsun sevindirmişti. Benim için üzülen insanların yanımda olması da çok güzeldi. Tabi onları üzdüğüm için de kendimden nefret ediyordum. Bunu onlara yaşatmaya hakkım yoktu.

Ege tekrar konuşmaya başladı. "Hem ailene de haber verilmiş. Onlarda geliyor buraya." Lafını bitirmesinin ardından iki saniye geçmeden endişeli annemi ve babamı gördüm. Beni bu halde görmeleri isteyeceğim son şey olabilirdi. Çünkü şuan hastaneden kaçmaya çalışıyordum.

"Cansu!" Annem bana doğru telaşla koşuyordu. Babam ise soğuk kanlılığını korumaya çalışıyordu, ama pek başaramıyordu "Kızım iyimisin." "İyiyim anne benim birşeyim yok, arkadaşa da onu anlatmaya çalışıyordum. "Cansu nereye bu halde." "Anne benimde o göreve gitmem lazım."

Bu sefer telaşla konuşan babam oldu. "Kızım delirdin mi nasıl gideceksin bu halde göreve." "Baba iyiyim ben." Egenin dayanamadığı belliydi bu sefer konuşan Ege oldu. " Merhabalar efendim ben Ege, tanıştığıma memnun oldum." "Bizde memnun olduk Egecim. Bu şekilde tanışmasaydık daha iyi olurdu ama olsun artık yapacak bişey yok."

"Haklısınız bende böyle tanışmak istemezdim ama yine de memnun oldum." Ege gülümseyip tekrar bana döndü. "Hadi Cansu geç sen içeriye annelerde burada hem, benim gitmem gerek." "Hayır bende geliyorum." Ege daha fazla dayanamadı. "İyi tamam ama komutan birşey derse benden değil. "Tamam öyle olsun yeterki geliyim."

"Anne siz dönmeyin İzmir'e ben dönersem sizin yanınıza gelicem." "Ah be kızım kendine yaptıklarına bak üç kişi ikna edemedik seni." Gülümsedim ve ikisine de sarıldıktan sonra Ege'nin koluna girip yavaş yavaş yürümeye başladık.

Sonunda hastaneden çıkıp bir taksiye bindik. "Yolumuz biraz uzun olacak bu arada." dedi Ege. "Nasıl ya devlet hastanesinde değilmiyiz." "Hayır durumun kötüye gidince başka hastaneye yatırdılar." Başımı salladım. Birden karnımdaki yara kasılmaya başladı, Egeye pek belli etmemeye çalışsam da bu imkansızdı. Karnımı tutunca Ege birşeylerin ters gittiğini anladı. "İyimisin canın acıyor mu?"

"Biraz, ama iyiyim." Ben sana dedim, biraz beni dinleyip hastanede kalsaydın bunlar olmayacaktı." Sustum çünkü haklıydı ama benimde mantıklı sebeplerim vardı, yada bana öyle geliyordu. Ne yazık ki şuan bunları düşünemeyeceğim kadar acı çekiyordum. Bu acının kaynağı ne kadar yaram olsa da komutanımın onların elinde olması bu acıyı iki katına çıkarıyordu.

kafamı kaldırdığımda şaşırdım ve Ege'ye baktım Ege'de gördüğüm şeyi farkedip bana baktı. Bu taksici sivil bir vatandaş değildi çünkü - bizi dışarıda teröristlerin olduğu boş bir arsaya getirmişti - o şuanda bizi kaçıran bir terörist ti.

Bölüm sonu.

Bölüm sonu

1 yorum