İçeriğe geç

Kendimden sonra

Bölüm 10 · 6 dk okuma

Kendimden sonra

Bölüm 10

İlk Günler

Sevgili olmak, Defne’nin düşündüğü kadar büyük bir değişiklik yaratmamıştı.

Ertesi sabah uyandığında odası hâlâ aynıydı. Perdelerin arasından giren güneş aynı şekilde yatağının üzerine vuruyor, telefonunun ekranı yine komodinin üzerinde duruyordu. Ev aynı evdi. Hayat aynı hayattı.

Ama telefonunu eline aldığında her şey biraz farklı hissettirdi.

Ekranda tek bir mesaj vardı.

Emre: Günaydın sevgilim.

Defne birkaç saniye boyunca mesaja baktı.

Sonra istemsizce gülümsedi.

Daha önce defalarca mesajlaşmışlardı. Günaydın demişlerdi, iyi geceler demişlerdi, birbirlerini merak etmişlerdi. Ama ilk kez bir kelime, Defne’nin içine bu kadar farklı oturmuştu.

Sevgilim.

Parmakları klavyenin üzerinde birkaç saniye bekledi.

Defne: Günaydın sevgilim.

Mesajı gönderdiği anda telefonunu yüzüstü bıraktı.

İki saniye sonra tekrar aldı.

Emre yazıyor muydu?

Ekranı açtı.

Hiçbir şey yoktu.

Telefonu tekrar bıraktı.

Üç saniye sonra yeniden aldı.

Hâlâ yoktu.

Defne kendi kendine sinirlenip telefonu yatağın üzerine fırlattı.

— Saçmalıyorum.

Ama yüzündeki gülümseme gitmedi.

Bir süre sonra telefon yeniden titredi.

Emre: Uyandırdım mı?

Defne hemen cevap yazdı.

Defne: Hayır.

Emre: İyi.

Defne: Sen ne yapıyorsun?

Emre: Seni düşünüyorum.

Defne: Daha sabah oldu.

Emre: Olsun.

Defne mesajı okuduğunda bir an sustu.

Sonra telefonu göğsünün üzerine bıraktı.

Birinin onu düşündüğünü bilmek tuhaf bir şekilde hoşuna gidiyordu.

Belki de ilk kez biri, Defne Karaca olduğu için değil, sadece Defne olduğu için yanında duruyordu.

O gün okulda Emre’yi gördüğünde ikisi de birbirlerine normalden farklı baktılar. Sanki aralarında kimsenin bilmediği küçük bir sır vardı.

Koridorda karşılaştıklarında Emre yanından geçip gitmek yerine durdu.

— Günaydın.

Defne kaşlarını kaldırdı.

— Sabah mesajlaştık.

— Olsun. Bir daha günaydın.

Defne gülümsedi.

— Günaydın.

Emre birkaç saniye ona baktı.

— Bugün çok güzelsin.

Defne hemen gözlerini kaçırdı.

— Her gün güzelim zaten.

Emre güldü.

— İşte buna alışmıştım.

— Neye?

— Kendini beğenmene.

Defne ona ters ters baktı.

— Bir problem mi var?

— Yok. Hatta hoşuma gidiyor.

Defne cevap vermedi.

Emre yürümeye başladığında Defne arkasından baktı. Sonra farkında olmadan gülümsedi.

O sırada yanına Doğa geldi.

— Sen niye sırıtıyorsun?

Defne hemen yüzünü düzeltti.

— Sırıtıyorum?

— Evet.

Ada da onların yanına geldi.

— Ben de gördüm. Sabah beri telefonuna bakıp bakıp gülümsüyor.

Defne ikisine birden baktı.

— Size ne?

Doğa gözlerini kıstı.

— Bence biri sana günaydın demiş.

Ada hemen araya girdi.

— Hatta sadece günaydın dememiş.

Defne telefonu cebine soktu.

— İkiniz de çok konuşuyorsunuz.

Doğa kahkaha attı.

— Sevgilisi olan insan böyle olur demek.

Defne bir an durdu.

Sevgilisi.

Kelimeyi zihninde tekrar etti.

Artık gerçekten bir sevgilisi vardı.

Ve ilk defa bu kelime ona ağır gelmiyordu.

Öğle arasında üçü kantinin önündeki masalardan birine oturmuştu. Defne telefonuyla oynarken Doğa’nın gözü bir anda karşı tarafa takıldı.

— Aa.

Ada başını kaldırdı.

— Ne?

Doğa çenesini ilerideki masaya doğru uzattı.

— Mercimek.

Ada gülmeye başladı.

— Yine mi?

Defne merakla baktı.

— Kim mercimek?

Doğa sanki çok ciddi bir şey anlatıyormuş gibi fısıldadı.

— Yusuf.

Defne kaşlarını çattı.

— Niye mercimek?

Ada kahkahayı bastı.

— Çünkü Yusuf’un Doğa’ya karşı bir şeyi var.

Doğa hemen itiraz etti.

— Bir şeyi yok.

— Var.

— Yok.

— Var.

Defne ikisini izlerken gülmeye başladı.

Tam o sırada Yusuf yanlarından geçti.

Doğa hemen seslendi.

— Yusuf!

Yusuf durdu.

— Efendim?

Doğa masum bir ifadeyle baktı.

— Nereye?

— Sınıfa.

Ada araya girdi.

— Doğa’yı görmeden mi?

Yusuf bir an duraksadı.

— Ne alaka?

Doğa dirseğiyle Ada’ya vurdu.

— Kes şunu.

Defne gülmesini tutamadı.

Yusuf Defne’ye baktı.

— Siz de mi gülüyorsunuz?

Defne omuz silkti.

— Ben hiçbir şey demedim.

Yusuf gözlerini kıstı.

— Bence siz bir şey planlıyorsunuz.

Defne başını Doğa’ya çevirdi.

— Seni ona ayarlayayım mı?

Doğa’nın yüzü bir anda değişti.

— Defne!

Ada kahkahadan masaya kapanmıştı.

Yusuf ise ne diyeceğini bilemedi.

— Ben… şey…

Defne gülerek arkasına yaslandı.

— Tamam, tamam. Şaka yaptım.

Yusuf başını iki yana sallayıp uzaklaştı.

Doğa Defne’ye döndü.

— Seni bir gün öldüreceğim.

— Neden?

— Çünkü sevgili oldun diye kendini çok rahat hissediyorsun.

Defne’nin gülümsemesi biraz daha büyüdü.

— Belki de gerçekten rahat hissediyorum.

Bu cümle Doğa’yı susturdu.

Çünkü Defne’nin yüzünde alışık olmadığı bir şey vardı.

Huzur.

Eskiden Defne bir şeyi istediğinde onu elde etmek isterdi. İnsanları kendine uydurmak, istediği gibi davranmalarını sağlamak, kontrolü elinde tutmak onun için neredeyse doğal bir şeydi.

Ama Emre’nin yanında bunu yapmıyordu.

Onunla konuşurken kendisini kanıtlamak zorunda hissetmiyordu.

Emre, Defne’nin parasını umursamıyordu.

Ne giydiğine, hangi arabaya bindiğine, kimleri tanıdığına bakmıyordu.

Bazen sadece ona bakıyordu.

Ve Defne, bunun neden bu kadar hoşuna gittiğini tam olarak bilmiyordu.

Akşamüstü Emre’den mesaj geldi.

Emre: Müsait misin?

Defne hemen cevap verdi.

Defne: Evet.

Emre: Görüşelim mi?

Defne: Nerede?

Emre: Sen seç.

Defne: Sen seç.

Emre: O zaman yürüyelim.

Defne şaşırdı.

Defne: Yürümek mi?

Emre: Evet.

Defne: Başka bir şey istemiyor musun?

Emre: Sen yanımda ol yeter.

Defne telefonu kapattıktan sonra birkaç dakika aynanın karşısında durdu.

Ne giyeceğini düşündü.

Sonunda fazla uğraşmamış gibi görünmek için fazla uğraştığı bir kombin seçti.

Evden çıktığında hava serinlemişti.

Emre onu yolun başında bekliyordu.

Defne yanına geldiğinde Emre gülümsedi.

— Geldin.

— Geldim.

Bir süre yan yana yürüdüler.

İlk birkaç dakika konuşmadılar.

Garip olan, sessizliğin rahatsız edici olmamasıydı.

Defne sonunda sordu:

— Niye yürümek istedin?

Emre ellerini cebine soktu.

— Bilmiyorum.

— Güzel cevap.

— Gerçek cevap.

Defne ona baktı.

— Yani?

Emre birkaç saniye düşündü.

— Seninle bir şey yapmak için illa özel bir yere gitmemiz gerekmiyor gibi geliyor.

Defne’nin adımları yavaşladı.

Emre de durdu.

— Ne oldu?

Defne başını iki yana salladı.

— Bir şey yok.

— Emin misin?

— Evet.

Sonra küçük bir gülümsemeyle ekledi:

— Sadece hoşuma gitti.

Emre elini uzattı.

Defne önce eline baktı.

Sonra tuttu.

Parmakları birbirine geçti.

O anda Defne’nin içinden geçen şey çok basitti.

Keşke bu hep böyle kalsa.

Ne kavga.

Ne şüphe.

Ne açıklama yapmak zorunda kalmak.

Sadece ikisi.

Yan yana.

Bir süre daha yürüdüler.

Emre bir anda:

— Sana bir şey soracağım.

— Sor.

— Benden önce hiç böyle hissettin mi?

Defne düşündü.

— Nasıl?

— Birini kaybetmekten korkacak kadar bağlanmak.

Defne sustu.

Cevabı hemen vermedi.

Çünkü ilk defa dürüst olması gerektiğini hissetti.

— Hayır.

Emre ona baktı.

— Ben de.

Defne kaşlarını hafifçe kaldırdı.

— Sen de ne?

— Ben de ilk defa böyle hissediyorum.

Defne gözlerini yere indirdi.

Elini biraz daha sıkı tuttu.

Emre bunu fark etti ama bir şey söylemedi.

O akşam eve döndüğünde Defne odasına geçti, ışığı açmadan yatağına oturdu.

Telefonuna baktı.

Emre’den mesaj gelmişti.

Emre: Eve geldin mi?

Defne gülümsedi.

Defne: Geldim.

Emre: İyi.

Defne: Sen?

Emre: Ben de.

Defne: Bugün güzeldi.

Emre: Seninle olan her şey güzel.

Defne mesajı birkaç kez okudu.

Sonra ekranı kapattı.

Bir süre tavana baktı.

İçinde ilk defa bir şey büyüyordu.

Aşk mıydı, alışkanlık mıydı, bağlanmak mıydı bilmiyordu.

Ama bildiği bir şey vardı.

Emre artık hayatının bir köşesinde duran biri değildi.

Gününün içine girmişti.

Sabahına, öğlenine, akşamına.

Telefonunun ekranına.

Aklının en olmadık anlarına.

Ve Defne, bunun farkına vardıkça korkmak yerine daha da yaklaşıyordu.

Çünkü insan bazen kaybetmekten korktuğu şeye daha sıkı sarılırdı.

Defne henüz bunu bilmiyordu.

Henüz hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıyordu.

Henüz Emre’nin her mesajını sorgulamadan okuyacak, her gecikmiş cevaba bir anlam yüklemeyecek, söylediği her kelimeye inanacaktı.

Çünkü bazı hikâyelerde kırılma noktası, kötü bir şey olduğunda başlamazdı.

Bazen her şeyin fazla güzel olduğu günlerde başlardı.

Ve Defne’nin hikâyesinde, o günler daha yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.