İçeriğe geç

Kendimden sonra

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Kendimden sonra

Bölüm 13

İlk Çatlak

Defne, sevgili olduktan sonra hayatının tamamen değişeceğini sanmıştı.

Oysa dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmemişti.

Aynı okul, aynı sınıflar, aynı koridorlar…

Yine sabahları Doğa ve Ada’yla buluşuyor, teneffüslerde aynı yerde oturuyor, ders aralarında birbirlerinin telefonlarını kurcalıyorlardı.

Değişen sadece Defne’nin içinde bir yerdi.

Artık günün içinde Emre’nin de bir yeri vardı.

Sabah uyandığında ilk baktığı kişilerden biri oydu. Okulda onu gördüğünde yüzü istemsizce gülümsüyor, akşam eve döndüğünde gününü anlatmak istiyordu.

Ama buna rağmen arkadaşlarını hayatının dışında bırakmak istemiyordu.

En azından şimdilik.

O sabah okula girdiğinde Doğa’yı koridorun sonunda gördü.

Doğa elini kaldırarak seslendi.

— Defne!

Defne yanlarına gittiğinde Ada hemen elindeki kahveyi ona uzattı.

— Al.

Defne bardağa baktı.

— Bu benim mi?

— Evet.

— Neden?

Ada omuz silkti.

— Sabah kahve içmeden insan içine çıkamıyorsun.

Doğa güldü.

— Dün de aynısını söyledim.

Defne kahveyi aldı.

— Siz beni bayağı çözmüşsünüz.

Doğa:

— Mecburuz. Seninle bu kadar yıl boşuna arkadaş olmadık.

Defne hafifçe gülümsedi.

— Kaç yıl oldu?

Ada düşündü.

— Çok.

— Güzel cevap.

Üçü birlikte sınıfa doğru yürümeye başladı.

Doğa bir anda Defne’nin koluna girdi.

— Bu arada bugün dışarı çıkıyoruz.

Defne şaşırdı.

— Bugün mü?

— Evet.

— Nereye?

— Bilmiyorum.

Ada araya girdi.

— Doğa’nın planları hep böyle.

Doğa:

— Plansız daha güzel.

Defne güldü.

— Tamam. Varım.

— Emre’yle görüşmeyecek misin? —diye sordu Ada.

Defne bir an düşündü.

— Bugün değil.

Doğa’nın yüzünde memnun bir ifade oluştu.

— İşte bizim defne

Defne ona baktı.

— Ne demek o?

— Hiç. Seni özlüyoruz sadece.

Defne cevap vermedi.

Ama Doğa’nın koluna girdi.

— Ben de sizi özlüyorum.

Öğle arasında yine aynı masaya oturdular.

Konu birkaç dakika içinde Yusuf’a geldi.

Doğa daha konu açılmadan:

— Hayır.

Defne güldü.

— Daha bir şey söylemedim.

— Söyleyeceğini biliyorum.

Ada masaya eğildi.

— Yusuf bugün yine sana baktı.

Doğa:

— Bakmadı.

— Baktı.

— Nereden biliyorsun?

— Çünkü ben gördüm.

Defne gülümseyerek:

— Bence senden hoşlanıyor.

Doğa başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Peki neden her konuştuğumuzda konu sana geliyor?

— Siz getiriyorsunuz.

Ada:

— Çünkü senin yüzün kızarıyor.

Doğa hemen ellerini yüzüne götürdü.

— Kızarmıyor!

Defne kahkaha attı.

— Kızardı bile.

— Siz çok kötüsünüz.

Ada:

— Biz arkadaşız.

— Böyle arkadaş olmaz.

Defne:

— Olur.

Doğa başını masaya koydu.

— Bir gün ikinizden kurtulacağım.

Defne onun saçlarını karıştırdı.

— Kurtulamazsın.

Tam o sırada Yusuf uzaktan geçti.

Doğa onu görünce başını çevirdi.

Defne bunu fark etti.

Hiçbir şey söylemedi.

Sadece Ada’yla göz göze geldi.

İkisi de aynı anda gülümsedi.

Doğa:

— Ne?

— Hiç.

— Bir şey oldu.

Defne masum bir ifadeyle:

— Hiçbir şey olmadı.

Doğa şüpheyle ikisine baktı.

— Siz kesin bir şey konuşuyorsunuz.

Ada:

— Hayır.

Doğa:

— Yalan.

Defne gülerek:

— Tamam, tamam. Söylemiyoruz.

Doğa gözlerini devirdi.

— İkiniz de baş belasısınız.

Akşamüstü üçü birlikte dışarı çıktılar.

Bir süre mağazalara baktılar, sonra bir kafeye oturdular.

Defne telefonunu masanın üzerine koydu.

Ekran birkaç dakika sonra yandı.

Emre.

Defne mesaja baktı.

Emre: Ne yapıyorsun?

Defne cevap yazdı.

Defne: Doğa ve Ada’yla dışarıdayım.

Emre:

Emre: Tamam. İyi eğlenceler.

Defne:

Defne: Teşekkür ederim.

Telefonu bıraktı.

Ada ona baktı.

— Ne dedi?

— İyi eğlenceler dedi.

Doğa gülümsedi.

— Bak, çocuk normal.

Defne güldü.

— Evet.

Sonra Ada’nın önündeki tatlıdan bir parça aldı.

Ada hemen eline vurdu.

— O benim.

— Bir parça aldım.

— Sormadın.

— Arkadaşız.

Doğa kahkahaya başladı.

— Arkadaşlık sınırlarını çok yanlış anlamış.

Defne:

— Bir daha almam.

İki saniye sonra yine aldı.

Ada:

— Defne!

Üçü birden gülmeye başladı.

O akşam saatlerce oturdular.

Çocukluklarından bahsettiler.

Eski fotoğraflar açtılar.

Birbirlerinin en utanç verici anılarını ortaya döktüler.

Defne’nin yıllar önce söylediği saçma bir söz bulununca Ada bunu defalarca tekrarladı.

Doğa da eski bir fotoğrafı gösterip:

— Buna bakın. Defne’nin kaşları yokmuş.

Defne telefonu elinden almaya çalıştı.

— Onu sil.

— Asla.

— Ada!

— Hayır!

Doğa gülmekten konuşamıyordu.

Defne sonunda ikisinin telefonlarına saldırdı.

— Verin şunları!

Masada küçük bir savaş başladı.

Sonunda üçü de nefes nefese kalmıştı.

Defne sandalyesine oturup onlara baktı.

— Sizinle neden arkadaşım ben?

Doğa hiç düşünmeden cevap verdi.

— Çünkü bizi seviyorsun.

Defne birkaç saniye sustu.

Sonra:

— Evet.

Bu kez gerçekten içinden gelerek söylemişti.

Ertesi gün okulda Emre’yle buluştu.

Emre onu görünce gülümsedi.

— Dün eğlendin mi?

— Çok.

— Güzel.

Defne onun yüzüne baktı.

— Kıskanmadın mı?

Emre güldü.

— Neyi?

— Kızlarla çıktım diye.

— Hayır.

— Hiç mi?

— Hayır. Arkadaşların onlar.

Defne rahatladı.

— Güzel.

Emre:

— Ama bugün benimlesin.

Defne gülümsedi.

— Bugün seninleyim.

Birlikte yürümeye başladılar.

Bir süre sonra okulun girişinde Zeynep Yıldız’la karşılaştılar.

Zeynep, Emre’ye bir şey söyledi.

Emre cevap verdi.

Kısa bir konuşmaydı.

Belki on saniye bile sürmemişti.

Sonra Zeynep yanlarından ayrıldı.

Defne bir süre sessiz kaldı.

Emre ona baktı.

— Ne oldu?

— Hiç.

— Emin misin?

Defne birkaç saniye düşündü.

— O kim?

— Zeynep.

— Biliyorum. Yani… sınıftan mı?

— Evet.

Defne başını salladı.

— Tamam.

Emre onun yüzüne baktı.

— Kıskandın mı?

Defne hemen:

— Hayır.

Emre gülümsedi.

— Biraz.

— Hayır.

— Biraz kıskan.

Defne istemeden güldü.

— Saçmalama.

Emre elini tuttu.

— Seni seviyorum.

Defne’nin yüzü yumuşadı.

— Ben de seni.

Konu orada kapandı.

En azından o gün için.

Zeynep sadece bir isimdi.

Sınıftan bir kızdı.

Defne’nin hayatında hiçbir anlamı yoktu.

Henüz.

O gece Defne yatağına uzandığında telefonundan Doğa’nın mesajı geldi.

Doğa: Yarın erken gel.

Defne:

Defne: Neden?

Doğa: Sana bir şey anlatacağım.

Defne: Yusuf mu?

Doğa birkaç saniye sonra cevap verdi.

Doğa: SEN NEREDEN BİLİYORSUN?

Defne kahkaha attı.

Defne: Tahmin ettim.

Ada da gruba mesaj attı.

Ada: Yine mi Yusuf 😭

Doğa: Sus.

Defne: yarın anlatırsın

Doğa: Tamam.

Telefonu kapattığında Defne’nin yüzünde hâlâ gülümseme vardı.

Hayatı o sıralar olması gerektiği gibiydi.

Sevdiği bir çocuk vardı.

Yanında iki yakın arkadaşı vardı.

Günleri küçük şeylerle doluydu.

Henüz hiçbir şey büyük değildi.

Henüz hiçbir şey geri dönülmez değildi.

Ve Defne, bazı insanların hayatımıza girerken kapıyı çalmadığını bilmiyordu.

Bazı şeyler sessizce başlardı.

Önce bir bakış.

Sonra kısa bir konuşma.

Sonra önemsiz görünen bir isim.

Ve bazen insan, hayatını değiştirecek şeyin ilk kez karşısına çıktığı anı yaşarken, bunun sadece sıradan bir gün olduğunu düşünürdü.

Defne de öyle düşünüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.