İlahi bakış açısı
Kılıç bitirdiği tabağı kenara koydu arkasına rahatca yaslanıp dakikalardır kendine kötü bakışlar atan sevmediği o kişiye Aras'a döndü. "Nasıl gidiyor hayat Aras?" dedi göz kırparak, burada en eğlenen kendisiydi.
"İyi Kılıç senin kiler nasıl?" Aras sakin tuttuğu bakışlarını çekmeden sorusunu sordu. "Bir cinayet daha çözmüşsünüz tebrik ederim" Aras muhattap olmak istemediği için sadece başını salladı.
Gerginliğin farkında oldukları için Merve ve Asır masaya tekrar döndü. Kuzey'in yanına Asır otururken Merve'de onun yanına geçti. Zehra gerginliği gördükçe daha çok gerildiği için Miraç masaya geçmeyi tercih etmedi, onunla konuşarak kafasını dağıtmayı tercih etti.
"Başkomiserim hoş geldiniz" dedi Merve saygılı ve mesafeli tuttuğu bir sesle genelde işinde takındığı ciddi tavrına büründü. Kılıç başını hafif bükerek Merve'nin selamını aldı. Ekipte en iyi bulduğu kişi Merve'ydi, ne zaman ne yapmasını bilen, işine çok sadık. Oldukça güçlü ve istediğinde her şeyi başarabilecek biri olabiliyordu. Merve ne saygısını ne de işine olan sadakatini asla bırakmayan biriydi bu da Kılıç'ın Merve'yi başarılı bulmasının en büyük sebeplerindendi.
Ne kadar ekipten olmasada ekipteki herkesi inceler ve onlar hakkında bilgi sahibi olurdu. Asır'la arası pek iyi değildi çünkü Asır tam bir başkomiser takıntılısıydı her yerde her zaman Aras'ın yanındaydı ona karşı büyük bir sevgi duyuyor ve saygı gösteriyordu. Bu sebeplede Aras'ın sevmediği birini kendisi asla sevmiyordu. Bu da Kılıç'ın Asır'dan hoşlanmamasının en büyük sebebiydi.
Merve ve Asır çok zıtlardı Kılıç'a göre.
Zehra ekipte en duygusal olan kişiydi bu yüzden bir şey olduğunda en çok dikkat edilen kişi Zehra'ydı hepsi onun duygusallığının farkındaydılar. Kılıç'a karşı kötü davranmazdı ama Kılıç'ında bildiği bir şey varsa o da Zehra'nın Kılıç'ı sevmediği. Zehra ilk geldiğinde Kılıç çok üzerine gitmişti Zehra duygusal birisi olduğu için çok fazla alınıyordu, Aras'ın Kılıç'ın üzerine gitmeleri üzerine Zehra'yla uğraşmayı bırakmıştı Kılıç.
Miraç ise iş yerinde kendini tamamen işine verirdi bu Kılıç'ın
Hoşuna giden davranışlarındandı. Miraç pek karışmazdı genelde izleyici konumundaydı, Sadece konu Zehra olmadığı sürece.
Kılıç tanıdığı o kişilerin üzerinde bakışlarını gezdirirken gözleri Çağla'da durdu onu tanımıyordu ve en çok tanımak istediği kişi oydu çünkü Aras'ın bakışları sadece Çağla'dayken değişiyordu. Sevmediği düşmanı olan Aras ilk görüşte aşık mı olmuştu? Bunu zamanla öğrenicekti.
Çağla sert birine benziyordu en azından aşk konularında. Geldiğinden beri bakışlarını Aras ve Çağla'ya diktiğini farkettiği kişiye döndü Kılıç. Onun ekipten veya emniyetten olmadığını biliyordu ama kim olduğunu bilmiyordu.
Ve bundan sonra hep karşısına çıkıcağını da bilmiyordu.
***
Çağla Arslan
Masadaki gerginlik beni sıkmaya başlarken bardağımda az kalan çayımı kafama diktim, biraz dilim yanmıştı ama takılmadım. "Çağla benimle dans eder misin?" Kılıç'ın sözüyle hızla bakışlarım ona döndü, sadece ben değil Merve'de şaşkın bakışlarını Kılıç'a dikti.
"hayır"
"hayır"
Benimle beraber cevap veren kuzenime döndüm artık bakışlarını Kılıç'a çevirmişti.
Aras'ın üzerime eğilerek dudaklarını kulağıma getirdiğinde olduğum yerde dona kaldım "Benimle dans eder misin?" dedi, bugün herkesi bir dans etme isteğimi oluşmuştu.
Ona dönmeden "Hayır" dedim onun kafası hemen kafamın yanındayken , bakışları yüzümdeydi. Hafif bir gülüşünün ardından "Seni tutuklamama ne dersin?" bir anda ona döndüğümde burun buruna gelmiştik.
"Benimle dans mı edersin? Yoksa seni hırsızlıktan ve konuta gizlice girmekten tutuklayayım mı?" dedi bir kaşını havaya kaldırarak. Hafif kendimi geriye çektim, arama mesafe koymaya çalışsamda aramızdaki mesafe pek kapanmamıştı.
"Siz beni tehdit mi ediyorsunuz?" dedim böyle bir şeyi yapmasını beklemeden. "Evet" dedi dümdüz, "Dans ediyor musun?" elini öne doğru uzattı.
Gözlerimi çevirip Kuzey'e baktığımda Asır'ın onunla konuştuğunu hatta Kuzey'in bize bakmaması için cebelleştiğini gördüm.
Önüme döndüğümde Aras'ın uzattığı eline bende karşılık vererek elimi ellerinin arasına bıraktım. Aras'ın başparmağı hafif elimin tersini okşadığında ikimizde ayağa kalktık.
Elim ellerinin arasındayken masadan uzaklaştık, insanların arasından geçtiğimizde Aras beni masanın göremediği bir yere çekti. Kuzey'in bakışlarının farkında olduğu açıktı.
Aras bana döndüğünde boşta kalan eliyle belimi kavrayarak nazik bir şekilde kendine çekti, ellerinin arasındaki elimi kavradığında bende boştaki elimi omzuna koydum.
Hafif haraketlerle müziğe eşlik ederken Aras belimde ki elleriyle çekebildiği kadar kendine çekmişti. Bedenlerimiz birken yüzlerimizin arasında biraz mesafe vardı. Kafamı küçük bir açıyla yukarı kaldırıyordum. Benimde boyum uzun olduğu için çok fazla Aras'ın boyu rahatsız etmiyordu.
"Kılıç'a inat olsun diye mi benimle dans ediyorsun?" dedim onun gözleri hâlâ gözlerime kenetliyken "Böyle bir şey yapsaydım şuan onun karşısında dans ederdim" dedi emin bir şekilde ve ekledi "Ona inat olsun diye hiçbir şey yapmam" dedi.
Kılıç'ın bir anda çıkması hoşuma gitmemişti ama bu durumdan kimse bahsetmemişti sanırım bu onlar için sıradan bir durumdu.
Bende yavaş yavaş tanıyacaktım kendilerini, Aras belimdeki elini çektiğinde ben biraz geriye çekildim beni kendi etrafımda çevirdiğinde tekrar kendine çekti. Elini belimdeki yerine tekrar aldı.
"Eve gizlice girdiğim için özür dilerim" dedim bunu en başında söylemeliydim ama şuan fırsat bulmuştum. Gözleri önemli değil gibi der bakarken "Bundan sonra evime girerken haber verirsen sevinirim" dedi sakin bir şekilde.
"Kuzey sana çok karışıyor yani kuzenliğiniz normalden fazla samimiyet içeriyor gibi geldi bana" dedi. Kuzey'in haraketlerinden dolayı böyle düşünüyor olması normaldi ve haklıydı ama ben ve Kuzey kuzenden öteydik.
Avcundaki elimi çekerek elimi ensesine götürdüm. Omzumdaki elimide ensesine götürüdüğümde iki elimide birleştirdim, bu sırada onun elleride belimde birleşmişlerdi.
"Biz Kuzey'le kuzenden öte kardeş gibiyiz" dedim ve eklemeyi unutmayarak "Kuzey'in arada garip davranışları olabilir siz pek takılmayın zamanla alışırsınız" dedim. Kuzey'in Aras'ı kadrajına aldığını ve bir süre rahat bırakmayacağını anlamıştım.
Dudağında bir gülümseme oluştuğunda müziğe rağmen gülme sesini duyabilmiştim "Dikkat etmemi mi söylüyorsun?" dedi gülüşü hâlen dudaklarında yerini korurken "Bazı konularda evet" dedim bu konu ise bana karşı hareketleriydi. Kuzey benim çevremdeki erkeklere karşı çok tavırlıydı özellikle gözüne çarpan haraket olduysa kafayı takardı.
"Bu konu ne oluyor?" dedi pek merak etmeyen bir sesle ama ben cevap verdim "Ben" dedim. Açık konuşarak.
"O zaman dikkatli olmam gerekiyor gibi"
Söylediği şeyle dudaklarım aralandı ama onun eli belimden çekildiğinde benden birkaç adım geriledi, bende ellerimi çektiğimde "Müzik bitti" dedi onun söylemesiye etrafıma baktım herkes masalarına geçiyordu.
Bir eliyle önü gösterdiğinde bende masaya doğru ilerledim, o ise hemen ardımdan geliyordu. Aramızda sadece bir adım varken omzumun üzerinden ona baktım.
Masaya geldiğimizde Kuzey'in masada olmadığını, Zehra ve Miraç'ın masaya geçtiklerini, Kılıç'ın işe yine tatlı yediğini gördüm. Aras sandalyemi çekerken ben tekrar yerime oturdum Aras ise yanımdaki yerini aldı.
"Gidelim mi artık?" dedi Asır kurtuluş ararcasına, Aras "Biraz daha kalalım" dediğinde Kılıç'ta onu onayladı "Eğleniyorduk ne güzel" dedi ve ardından tatlısına tekrar döndü.
Asır gözlerini irileştirerek Kılıç'a baktı "Ne eğlendim bilemezsiniz"
Dedi gözleriyle Aras'a Kılıç'ı gösterdi. Ellerimi ağzıma götürdüğümde hafif güldüm sessizce, Kılıç Asır'ı baya bezdirmişe benziyordu.
Aras "Tamam kalkalım" diyerek ayağa kalkarken Asır bunu bekliyormuş gibi hemen ayağa kalktı Merve Asır'ın bu haline gülerken, Zehra ve Miraç'ta ayaklanmışlardı.
Benim gözlerim restoranda Kuzey'i ararken "Kuzey gördüğü güzel bir kızla gitti" dedi Kılıç, ona döndüğümde bakışları bendeydi.
Kuzey bir kızla takılıyor olabilirdi ama beni burada bırakıp gitmezdi elime aldığım telefonla Kuzey'i aradığımda telefon birkaç saniye içerisinde açılmıştı.
"Kuzey neredesin?" dedim bu sefer ayakta olan Aras'ın gözleride beni bulmuştu "Restoranın üst katındayım burada daha eğlenceli şarkılar çalıyor" dedi arkadan gelen müzik sesinden anlaşılıyordu "Güzel müzik mi? Güzel kız mı?" dedim sorumun cevabı belliydi bu yüzden cevap vermesini beklemedim.
Zaten diğerleri hazır bir şekilde ayaktaydılar daha fazla bekletmemeliydim "Kuzey çıkışa gel gidiyoruz" dedim telefonu kapattığımda bende ayağa kalkıp üstüme çeketimi giydim.
Hâlâ masada tatlısına devam eden Kılıç'a baktığımızda "Ben daha buradayım" dedi bize el sallarken hepimiz çıkışa ilerledik. Aras biz giderken durmuştu, hepimiz restorandan çıkmıştık. Çıkışta dururken Aras'ı kapıda çıkarken gördüm, ücreti ödemiş olmalıydı.
Aras'ta yanımıza geldiğinde Asır "Acaba başkomiserim sizin evinize mi geçsek sohbet ederdik, hem daha erken" dedi kolundaki saate bakarken Aras başıyla onayladı "Tamam bana geçelim o zaman" dedi.
Herkes arabalara ilerlerken Aras bana döndü "Gelmiyecek misin?" dedi elimdeki çantamı diğer elime aldım "Ben Kuzey ile geliceğim" dedim tamam anlamında başını sallayıp kendi arabasına ilerledi.
Arkamdaki restorana döndüğümde Kuzey hâlâ görünmüyordu telefonumu elime aldım.
*Çağla: bir dakika içinde burada ol!
Mesajımı atıp telefonu çantama koyduğumda, restorana döndüm Kuzey geliyordu.
Bu çocuk tehditten anlıyordu, hızlı adımlarla yanıma geldiğinde "Ne acele ettiriyorsun" dedi nefesini verirken "Anladığın dilden konuşuyorum sadece canım kuzenim" park halinde olan Kuzey'in beyaz arabasına ilerledim.
Genelde Kuzey'in arabasını pek aklımda tutmazdım çünkü çok sık araba değiştiriyordu. Arabanın yanına geldiğimde Kuzey arabayı açmıştı, İkimizde arabaya bindiğimizde, arabada dışarının aksine ılık bir hava karşılamıştı.
"Diğerleri gitti mi?" Kuzey arabayı yola çıkardığında "Evet, hepimiz başkomiserin evine geçiceğiz orada devam ediceğiz geceye" diyerek Kuzey'e açıklamada bulundum.
Eve geldiğimizde emniyet kemerimi çıkarıp arabadan indim üstümü düzelttiğim de bir ses duydum. Yakından bir kadının sesi geliyordu.
Kuzey'e döndüm "Sesi duyuyor musun?" dediğimde Kuzey yanıma gelmişti "Nereden bileyim, boşver eve geçelim" umursamaz bir halde söylediğine karşılık gözümü devirdim. Sesi nerden geldiğini duymak için ilerlediğimde yerlerin yaş olması biraz sıkıntı çıkartıyordu, biz restorandayken yağmur yağmış olmalıydı.
Evin önü betondu ama belli yerlere dikilen ağaçlar ve çiçekler olduğu için o kısımlar topraktı, yağmur toprağı yola çıkarmıştı.
"Peluş kızım buraya gel!" genç bir kadın ayağındaki ev terliğiyle, koşan bir köpeğin arkasından ilerlediğini gördüm. köpek havluyarak koşuyordu.
Kuzey yanıma geldiğinde "Ne olmuş?" dedi anlamsız bakışlarımı ona çevirdim "Bilmiyorum" Kuzey derin bir nefes verdi sıkılmış gibi "Gidelim o zaman bizene" dedi tam arkasına döndüğünde ben köpeğin benim kedim olan Bulut'umu kovaladığını gördüm.
Anında Kuzey'i ensesinden tutup geri çevirdim. Çiçeklerin arkasında saklanan Bulut köpekten kaçmaya başladı. Cani köpek havluyarak benim Bulut'umu kovalıyordu.
"Peluş bırak kediyi!" köpek belli ki sahibini aldırmıyordu. Bulut beni gördüğü anda bir hızla bana doğru koşmaya başladı. Şahsen ben Bulut'u ilk defa bu kadar hızlı koşarken görüyordum, gerçi Bulut anca yatıyordu, hiç koşmazdı.
Tabana kuvvet koş Bulut.
Hayat senden yılların tembelliğinin öcünü alıyor.
Yıllardır koşmadığını birkaç saniye içinde koşuyorsun, bir anne olarak gözlerim doldu.
Arkadan koşan köpekte öyle büyük bir köpek değildi süs köpeklerinendi, küçük bir şeydi.
Benim kedim küçücük köpekden kaçıyordu.
Benim Bulut'u karşıma alıp konuşmam gereken zaman gelmiş.
Kuzey kolunu omzuma atıp kedimi koğlayan köpeği, köpeği koğlayan kızı izlemeye başladı "Şahsen Bulut'a hiç üzülmüyorum bize dün yaptıklarından sonra müstahak ona" dedi.
"Bulut buraya gel!" diyerek seslendiğimde Bulut çoktan ayağımın dibine gelmişti. Arkadan adım ve konuşma seslerinden diğerlerin evden çıktığını anladım. Sesleri onlarda duymuş olmalıydı.
"Köpek kediyi mi kovalıyor?" dedi Zehra sağ tarafımdan gelen sesiyle. Hepsi yanımıza çoktan gelmişken, o kız yorgun olduğundan dolayı yavaş geliyordu, Bulut ayağımın dibinde bana bakarken. Köpek Bulut'dan dört beş adım ötesinde avcı gibi bekliyordu.
Ellerimi belime koyup azarlar pozisyona geçtim hafif öne eğildiğimde Bulut'la göz temasını oluşturmuştum.
"Sen nasıl bir köpekten korkuyorsun? Benim kedim bir köpekten kaçar mı?" dedim azarlayararak.
Diğerleri benim böyle söyleceğimi düşünmemiş olucak ki şaşırırken Kuzey güldü "Tam senden beklenen sözler. Sahibi ne ki kedisi ne olsun" dedi bu sözleri benim söyleyebileceğimi bilen tek kişi oydu.
Bulut benim konuşmamdan gaza gelmiş olucak ki hemen köpeğe dönüp tırnaklarını çıkararak gerildi.
Köpeğin sahibi olduğunu düşündüğüm kadın geldiğinde köpeğine döndü "Peluş ne yapıyorsun annem. Sana dur diyorum" dedi ama şimdi işler tersine dönmüştü.
Bulut bir hışım köpeğe saldırınca bu sefer köpek topuklayıp kaçmaya başladı. Köpek kaçarken Bulut onu kovalıyordu.
Benim sözlerimden köpeği kovalamayı nasıl çıkarmıştın acaba Bulut?
Kadın şaşkınlıkla Bulut ve köpeğe bakerken bu sefer köpeğini kurtarmak için koştu, bir yerde durup arkasına döndü bana baktığında "Yardım eder misiniz kediniz köpeğimi kovalıyor" dedi önüne dönüp koşmaya devam ederken Kuzey'e döndüm.
İşaret parmağımı Kuzey'e tuttum "Köpek burada" dedim sadece Kuzey'in duyabileceği bir ses tonuyla. Kuzey bana döndü "Ne diyorsun be" dedi hep bunu söylememden gıcık oluyordu.
"Git şu senin gibi vahşi olan kedini al, yoksa köpeği parçalayacak" dedi kedimi göstererek. Ayağıma baktığımda "Bende topuklu var koşamam" dedim Kuzey güldü "Sen o topuklularla uzaya çıkarsın korkma" dedi. Derin bir nefes aldım, şuan cidden bunlarımı kovalayacağız?
Köpeğini yakalamak için ev terliğiyle koşan kadının arkasından koştum, Bulut ve köpek resmen evin önünde çember oluşturuyorlardı. Bir o tarafa bir bu tarafa.
Ben koşup Bulut'un önüne durduğumda o kadında arkasındaydı "Tut kaçmasın" dedim kadına, tam ortamızda Bulut'u koyduğumuzda ben bir anda üzerine ilerledim ama ayaklarımın arasından kaçıp gitti köpeğe doğru.
Kadın nefes nefese benim yanıma geldiğinde "Ne kadar vahşi bir kedin var" dedi kötü anlamda dememişti, sadece kedimin böyle bir şey yapmasını beklemiyor gibiydi.
Bulut ve Peluş bizimkilerin oraya koşarken Kuzey'e seslendim "Kuzey! Tut Bulut'u" Kuzey umursamaz bir şekilde omzunu kaldırıp indirdi "Kendimi yoramam" dedi.
Asır'a döndüğümde "Asır!" dedim ama Asır hemen ellerini kaldırdı "Çağla benim hayvanlarla aram pek iyi değil" dedi. Miraç'a bakmama gerek olmadan o "aynısından" dedi parmağıyla Asır'ı göstererek.
Aras'a döndüğümde ellerini göğsünde birleştirmiş keyifle izliyordu onu es geçtim.
Zehra ve Merve'ye baktım "Yardım edin" dediğimde İkiside kendilerine gelen köpeğe baktılar.
Ne varsa kızlarda vardı.
İkiside bir anda yakalamak için eğildiklerinde kafalarını birbirine vurdular. İkiside elleriyle acıyla kafalarını tutarak birbirine baktılar.
İkimizde etrafa dört dönen hayvanlarımız için ilerledik. "Zehra önüne geç" dedim ben Bulut'u yakalamak için, kadın ve Merve ise Köpeği yakalamak için harakete geçmişlerdi.
Zehra üstünde şık kıyafetleriyle Bulut'un önünde durduğunda bende arkasından gelerek Bulut'u aramızda sıkıştırdık.
İkimizin aynı anda yakalamak için Bulut'un üzerine atılmamızla kendimizi yerde bulmuştuk. Islak ve birazda çamur olan yere düştüğümüzde ikimizde elimizi yerden karldırdık. Ellerimiz çamur olmuştu, Zehra'nın eteği kısa olduğu için onun işi biraz daha zordu.
Miraç hemen gelip Zehra'yı elinden tutup dikkatli bir şekilde kaldırdı, neyseki Zehra'nın çeketi uzundu. Bende kendimden destek alarak kalktım.
Zehra bana döndü üstümüzü göstererek "Zaten kirlendik en azından yakalayalım" başımla onaylayarak diğerlerinin yanına ilerledik.
***
Yorgunlukla önümde eğildim on beş dakikadır Bulut ve köpeği kovalıyorduk. Kızlarla üstümüze başımız çamur içinde kalmış ve yorulmuştuk. Erkekler ise bizi izlemek ve eğlenmekten başka bir şey yapmamıştı. Kuzey ve Asır bir yerde sıkılmış ve Aras'ın evine geçmişlerdi. Miraç Zehra'yı aşık bakışlar atmak ve düştüğünde onu kaldırmak için buradaydı. Aras ise sadece izliyor ve eğleniyordu.
Kızlara baktığımda onlarında üsterinin çamur içinde kaldığını gördüm, üstümüzdeki şık kıyafetlerimiz resmen mahvolmuştu.
Bulut bana doğru koşarken bu sefer yakalayacaktım, yanımdan geçerken hemen üstüne atladığımda Bulut kucağımdaydı.
Bulut'u ellerimin arasına aldım "Sen ne yapıyorsun? Bizi niye bu kadar uğraştırıyorsun?" dedim artık sinirlerim bozulmuştu.
Topuklu ayakkabılarıma baktığımda topuğumun birinin kırılmıştı. Cidden şuan mı? Yani şuan mı kırılıyorsun?
Kızlara baktığımda onlarda yanıma geldiler, köpeğin sahibi kucağında köpekle gelmişti. Hepimiz yorulmuştuk. Kız bize döndü "Her şey için özür dilerim ve teşekkür ederim hepiniz yoruldunuz" dedi bu kadar yorulmamıza rağmen yüzüne sıcak bir gülümseme koymuştu.
"Rica ederiz" dedi Zehra hepimiz adına. "Yerde oturma artık, karnın ağrıyacak" Aras'ın sesiyle Miraç ve onunda buraya yanımıza geldiklerini gördüm. Hepsi benim başımda dikilmiştiler. Oturduğum beton zaten buz gibiyken birde yer ıslaktı Aras haklıydı bu gidişle karın ağrısından hastanelik olurdum.
Ayağımdaki topuklu ayakkabıyı çıkarıp elime aldım topuğu çıkmış öylece duruyordu, üzgün bakışlarımı diğerlerine çevirdim "Topuğum kırılmış" dedim diğer elimde sıkıca sarıldığım Bulut vardı.
Aras bir anda eğilmesiyle bir elini bacağımın altına diğerini ise belime sardı. Bir anda havada, Aras'ın kucağında kendimi bulduğumda bu hamleyi beklemiyordum.
"Işık sen eve geç" dedi Aras kadına bakarak. Kadının adı Işık'mış peki Aras onu nereden tanıyordu ki?
Aras Zehra ve Merve'ye döndü gözleri üzerlerine dolaştı "Siz en iyisi Çağla'ya geçin size kıyafet versin, hasta olmayın" dedi. Sorar gibi bana baktığında başımı sallayarak onayladım.
Ben Aras'ın kucağındayken Bulut'ta benim kucağındaydı, bir elimle su dolusu para döktüğüm marka olan topuklu ayakkabı tutarken diğer elim Aras'ın omzundaydı.
Işık çekingen bir ses tonuyla "Şey Aras abi ben evin anahtarını unuttum, yani bir anda Peluş'un havlama sesini duyunca evden hızla çıktım, anahtarda evde kalmış" dedi kucağındaki peluş dilini çıkararak bize bakıyordu.
Işık'ın kıyafetine baktığımda üstünde pijama takımı vardı, ayağına ise beyaz tüğlü peluş ev terliği vardı. "Sende bana gel üstüne bir şeyler giyersin" dedim onunda üzeri yaş ve çamur olduğu için. Tatlı bir tebessümle başını salladı.
"Biz çantamızı alalım" dedi Merve başıyla duvarın üstündeki iki çantayı göstererek. Aras'ın eve doğru dönmesiyle onlar çantalarına yöneldiler. Işık'ta onlarla beraber gelicek olmalıydı ki bekleyerek olduğu yerde durdu.
Aras'a baktığımda dümdüz önüne bakıyordu merdivenleri çıkarken kucağıma kıvrılan Bulut gözlerini kapamış karnımın üstünde rahat görünüyordu.
"Tamam beni indir, yürüyebiliyorum" dedim, çıplak ayağıma baktı "Böyle mi?" dedi tekrar kafasını bana çevirdiğinde "yürüyebilirim" kucağında haraketlendiğimde ellerini daha sıkılaştırarak buna engel oldu.
"Anahtar" bırakmıyacağını anladığımda kolumdaki çantamı alıp karnımın üstüne koydum Bulut rahatsız olmuş gibi gözlerini açtı, biraz da kendisi rahatsız olsun.
Anahtarı çıkardığım da belimdeki elini uzattı, anahtarı eline bıraktığımda kapıyı açmak için hafif eğildi benim elim ise omzundan sırtına doğru gitti.
Kapının açılma sesiyle eve girdi. Evime hırsız gibi girdikten sonra bu ikinci girişiydi en azından ben bu eve taşındığımdan beri böyleydi.
"Ayakkabını çıkartmayı unutma" diyerek gerekli hatırlatmayı yaptım göz ucuyla bana bakarken durdu, ayakkabısını çıkarttığını anlamıştım.
Kısa koridordan geçtiğimizde salona girmiştik, uzun koltuğuma ilerlediğinde bu sefer beni bırakmak için eğildi. Koltuğa oturur şekilde beni bırakırken elleri belimden ve ayağımın altından yavaşca çekildi, bende elimi ense kısmından çektim.
"Teşekkür ederim" dedim "bir şey değil" dedi kafamda dikilmiş bana bakarken bende Bulut'u ve çantamı koltuğa bıraktım. Bulut hemen sıcacık yeri bulduğu için kıvrıldı. Ona bakarken biraz yüzümü ekşittim karnım ağrımaya başlamıştı bile. Hep senin yüzünden Bulut karın ağrısı çekicektim.
Regl iken soğuk betona oturmak ve çamur içinde kalmak, berbat bir hafta beni bekliyordu.
Kapının oradan ses gelirken Aras yanımdan ayrıldı. Eğilip tek ayağımda duran topuklumu çıkarıp, elimdeki topuklumla kenara düzgün bir şekilde koydum.
Ara koridorda duyduğum konuşma sesiyle kızların Aras'la karşı karşıya geldiğini anladım. Kısa sürmüş olmalıydıki kızlar salona gelip koltuklara oturdular. Işık'ın kucağında Peluş yoktu "Peluş nerede?" dediğimde "Aras abinin evine bıraktım, bir kedi köpek kavgası daha yaşayamazdım" dedi
Ben ayağa kalktım "Size kıyafet getireyim" koltuktan geçmişken Zehra "Çağla eşofman getirir misin? Rahat olur" diyerek ricada bulunurken ben hepsine döndüm "Hepinize eşofman takımı getirmemi ister misiniz?" Işık ve Merve başını salladılar.
Koridordan geçerek odama geçtim, kapısı açık olan soyunma odama girdiğimde alt tarafdaki çekmeceye ilerleyip açtım. Gardırop çekmecesine baktığımda birçok kıyafet vardı, bunları almıştım ama hiç giymemiştim öylece dolapda duruyorlardı. İçinden üç eşofman takımını aldığımda bu sefer özel yapım raftaki ayakkabılarıma yöneldim.
İçinden daha giymediğim üç spor ayakkabımıda alıp soyunma odasından çıktım. Girerken açık bıraktığım odadan çıktığımda kızların sohbet eden seslerini duymuştum. Kısa koridordan geçtiğimde kızlar bana döndü.
"Misafir odalarında üzerinizi değiştirebilirsiniz" dedim hepsine elimdek kıyafetleri uzatırken teşekkür ettiler. Onlar misafir odasına geçerken bende odama yöneldim.
***
Saçımı topuz yapıp aynada götüntüme baktım, şuan saçımla uğraşmak istemiyordum zaten karnım ağrımaya başlamıştı en iyisi rahat olmaktı.
Üzerime yumuşak kapşonlu sweat giyerken altımada onun rengine uygun biraz kalın eşofman giymiştim. Ayağıma ise rahat spor ayakkabılarımdan birini giydim.
Komidinin üzerindeki telefonunumu alıp cebime koydum odadan çıkmadan önce. Salona geçtiğimde kızlarda verdiğim kıyafetleri giymiştiler. "Hadi aşağı inelim" dedim ben balkona ilerlerken onlarda arkamdan geliyorlardı. Balkondan inmek daha kısaydı.
Balkonun kenarındaki merdivenleri indiğimizde boydan olan camdan koltuklarda oturan Kuzey'i görüyordum, diğerleri görünmüyordu. Hafif açık olan camdan Merve girdiğinde ardından bizde girdik, ben herkesin girmesini bekledim. Herkes girdiğinde ben camı tamamen kapadım. Camdan soğuğun gelmesini istemiyordum.
Herkes boş olan koltuklara otururken ben Kuzey'in yanına geçip oturdum. Kuzey'in üzerine baktığımda kıyafetini değiştirip rahat bir şeyler giydiğini farkettim. "Sen ne zaman üzerini değiştirdin?" gözleri gözlerimi bulurken "Siz kedi köpek peşinde koşarken bende üst kata gidip üzerimi değiştirdim"
Peluş ise yerde oynuyordu. Halinden memnun gibiydi ama onunda üstü Bulut gibi kirliydi.
Elimden destek alarak Kuzey'e daha fazla yaklaştığımda Kuzey'in koluna kolumu sarıp, omzuna başımı koydum. Kuzey'in gözleri salonda dolaşırken Işık'ta durdu "Bu kız kim?" dedi başını başıma yaklaştırıp fısıltılı sadece benim duyabileceğim bir sesle.
"Bilmiyorum ama adı Işık'mış" dedim fısıltılı bir şekilde. Salona giren Miraç, Aras ve Asır'la aramızdaki konuşmayı sonlandırdık. Kafamı Kuzey'in omzundan hafif bir açıyla çevirdiğimde Miraç ve Asır'ın elinde tepsi, tepsinin içinde tabaklar vardı. Aras'da ise bardaklar vardı.
Asır gülerek "Hanımlar kurabiyeler geldi" dedi i harfini uzatarak. Asır kızların oturduğu koltuğa ilerledi Işık, Merve ve Zehra'ya tabaklarını uzatıktan sonra kendi tabağını alıp tepsiyi ortadaki sehpaya koydu.
Miraç ise bizim yanımıza gelirken ikimize de içinde kurabiye olan tabakları uzattı. Kuzey iki tane tabağı aldığında birini bana uzattı gülümseyerek. Miraç tepsideki tabağı sol tarafımda olan tekli koltuğun yanındaki küçük sehpaya koydu. Kendiside tabağını aldığında iki kişilik olan koltuğa yani Asır'ın yanına geçti.
Aras herkese uzattığı bardakları bize uzattığında gözleriyle çay ve kahvenin olduğu bardaklardan ıhlamuru gösterdi. Gözleriyle gösterdiği Ihlamur çayını aldığımda, Kuzey'de çay aldı.
Aras sol tarafımdaki tekli koltuğa geçerken kahveyide kendisi almıştı. Aras'ın üzerinde yine tişört vardı.
Bugün hizmet erkeklerdeydi. Bu benim hoşuma gitmişti. Benim gibi işleri sevmeyen birisi için güzeldi.
Koluna kolumu doladığımı Kuzey'e dönüp kafamı kafasına yaklaştırdım "Sen niye yardım etmedin?" dedim yine sadece ikimizin duyabileceği bir ses tonuyla. Diğerleri kendi arasında sohbet ederken bende Kuzey'le konuşuyordum.
"Ben misafirim" dedi bana dönerek, bende "Diğerleri misafir değil mi?" dedim Miraç ve Asır'dan bahsederek. Kuzey omzunu silkti "Birine hizmet etmek bana göre değil" dedi kendi önüne dönerken "Senin gibi" diyerek eklemesini yaptı.
Ihlamur çayımdan bir nefes alarak içime çektim ardından bir yudum aldım. Kuzey çoktan kendini kurabiyelere vermişti.
"Işık sen nerede kalıyorsun?" dedim. Onu hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Işık elindeki kahveyi sehpaya koydu "Ben yan evde kalıyorum" dedi hâlâ tatlı tebessümünü korurken. Yanda ev değil bir villa vardı, hemde baya lüks ve büyük bir villa, görürmeyecek gibi değildi.
Aras'ın Işık'ı nasıl tanıdığı anlaşılmıştı. Işık bana baktı "Ben veterinerim aslında" dedi benimde yüzümde gülümseme oluştu "Yaa" dedim uzatarak. "Eğer bir şey olursa veteriner kliniğime gelebirsin" dedi bunu Bulut için söylemişti.
Ben hemen atıldım "Tabi dedim cebimdeki telefonu çıkardım" numaranı ver istersen" dediğimde Işık bana numarasını verdi. Telefonuma kaydederken Kuzey bana döndü kısık bir sesle "Ne yapıcaksın? Bulut'u mu götüreceksin?" dedi.
"Yo seni götüreceğim" dedim gülerek "Bak gördün mü kız veterinermiş sana bakar" dedim Kuzey ters ters önüne döndü. Bu çocukla uğraşmak bana zevk veriyordu.
Aradan kısa zaman geçtiğinde Kendisini etrafa kapamış kurabiyeye gömen Kuzey'e baktım "Yavaş yavaş" dedim Kuzey bana döndü "Yemiyorsan ver, kurabiyeler çok güzel bu arada" dedi elimdeki kurabiye tabağını Kuzey'den uzaklaştırarak diğer yanıma koydum.
İçinden aldığım bir kurabiyeyi yediğimde gerçektende güzel olduğunu farkettim, Aras bu kurabiyeyi nerden aldıysa bana söylemesi gerekiyordu.
Hepimiz sohbet ederken ıhlamur çayımı ve tabağımdaki kurabiyeleri bitirmiştim. Kuzey elindeki kurabiyeleri bitirdiğinde gidip tekrar almıştı bu sefer tabağını doldurmuştu, 'görgüsüzmüsün, ne yapıcaksın bu kadar kurabiyeyi?' sorularımı sıraladıktan sonra Kuzey'in tabağındaki kurabiyerlerden araklamıştım.
Aras'la kurduğumuz göz temasları ve bize gözünü dikmiş olan Asır dışında hepimiz eğlenmiş ve birbirimiz hakkında pekçok şey öğrenmiştik. Işık'da çok tatlıydı Merve'de Işık'ı önceden tanıyormuş bu yüzden sohbet daha çok sarmıştı. Hatta kızlar olarak beraber bir şeyler yapmak için bir gün ayarlamaya karar vermiştik.
Kapının çalmasıyla ben ayağa kalktım "Ben bakarım" dedim biraz kalkmak iyi olucaktı saatlerdir oturuyordum, kızlar tabakları toplamak için bile kalkmıştı ama Aras'ın benim elimdeki tabakları alması üzerine ben oturmuştum.
Kuzey bile kendi tabağını götürmüştü.
Salondan ilerleyip ara koridora girdiğimde arkamdaki adım sesiyle durdum arkama döndüğümde Aras'la karşı karşıya geldim "Ben açarım demiştim" dediğimde "Belki tanımadığın birisidir" dedi iyi bir savunmaydı.
Kapının önüne geldiğimde Aras hemen yanımdaydı kapıyı açtığımda iki tane iyi giyimli çift vardı. Kadın'ın sarı saçları vardı, oldukça bakımlı ve kenine dikkat eden birisi olduğu açıktı. Adama baktığımda kıyafetlerinin oldukça pahalı olan markalardan olduğunu anladım çünkü bunlardan Kuzey'inde vardı ve onun asla ucuz bir eşyası olmazdı.
Aras "Hoşgeldiniz Tarık bey Aysun Hanım" dedi mesafeli bir tavırla aynı zamanda samimi bir sesle. Bir elim kapıdayken ben onları dinliyordum ikisinin gözü bana değmişti ama çok durmamıştı.
"Hoşbulduk" İkiside kibarca Aras'a karşılık verdiler, hafif bir tebessümü ise dudaklarına kondurmuşlardı. "Biz Işık'a bakmıştık onu gördün mü? Evde yok ve telefonu evde, merak ettik" dedi adının Aysun olduğunu öğrendiğim kadın.
Sanırım bu kişiler Işık'ın annesi ve babasıydı.
Işık'ın koridordan gelmesiyle Aras cevap vermek yerine sustu. Işık'ın ikisininde bakış açısına girmesiyle rahatladıklarını anlamıştım. "Hadi eve gidelim" dedi Tarık bey. Işık'ın sarı saçlarını annesinden aldığı belliydi. Yeşil gözlerini ise babasından almış olmalıydı.
Işık bize döndü "Her şey için teşekkür ederim" dedi kucağındaki Peluş ise sadece bir kere havladı bu teşekkür ederim oluyordu galiba, ikimizde aynı anda "Rica ederiz" dediğimizde gözüm Aras'a kaydı, onunda aynı şekilde bana bakmasıyla Işık hafif kıkırdadı.
Önüme döndüğümde Işık yanımızdan ayrılarak çıktı onlar evden yani büyük kapıdan çıktıklarında ben kapıyı kapattım.
Aras'la göz teması kurmadan salona geçtiğimde Kuzey'e döndüm "Hadi eve gidelim" dedim artık geç olmuştu ve hafifleyen karın ağrım tekrar yerini alıyordu.
Kuzey neyseki itiraz etmeden kalktı "Hepinize iyi geceler" dedim onlarda karşılık verirken ben ve Kuzey cama ilerledik.
Ben önden merdivenleri çıkarken kendimi eve attım Kuzey'de eve girdiğinde "Camı ört" demem üzerine camı örttü.
Kuzey esnerken "Ben odama gidiyorum uykum geldi" dedi kendi odasına ilerlerken. Benim adım bile atıcak halim olmadığı
İçin kendimi yatağıma bırakmak istiyordum.
"Benim odama kim girdi?" Kuzey'in bağrış sesiyle tüm hayallerim tuzla buz olmuştu. Kendi odam yerine Kuzey'in odasına ilerledim.
Odaya girdiğimde ayakta dikilen Kuzey'e baktım "Ne var?" dediğimde "Benim odam neden kız parfümü kokuyor?" yüzünü buruşturarak bana baktı.
Havayı kokladığımda parfüm kokusunu bende almıştım "Kızlar üstünü değiştirmişti o'dur" odada Işık'ın parfümü kokuyordu. Burada üstünü o değiştirmiş olmalıydı.
Halsiz ve uykulu yüzüme bakan Kuzey daha sakinleşti. Kuzey'in yatağına ilerleyip kendimi örtünün altına attım "sen benim odama geç, benim biraz daha uyanık kalıcak halim yok" dedim.
***
Kuzey'in odasından çıkarken kendimi daha dinç hissediyordum. Dün daha fazla uyanık kalmamak için uykuya burada dalmıştım.
Kuzey'in ortalıkta olmaması hayıra alamet değildi. Salona geçtiğimde burnuma güzel kokular geliyordu. Salon ve mutfağın arasındaki masaya baktığımda kahvaltı vardı.
Kuzey ve kahvaltı.
Elinde çay bardakları ile mutfaktan çıkan Kuzey'le gözlerimiz birleşti "Sen kahvaltı mı hazırlarsın?" dedim vay dercesine.
Kuzey bardakları koyduktan sonra sandalyeyi geriye çekti "Buyurun" gülmeden edemesemde Kuzey'in çektiği sandalyeye oturdum.
Kuzey benim karşıma otururken "Evde hiç yiyecek bir şey yoktu bende çiftlikten kahvaltı için bir şeyler getirttim" dedi. Bunu önümdeki el açmalarından anlamam zor değildi.
O kadar güzel görünüyorduki masaya daha fazla dayanamayıp kendimi güzel yemeklere bıraktım.
Kahvaltımı ederken Kuzey yine çayını höpürdeterek içti sinirlerimi korumaya çalışıyordum. Bu çocuğu Ordu'ya dedemin yanına bu kadar göndermemeliydik. Arada çıkan bu çay höpürdetme huyu onun sonu olucak gibiydi.
"Kuzey!"
Sert çıkan sesimle Kuzey'in elindeki bardak ağzında öylece durmuştu gözleri bendeyken "Höpürdetme!" dedim dişlerimin arasında sakin olmaya çalışarak.
Benim gibi sinirli birine bu regl hormonları eklendiğinde ben deliliyordum.
Kuzey çayı höpürdetmeyi bıraktığında yemeği yemeye devam ettim. Kuzey'in yemek yerken çıkardığı sesle "Yemeği düzgün ye!" dedim Kuzey bu yükselişimle ürperdi.
Aslında yemek yemesi normalde olsa bu sessiz ortamda benim için fazla yüksekti.
Kuzey normal yemeye başladığında bu seferde ayağıyla yerde ritim tutuyordu.
Bu çocuk bana kendisini öldürmem için resmen sebep buluyordu.
Elimi masaya hızla çarpıp "Kuzey!" dedim Kuzey bir anda olduğu yerde zıplarken "Ne oluyor be!" dedi çirkefleşerek.
"Kuzey onu yapma! Bunu yapma! Utanmasan nefes alma diyeceksin " dedi sabrının sonuna gelmiş gibi ama benim sabrımın sonu gelmek üzereydi ve bu Kuzey için hiç iyi değildi.
"Onu da diyecektim de neyse dedim, biraz sessiz nefes alsan hiç kötü olmaz" keskinleştirdiğim gözlerimi Kuzey'e diktim.
Kuzey elindeki çatalı masaya bıraktı benim katil bakışlarımı gördüğünde "kuzen senin regl döneminde kapatılman gerekiyor" dedi daha sakin bir sesle "Sen birini öldürürsün filan Allah korusun" dedi bundan gerçekten korkuyor gibiydi.
Ama benim sadece Kuzey'i öldürme planlarım vardı.
"Sen zaten sinirli birisin birde regl dönemi daha kötü oluyorsun" dedi.
"Kuzey!" dedim sesli ve sert bir sesle. Şuan onun konuşması bile benim sinirlerimi bozmaya yetiyordu.
"Ne Kuzey? Kuzey?" ayağa kalktı "Ben sana çikolata alayım mı?" dedi daha anlayışlı ve gerçekten yardımcı olmak istiyor gibiydi. Normalde şuan çok tatlı görünüyordu ama bu tabi ki normaldeydi. Benim gibi regl dönemini sinirli ve asabi geçiren birisi için değil.
"Olur" dedim bende daha sakinleştim. Kuzey güldü "Sana bir paket browni alayım o zaman" dedi başımı onaylayarak salladım.
Kuzey yanımdan ayrılırken duvarın köşesinden eğilip bana baktı "Kuzen ben browni'leri bırakıp kaçarım" dedi.
"Ah bu arada bir hafta görüşmeyi keselim" dediğinde bir an kaşlarımı çattım.
"Regl dönemi, regl sonrası derken ben seni hiç çekemem. Bir hafta arama beni, görüşmeyelim" dedi duvar köşesinden hızla çekilip gözden kayboldu.
Kapının kapanma sesiyle rahat bir nefes verdim, huzur.
Bütün sinirimi Kuzey'den çıkarmıştım en azından emniyette biraz daha sakin olurdum.
Belkide olamazdım.
🍁🍁🍁
