İçeriğe geç

Kendimden sonra

Bölüm 29 · 3 dk okuma

Kendimden sonra

Bölüm 29

Eski birşey

Nisa’nın adı birkaç gün boyunca bir daha geçmedi. Geçmeyince de ben unutmuş gibi oldum. Zaten insanın zihni, üzerine gitmediği şeyleri bir süre sonra kendi kendine arka plana atıyordu. Ben de bunu yaptım. Okul, arkadaşlar, Emre derken günler yine birbirine karıştı.

Bir sabah sınıfa girdiğimde Emre sıranın yanında bekliyordu. Beni görünce gülümsedi. “Günaydın.” “Günaydın.” “Uyuyabildin mi?” “Hayır.” “Niye?” “Bilmem.” Çantamı sıraya bırakırken “Sen?” diye sordum. “Ben de uyuyamadım.” “Neden?” “Seni düşündüm.” Gözlerimi devirdim. “Sabah sabah başlama.” Güldü.

Ders başlayana kadar yanımda kaldı. Sonra kendi sınıfına gitti. Ben de arkasından bakıp istemsizce gülümsedim.

O sıralar Emre’nin bana gösterdiği ilgi her şeyi kolaylaştırıyordu. Bir insan sana sürekli seni sevdiğini hissettiriyorsa, başka ihtimalleri düşünmek zorlaşıyordu. Çünkü şüphe, sevginin yanında kendine yer bulmakta zorlanıyordu.

Öğle arasında Doğa ve Ada’yla kantine gittik. Ada bir şey anlatırken ben telefonuma baktım. Emre’den mesaj gelmişti.

“Çıkışta görüşelim mi?”

“Olur.”

Doğa mesajı görmüş olacak ki “Yine mi buluşuyorsunuz?” dedi.

“Evet.”

Ada başını salladı. “Sizin ilişkiniz bayağı yoğun.”

“Niye?”

“Çünkü birbirinizden sıkılmıyorsunuz.”

“Niye sıkılalım?”

Ada cevap vermeden önce Doğa’ya baktı. “Bunlar daha çok yeni.”

Doğa güldü. “Dokuz ay sonra görürüz.”

“Ne dokuz ayı?” diye sordum.

Ada hemen “Bir şey yok,” dedi.

Ben de üzerinde durmadım.

O gün çıkışta Emre’yle buluştuk. Birlikte yürürken okuldan, öğretmenlerden, arkadaşlardan konuştuk. Bir ara Emre telefonunu çıkarıp Instagram’a girdi. Parmağı ekranda birkaç kez kaydı. Sonra bir fotoğrafta durdu.

Ben de bakıyordum.

Fotoğrafta birkaç kişi vardı.

Nisa da.

Emre fotoğrafı hemen geçti.

Ben bir şey söylemedim.

Bir süre sonra dayanamadım. “Nisa’yla eskiden yakın mıydınız?” diye sordum.

Emre’nin adımları bir an yavaşladı.

“Kim?”

“Nisa.”

“Yok.”

“Hiç mi?”

“Hayır.”

“Peki niye sürekli karşıma çıkıyor?”

Emre bana baktı. “Aynı çevredeyiz. Çıkması normal.”

“Tamam.”

Sonra gülümseyip “Sen yine düşünmeye başlamışsın,” dedi.

“Hayır.”

“Defne.”

“Gerçekten bir şey düşünmüyorum.”

“Tamam.”

Elimi tuttu. Konu kapandı.

Ben de kapattım.

Ama bu kez içimde küçük bir boşluk oluşmuştu.

Çünkü verdiği cevap çok kısa gelmişti.

Yine de kendime “Büyütme,” dedim.

O akşam eve döndüğümde uzun süre telefonda gezindim. Instagram’da gezinirken Nisa’nın hesabına denk geldim. Profiline girdim ama birkaç saniye sonra çıktım. Kendime kızdım.

“Ne yapıyorum ben?”

Telefonu yatağın üzerine bıraktım.

Birkaç dakika sonra tekrar aldım.

Bu kez Emre’nin profiline girdim.

Eski fotoğraflarına baktım. Çoğu arkadaşlarıyla çekilmişti. Bazılarında okul vardı, bazılarında dışarıda oldukları yerler. Her şey normal görünüyordu.

Sonra daha eski bir fotoğrafın altında Nisa’nın adını gördüm.

Yorum yapmıştı.

Sadece birkaç kelime.

Ben fotoğrafa uzun süre baktım.

Yorumun tarihine baktım.

Biz daha sevgili olmadan önceydi.

Telefonu kapattım.

İçimde bir rahatlama oldu.

“Zaten eski,” dedim kendi kendime.

Ve gerçekten öyleydi.

Eskiydi.

Ama eski olması, hiçbir şey ifade etmediği anlamına gelmiyordu.

Bunu henüz bilmiyordum.

Ertesi gün Emre’yle buluştuğumuzda ona bundan bahsetmedim. Bazen bir şeyi söylemeyince ortadan kalkacağını sanıyordum. Belki de gerçekten önemli değildi.

Birlikte otururken Emre bana “Bana güveniyorsun değil mi?” diye sordu.

“Evet.”

“Kesin mi?”

“Kesin.”

Gülümsedi.

“Ben de sana güveniyorum.”

Sonra elimi tuttu.

Ben de başımı omzuna yasladım.

O an gerçekten huzurluydum.

İçimdeki bütün sorular birkaç dakika içinde sustu.

Çünkü Emre’nin yanında olduğumda, şüphelerimden daha güçlü bir şey vardı:

Onu kaybetmek istememek.

Ve bu yüzden bazı şeyleri bilmek yerine inanmaya devam etmeyi seçiyordum.

Belki de insanın kendine söylediği en büyük yalanlardan biri buydu:

“Bilmek istemiyorum.”

Çünkü aslında biliyordum.

Sadece henüz gerçeğin adını koymaya hazır değildim.

Nisa’nın adı bir kez daha zihnimde belirdi.

Bu kez bir tesadüf gibi değil.

Eski bir şey gibi.

Ama neyin eskisi olduğunu henüz bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.