Yıldıza basmayı ve yorum yapmayı unutmayın.
Tatlı okumalar :)
🍁🍁🍁
İlahi bakış açısı
"Oğlum tut" küçük çocuk babasının sözüne uyarak topu ayağıyla tuttu topu hızla vurduğunda ağaçlık alana gitti.
Kenarda onları izliyen annesi oğluna tebessüm etti "Ben gidip alırım" ağaçlık alanda ilerlediğinde topu çalılığın önünde gördü.
Eğilip topu aldığında gözleri yere kaydı ilk başta ne olduğunu anlamasada, farkettiği şeyle gözleri irileşti.
Yerde toprağın içinden çıkmış toprağa bulanmış bir el vardı.
Kadının elindeki top kayıp yere düşerken, kadının çığlığı ormanda yankılandı.
🍁
Yanımdan geçen polisleri geçerek odaya geldim, kendimi dümdüz masama bıraktım. Arkama yaslandığımda tam karşımda uykuyla uyanıklık arasında kalmış, gözü bir kapanıp bir açılan Asır'a baktım.
"Uyanamadın mı?" gözlerini açıp bana baktı elleri gözlerini ovalamak için giderken "Hayır" demekle yetindi.
"İki gün tatilden sonra uyanmak bana göre değil" dedi kafasını sandalyeye geriye doğru atarken. Güldüm "İki gün boyunca geç uyanırsan tekrar düzenine alışman zor olur"
Yüzünü buruşturdu "Başkomiserim gibi konuşuyorsun" önündeki kahve bardağına baktığında boş olduğunu farkedip tekrar masaya koydu.
"Yine pazartesi sendromumu yaşıyorsun?" Aras kapıdan Asır'a bakarken Asır'ın bu haline gülüyordu. "Evet" dedi Asır uykulu bakışlarını Aras'a çevirdi.
"Seni bir uyandıralım" dedi Asır ayağa kalktı "Cinayet mi var?" bende koltuğumdan kaltım. "Hadi bu sefer ormana gidiyoruz, konumları telefonlarınızı atıyorum" üçümüzde odadan çıkarken Aras elindeki telefona bakıyordu.
Asır Aras'ın diğer tarafından ilerlerken ben Aras'ın sağında ilerliyordum. "Başkomiserim ben sizinde geliyorum" dedi Asır, onun sadece sesini duyabiliyordum aramızda iri yarı bir şerit gibi duran Aras vardı.
"Benim maaş bitti" diyerekte ekleme yaptı, Aras'ın yüzünde alaylı bir gülüş oldu "Şu maaşını hiç idareli kullanmıyorsun, kirada ödemiyorsun, ilk haftada bitiriyorsun" dedi Aras.
Asır itiraz eder gibi "İlk hafta değil, iki hafta" dedi.
Çok fark vardı açıkçası, sonuçta 7 gün fazla. "Para çabuk bitiyor, bir memur maaşıyla ne yapabilirim? Maaşımı zaten yarısını annem alıyor yok mutfak malzemesi yok o yok bu" dedi Asır bıkkın bir sesle.
Aras kafasını Asır'a çevirdi "Dolmaları, sarmaları, tatlıları yerken öyle demiyordun" Asır'ın gülüşününün sesi kulağıma geldi "Orası ayrı"
"Her neyse başkomiserim iki hafta sizden geçinirim" dedi Asır normal bir şeyden bahsediyormuş gibi. Hafif eğilip Asır'ın yüzüne baktığımda Asır'da bana baktı kafamı geri çekip önüme bakmaya devam ettim.
"Paranı idareli kullan sende" dediğimde Asır "Tabi sana konuşmak kolay senin maaşından ayrı birde yüklü miktarda paran var, ordan çekip kullanıyorsun" dediğinde bir an gerildim, yüz ifademi normal bir hale getirdiğimde "Sen nerden biliyorsun?" dedim.
"Neden onun hakkında özel arştırma yaptın?" dedi Aras gerildiğimi göz ucuyla baktığında anlamış olmalıydı. "Yok başkomiserim ben yeni ekip arkadaşımız geliceğini öğrenince bir araştırma yapmıştım ordan hatırladım, kusura bakma Çağla" dedi Asır biraz daha durgun bir sesle.
Yüzüme koyduğum gülümsemeyle onlara döndüm "Önemli değil" neyseki dışarı çıktığımızda konu kapanmıştı.
Ben düz bir şekilde arabama ilerlerken Aras'ın "Neden araştırdın seni ilgilendirmiyor" sözünü ve Asır'ın "Çağla önemli olmadığını söyledi zaten" sözünü duymuştum.
Arabamın kapısını kapatmamla konularıda arkamda bırakmış ve kendimi rahatlatmıştım.
Telefonu elime alıp rehberden Esin'i buldum.
Aramamı cevapladığında "Esin nasılsın?" diyerek konuşmaya daha rahat bir şekilde başladım.
"İyim komiserim bir durum mu var?" bu kızı sadece bir olay için aramayı bırakıp bir gün halini hatırını sormalıydım, kızı aradığımda hep bir şey olduğunu düşünerek açıyordu.
Tamam madem kendisi konuyu açtı bende öyle yapmalıyım "Bige'nin kartına aktarılan paraların bilgilerini bana bulabilir misin?" dedim.
Aras'ın arabası çalışırken ben hala duruyordum. "O iş bende görüşürüz" bu kızın bu halini seviyordum. Her işi halletmesini biliyordu.
Dedemin bana ve babama bıraktığı mirası babam kullanmazdı ama benim kullanmamı istemesede ben elbetteki kullanırdım.
Ben kendi paramı kredi kartıma aktarıp harcamada bulunuyordum.
Arabayı çalıştırıp Aras'ın attığı konuma sürdüm.
Etrafıma baktığımda ormanlık bir alandaydık. Yer çamurdu etraftaki ağaçlar sağ sola sallanırken karşıdaki olay yeri incelemenin çektiği şerit ve orada çalışan kişilere baktım.
Çamur toprakta ayağım hafif yere batıyordu şeriti yukarı kaldırdığımda altından geçip Aras ve Asır'ın yanına geldim. Ellerimi cebime atarken karşımdaki manzaraya baktım. Siyah torba içine konmuş heryeri toprak içinde kalmış bir kadındı.
Yan taraftaki yere baktığımda bir çukur vardı mezar gibi. Etrafta kan izleri görünmüyordu, aynı şekilde üstündede kan izi yok gibiydi.
"Ne olmuş?" dedim hâlâ gözlerim olay yerini incelerken. Biz en kenarda duruyorduk eğer toprağın üstünde ayak izi varsa onu silmemek ve delilleri bozmamak için.
Asır'ın yüzü düşüktü "Kadın yerde gömülü halde bulunmuş, buraya pikniğe gelen bir aile tarafından" etrafıma baktığımda polislerin yanında bekleyen kişileri gördüm, maktülü bulan aile olduklarını anladım.
"Kim olduğu biliniyor mu?" dediğimde bu sefer Aras cevap verdi "Hayır maktülü üstünde kimlik veya başka bir şey çıkmadı. Adli tıpa gönderilecek kim olduğu çıkar. Pekala biz önce maktülü bulan aileyle konuşalım"
Olay yerinin incelediği yerden uzaklaşıp polis aracının yanında ağlayan kadının yanında gittik. "Çocuklarıyla arkadaşlar ilgileniyor" diyerek yanında duran polis memuru açıklamada bulundu.
"Ben çok ko-korktum" dedi titrek bir sesle. Aras "Adınız neydi?" dediğinde göz yaşları içinde "Melek" diyebildi.
"Bize ne olduğunu anlatırmısınız?" kadın başını salladı "Eşim ve oğlumla piknik yapmaya gelmiştik, oğlum top oynarken top ağaçların arkasına kaçtı ben almak için gittim. Topu elime aldığımda... Toprağın üstünde bir e-el çıkmış öylece duruyordu. Ben bağırdığımda eşim geldi ama oğlum korkar diye ona göstermedik. Eşim polisi aradığındada sizler geldiniz. O zamana kadar eşim beni sakinleştirmeye çalıştı. "
Kadın zar zor anlattığında bu sefer diğer aracınn yanında duran adamın yanına ilerledik. O da sorularımıza benzer şeyler söyledi "Ben eşimin bağırması üzerine buraya geldim, eli görünce oğlumu uzaklaştırdım, polisi aradım. Biz başka bir şey görmedik" dedi.
Tanıklar ifadeleri alınması ve swap örneği alınması için polisler tarafından uzaklaştırılırken ben "Otopsiden sonra ölüm sebebini öğreniriz" dedim ikiside gözleriyle beni onaylarken "Burada daha fazla durmamıza gerek yok, emniyete geçelim bilgiler elimize geçtiğinde araştırmayı daha iyi bir şekilde ilerletiriz" dedi Aras.
Asır bana dödnü "Çağla senin arabayı bana versene, sen başkomiserimle gidersin" dedi Aras'la benim gözüm onu bulduğunda "Eve uğramam gerekiyor malum annem" dedi.
Çantamdan anahtarımı çıkardığımda Asır'a uzattım "Sağol" yanımızdan ayrılırken benim arabama ilerledi.
"Bizde emniyete geçelim" dedi onun ilerlemesi üzerine bende hemen ardından yürümeye başladım.
Kafamı ona çevirdiğimde düz bir şekilde ileriye bakıyordu üzerinde tişörtle duruyordu ben çeketle bile üşürken. Ben öylece onu izlerken adem elması oynadı gözleri bana döndüğünde "Ne öyle bakıyorsun, aşık mı oldun?" dedi tebessümü dudaklarında yer alırken.
"Hiç öyle" dediğimde bu sefer hafif sesli güldü "Öyle olsun bakalım" arabaya geldiğimizde ben emniyet kemerimi takarken Aras arabayı çalıştırdı. Kaloriferden çıkan ısı aracı ısıtırken ağaçlık alandan ilerledik.
Sararmış yapraklar yere dökülürken yerler sapsarıydı ama yakında ağaçlarda pek yaprak kalmayacak ve yerini beyaz bir örtü alıcaktı.
Üşümek pekte bana göre değildi.
Ama karı severdim, bembeyaz.
Sessiz bir şekilde emniyete geldiğimizde odaya geçmek yerine kendime bir kahve alıp koridordan dışarıyı izliyordum.
"Dışarı nasıl?" duyduğum sesle kafamı hafif çevirdim Kılıç yanıma geldiğinde o da kısa süre dışarıya baktı. Bir eli cebindeyken bir elinde bardak vardı.
"Bunu sormak için geldiğinizi düşünmüyorum" dedim sakin kalan bir sesle "akıllı kızsın" dedi dudağında memnun bir gülümse alırken "Severim" dedi.
Neyi sevdiği benim umrumda değildi, sadece ona bulaşmamak için sessiz kalmayı tercih ettim. "Çağla!" bana seslenen Aras'ın sesiyle Kılıç'ın ardındaki 6-7 adım ilerideki Aras'a döndüm "Olay hakkında yeni durumlar var" başımı sallayıp hemen Kılıç'ın yanından ayrılarak onun yanına geldim.
Aras'ın gözü kısa süre Kılıç'ta kalırken koridora ilerledi. "Ne oldu?" dedim yan yana koridorda ilerlerken "Ne olmuş?" dedi anlamamış gibi yaparak.
"Dedin ya gelişme var diye" dedim aval aval ona bakarken o önüne bakıyordu. Alt dudağını öne doğru uzattı "Bilmiyorum bilgiler yavaş yavaş çıkar, ceset yeni bulundu" dedi benimle oynuyordu resmen. Odaya geçtiğimizde masaya oturdum.
Bir süre elimdekilerle oyalanırken Asır elinde dosayayla odaya girdi "Kadın Zeynep Altay" dedi elindeki dosyayı hafif havaya kaldırarak.
"Kaldığı evi buldun mu?" dedi Aras ciddi haline anında dönerken "Evet annesiyle beraber kalıyor"
***
Aras kapıyı çaldığında ben etrafıma bakınıyordum sakın bir mahalleye benziyordu ev müstakildi. Kapı bir kadın tarafından açıldığında "Buyurun" dedi. Üçümüzde kimliklerimizi çıkarıp gösterdik.
"Başkomiser Aras Karakılıç"
"Komiser Asır Atay"
"Komiser Çağla Arslan"
Kadın bizi gördüğünde hafif şaşırmıştı "Sema Hanımın evi değil mi? "dedi Aras karşımızdaki kadın başını salladı "İçeride buyurun" diyerek kenara çekildiğinde Aras önden eve girip ayakkabısını çıkardı, bizde ardından girip ayakkabılarımızı çıkardık.
Bizi küçük bir salon karşıladı
Koltukta oturan kadın bizi gördüğünde ayaklanıcakken "Oturun lütfen" dedi Aras. Biz koltuklara geçerken Asır etrafı gözüyle süzüyordu, bizi kapıda karşılayan kadın "Polislermiş" diyerek kısa bir açıklama yaptı.
"Neden geldiniz? Ne oldu?" dedi Esma hanım "Biz Zeynep için geldik" dediğimde olduğu yerde dikleşti "Ne oldu kızıma? Nerdeymiş?" dedi gözleri bizden bir çare ararmış gibiydi.
Aras derin bir nefes aldı "Evet... kızınız maalesef ölü halde bulundı. Başınız sağolsun" dedi. Birine yakınının öldüğünü söylemek hep zor olandı.
Özlelikle bu cinayet olduğunda. Yıllardır beraber yanında olan kişi başkası tarafından öldürülüyordu ve bir daha o kişi yanınızda olmicak. Bazen maktülü öldürdüğü kişi en yakını yada umut ettiği kişi oluyordu. Geride kalan kişiler ise sevdiklerinin katilini bulmak için çabalıyordu, acılarını yaşamak yerine.
Kadın duyduğu şeyle duraksadı bir anda geriye doğru bedeni giderken gözü kararıyordu. Yerimizden doğrulduğumuzda ben hemen kadını tutmaya çalıştım. Aras ve Asır'da bana yardım etmeye çalışırken Esma hanımın gözünden yaşlar süzülüyordu.
"Tansiyonu düşmüş olmalı" dedi kadın hemen ayaklandı.
Esma hanıma ilaçları verildikten sonra biraz daha iyiydi, göz yaşları yanağından eksik olmazken o çaresiz bakan gözleri ve bunu sindirmeye çalışan duyguların çelişkisini yaşıyordu.
"Nasıl öl- olmuş" dedi ölmüş demeye yüreği yetmemişti, dudağının arasından bu kelime çıkmamıştı "Bilmiyoruz ormanda ölü halde bulundu" dedi Aras "Ormanda ne yapıyor?" hafif şaşkın bakan gözleri üçümüzün arasında dolandı.
"Bize yardımcı olursanız kızınızı kim öldürdüğünü bulmak daha kolay olucak" dedi Asır cana yakın bir sesle. Esma hanım başını salladı.
"Kızınızı en son ne zaman gördünüz?" dedim ben ilk olarak "Dün sabah evden çıkmıştı geri gelmedi" dedi elindeki peçeteyle durmak bilmeyen gözyaşlarını silmeye çalışıyordu.
"Nereye gitti?" Aras hafif öne eğilmişti ve kollarını iki bacağına dayamıştı "Bilmiyorum bana geliceğini söyledi ama gelmedi. Arkadaşında kalmıştır diye düşündüm ama bugünde ortalıkta yoktu"
"Sizi hiç aramadı mı?" dedim olumsuz bir şekilde başını iki yana salladı. "Kızınızın anlaşamadığı veya kavga ettiği birisi var mı?" dediğinde kafasını Asır'a çevirdi "Benim kızım kendi halinde birisi, zamanının çoğunu evde geçirir" dedi.
"Peki sevgilisi var mı?" dedim başını tekrar iki yana salladı. Aras ayağa kalktı "Kızınızı tespit etmek için bizimle gelmeniz gerekiyor" dedi, kadın zor bir şekilde başını salladı.
***
Adımlarımı atarken burasının soğukluğu içimi ürpertmişti, buraya ilk defa girmiyordum mesleki anlamda Pek çok kez girmek zorunda kaldığım bir yerdi. İlk girişim annemin ölmesini üzerine olmuştu.
Bu soğuk morg tanıdıktı.
Bazı şeylere alışılırdı bu yüzden burası bana o kadar da acı vermiyordu. Birçok acının ve hayatın geçtiği bir yerdi.
Herkesin öldüğünde uğruyacağı bir duraktı bir nevi.
Odaya girdiğimizde Merve maktülün başında üzerinde özel kıyafetleriyle duruyordu. Onun içinde kolay olmamalıydı birçok hayata tanıklık ediyor ve biten hayatları görüyordu.
Ben, Aras ve Esma Hanım Merve'nin yanına geldiğimizde Merve bize baktı bu olayı defalarca yaşamış olmalıydı. Asır buraya gelmek istememiş ve Zeynep hakkında araştırma yapmayı tercih etmişti.
Merve Aras'la kurduğu bakışmasında sessiz bir konuşma geçmişti aralarında. Merve yavaşca maktülün kafasına kadar kapalı olan örtüyü yavaşça açtı.
Sadece kafası görünen soğumuş beyaz teni gören Esma Hanım gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya başladı. Merve tekrar örtüyü kapattı. Sema hanımın hali yeterli bir cevaptı.
***
Karşımdaki panoya baktım Zeynep'in fotoğrafı ve başka yönlere giden ipler vardı. Aras ve Asır odaya girdiğinde onlarda yanıma geldiler "Mahalledeki birçok kişiden ve akrabalardan ifade alındı. Esma hanımın kaldığını düşündüğü arkadaşı İrem'le görüştüm. İrem Zeynep'i en son iki gün önce görmüş."
Asır'ın açıklaması üzerine Aras "Otopsi gerekiyor, kızın nasıl öldüğünü bilmemiz için" dedi sakın bir sesle. "Olay yerinde bulunan bulgular laboratuvara gönderiliyor, inceleme sürecektir" dedim.
Odanın diğer tarafında kalan L koltuğa ilerledim, odanın bir tarafında masalar, pano ve dolap varken diğer tarafda küçük L koltuk ortada bir sehpa vardı. Orası birazda kenarda kalıyordu, kapı tam ortadaydı. O koltuk kısmı kapının diğer tarafındaydı.
Bizde pek kullanmıyorduk, ilerleyip koltuğa oturdum biraz kasılmıştım, ah regl ağrılar. Asır'ın bana uzattığı araba anahtarıyla ona döndüm elindeki anahtarımı aldığımda o da koltuğun bir ucuna oturdu.
Aras'da yanımıza geldiğinde ortamıza oturmuştu. Telefona gelen mesajla dikkatim dağıldı.
Klinik: Bige hanım krize girdi şuan durumu iyi. Arada geçirdiği krizler dışında eskiye göre iyi bir durumda.
Elim yüzüme gittiğinde ovuşturdum telefonu kapatıp kenara koydum "İyi misin?" Aras'a döndüm yüzüme koyduğum hafif tebessümle gülümsedim "İyim" dedim.
Neyseki üzerinde durmadan önüne döndü, Asır'ın heyecanlı sesiyle ona döndüm "Zehra'yla Miraç oldu mu?" dedi anlaşılan dedikodu havasındaydı.
"Ne olmuş?" dedi Aras anlamamıştan gelerek. Asır "Hadi başkomiserim yapmayın sizde farkındasınız. Miraç ve Zehra'yı aylardır biliyoruz" dedi.
Aras güldü "Biliyorum" dedi ve ekledi "Ama ikisininde bir adım atmadığını biliyoruz" dedi.
Asır "İkiside birbirinin sevdiğini biliyor bir türlü birbirine söyleyemiyorlar" dedi abartılı bir tepki vererek, bir elinin tersini diğer elinin içine vurdu.
"O zaman açılmalarını sağlarız" dedim gözlerimle munzur bir şekilde bakıp bir kaşımı havaya kaldırdım.
Aras güldü "Sen ve ilişki" dedi 'ne var' dercesine ona baktığımda gamzesi hâlâ yerini koruyordu. "Ne var? Yapabilirim" dedim iddialı bir sesle. Aras "Bunu nasıl yapmayı düşünüyorsun?" dedi sırıtışım daha çok büyüdü "O bana kalsın"
"Pekala 24 saat veriyorum" dedi Aras bir kolunu koltuğa uzattı rahat bir şekilde "24 saat içerisinde onların birbirine açılmasını sağlayacaksın" dedi.
"Neyine?" dedim boş bir iddia olmamalıydı.
"İstediğine"
Başımı salladım "Siz yenilmeye alışıksınız bir şey olmaz" dedim "Kim yenilirse diğerinin istediğini yapıcak"
Asır güldü "İddia niyetine Miraç ve Zehra'yı yapıcak duruyorsunuz ama Çağla dikkat et bunlar aylardır birbirine açılamadı bir günde nasıl yapıcaksın merak ediyorum."
Ben olduğum yerde ayağa kalktım yanlarından ayrılırken Aras'ın sesini duydum.
"24 saat başladı"
Odadan çıktığımda kapıyı hafif aralık bıraktım Asır'ın sesi hafif geliyordu "Kazanırsanız ne isterseniz yaptıracaksınız, kaybederseniz Miraç ve Zehra olmuş olucak. İki türlüde size kâr" dedi gülerek.
Koridorda ilerlerken kendimi laboratuvara yönlendirdim, Miraç'tan ilerlemem beni zorluycaktı bu yüzden Zehra'dan ilerlemek en mantıklı olandı.
Elindeki eldivenlerle delilleri inceleyen Zehra göz hapsime girmişti. Zehra'nın yanına geldiğimde beni farkettim, ağzındaki maskeyi çıkarıp bana döndü "Çağla dellilerin incelenmesi bitmedi" dedi.
"Ben deliller için gelmedim" dediğimde gülümsedi elindeki eldiveni çıkarıp tamamen bana döndü.
"İşinde gerçektende başarılısın" dedim konuya kıvırarak başladım "Teşekkür ederim" dedi tatlı gülümsemesiyle "Miraç'ta işinde çok iyi" dedim gözlerim onun üzerinde dolaşırken tepkisini izledim.
"Yani baya iyi bir ekip var, böyle bir ekiple çalıştığım için çok şanslıyım" dedim ellerimi pantolonumun cebine koydum "Senin ekibe katılmanda bizim için çok güzel, çok farklısın ve daha ilk haftada renk kattın" dedi.
Pek renkli değildim ama bir şey söylemek yerine susmayı tercih ettim. Benim garip davrandığımı düşünsede bir şey söylemiyordu "Ben bir şey farkettim" dedim biraz meraklı davranarak.
"Ne oldu?" dedi masum bir şekilde "Ben Miraç'ın birisini sevdiğini düşünüyorum" gözleri benden kaçarken yüzündeki gülümsemede duraklık oldu.
"Yani Miraç'ı biraz izledim ve ufak konuştum belli baya deliler gibi birine aşık" dedim net çıkardığım sesle.
Komiser olunca karşındakini konuşturmak daha kolay oluyordu, ortaya yem at ve bekle.
Zehra'nın karşımda değişen mimiklerini zevkle izlerken alt dudağımı dişlerimin arasına aldım.
"K-kim ki? Yani kime aşık olmuş?" dedi konuşmakta baya zorlanıyordu, gözlerini hızlı kırpırıyor ve benimle göz temasından kaçınıyordu.
Merve'de yanımıza geldiğinde ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi, bana ne oldu der gibi göz kırptığında gözümü hafif kapatıp açtım beklemesi için.
Gözümün önünde dört dönen Zehra'ya baktım "Valla baya güzel bir kız" dedim ardından Merve'ye döndüm "Miraç'ın sevdiği kızı konuşuyoruz" dedim göz kırparak. Merve hemen anlamış gibi Zehra' ya döndü "Kız fıstık gibi" dedi beni destekleyerek.
Ne yaptığımı bilmesede ayak uydurması güzeldi.
Zehra şaşkın bir şekilde Merve'ye baktı "Sende mi biliyorsun?" dedi titrek bir sesle.
Merve "Evet kzıda çok severim aşırı tatlı ve Miraç'a yakışan tek kız" dedi. Zehra ihanete uğramış gibi Merve' ye bakarken gözleri dolmaya başlamıştı.
O kadar tatlı ve masum görünüyordu ki bu kadar üzülmesine dayanamadım "ismi Z ile başlıyor" dedim onun yanına gelip ona attığım bakışlarla Zehra gözlerini yere çevirdi.
Merve'de benim gibi Zehra'nın diğer tarafına geçtiğinde "Zehra diyede bitiyor" dedi artık kendini tutamayarak gülmeye başladı. Bende gülerken Zehra şaşkın şaşkın bize bakıyordu.
Biz kahkahalara boğulurken Zehra şaşkınlığı atlatmış gibi kızgın gözlerle bize baktı "Ben çok korktum, nasıl bir şaka bu?" dedi kırgın gölerini sinir almıştı ama rahatladığı belliydi.
Zehra sinirle yanımızdan geçip giderken Merve'yle biz gülüşümüzü zor durdurduk.
Merve'yle yan yana durmuş Zehra'nın gidişini izliyorduk. Kafamı Merve'ye çevirdim "Miraç'ın aşık olduğu kesin değil mi?" dedim yanlış bir şey yapmadığımdan emin olmak için.
Merve başını olumlu bir şekilde salladı "İkisi tarafından tasdiklenmiş bilgi ama İkiside bu bilgiyi birbirlerine söylemediler" dedi içli bir şekilde, en azından içim rahatlamıştı.
"Bizim bunlara el koymamız gerekiyor" dedim Merve bana döndü "Hiçbirimiz şimdiye kadar karışmadık su akar yolunu bulur diye" dedi "Suyun yolunu bulması için bile yönlendirilmesi gerekiyor" dedim.
Yüzü ciddileşirken "Planın varmı?" dedi yandan bakış atarken "Plan oluşur önce Zehra'yı bulalım" dedim.
"Onun nerede olduğu belli" dedi göz kırparak.
***
Masanın etrafında oturmuş dik dik Zehra'ya bakıyorduk. Ben çayımı höpürdeterek içerken gözümü keskin nişancı gibi Zehra'ya diktim, Merve'de kahvesini içerken gözleri Zehra'daydı.
Zehra bizim gözlerimize dayanamıyordu. Önündeki bardakla parmağıyla oynuyor ama hiç kafasını kaldırıp bakmıyordu.
"Ee yeter sizin bu yaptığınız resmen gözle taciz!" dedi dayanamayıp kafasını bardağından çekti.
Merve çok ciddi bir şekilde bardağını masaya koydu bakışlarını sorgudaymış gibi Zehra'ya dikti "Sen sözlü olarak Miraç'ı sevdiğini kabul et sonra bizden kurtul " dedi.
Zehra şaşkın bakışlarını masaya dikti "Beni sorguya mı alıyorsunuz? Ben sanık mıyım?" dedi bu sefer ben konuştum "Aşk sanığısın, aşkını kabul et... " Merve devam etti "Hükmünü keselim."
Zehra bizden kurtulamaycağını anladığında etrafına bakıp masada öne doğru eğildi. Elleri masadayken ben ve Merve'de öne doğru eğildik.
"Tamam" dedi bu mu yani bize açık bir itiraf gerekiyordu "Kuşkulu değil net konuş!" uyarımla kızaran yanakları daha da allaştı "Ben... Miraç'ı..." şu kız cümlesini bir türlü tamamlıyamıyordu.
Merve derin bir nefes verdi bıkkınlıkla "sen Acun Ilıcalı mısın söyle artık" dedi.
Zehra gözlerini kapadı "Ben Miraç'a aşığım" dedi hızlı konuşmasının ardından gözlerini açtı.
"Şimdi hüküm vakti" dedim Zehra şaşkınlıkla bana baktı "Ne hükmü ya aşık olduğum için hapis mi yiğiyeceğim" dedi.
Merve gülümsedi "Aşk kalbe mühürlenen bir hükümdür" dedi. Olayı iyice dramatize etmiştik.
"Kalbinin başka bir kalbe ömür boyu hapis yemesidir" dedim.
Çok dram yapmıştık, polis olunca ve emniyette çalışınca aşkın tarifi anca bu kadar oluyordu.
"Ne oluyor size ya?" dedi Zehra gözlerini irileştirerek "Acaba siz mi aşık oldunuz?" dediğinde Merve'yla aynı anda konuştuk.
"Hayır!"
"Hayır!"
"Şimdi plan vakti" dediğimde ikisininde gözü beni buldu "Mâlum Zehra'nın itiraf ediceği yok, bizde Miraç'a itiraf ettireceğiz" dedim.
Zehra bana baktı "Miraç tam bir umutsuz vaka" dedi alt dudağını öne büzerek.
"Hayır" devam ettim "Her erkekte işe yarayabilecek o şeyi yapıcağız, her erkeğe giden yol" dedim.
Merve işaret parmağını öne uzatarak öneride bulundu "Bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer" dedi.
Göz devirip işaret parmağını elimle ittim "O benim kalbime giden yol" dedim şakayla karışık.
İkiside kıkırdadı "O yemek işi yaş ve uzun zamandır sürdürülen bir yalan, tabikide benim midem hariç" ellerimi birleştirdim.
Zehra meraklı görünmemeye çalışarak bana döndü "Peki o her erkekte işe yarayan şey ne?" dedi kısık bir sesle.
"Kıskançlık"
İkisi önce birbirlerine sonra bana baktılar "Bir erkeği kudurtan sevdiği kadını başka bir erkekle görmektir bu ister İstanbul beyefendisi olsun ister Anadolu erkeği yada başka bir şey"
Merve bana döndü "Sende baya tecrübelisin" dedi sadece göz kırpmakla yetindim.
"Ee ne yapıcağız yani?" dedi Zehra bir umut. Gülümsedim çayımdan bir yudum aldığımda tekrar masaya koydum. Beni pür dikkat izleyen kızlara döndüm "Zehra'cım sen bir erkek bul, akraban veya arkadaşın, seninle oyun oynayabileceğin birisi olmalı"
Zehra bana baktı "Bir arkadaşım var o yardımcı olabilir" dedi başımı salladım "Arkadaşına söyle şık giyinsin bu arada yakışıklı bir erkek olduğuna dikkat et. Sende çok şık olucaksın, onu beraber hallederiz hatta sana elbiseyi beraber buluruz. Ben bir mekan bulucağım yarın sabah beraber şık bir kahvaltı yapıcaksınız . Bunu Merve Miraç'a söyliyecek " dedim ikiside beni dinlerken.
Merve "Tamam ben bir şekilde Miraç'ın duymasını sağlarım ve Zehra'yı hazırlamayıda hallederiz, Zehra'ya döndüm "Ben arkadaşımı ayarlarım her şeyi anlatırım" dedi.
"Tamam bu akşam üçümüz dışarı çıkıcağız Zehra sana bir elbise seçiçeğiz. Yarın Merve'yle beraber senin evine gelip hazırlanmana yardım ediceğiz" İkiside bunu onayladı "Biz Merve'yle beraber kalıyoruz" dedi Zehra.
Bu daha iyiydi "Tamam anlaştık o zaman" İkiside başıyla onayladı Zehra "Akşam yemeği mi yapsak?" dedi hemen redettim "Hayır sabah yapıcağız" 24 saatim vardı bunu riske atamazdım.
***
Telefonumla uğraşırken sıkılmıştım.
Çağla: ne yapıyorsun?
Kuzey: annemin evindeyim.
Çağla: sıkıldım.
Kuzey: banane :|
Çağla: çok iyiysin sağol.
Kuzey: ne demek 😎
Çağla: yarın bana gel.
Kuzey: Neden yarın? Bugün değil.
Çağla: bugün desem gelicekmisin?
Kuzey: hayır.
Çağla: ee ne soruyorsun.
Çağla: neyse
Kuzey: senin arabayı alıyorum
Çağla: Neden?
Kuzey: senin ordan geçiyorum ve arabam yok yanımda ve narin ayaklarımı yürüyerek yoramam.
Çağla: alma!
Kuzey: aldım bile eve gdiyorum.
Kuzey: fotoğraf
Arabamda çekildiği bir fotoğrafı atmıştı salak.
Çağla: anahtarım sende ne arıyor?
Kuzey: senin olan her şeyin anahtarı bende var.
Kuzey: kalbinde dahil.
Kuzey: ve o kalbine hiçbir erkeği sokmana izin vermiceğim 😏
Çağla: kıskanç
Kuzey: öyleyim ;)
Çağla: akşam gel bari
Kuzey: hayatta gelmem. Öldürsen gelmem, seni hiç çekemem.
Çağla: iyi be!
Çağla: Klinikten mesaj geldi.
Kuzey: ne olmuş?
Çağla: kriz geçirmiş.
Kuzey: ben yanına gideyim mi?
Çağla: hayır, gitme. Rahat durmayı öğrensin.
Çağla: ilgi görmeye çalışıyor.
Kuzey: olsun gideyim???
Çağla: seni hayattan bezdirir.
Kuzey: senin gibi mi?
Çağla: işim var görüşürüz "gitmiyorsun."
Kuzey: görüşürüz "tamam"
Öksürme sesiyle kafamı kaldırdım. Aras'la göz göze geldiğimde "Ne oldu?" dedim "Otopsi raporu çıkmış Merve'nin yanına gidiyoruz"
Hemen ayağa kalktığımda ikimizde odadan çıktık "Asır nerede?" dedim cebindeki ellerini dışarı çıkardı "O adli tıpa gitmez, diğer işlerle ilgileniyor" başımı salladım "Anladım."
***
"Ee Merve bize güzel haber vericeğini düşünüyorum" dedi Aras karşımızda özel kıyafetleriyle bize bakan Merve'ye. "Adlı tıptan ne kadar güzal haber çıkabilirse o kadar güzel" dedi Merve.
Ciddiyetini bozmadan önündeki maktülün ölü bedenine çevirdi gözlerini "Ama size iyi gelicek haberim var, Otopsi raporu çıktı. Maktülün nasıl öldüğünü bulduk" dikkatle onu izlerken elindeki fotoğraf makinesini kenara koydu.
"Maktülün üzerinde kan yok" dedi önce "Yani vururmamış" dedim bakışlarım maktüle gittiğinde boynunda bir halata veya başka bir şeye ait bir ip izi de yoktu.
"Maktül gömülmüş" dedi "Nasıl?" dediğimde bu baya zormuş gibi bize döndü.
"Maktülü diri diri gömmüşler, toprağın altındayken hayatı sonlanmış."
Ürperdiğimi hissettim, içim bu odadan daha soğuk gibiydi. Kadını diri diri gömmüşlerdi.
"Hiçbir darbe izi yok, midesinde toprak kalıntılarına rastladık oldukça çok" diyerek açıklamaya devam etti.
"Diri diri gömücek kadar caniler" dedi Aras gözü maktülün beyaz yüzüne kaymıştı. Merve sadece başını salladı.
***
Aras "Ben gidiyorum" dedi masadan kalktığında Asır'la aynı anda sesli bir şekilde konuştuk.
"Bizide götür"
"Bizide götür"
Anı yükselişimizle Aras bize döndü "Ne oluyor?" dediğinde Asır "Mâlum benim arabaya ara verdim maddi durum" dedi. Aras bana döndüğünde "Benim arabayı Kuzey aldı, zaten aynı yere gidiyoruz" dedim.
Asır'la çoktan hazırlanmış ve kapıya varmıştık Asır arkasına dönüp öylece duran Aras'a baktı "Ee gelmiyor musunuz başkomiserim?" dedi bende başımı sallayarak Asır'ı destekledim.
Güldü "Gidelim bakalım" Asır'la kurduğumuz kısa göz teması ile odadan çıktık.
***
"Başkomiserim" Aras bana döndüğünde gözümle arabayı gösterdim "Arabayı ben kullanabilir miyim?" sorumu beklemediği açıktı Asır bana döndü "Benim evi bilmiyorsun" dedi.
"siz tarif edersiniz gideriz" dedim Aras cebinden çıkardığı anahtarı bana uzattığında hemen aldım.
Arabaya geçtiğimizde ben şoför koltuğuna geçerken Aras yolcu koltuğuna geçti. Asır'ada arka kalmıştı.
Asır camdan dışarıyı sakin bir şekilde izlerken ben arabayı sürmeye başladım, Aras bana Asır'ın evini tarif ediyordu.
Trafik o kadar çoktu ki delirmem yakındı, arkamdan biri arabanın kornasına basıp duruyordu.
"Salak ya sanki kornaya basınca trafik açılacak" dedim hiddetle.
Ben yükselişimle Asır ve Aras oldukları yerde ilkirdiler. Dakikalardır söylenmemden ikisininde başı şişmişti. Aras elini alnına koymuş başını sıvazlarken Asır alnını ardı ardına cama vuruyordu.
Arabayla ilerlerken yanımdan geçen arbadakilerin bana el kol yapması sabrımı iyice taşımıştı. Hızla camı açtım elimi dışarı sallarken "Napaysun ula" dedim hiddetle.
Asır benim ve Aras'ın koltuğundan kafasını uzattı Kızın içindeki karedenizli ortaya çıktı" dedi gülmemek için kendini tutmaya çalışıyordu.
Asır merakla Aras'a döndü "Çağla nereli?" sorusunu duymuştum" Ordu'lu" cevabı Aras vermişti.
Derin nefes aldım sakin ol Çağla, sinirlerine hakim ol, sadece regl hormonları. Adamda camı açtığında "Ne diyorsun be!" dedi bana el kol yaparak.
Kafamı arabadakilere çevirdim "ha bu bağa mı deyur?" Aras'la Asır aynı anda başını sağ sola salladı "Katiyen sana demiyorlar" dedi Asır beni ikna etmeye çalışarak.
Neyseki yanımızdan uzaklaşmışlardı. Ben arabayı sürerken Asır Aras'ın kulağına eğildi "Acaba arabayı sizmi kullansanız hani ölmek için çok gencim daha yaşayacak çok şeyim var" dedi benim duymuyacağımı düşünerek fısıldadı ama duymuştum.
"Ne dedin sen? Bana da söyle" dedim Asır olduğu yerde dikleşti "Hiç Başkomiserimin bugün ne kadar yakışıklı olduğunu söylüyordum" dedi yapay bir şekilde gülümseyip bana baktı.
Aras kafasını cama çevirirken elini çenesine götürmüş gülüyordu.
Daha sakin bir şekilde arabayı durdurdum "Geldik" dedim yüzümdeki gülümsemeyle. Asır benim gülüşüme baktı "Katil balina!" kendini hızla arabadan atarken Aras bu sefer sesli gülmüştü.
Yol boyunca Asır ölmekten korkarken Aras bu durumdan eğlenip gülmüştü.
Asır kafasını Aras'ın ordaki camdan uzattı önce bana baktığında gülümsedim. Ardından Aras'a döndü .
"Başkomiserim eve ulaştığınızda yani ulaşabilirseniz bana yazın. Sağ salim vardığınızdan emin olmak istiyorum" dedi Asır konuşmaya devam ederken Aras'ın kulağına eğildi.
"Olurda yolda size saldırır öldürmeye çalışırsa siz bana yazın ben hemen polisi ararım" dedi ama ben yine söylediklerini duymuştum.
Aras eğlenerek benim Asır'a attığım katil bakışlara ve Asır'ın düşüncelerini dinledi.
Asır tekrar Aras'a döndüğünde "Hakkınızı helal edin, ne zaman ne olucağı belli değil" dedi elini uzatıp Aras'la el sıkışırken konuşmaya devam etti.
"Sizle tanışmak çok güzeldi başkomiserim"
Bana el salladıktan sonra arbadan uzaklaştı. Bende arabayı çalıştırdım eve doğru.
Sonunda eve geldiğimizde arabadan indim elimdeki anahtarı Aras'a uzattım "Teşekkür ederim" diyerek.
"Eğlenceli bir yolculuk oldu" dedi gülümseyerek. Yanından ayrılıp ben eve çıktım kapıyı anahtarla açtığımda, beni sessizlik karşılamıştı.
Karanlık ve sessiz evim ışıkları açmamla aydınlanmıştı. Sessizlikte, karanlık alıştığım bir şeydi.
Salona geçtiğimde sehpanın üzerindeki kutu dikkatimi çekmişti.
Bir kutu browni.
Kuzey brownimi almışa benziyordu.
🍁🍁🍁
Nasılsınız?
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bige'ye şuan takılmayın ileride kim olduğunu öğreniceksiniz. Yada takılın çünkü önemli biri kjkjkkj
Sizce Bige kim? (bilmiyorsunuz ama yinede sorayım dedim 😅)
Yeni bir cinayetle sizlerleyiz.
Diğer bölümde Çağla'yla beraber Miraç ve Zehra ikilisini yapıcağız veya yapamiyacağız.
İddiayı kim kazanır?
WhatsApp kanalı açtım sohbet muhabbet ve yeri geldiğinde teoriler...
İnsagramdan linki paylaştım.
Görüşürüz.
İnsagram hesabım: my_amd_
Tiktok hesabım: my_amdofficial