Gökçe, üzerine geçirdiği tişört ve eşofmanla yeniden yatağa uzandı. Vücudu hâlâ yorgundu, başı dönüyordu. Gözlerini kapattı, bir süreliğine her şeyin geçmesini dileyerek.Boran, sessizce yanına yaklaştı. Elinde bir havlu vardı. Oturdu yatağın kenarına, dikkatlice Gökçe’nin saçlarını toplamaya başladı. Havluyla saçlarının ıslaklığını almaya çalıştı, her hareketi yumuşaktı, özenliydi.Gökçe gözlerini aralamadan konuştu. “Ne yapıyorsun?”“Saçlarını kurutuyorum. Üşümeni istemiyorum,” dedi Boran kısık bir sesle. Parmakları, Gökçe’nin saçlarında gezinirken dikkatliydi; sanki onu kırmaktan korkuyordu.Saçlarının arasından bir tutam aldı, hafifçe düzeltti. Parmakları, fark etmeden Gökçe’nin ensesine dokunduğunda Gökçe hafifçe irkildi ama ses etmedi.Boran kendi kendine fısıldar gibi konuştu: “İyileşmen lazım, başka hiçbir şeyi düşünemiyorum şu an.”Gökçe içinden bir şeyler söylemek istedi ama kelimeler boğazına düğümlendi. O an sadece gözlerini kapattı ve Boran’ın dokunuşlarına bıraktı kendini. Sessizlik vardı, ama huzursuz değil, koruyucu bir sessizlikti bu.
Kapı hafifçe tıklatıldı. Boran başını çevirip doğruldu. Gökçe hâlâ yorgun halde yatarken, Boran kapıya yöneldi ve sessizce açtı. Beyaz önlüklü, kırklı yaşlarında ciddi görünümlü bir doktor içeri girdi.“Merhaba,” dedi doktor alçak sesle. “Aradığınızda acele ettim.”Boran başıyla selam verdi. “Teşekkür ederim. Ateşi var, sabaha kadar karnı da ağrımış. Güçlükle ayakta duruyordu.”Doktor başını salladı ve yatağa yaklaştı. Gökçe gözlerini hafifçe açtı, yabancı birini görünce huzursuzlandı ama Boran’ın yanında olduğunu görünce sakinleşti.“Gökçe, ben doktor Arel,” dedi adam nazikçe. “Sadece seni kontrol etmek istiyorum, tamam mı? Korkulacak bir şey yok.”Gökçe başını hafifçe salladı. Doktor stetoskopunu çıkarıp Gökçe'nin nabzını ve solunumunu dinledi, sonra karnına bastırarak birkaç kontrol yaptı. Gökçe hafifçe kıvrıldı, hâlâ acısı vardı.“Ateşi yüksek, karın bölgesinde hassasiyet var,” dedi doktor ciddiyetle. “Viral bir enfeksiyon olabilir. Serum ve ateş düşürücüyle başlamak gerek. Durumu izlememiz lazım.”Boran hemen sordu: “Hastaneye mi götürmeliyiz?”“Şimdilik evde müdahale edebiliriz,” dedi doktor. “Ama ateş düşmezse ya da ağrı artarsa acile gitmeniz gerekecek.”Doktor çantasından ateş düşürücü iğneyi hazırlamaya başladı.Boran, Gökçe'nin yanına dönerek eğildi. “Birazdan ağrın azalacak, tamam mı?” diye fısıldadı.Gökçe sadece başını salladı, sesi çıkmadı. Gözlerinde yorgun ama teslim olmuş bir ifade vardı.