İçeriğe geç

Kendimden sonra

Bölüm 17 · 6 dk okuma

Kendimden sonra

Bölüm 17

Öğrenince

Sabah okulun koridorları her zamanki gibi kalabalıktı. Bir yandan sınıflara yetişmeye çalışanlar, diğer yandan daha ilk derse girmeden dedikoduya başlayanlar vardı. Defne, Doğa ve Ada ise merdivenlerin yanında durmuş, Defne’nin telefonundaki bir fotoğrafa bakıp gülüyorlardı.

Doğa: Hayır, bunu gerçekten paylaşmış olamaz.

Defne: Paylaşmış.

Ada telefonu Defne’nin elinden aldı.

Ada: Bir dakika, yakınlaştır.

Defne güldü.

Defne: Daha ne kadar yakınlaştıracaksın?

Ada: Detay önemli.

Üçü yeniden kahkaha attı.

Tam o sırada Doğa’nın telefonu titredi.

Ekrana baktığında gülümsemesi bir anda değişti.

Defne bunu hemen fark etti.

Defne: Enes?

Doğa başını salladı.

Doğa: Evet.

Mesajı açtı. Kısa bir süre ekrana baktıktan sonra cevap yazmaya başladı.

Ada onun yüzünü izliyordu.

Ada: Ne dedi?

Doğa: Özlediğini.

Defne elini kalbine götürüp abartılı bir şekilde iç çekti.

Defne: Çok romantik.

Doğa: Kes.

Ada: Sen de özledin mi?

Doğa cevap vermeden önce hafifçe gülümsedi.

Doğa: Evet.

Defne bu kez dalga geçmedi. Doğa’nın Enes’i gerçekten sevdiğini biliyordu.

Defne: Ne zaman görüşeceksiniz?

Doğa: Daha belli değil.

Ada: Uzak mesafe zor olmalı.

Doğa omuz silkti.

Doğa: Zor. Ama oluyor işte.

Birkaç saniye sessiz kaldılar.

Sonra Defne ortamı dağıtmak istercesine:

Defne: Neyse, bizim romantik kızımızı daha fazla konuşturmayalım.

Doğa ona omzuyla vurdu.

Doğa: Sen de Emre’yle konuşurken başka türlü oluyorsun.

Defne hemen sustu.

Ada kahkahayı bastı.

Ada: Yakalandın.

Defne: Ben hiçbir şey yapmıyorum.

Doğa: Tabii.

Üçü yeniden gülmeye başladı.

Tam o sırada koridorun diğer ucundan Yusuf geçti.

Doğa’nın bakışları istemsizce ona kaydı.

Sadece birkaç saniyeydi.

Yusuf da onu fark etti.

Göz göze geldiler.

İkisi de aynı anda başka tarafa baktı.

Defne hiçbir şey anlamadı.

Ada ise Doğa’ya kısa bir bakış attı ama bir şey söylemedi.

Yusuf birkaç adım ilerledikten sonra arkasına dönüp tekrar baktı.

Doğa bunu gördü.

Kalbi anlamsız bir şekilde hızlandı.

Hemen telefonuna baktı.

Ekranda Enes’in mesajı vardı.

“Akşam arayayım mı?”

Doğa mesajı okuyunca içindeki o garip hissi bastırmaya çalıştı.

Doğa: Akşam arayacak.

Ada: Enes mi?

Doğa: Evet.

Defne gülümsedi.

Defne: Tamam, senin akşam programın belli.

Doğa da gülümsedi.

Ama Yusuf’un az önceki bakışı aklından çıkmıyordu.

Öğle arasında kızlar kantinin önünde otururken bu kez konu Deniz’e geldi.

Deniz uzaktan yürüyordu.

Uzun boyu nedeniyle kalabalığın arasında hemen fark ediliyordu.

Doğa onu görür görmez Defne’ye eğildi.

Doğa: Bak, denyo geliyor.

Defne gülmeye başladı.

Defne: Cidden çok uzun.

Ada başını kaldırıp baktı.

Deniz onlara doğru bakıyordu.

Ada hemen başka tarafa döndü.

Ada: Yeter artık çocuğa denyo demeyin.

Doğa kaşlarını kaldırdı.

Doğa: Yine başladın.

Defne: Sen niye sürekli savunuyorsun bunu?

Ada gülerek omuz silkti.

Ada: Savunmuyorum. Siz fazla abartıyorsunuz.

Doğa: Çocuğun haberi bile yok bizim ona denyo dediğimizden.

Defne: Belki biliyordur.

Ada: Nereden bilecek?

Defne: Bilmiyorum.

Üçü de güldü.

Deniz yanlarından geçerken kısa bir an durdu.

Deniz: Selam.

Kızlar şaşırdı.

Defne: Selam.

Deniz yoluna devam etti.

Doğa birkaç saniye onun arkasından baktı.

Doğa: Bize niye selam verdi?

Ada gayet sakin bir şekilde:

Ada: İnsanlar selam verebilir.

Defne: Çok garip.

Doğa: Bence bizi sevdi.

Ada gülerek başını salladı.

Ada: Kesin.

Deniz biraz uzaklaşınca Ada’nın telefonu titredi.

Ada ekrana baktı.

Mesajı görünce gülümsedi.

Defne hemen fark etti.

Defne: Yine kim?

Ada telefonu kapattı.

Ada: Hiç.

Doğa bu kez kahkaha attı.

Doğa: Yine mi hiç?

Ada: Evet.

Defne: Şu “hiç” var ya, senden hiç inandırıcı çıkmıyor.

Ada güldü.

Ada: Size söyleyecek bir şey yok.

Doğa: Kesin biri var.

Ada cevap vermedi.

Sadece gülümsedi.

Okul çıkışında üçü birlikte yürüyordu.

Hava hafif kapalıydı. Doğa, Enes’le hafta sonu yapacakları görüntülü konuşmadan bahsediyor, Ada ise arada telefonuna bakıyordu.

Defne bir anda durdu.

Defne: Ada.

Ada: Ne?

Defne: Telefonunu neden sürekli kontrol ediyorsun?

Ada: Kontrol etmiyorum.

Doğa: Ediyorsun.

Ada: Hayır.

Defne: Kim yazıyor?

Ada birkaç saniye sustu.

Sonra:

Ada: Bir arkadaş.

Doğa: Deniz mi?

Ada’nın yüzündeki ifade bir saniyeliğine değişti.

Ama hemen toparlandı.

Ada: Ne alaka?

Defne gülmeye başladı.

Defne: Doğa direkt yakaladı.

Doğa: Yüzüne bakınca belli oluyor.

Ada başını iki yana salladı.

Ada: Siz paranoyaksınız.

Tam o sırada karşıdan Deniz geldi.

Ada’nın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Deniz de gülümsedi.

Bu kez Doğa bunu fark etti.

Defne de Deniz’e baktı.

Deniz yanlarına geldi.

Deniz: Ada.

Ada ona döndü.

Ada: Efendim?

Defne ile Doğa birbirlerine baktılar.

Deniz birkaç saniye sustu.

Sonra:

Deniz: Akşam konuşuruz.

Ada: Tamam.

Deniz yoluna devam etti.

Bir sessizlik oldu.

Defne’nin kaşları çatıldı.

Doğa da Ada’ya baktı.

Doğa: Akşam konuşuruz?

Ada hemen:

Ada: Ne var?

Defne: Siz birbirinizi tanıyor musunuz?

Ada güldü.

Ada: Evet, tanıyoruz.

Doğa: Ne zamandır?

Ada: Bir süredir.

Defne şüpheli bir ifadeyle baktı.

Defne: Sen bize bir şey söylemiyorsun.

Ada:

Ada: Söyleyecek bir şey yok.

Üçü yürümeye devam etti.

Ama bu kez Defne ve Doğa’nın kafasında aynı soru vardı.

Ertesi gün okulda Ada normalden daha erken gelmişti.

Defne ile Doğa sınıfa girdiklerinde onu cam kenarında telefonuyla uğraşırken buldular.

Doğa: Günaydın.

Ada: Günaydın.

Defne çantasını bıraktı.

Defne: Bugün de mi telefon?

Ada güldü.

Ada: Evet.

Doğa: Deniz mi?

Ada’nın yüzü kızardı.

Bu kez Defne’nin gözleri büyüdü.

Defne: Bir dakika.

Ada hemen:

Ada: Ne?

Defne: Sen gerçekten…

Ada: Ne?

Defne cümlesini tamamlayamadan kapı açıldı.

Deniz sınıfın önünden geçti.

Ada ona baktı.

Deniz de Ada’ya baktı.

Sonra eliyle küçük bir işaret yaptı.

Ada gülümsedi.

Doğa’nın ağzı açık kaldı.

Doğa: Bir dakika.

Ada sustu.

Defne de yavaşça Ada’ya döndü.

Defne: Ada.

Ada: Ne?

Defne: Sen…

Ada birkaç saniye onları izledi.

Sonra artık saklamanın anlamsız olduğunu anlamış gibi derin bir nefes aldı.

Ada: Tamam.

Doğa sandalyesini Ada’ya doğru çevirdi.

Doğa: Tamam ne?

Ada gülmeye başladı.

Ada: Deniz’le görüşüyoruz.

Defne’nin yüzü düştü.

Defne: Görüşüyorsunuz?

Ada başını salladı.

Ada: Evet.

Doğa hâlâ anlamaya çalışıyordu.

Doğa: Ne zamandır?

Ada birkaç saniye düşündü.

Ada: Bir süredir.

Defne ellerini masaya vurdu.

Defne: Biz o çocuğa kaç haftadır denyo diyoruz!

Ada kahkaha attı.

Ada: Biliyorum.

Doğa: Sen de yanımızda gülüyordun!

Ada: Çünkü komikti.

Defne ayağa kalktı.

Defne: Hayır, hayır. Ben önce bir şeyi anlamam lazım.

Ada gülerek ona baktı.

Defne:Siz sevgili misiniz?

Ada’nın yüzündeki gülümseme büyüdü.

Başını hafifçe salladı.

Ada: Evet.

Bir saniyelik sessizlik oldu.

Sonra Doğa’nın çığlığı sınıfta yankılandı.

Doğa:NEEEE?

Defne kahkahaya boğuldu.

Defne: Biz bunu nasıl anlamadık?

Ada: Çünkü anlamanızı istemedim.

Doğa: Ama sen çocuğu savunuyordun!

Ada: Evet.

Defne: Biz buna denyo diyorduk!

Ada: Biliyorum.

Üçü birden gülmeye başladı.

Defne Ada’nın koluna girdi.

Defne: Bir daha bize bir şey saklarsan…

Ada: Ne yapacaksın?

Defne: Deniz’e “denyo” demeye devam edeceğim.

Ada kahkaha attı.

Ada: Edin.

Doğa da gülerek başını Ada’nın omzuna yasladı.

Doğa: Neyse. Yakışmışsınız.

Ada ona baktı.

Ada: Cidden mi?

Doğa: Evet.

Defne de başını salladı.

Defne: Evet. Ama hâlâ denyo.

Ada kahkahayı bastı.

O gün, Ada’nın sırrı artık sır olmaktan çıkmıştı.

Ama üçü arasında hiçbir şey değişmemişti.

Doğa hâlâ Enes’i seviyordu.

Ada artık Deniz’le sevgili olduğunu açıkça söyleyebiliyordu.

Yusuf’un hayatında Yaren vardı.

Ve buna rağmen Doğa ile Yusuf’un birbirlerine her baktığında hissettikleri o küçük, açıklayamadıkları şey hâlâ oradaydı.

Kimse bundan bahsetmiyordu.

Belki onlar bile.

Şimdilik herkes kendi hayatının içinde yürüyordu.

Ve üç kız, yine yan yana…

Hiçbir şey olmamış gibi değil, her şey olmuş gibi gülerek yürümeye devam ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.