Şuan ikimizin de aynı şeyi düşündüğünden emindim. Nasıl farketmedik! Hemen bir plan yapmamız gerekiyordu. Ege'ye döner dönmez taksici - en azından öyle sanıyorduk. - bizden önce davrandı ve silahını bize doğrulttu. Ege'ye yaklaştım çünkü hala canım yanıyordu Ege beni kendine doğru çekti ve güvende olduğumu hissettirmeye çalıştı.
"Silahlarınızı hemen bana verin!" dedi adam. Ege'nin bir planı varmış gibi duruyordu ve adam ne dediyse yaptı. Adam bizi arabadan indirdi. Ege ayakta duramayacağımı tahmin ettiği için belimden tutup yürümeme yardımcı oluyordu. Ege kulağıma bişeyler fısıldamaya başladı. " Sakin ol içeriye gitmemiz gerekiyor Özgür komutanım içeride olabilir." Başımı salladım. Planını şimdi anlamıştım.
Önümüzdeki adam benim kolumdan tutup ittirdi. İçeriye girmiştik ve beklediğimiz gibi Özgür komutanım da oradaydı. Elleri ve ağzı bağlıydı bizi görünce konuşup bağırmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Şuan neredeyse yürümeyi bile başaramıyordum o yüzden ellerinden kaçmak için çaba sarf etsemde başarılı olmayacaktım.
Ege'yi de Özgür komutanın yanına oturtup elini ve ağzını bağladılar. Beni neden oraya koymadıklarını merak ediyordum. "Kızı da şuraya bağlayın." Teröristlerden birinin emriyle birlikte iki tane adam bana doğru yürümeye başladı. Ve kollarımı yukarıdaki demirlere bağladılar.
Başlarındaki adam konuşmaya başladı. "Silah deposunun yerini söylemezseniz kız ölür sizde hic birşey yapmadan izlersiniz." Ege konuşmak istedigini belli edercesine bağırıyordu. Adam Ege'ye doğru yürüdü ve ağzını açtı. " Onu bırakın lan şerefsizler."dedi Ege. Adam güldü ve bana doğru yürümeye başladı. Cebinden çıkardığı bıçağı bana dogru doğrulttu.
Konuşuyormusunuz yoksa yavaştan başlayalım mı. "Siz nerede gördünüz Türk askerinin konuştuğunu." dedim halsizce. Adam çıldırmış gibi gözüküyordu. Elindeki bıçağı cebine koyup arkadaki masadan bir sopa aldı ve beklemediğim bir hamle yapıp elindeki sopayla karnıma serçe vurdu.
Ne kadar istemesemde bağırmak zorunda kaldım. Karnımdaki yara kanamaya başladı üstümdeki beyaz tişört yüzünden çok bariz belli oluyordu. Ege ve Özgür komutanım bağırmaya başladı. Ama ben artık önümü bile zor görüyordum. "Evet, ne karar verdiniz. Şimdi konuşacak misiniz?" Özgür komutanım olumsuz anlamda başını salladı.
Adam bunu duyunca karnıma bir kez daha vurdu. Bilincimin kapanmasından korkuyordum. "Ege." Ne, ben daha demin Ege'nin ismini mi sayıkladım. İstemeden söylediğim şey beni şaşırtmıştı. Sanırım ona çok bağlanmıştım.
"Ne yaparsanız yapın başaramayacaksınız." Adamı sinirlendirdiğimi bile bile konuşabildiğim kadar, gücümün yettiği yere kadar konuşacaktım. Bu sefer elindeki sopayı yere atıp suratıma bir yumruk attı. Ve ardı arkası gelmeyen yumruklar yüzünden ağzımdan kan gelmeye başladı.
Kanı yere tükürdüm ve adma bakarak gülmeye başladım. "Hadi öldürsene beni, sıksana kafama." "Kafana sıkmayacağım daha beter edecegim seni acı çekiceksin. Beni öldür diye yalvaracaksın. Gülümsemeye devam ettim. Adam bana daha fazla dayanamadığı için arkasını dönüp Ege'lerin yanına doğru gitti. " Bizim vaktimiz var siz konuşana kadar buradayız."
Ege'nin ve komutanın ağzını açtı ve konuşmalarını bekledi. "Sonsuza kadar buradayız o zaman." dedi Özgür komutanım. "Göreceğiz onu." diye karşılık verdi. "O zaman süreyi kısaltalım 10'a kadar sayıyorum konuşmazsanız arkadaşınız daha çok acı çekicek. Adam yavaş yavaş 10'a kadar saydı ama kimsenin konuşmaya niyeti yoktu. "Süreniz bitti." dedi adam.
Cebinden çıkardığı şey bu sefer tabanca oldu. Yaranın olduğu yere doğru nişan aldı. Tam ateş edeceği sırada içeriden sesler geldi. Bizimkilerin geldiğini anladığım zaman çok sevindim ama gülmeye halim yoktu. Bizimkiler gelip adamları etkisiz hale getirdi ve Ege'lerin ellerini açtılar Ege yanıma doğru koşmaya başladı ve ellerimi açmaya başladı.
"Cansu! azıcık daha dayan olur mu?" Ellerimi çözer çözmez yere yığıldım. Beni kucağına alıp ceketiyle yarama basınç uyguladı. Herkes başımıza toplandı. Özgür komutanım da Can komutanımı arayıp durumumuzu bildirdi ve buradaki adamları almalarını söyledi. Adamları burada bıraktık ve arabaya doğru gittik daha doğrusu Ege beni götürdü.
Ege arabada benimle konuşmaya çalışıyordu ama cevap verebilecek halim pek yoktu. "Cansu geliyoruz canım az kaldı dayanabileceksin değil mi?" Gülümsedim çünkü bana canım demesi çok hoşuma gitmişti. Ve sorusunu cevapsız bırakmamak için "Evet." diyebildim. Sonunda vardık ve Ege beni revire götürdü.
Doktor yarama baktı ve dikişlerin patladığını söyledi dikişleri yeniledikten sonra artık biraz daha iyiydim. "Ben yapılması gerekeni yaptım isterseniz bi hastaneye uğrayabilirsiniz ama durumu şuan için iyi gözüküyor." "Çok sağolun, biz gidebilir miyiz şuan." dedi Ege.
Doktor onayladıktan sonra Ege belimden tutup bana destek verdi. ve Can komutanımın yanına gittik. " Cansu iyimisin?" "İyiyim komutanım." "Tamam siz dinlenin bu aralar önemli bir işimiz yok gibi duruyor, birşey olursa ben size haber vereceğim. " Emredersiniz komutanım."
Odaya girdik Ege beni yatağıma yatırdı ve arkasını dönüp kendi yatağına gidecekken ona seslendim. "Ege, yanıma gelirmisin birşey söyleyeceğim sana." Ege geldi ve yatağıma oturdu. "Ege biz seninle yeni tanıştık ama çok kısa sürede sana çok alıştım. Sen benim bu aralar zor zamanlarımda hep yanımda oldun sana bunun için çok teşekkür ederim. İyiki seninle tanışmışız."
Ege samimi bir şekilde gülümsedi. " Bende sana çok alıştım. Hayatıma girdiğin için sana teşekkür ediyorum. İnşallah daha güzel anılarımız olur." Ona katıldığımı belli ettim ve ona sarıldım. Ege mutlu olmuş gibiydi bana baktı ve gülümsedi.
Bölüm sonu.
