İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 7 · 19 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 7

7. Bölüm

Tatlı okumalar :)

🍁🍁🍁

Kahve makinesinden ses geldiğinde dikkatimi makineye verdim, kahvemi bardağıma koyarken kapı çaldı. Gelen kişinin Kuzey'den başka birinin olma şansı yoktu, gelen tek kişi Kuzey oluyordu.

Kapıyı açtığımda gelen Kuzey'di hergün bir şakrabanlıkla gelen Kuzey bugün elindeki bir topu sektirerek geliyordu. Elindeki poşeti elime sıkıştırıp topu sektirmeye devam ederek salona girdi "Ne yapıyorsun? Bırak şu topu bir yeri kırıcaksın!" sanki beni hiç duymuyormuş gibi topu sektirmeye devam etti.

Ah be bu Kuzey ne zaman büyüyecekti? Hemen topu havada kaptım "Eşya mı kırıcaksın" dedim sesli bir şekilde "Ne var kuzen ya ver topumu eğleniyorum ben" dedi.

"Git başka bir yerde eğlen" topu tekrar alıp sektirmeye devam etti. Kuzey'in bugün top oynayarak geçireceğini anlamıştım bırakmicaktı. "Kuzey git bahçede oyna bir şeyim kırılırsa gebertirim seni!" mutfağa geçip Kuzey'in verdiği poşetteki kurabiyeleri tabağa koydum.

Tabağımı ve bardağımı elime aldığımda salonda kimsenin olmadığını anladım, Kuzey bahçeye inmiş olmalıydı. Yatak odama girip kapıyı kapattım hemen yatağıma geçtiğimde bilgisayarım ve kulaklığım hazır bir şekilde beni bekliyordu.

Yatak başlığına yaslanıp kulaklığımı taktım, bugün oturup bir diziyi bitiricektim. Belirlediğim bir diziyi izlemeye başladım, bölüm sayısı bugün bitirebileceğim kadardı. Kendimi dış dünayaya kapatıp dizi izlemeye başladım, sıcak kahvem ve güzel kurabiyelerimle.

***

Kapının sertçe açılmasıyla kulaklığımı çıkardım Kuzey kapıdan koşarak nefes nefese kendini yatağıma ayağımın ucuna attı, biri onu kovalamışcasına yorgundu.

Elimdeki bilgisayarı yatağa bırakıp, boş tabak ve bardağı komidine koydum. Gözlerim saatlerdir ekrana baktığı için ağrımıştı hafif "Ne oluyor?" Kuzey yattığı yatağımda yan dönerek bana baktı "Kuzen top gitti" dedi ağlamaklı bir sesle.

"Nereye gitti?" Kuzey elini yanağının altına koydu "Topu kaybettim" bende bir şey sanmıştım. "Bulut'da gitti" dediğinde gözlerim irileşti "Nereye?" dedim hızla.

"Senin kedin gitmiş başkomiserin evine girmiş" dedi dedikodu veren teyzeler gibi. "Bulut'un ne işi var onun evinde" yatakta doğrulup bana baktı "Bilmiyorum bir delik bulmuş girmiştir, bende miyavlama sesiyle anladım karanlıkta bir şeyde görünmüyor. Sanırım başkomiser evde yok."

"Hâlâ evde mi Bulut?" dediğimde başını salladı "Gidip onu alalım o tek başına durmasın bir şey olur" dedim endişeli bir sesle. Hemen kapıya ilerlediğimde Kuzey"de benim ardımdan geliyordu.

"Ya kuzen evde yok işte daha ne kadar basıcaksın zile" Kuzey'in dakikalardır söylenmelerini yine aldırış etmedim kapı ziline tekrar bastım. Ama yine kapı açılmadı, bu adam gece gece nereye gitmiş olabilir ki?

Pantolonumun cebinden telefonumu çıkarıp Aras'ı aradım ama telefon açılmadı. Bulut'un miyavlama sesleri evin içinden geliyordu. Tek başına ne kadar korkmuştur o ya. Kuzey'e döndüm "Bahçedeki camdan çıkartalım."

Kuzey'le bahçeye geçtiğimizde, karşımdaki boydan cam kapıya baktım, Aras'ın evinin ön kısmı boydan camlardan oluşuyordu bu yüzden mutfak ve salon dışarıdan görülebiliyordu ama şuan bütün ışıklar kapalı olduğundan biz hiçbir şey göremiyorduk.

Bahçenin bir kısmı benim evimden yanan ışıklar sayesinde aydınlıktı ama Aras'ın evinin ön kısmının heryeri karanlıktı bu da benim evimin balkonundan dolayıydı. Kuzey telefonun ışığını yakmış camdan içeri bakmaya çalışıyordu, bende aynı şekilde ellerimi kafamın iki yanına koymuş alnımı cama dayamıştım. Bulut görünmüyordu sanırım içerilerde olmalıydı.

"Nasıl Bulut'u alıcaksın?" dedi Kuzey bana dönerek. Önce cam Kapının anahtarlık kısmına baktım ardından Kuzey'e. Kuzey 'hayır' anlamında başını salladı ama yapıcaktım.

"Kartını ver" dedim kapıyı açmak için kullanıcaktım "Saçmalama kuzen eve hırsız gibimi gireceğiz? Evin sahibi başkomiser" Kuzey yine sızlanmaya başlamıştı "Eve girip Bulut'u alıcağım sende bu sırada etrafı gözleyip birinin gelip gelmediğine bakıcaksın, sonra hemen eve geçeriz" çaresizce başını salladı. Bu yaptığımın iyi olmadığını bende biliyordum ama Bulut'um içerideydi. Bulut'u bir elime geçireyim ben bunların hesabını sorucaktım.

Kuzey cüzdanını çıkarıp açtı içinde bir sürü kart olan cüzdanına göz gezdirdi "Ver şunu" diye içinden birini alıcakken cüzdanı benden uzaklaştırdı. "Kızım o kartın içinde ne kadar para var biliyormusun sen?" dedi azarlayarak. Sonunda içinden bir kartı bana uzattı "Al bunda daha az para var 50.000 lira filan" önemsizmiş gibi kartı bana uzattı.

Kartı aldığımda kapının arasına sokup uğraşmaya başladım "Kuzen bunlar sadece filmlerde ve kitaplarda olmuyor mu?" dedi Kuzey.

Ama sözü kapının açılma sesiyle havada kalmıştı "Vay be sende ne marifetler varmış, şu ellerini keşke birde yemek yapmaya harcasan" dedi yüzünü buruşturarak, ona aldırış etmedim "Sen bekle burada bir şey olursa haber ver" dedim.

Cam kapıdan içeri girdiğimde "Islık çalarım kuzen" dedi ben salona girdiğimde Kuzey kapının dışında etrafa izliyordu. "Bulut" kısık sesle çağırmaya başladım ama ses yoktu. Kısık sesle Bulut'a seslenerek etrafa bakmaya başladım parmak ucumda.

Kuzey'de dışarıda bana söyleniyordu "Birde polis olucak, kendisi suç işliyor tı tı" derin bir nefes aldım Bulut başkaydı. Miyavlama sesi duyduğumda hemen olduğum yerde dikleştim. İyice dikkat kesildiğimde ses odalardan birinden geliyordu.

Hemen ilerlediğimde kafamı odalara dayadım, ikinci kafamı dayadığım odadan sesin geldiğini anladığımda hemen açıp kapıdan ağır bir şekilde girdim. Oda karanlık olduğu için hiçbir şey göremiyordum "Bulut oğlum buraya gel" dedim kısık bir sesle. Kucağıma atlayan beyaz tüğlü kedime sıkıca sarılıp hemen odadan çıktım.

Odadan çıkıp salona geçtiğimde adımlarım durdu. Kapının dışından konuşma sesleri geliyordu.

Kahretsin!

Hemen cama ilerlediğimde Kuzey'in gözü Bulut'a gitti bulduğumu anladığında bana döndü ne oldu der gibi bakışlarına cevap vermedim.

Kapalı camı açmaya çalıştığımda cam açılmamıştı. Camın hemen dış tarafında olan Kuzey'e döndüm "Cam açılmıyor" diye fısıldadım kafamı arkaya çevirdiğimde Kapının anahtarlık kısmında sesler geliyordu önüme tekrar döndüm "Geldi! Şu camı aç" dediğimde Kuzey'in gözleri irileşti "Geldi mi?" bir anda panik yapıp etrafında dönmeye başladı.

Geri zekalı neden camı kapatmıştı? Kuzey bir anda bana döndüp kafasını cama dayadı "Kuzen ben gidiyorum" dediğinde bu sefer benim gözlerim irileşti, Bulut'un miyavlaması ise aramıza leklam gibi girmişti.

"Nereye?" dediğimde üzgün bakışları gözlerimi buldu "Kuzen benim tutuklanma gibi bir niyetim yok ben tutuklanmam benim hapishane fobim var, sen sonuçta onun ekibindesin yırtarsın."dediği anda camdan uzaklaştı topuklayıp koşarak kaçtı.

Ah salak şuradan çıkayım seni kodese tıkacağım.

Panikle etrafa bakarken Kapının açılma sesi kalbimi hızlandırdı. Kenardaki yemek masasına ve Kapının olduğu yere baktığımda hemen masanın altına kucağımda Bulut'la girdim.

Yuvarlak masanın örtüsünü bir kısmı bakış açımı kapatıyordu, kollarımın arasındaki Bulut'a baktım 'sakın miyavlama sus Bulut' dedim içimden onun bana attığı bakışlardan anladığını anladım, yada tek ümidim buydu.

Yanan ışıklarla masanın altına biraz ışık girmişti. Adım sesleriyle beraber kahkaha sesleri geliyordu. Aras tek değildi. Adım seslerinden anladığım kadarıyla iki kişilerdi.

"Saçmalama Asır" Aras'ın sesiyle ikisinin beraber olduğunu anladım. Bari Asır olmasaydı zaten başkomisere yeterince rezil olmuştum üzerine bir de Asır'a rezil olamazdım.

"Ne başkomiserim haksız mıyım?" Asır inat eden sesiyle ikisininde ayakları bakış alanıma girmişti. Örtü sayesinde görünmüyordum ama altta kalan kısık yerden onları gözetliyordum.

İki polisden nasıl saklanmayı düşünüyordum acaba.

Yanımdaki sandalye çekildiğinde diğer tarafa doğru Bulut'la beraber ilerledim. Gözüm bir Bulut'da birde Asır'ın masanın altına gelen ama örtüden dolayı sadece bir kısmı görünen ayaklarına gidip geliyordu.

Aras'ın ayakları ise hemen kenarda mutfağa ilerlediğini anladım. "Kahve içer misin?" dedi Aras'ın sorusu Asır'aydı "Gece gece uykusuz kalamam, beni kahve uyutmuyor. Ben sizin gibi üç beş saatlik uykuya dayanamıyorum başkomiserim" dedi mızmızlanarak.

"İyi kendime yapıyorum" mutfakta birkaç eşyanın sesi geliyordu Asır eğlenen bir sesle "Size iyi gece nöbetleri" dediğinde Aras'ın gülüşü kulağıma çalındı.

Bu adamın umarım sabaha kadar uyanık kalma planları yoktu. Yoksa gerçekten büyük sıçmıştım.

Acaba Asır'dan yardım mı alsaydım, Asır daha iyi ve samimiydi yani bir komiser olarak ekip arkadaşıma yakalanmak başkomiserinin evinde ona yakalanmaktan iyiydi.

Asır masanın üzerinde bir süre bir şeylerle uğraşırken Aras'da Asır'ın tam karşısına geçip oturdu. Ayağını üst üste koyarak öne doğru uzattığında hemen kendimi geri çektim. Bir tarafdan Asır bir tarafda Aras vardı. Usulca kedimi kucağıma alıp yere bağdaş kurarak oturdum.

Bulut Aras'ın öne uzattığı ayağına atlamak için kucağımda haraketlendiğinde onu daha sıkı sarıldım. Bu kedinin niye ayaklarla derdi var. Anormal.

Bulut'un miyavlayacağını anladığım anda ağzını sıkıca tuttum bir süre sonra tekrar bıraktığımda yüzüme aval aval baktı.

Kahve kokusu burnuma burnuma geliyordu. "Başkomiserim size kış ne zaman geliyor" dedi ciddi bir sesle. Aras'ın hep tişörtle dolaşması ve soğuktan söylenmemesini ima ediyordu demek ki benden öncede Aras hep böyleydi "Yaz iyidir" dedi Aras arkasına yaslandı.

"Sonuçta dört mevsim var" dedi Asır sakin bir sesle. Aras "Bana hergün yaz" dedi alaylı, hafif bir gülüşle.

"Ben bu halde donuyorum siz tişörtle geziyorsunuz, iyi bünye. Ben şuana kadar bronşit olmuştum" ikise güldü. Gülme sesi durduğunda ortamı kasvetli bir sessizlik aldı.

"İyi misiniz başkomiserim" meraklı çıkan sese sadece "Evet" demekle yetinmişti. Asır'ın duraksayan sesi ardından "Acaba psikolağamı görünseniz" diyen tereddütlü bir ses çıktı. Aras'ın bazı sorunlarımı vardı?

"Saçmalama!" Aras'ın tereddütsüz sesi ardından ayağa kalktı, mutfağa ilerlediğinde kulağıma su sesi geldi sanırım bardağını yıkıyordu.

"Ben sizin için söyledim arada böyle kötülüyorsunuz..." Asır'ın sözünü Aras bir anda kesti "İyim Asır, sadece arada kafam bulanıyor" dedi tekrar yerine oturdu, derin bir nefes alışını sessiz bu ortamda duymuştum.

Aras'ın neyi vardı? Asır ondan psikolağa gitmesini önermişti bir şeyler olmalıydı. "Siz nasıl isterseniz" Asır'ın kısık sesi bu konuya son vermişti.

"Size söylediklerim için ne düşünüyorsunuz?" Asır'ın biraz önceki sesi aksine şimdi daha eğlenen bir sesi vardı. Nefesimi kontrol ederken bir tarafdan konuşmalarına kulak misafiri oluyordum.

"Hangisi Asır? Bana günde gerekiz o kadar çok şey söylüyorsun ki" dedi Aras ama bunu sevmediği için değilde Asır'a takılmak için söylediği ses tonundan anlaşılıyordu.

"Hani o çok gerekli olan" dedi Asır büyük bir imayla. Aras'ın hafif gülüşü ardından "Vazgeçmiyeceksin değil mi?" dedi Asır haraketlendi "Bakın komiserim bu gözler hiçbir şeyi kaçırmaz" dedi Aras'da masaya yaklaştı .

"Ben o gözleri cinayet çözmek için kullandığını sanıyordum ama sen kadınlar gibi çöpçatanlığa atılmışsın" dedi Aras tekrar sandalyeye yaslandı.

Asır güldü "Ama çok yakışıyorsunuz? Hadi ama başkomiserim kızı sizde gördünüz ne kadar uyumlusunuz" dedi ikna etmeye çalışıyordu. Asır başkomiserle kimi yapmayı düşünüyordu? Allah'ım şuradan kimseye yakalanmadan bir çıksaydım fındık dağıtacaktım.

"Asır kendine başka uğraş bul" dedi Aras sesi kızgın değildi öyle normal bir şekilde konuşuyordu. "En büyük uğraşım sizsiniz" dedi Asır itiraz istemezmiş gibi. "Sen daha kendi gözünün önünü görmüyorsun gelip bana konuşuyorsun" dedi Aras, sözlerinde ima sezmiştim "Kendi gözünün önünü gördüğünde gel" diyerek ekledi.

Ne konuştunuz bu kadar bir gidin yatın. Asır "Çağıralım mı o da gelsin" dediği anda Aras "Saçmalama" diyerek kesti sözünü. Aras ayağa kalktığında "Ben odama gidiyorum, sende git yat misafir odalarından birine geç" dedi.

Aras uzaklaşırken "Ne kadar misafir perversiniz" dedi Asır. Aras sadece "Sen misafir misin?" dedi ardına kapının kapanma sesi geldi.

Asır'da ayağa kalktığında ışıklar kapandı, kapı kapanma sesi duyduğumda derin bir nefes verdim. Şükür gidebilmişlerdi.

Örtünün altından etrafa baktığımda heryer karanlıktı. Masanın altından sessiz kalmaya çalışarak çıktığımda Bulut hâlâ kucağımdaydı. Etrafa baktığımda camdan çıksam anlaşılırdı kapıdan çıkmak en iyisi olucaktı.

Kapıya parmak uçlarımda ilerlerken hiç ses çıkarmamıştım. Arkama baktığımda hiç kimse yoktu sadece camdan bahçenin az bir kısmı görünüyordu. Önüme döndüğümde kapının kolunu tuttum ağır bir şekilde aşağı indirdiğim de kapı açılmadı.

İçimi bir korku sararken tekrar denedim ama yine kapı açılmadı. Kapı kitlenmişti.

"açamadın mı?"

Wtf

Arkamdan duyduğum sesle yavaş bir şekilde döndüm. Aras'ın elleri göğsünde birleşmiş eğlenen bakışlarını ise bana dikmişti. Bulut bir anda kucağımdan atlayıp kaçarken ben öylece kalmıştım. Beni bu duruma düşüren oyken Bulut kıvırta kıvırta kaçıyordu.

"Şey..." birkaç mızmızlama seslerim ardından konuşamayacağıma kanat getirip sustum. Bir kaç adım atıp Aras'ın karşısına geçtim o hâlâ bakışlarını üzerimden çekmemişti.

Giydiği tişörtten dolayı kasları göz önündeydi, yüzünde ciddi ve gülme arası bir ifade vardı, gözlerimi kırpıştırdım "Ne o hırsızlık olayını eşitlemeye mi karar verdin? Eve gizlice girmeler. Durumları eşitliyoruz bakalım" dedi bir gözünü kırparak. Kafasını boynuna doğru hafif eğdi, bu haraketleri düşünmeme büyük engeldi.

"Ben aslında Bulut'u almaya geldim... Yani Bulut buraya kaçmış bende... Gizlice girmemeliyidim... Şey... " bir cümle bile kuramıyordum. Normalde ben böyle değildim.

Aras'ın kolu çözülürken eli pantolonumun kemerine gitti bir anda kemerimi tutup çekmesiyle bedenim bedenine yaslanmıştı.

Yaptığı haraketle ben boş bakışlarımı ona diktim. Bedenlerimiz arasında bir mesafe yokken yüzlerimizin arasında kısa bir mesafe vardı. Bu haraketi salak kalbimi anlamsız harakete geçirmişti.

Başını bana doğru eğdi "Bu durumda seni tutuklamalı mıyım?" dedi ben cümleyi bulunduğumuz vaziyetten dolayı geç anlamıştım. Gözlerimi irileştirdim "Hayır, özür dilerim valla bir daha hırsız gibi girmem" dedim hızla, bakışları bir anlığına dudaklarıma kayarken tekrar gözlerime tırmandı.

"Sizin girdiğinize sayalım eşitlemiş olduk" dedim bir çare ararcasına. Bulut'un düşürdüğünü düşündüğüm bir eşyanın sesiyle gözlerimi birkaç saniye kapatıp açtım "Birde eşyalarıma zarar vermek" dedi dudağını gülmemek için zor tutuyordu.

Adım sesleriyle "Başkomiserim hırsızı buldum!" Asır'ın bağıran sesi bizim sağ tarafımızdan geliyordu. Aras fısıldadı "Bende" nefesini yüzümde hissetmiştim. Kalbimin bir an önce bu saçma ritmini durdurması gerekiyordu.

Bir anda ışıkların yanmasıyla bakışlarımı sağ tarafıma çevirdim Asır bize doğrulttuğu silahı benim ve Aras'ın arasında çeviriyordu şaşkın bir şekilde.

Asır silahı indirdiğinde yüzünde imalı bir gülüş kondu " Yine başımda kavak yerleri , bacayı sardı yarin alevleri" Asır bizi süzerek söylediği sözle bende halime baktım.

Aras'ın elleri kemerimdeyken bedenlerimiz bir gibiydi ben bir anda geriye çekilirken Aras kemerimi bırakmıştı.

Asır gülerken "Hırsız çalmış çalıcağı başkomiserim" dedi bu durumda en eğlenen kişi Asır gibi görünüyordu.

Dışarıdan duyduğumuz haraketlenme ile bir inilti ve bağırma sesi duydum.

Bu ses Kuzey'e aitti.

Herkes cama döndüğünde iniltili çıkan bağrış sesleri artmıştı. Hepimiz camdan çıktığımızda yerde boylamasına yatan Kuzey'in gözleri beni buldu.

"Ölüyorum!"

Asır önce merdivene balkon baktı ardından yerdeki Kuzey'e "Merdivenden nasıl düştü" dedi şaşkın bir sesle.

Kuzey'in yüzünde acılı bir hal varken bana göz kırptı aldından inlemeye devam etti.

Benim kuzenim akıl almaz bir şizofrendi.

Ben hemen role girip yüzümü kötü bir hale soktum "Kuzey canım Kuzey'im ne oldu sana?" dedim hemen yanına diz çöktüm.

Kuzey gözleri kapalı yatarken "Heryerim çıktı ölüyorum" diyerek söylenmeye devam etti. Arada gözlerini açıp etrafı kolaçan ediyor sonra tekrar kapatıyordu.

"İyi misin hastaneye gidelim mi?" dedim ağlamaklı çıkardığım sesle. Aras ve Asır Kuzey'in kafa kısmına gelip eğildiler ikisininde gözleri Kuzey'deydi.

Aras "Merdivenden yuvarlanıp bu kadar kötü olmassın abart..." Kuzey'in acılı ve abartılı inlemesiyle Aras sustu "Ben diyorum heryerim çıktı sen ne diyorsun" dedi abartılı tuttuğu sesle Aras'a baktı.

Bende Kuzey'e eşlik ettim "Benim kuzenim burada ölüyor siz hâlâ konuşun" dedim ikisinede.

"Hadi eve gidelim kuzen yardım et" dedi Kuzey, hemen onu doğrultup koluna girdim. Kuzey kolunun birini boynuma dolayarak resmen bütün yükünü bana verdi. Kuzey hâlâ garip sesler çıkarıyordu. Aras ve Asır'ın şaşkın bakışlarını arkamızda bıraktığımızda merdivenlere ilerledik.

Bulut önümüzden ilerlerken koluna girdiğim ve beni sarmalayan Kuzey "Hepsi senin yüzünden oldu" dedi önümüzde kıvırtarak giden Bulut'a.

Merdivenler bittiğinde Kuzey yüzünü bana çevirdi elini havaya kaldırdığında aynı şekilde bende elimi havaya kaldırıp eline vurarak karşılık verdim.

Bu iştende yırtmıştık.

Salona geçtiğimizde Kuzey'i koltuğa bıraktım "Sen kaçmıştın niye geldin?" dedim bende koltuğa geçtiğimde Kuzey eliyle belini tutuyordu.

"Gelmeyecektim zaten ama ben kuzenime bir baktım adamın biriyle gözgöze beden bedene" dedi sesli ve hoşnutsuz bir şekilde.

"Sen Bulut'u almaya gitmedin mi o halin neydi öyle?" dedi sert çıkardığı sesle. Bu kuzey ciddi durmaya çalıştığında daha bir komik oluyordu.

"Evet ama yakalandım" ona döndüğümde ağır bir şekilde koltuğa yaslandı beli baya ağrıyor gibiydi "Hem sen sırf bu yüzden mi kendini merdivenden yuvarladın" dedim.

"Tabi ki, adamın seni bırakacağı yoktu biraz daha geç kalsam ne olucaktı" dedi irileştirdiği gözleriyle.

"Ben bu başkomiseri hiç sevmedim" dedi yüzünü buruşturarak.

"Biraz daha geç kalsam gidiyordun elden" gözümü devirdim.

"Bu arada yarın için hazır mısın?" Kuzey bana baktı kaşlarını çattı "Ne var ki yarın?" yastığın birini elime alıp Kuzey'e kafamı dayayıp koltuğa yaslandım "Boks maçını ben kazanmıştım ya yarın yemeğe çıkıyoruz" Kuzey birkaç mırıltılı ses çıkardı "Hatırladım"

Kuzey'le kafa kafaya karşımızdaki boş televizyona baktık.

🍁

"Kuzey hadi geç kalıyoruz bizi bekliyorlar!" yaslandığım duvardan Kuzey'e seslendiğimde Kuzey'den cevap gelmemişti. Asır'lar yemeği bu geceye ayarlamışlardı hepimiz burada evin önünde buluşacaktık ama Kuzey beyi beklemekten inememiştik.

Cama ilerlediğimde herkesin aşağıda beklediklerini gördüm. Asır ve Miraç arabaya yaslanmış sohbet ediyorlardı şık kıyafetleriyle. Aras ise onların karşısında ellerini cebine koymuş onları dinliyordu, üstünde tişört vardı bu soğukta tişörtleydi gece yağayan şiddetli yağmurdan dolayı yerler çamurdu ve ıslaktı, neyseki koluna koyduğu bir çeket vardı ama onu giyicek gibide durmuyordu.

Zehra kareli mini eteği üzerine siyah bluz giymiş, soğuk olduğu içinde üzerine dizine kadar gelen beyaz bir çeket, ayağında kısa topuklu botu vardı. Merve siyah kollu mini elbisesinin üzerine siyah ayağına kadar gelen bir çeket ve dizine kadar gelen topuklu bir bot vardı.

Bıkkınlıkla nefesimi verdim "Kuzey herkes bizi bekliyor!" diyerek tekrar seslendim "Geldim bekle" zaten saatlerdir bekliyordum.

Ayak sesleriyle kafamı yerden kaldırdım "Geldim hadi gidelim" Kuzey sonunda gelebilmişti. Üstünde beyaz bir gömlek altında ondan zıt siyah pantolonu vardı, koluna pahalı saatlerinden birini geçirmeyi eksik etmediği gibi şık çeketini koluna koymuştu.

"Şükür hazırlanabildiniz" dedim onun tam karşısına geçtiğimde. Saçlarına baktım özenle yapmıştı kendimi gülmemek için tuttuğumda elimi gömleğin boyun kısmına götürüp oradaki yamuk kısmı düzelttim ardından kenara çekildim, mavi gözleri benim üzerimdeyken "Hadi gidelim" dedim kolunu yan dönerek bana uzattı. Ellerimi kollarının arasına geçirdiğimde ikimizde evden çıktık.

Kuzey beyazken ben ondan zıt siyah giyinmiştim bence iyi bir uyum sağlamıştık. Bizi farkettiklerinde hepsinin gözü bizi buldu, bizde tam onların yanına geldik. Esen rüzgardan dolayı önüme gelen saçlarımı elimle düzelttiğimde Aras'la göz göze geldik. Beni baştan aşağı süzdükten sonra bakışları tekrar gözlerime gelmişti. Yüzünde memnun bir gülümseme oluştu.

"Sizde hazır olduğunuza göre gidelim" dedi Asır kendi arabasına ilerlerken. Ben Kuzey'in arabasına ilerlediğimde herkes araçlara geçiyorlardı. Kemerimi takarken öndeki araçlar çalışmış yola çıkıyorlardı, Kuzey arabayı çalıştırdığında bizde onların ardından ilerledik.

Yaklaşık yarım saate bir restorana gelmiştik. Arabadan indiğimde karşımdaki restorana baktım orta büyüklükte normal bir yerdi. Adımlarımı ilerlettiğimde Zehra'nın yanında durdum. Herkes araçlardan inerken Aras anahtara basıp arabayı kitledi. Sağ elimdeki çantamı sol elimle tutarken soluma döndüm Aras hemen yanımdaydı.

"Hadi gidelim onlar gelir" dedi o da bana dönerek, başımı onaylayarak salladığımda Zehra, ben ve Aras merdivenleri çıkmaya başladık. Restorana girdiğimizde orta büyüklükte bir yerdi çok pahalı şık bir yer olmaması normaldi, Kuzey hariç hepimiz memurduk.

Aras ikimizinde iki adım önünden ilerliyordu o burayı biliyor yada nerede oturacağımızı biliyor olmalıydı. Kenarda yuvarlak bir masa ve yedi tane sandalye vardı. Aras yan yana duran iki sandalyeyi nazikçe çektiğinde Zehra tebessüm etti "Teşekkür ederim" diyerek oturdu bende diğer sandalyeye oturduğumda tebessüm ettim.

İş dışında başkomiserin içinde bir beyefendi yatıyormuş.

Bizim ardımızdan Aras benim yanımdaki sandalyeyi çekerek oturdu. Kısa bir beklememizin ardından diğerleride gelmişti. Miraç Zehra'nın yanına otururken Kuzey önce ayakta bir bana birde Aras'a baktı. Aras'dan hoşlanmıyordu, Aras Kuzey'in bakışlarını farketsede hiç rahatsız olmuyormuş gibi sandalyeye yaslandı.

Kuzey arkamdan ilerleyip Aras'ın yanındaki sandalyeye geçip oturdu, Kuzey'in yanına Merve onun yanınada Asır oturmuştu.

Garsonlardan ikisi yanımıza geldiğinde menüleri dağıttılar, elime aldığım menüye bakarken yandan bir bakış atarak Kuzey'e baktım, Kuzey gözlerini Aras'a dikmişti. Ben tam Aras'a döndüğümde Aras kafasını kaldırıp benimle göz göze geldi.

Ben anında önüme dönüp seçtiğim herhangi bir yemeği garsona söyledim. Aras'ın kısık gülme sesinde duymuş bulunmuştum aramızdaki az mesafeden.

Kuzey beni geriyordu, beni rezil etmezdi umarım. Garsonlar aldığı siparişlerle yanımızdan ayrıldılar. Merve "Bu yemek Çağla'nın gelişi ardından güzel oldu" dedi su dolu bardağını dudaklarına ilerletirken.

Merve'ye sadece gülümsemekle yetindim "Biz aslında arada böyle şeyler yapıyoruz ama bir süredir işlerin yoğunluğundan yapamıyorduk" dedi Zehra bana açıklama yaparak.

Garsonlar tarafından servisler yapılırken herkes sessizce yemeklerin önümüze koyulmasını seyretti. Ara ara masadakilere baksamda genel olarak yemeğime odaklandım. Kimseden ses çıkmıyordu ve benim canım sıkılmaya başlamıştı.

"Kuzey sen ne iş yapıyorsun?" dedi Merve Kuzey'e diktiği bakışlarla "Baba parası" diye mırıldandım ama bunu kimse duymamıştı. "Babamın emlakcı şirketi var orada çalışıyorum" dedi Kuzey. Acaba en son ne zaman şirkete gitmişti daha doğrusu şirketin yolunu biliyor muydu?

Kendi içimde düşüncelerime gülmeden edemedim kafamı yemeğime çevirdim gülüşümü gizlemeye çalışarak. Kendimi ciddi tutmaya çalışarak etrafa kaçamak bakışlar atarken Aras'ın bakışlarıyla karşılaştım. Aras gülüşümün solduğu dudaklarıma bakıyordu, dışarıdan çok deli gibi göründüğümün farkındaydım bu yüzden gülüşümü gizleyip yemeğimi yemeye devam ettim.

Yemekler bittiğinde ben çay almıştım ve onu içiyordum ufak tefek sohbetler edilmişti ben pek katılmamıştım. Restoranda güzel bir dans müziği çalmaya başladığında Asır ayağa kalktı elini Merve'ye uzatarak "Dans edelim mi?" dedi Merve gülümseyerek ayağa kalktığında Asır Miraç'a kaş göz etmeye başladı.

Acaba Asır o kaşgözleri görmediğimizi mi sanıyordu? Miraç başını salladığında Asır ve Merve yanımızdan ayrıldı. Miraç'ta ayağa kalkıp elini uzattı Zehra'ya.

Zehra'nın yüzünde çok tatlı bir tebessüm oluşurken yanakları hafif allaşmıştı. Miraç'ın elini tutarak ayağa kalktılar. Masada sadece Kuzey, Aras ve ben vardık. Kuzey'e baktığımda gözleri benim üzerimdeydi ve kalkma gibi bir niyeti yoktu.

Etrafıma baktığımda güzel kızların olduğunu gördüm şuan Kuzey'in çoktan yanımızdan gitmesi gerekiyordu ama hâlâ oturmuş çayını içiyordu, gözlerini bana dikerek. Bende ona karşılık vererek çayımı onun gözlerine içine bakarak dikerek içtim.

***

İlahi bakış açısı

Asır dans ederken bir yandanda gözleri masadaydı "Asır masayı gözetlemeyi bırak" dedi Merve bıkmış bir şekilde.

Asır kafasını dans ettiği kadına çevirdi "Kafayı taktım ben bunları yapıcağım, baksana ne kadar uyumlular" Merve göz ucuyla masada oturan Kuzey'in gözetimi altında kalmış Aras ve Çağla'ya baktı "Onlar mı? Görmüyor musun birbinden kaçıyor gibiler" dedi.

Asır itirazsız bir sesle "Ben yapıcağım onları hem ben onları yan yana kavga ederken ilk gördüğümde dedim bu çift olur" dedi büyük bir hayranlıkla. Merve anlamamış gibi "Kavga mı?" dedi Asır hemen ekledi "En büyük aşklar nefretle başlar" dedi.

"Başkomiserimin evindeyim bir baktım başkomiserimin başından aşağı bir kova su döküldü, aşağı Çağla indiğinde başkomiserimin bakışlarını görmeliydin." dedi Asır. Merve Asır'ın omzundaki elini ağzına götürdü şaşkın bir nidayla "Çağla başkomiserimin başından aşağı bir kova su mu döktü?"dedi anlamamış gibi.

Asır başıyla onayladı "Ve Başkomiserim hiçbir şey söylemedi hatta bu durumdan hoşlandı bile. Sence birisi Başkomiserimin başından aşağı bir kovayı düşürse ne yapardı?" dedi Asır bildiği soruyu sorarak.

Merve şaşkınlığını koruyarak "Tutuklardı ve şuan o kişi hapiste olurdu " dedi çünkü İkiside biliyorlardı Aras'ın huyunu.

Zamanında Kılıç başkomiseri arabasına küçük bir çizik attığı için hapse attırmıştı sonra emniyet müdürü olaya el koymuş ve halletmişti.

Aras'ın gıcık olduğu kişilere tavrını herkes bilirdi ve Kılıç bu kişilerin başındaydı, en azından duyguları karşılıklıydı. Başından bir kova su döken birisine Aras kesinlikle sinir olurdu.

Asır onlara hâlâ bakarken Merve güldü "Çöpçatan mı olucaksın?" dedi karşısındaki adamı izlerken.

"Başkomiserimize bırakırsak o evde kalır" dedi Asır "Turşusunu kurarız anca."

Kafayı takmıştı Aras ve Çağla'yı yapıcaktı.

Asır'ın bütün planlarını yıkan bir şey oldu, gördüğü kişiyle gözleri irileşti. Zaten Kuzey Çağla'yı yalnız bırakmıyordu birde başına bu çıkmıştı.

Kılıç başkomiser rahat bir şekilde masaya ilerliyordu.

"Hay aksi" dedi Asır hoşnutsuz bir sesle Merve onun bu halini gördüğünde baktığı yere baktı ve Kılıç'ı gördü. Heryerden çıkmak gibi bir huyu vardı tabi ki eğer Aras sinir olucaksa kesin çıkardı.

Kılıç rahat bir şekilde masaya geldiğinde hiç yabancılık çekmeden masaya oturdu. Aras'ın gözleri tatlısından kalktığında Kılıç'ı görmek hiç hoşuna gitmemişti.

"Afiyet olsun, insan beni de çağırır" dedi Kılıç yapay bir üzgünlükle ama bakışlarından eğlendiği açıktı, Aras'ın yüz ifadesi çok hoşuna gitmişti.

Aras dişlerinin arasında "Davet edilmediğin masaya oturmak gibi bir huyun var" dedi ama Kılıç hiç laf kendine söylenmemiş gibi önündeki temiz tatlıyı yemeye başladı.

Kılıç tatlıyı yerken bakışları Çağla'yı buldu aynı hızla Aras'ın bakışlarıda Çağla'yı bulmuştu. "Komiser Çağla yine karşılaştık" dedi Kılıç ama Çağla en azından emniyette olmadıkları için kendini daha rahat hissediyordu.

"Evet" dedi Çağla arkasına rahatca yaslanarak. Onları seyreden sadece iki çift göz değil dört çift gözdü. Miraç, Zehra, Asır ve Merve dans ederken bir tarafdan bakışları masadaydı.

Masadaki gerginlikleri oldukları yerden alabiliyordular.

🍁🍁🍁

Bölüm nasıldı?

Biraz kısaydı farkındayım. Diğer bölüm yemeğin devamını okuyacağız.

Diğer bölüm kurguya yeni bir karakter gelicek.

Yeni karakterle daha çok eğleniceğimizi düşünüyorum.

Gelecek bölümde görüşürüz.

İnsagram hesabım :my_amd_

Tiktok hesabım :my_amdofficial

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.