İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 6 · 30 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 6

6. Bölüm

🍁🍁🍁

Yüzümdeki eli itip sarıldığım yastığı daha sıkı sarmaladım ayağımıda üzerine koydum. Bir el tekrar yüzüme geldiğinde ağırlığıyla sertçe o eli yüzümden attım "Çek şu elini" dedim gözümü hala açmamışken.

"Benim elim yanımda"

Duyduğum Kuzey'in sesiyle yine yüzüme gelen eli attım. "Kuzey senin elin değilse kimin eli?"

Uykulu bir halde hala gözlerimi açmadım.

"Şey kuzen"

Kuzey bir an tereddüt etti ama devam etti cümlesine. O da benim gibi uykulu mayışmış bir sesle konuşuyordu.

"O benim ayağım"

Ne! Gözlerimi hemen açtığımda kafamda Kuzey'in koca ayağa vardı. Elimle burnumu sıktım "Iyy" elimle Kuzey'in ayağını attım kenara.

"Kızım asıl sen ayağını çek" hafif kafamı doğrulttuğumda bir ayağımın Kuzey'in karnına diğerini ise koltuğun üstüne attığımı gördüm. Kuzey'in bir ayağı hemen kafamın yanındaki yastıkdayken diğeri ben ittiğim için yere doğru salkıyordu.

Kuzey'le ayak ayağa yatmışız.

Ben yatarken fazla dağınıktım ayağım bir yerde, kolum bir yerde. Kuzey'de benim gibiydi dağınıktı, iki dağınık beraber yatınca böyle düğüm gibi dolanıyorduk ve bunu her beraber uyuya kaldığımızda yapıyorduk.

Kuzey saniyeler içinde tekrar uyumuştu, hâlâ ayağımın orda uyurken, benim karnındaki ayağımada sarılıyordu. Sanırım ayağımı yastık sanmıştı. Hâlâ uyanamadığı belliydi.

Ayağımı biraz daha ilerleterek Kuzey'in burnuna getirdim. Parmak ucumla burnuyla oynamaya başladığımda Kuzey burnunu kırıştırdı. "Ya of sineğin ne işi var evde" Kuzey gözlerini açar açmaz benim ayağımla göz göze geldi. Bunu bana yapsa ayağını kırardım ama gıcıklıktı işte.

"ah! aha!"

Kuzey bağırarak ayağımı fırlattığında, bende tekrar koltuğa yatarak gülmeye başladım.

Kuzey koltukta oturur pozisyona geldi yüzü pek iyi görünmüyordu "Komik mi?" dedi tatlı çocuksu bir yüzle ben gülmekten konuşamıyordum.

Gülüşümün arasında zorla "Evet" dedim.

Bende koltukta doğruldum elim belime gitti "Belim ağrımış" dedim hazır cevap Kuzey hemen konuştu "Bir saniye durmayıp koltukta dönersen öyle olur" dedi.

"Sen farklı mısın? Sen beni ayağınla vurarak yataktan atardın hatırlatırım" dediğimde koltuktan kalktı "Açım ee kahvaltı ne yapıyorsun?" dedi eli karnına gitti.

Kafamı sehpaya çevirdiğimde patlamış mısırlar, cipsler, kolalar sehpada şenlik veriyordu.

"Evde kahvaltılık bir şey yok ki" Kuzey hızla bana döndü.

"O zaman kuzen benlik bu kadar yeter" çeketini koltuktan alıp bana döndü, hüzünlü gözlerle baktı.

"Ben annemin evinde ne güzel yaşıyordum, yediğim önümde, yemediğim arkamda. Elimi sıcak sudan soğuk suya vurmuyordum" eliyle koltuğu gösterdi "Benim yatağım kuş tüğündendi"

Trip atar gibi kafasını başka yöne çevirdi "Ben babamın evine gidiyorum bir daha beni arama"

Arkasına bakmadan kapıya doğru giderken arkasından bağırdım.

"Karım" ı harfini uzatarak bağırdım arkasından.

"dur gitme karım" dedim.

Kuzey hemen durdu arkasına döndü. Bende koltuktan kalktım.

"Babanın evine beraber gidelim bekle beni" dedim seke seke odama gittim. Eğlenirken ne yapıyorsun yerine devam ettirmek daha güzeldi.

Banyoda elimi yüzümü yıkayıp dişimi fırçaladım hızla dolaptan takım olan bir kıyafetimi alıp giydim.

Odadan çıktığımda kapının kenarında ayakkabılıktan bir ayakkabı aldım ayağıma giydim. Kuzey ise beni bekliyordu. Hemen Kuzey'in koluna girdim beraber aşağı doğru ilerledik.

"gidelim karıcım"

"gidelim kocam"

"Eşofmanlamı gidiyorsun?" dedim Kuzey'e dönüp. "Evde değiştiririm."

Kuzey kendi arabasına ilerlediğinde kolundan tutup kendi arabama götürdüm "Sen evindeki diğer arabalarından birini kullanırsın" dedim ben şoför koltuğuna geçerken Kuzey yanımdaki koltuğa geçip telefonunu eline aldı.

Ben çiftliğe doğru arabayı sürmeye başladım. "Anne biz kahvaltıya geliyoruz" Kuzey telefondan yengemi aramıştı, göz ucuyla bana döndü "Şöyle çok güzel bir kahvaltı hazırlat, Çağla'nın evinde hiçbir şey yok. Günlerdir aç, bir kuru ekmeğe muhtaç kalmış. İki kilo zayıflamış, böyle görsen çıbık gibi." ben şaşkınlıkla bir Kuzey'e bir önüme baktım.

Tam konuşucakken Kuzey eliyle ağzımı kapattı" tamam anne sen şöyle mükellef bir sofra hazırlada kızın gözü gönlü doysun, fukara. "

Yuh! Bu kadarda olmaz Kuzey karşı tarafı biraz dinleyip telefonu kapattı. Ağzımdan elini çekip arkasına huzurla yaslandı.

"Sen ne yaptın?" dedim dik bir şekilde "Çiftliğe gittiğimizde bizi mükemmel bir masa karşılasın diye biraz kendimi yordum sadece. Teşekküre gerek yok" bir havayla sırıttı.

Bu çocuk beni delirtir, salak.

Çiftliğe gelmiştim Kuzey kafasını koymuş uyurken, demir kapıyı kapıdaki görevliler açtı, ben girdiğimde tekrar kapattılar. "Kuzey uyan!" dedim ama ses yoktu arabayı kenara durdurduğumda kemerimi çıkardım "Kuzey geldik" elimle kolunu dürttüğümde gözlerini ağır bir şekilde açtı.

Ben arabadan indip diğer tarafa geçtiğimde Kuzey uykulu gözlerini kısmış eve bakıyordu. "Yürü hadi" ikimizde evin kapısına geldiğimizde Kuzey bütün vücudunu resmen bana dayayarak uyuyordu.

Kapıyı çalıp beklemeye başladım neyseki çok beklememiştim kapı evdeki çalışanlardan biri tarafından açıldığı anda burnuma yemek kokusu geldi.

Kuzey gözlerini bir anda açıp yerinde dikleşti hızlı adımlarla eve girerken "Annemin böreği" diyerek resmen salona koştu.

Bende hemen ardından ilerlediğimde bizi yengem karşıladı "Hoşgeldiniz" baya enerjik duruyordu. Kuzey hızla masaya gidip böreğe uzanıcakken yengem eline vurdu "Elleme babanda gelsin beraber yiyeceğiz" dedi yengem ama Kuzey eli acımışcasına elinin tersini okşadı ama hızla böreğe uzandığında böreği alıp ağzına attı. Yengem bu sefer yetişememişti.

"Eşşek sıpası seni" dedi yengem gülerek "Hoşgeldin yeğenim" arkama döndüğümde amcam salona girmişti "Hoşbuldum" yengem ve Kuzey masaya geçerken ben ve amcamda masaya geçtik.

Kuzey hemen kahvaltıya başlamıştı ama amcamın ona attığı ters bakışları görmüyordu.

Bende kahvaltıya başlarken amcam Kuzey'le uğraşma mesaisine başlamıştı "Sizde hoşgeldiniz Kuzey Bey" dedi imalı bir sesle.

Kuzey hiçbir şey olmamış gibi "Hoşbuldum baba" dedi ağzına bir böreği daha sokuşturdu "Yüzünü gören cennetlik, eve geldiğin yok" dedi amcam devam ederek. Kuzey çatalıyla beni gösterdi "Çağla ileyim" börek olan tepsiyi hemen Kuzey'in önünden aldım yoksa bu hepsini bitirecekti. Kuzey keskin gözlerini börek ve bana dikti "Versene böreği" dedi.

"Hepsini bitirdin resmen bırak biraz ben yiceğim" dedim böreği tabağıma koyarak. Tabağıma baya bir börek koyduğumda Kuzey hemen cırladı "Ya anne al şu böreği elinden, hepsini bitirdi" dedi Kuzey beni yanımdaki yengeme şikayet ederek.

Yengem karşımızda oturan Kuzey'e baktı "Sizin sadece yaşınız büyüdü, siz hala çocuksunuz. Bir insan aynı şekilde aynı şey için yıllar sonra kavga edermi ya?" dediği anda amcam araya girdi "Kuzey ve Çağla ise olur. Onların haraketlerini mantığa uygun olmasını beklemek aptallık"

Biz ise onların sözlerini hiç duymuyorduk ikimizde gözlerimizi keskin nişancı gibi birbirimize dikmiş bakışıyorduk. Kuzey bir anda hamle yaparak tepsiyi tuttuğunda kendine çekmeye başladı. Bende kendi tarafıma çekerken tepsi aramızda bir o tarafa bir bu tarafa gidip geliyordu.

Yengem tepsiyi eline alıp kaşıkla ikimizin eline vurduğunda bizde tepsiyi bıraktık. Hâlâ kaşıktan tellikten dayak yemekte gurur kırıcıydı ama bu yengemin pek umrunda değildi.

Yengem tepsideki bütün börekleri kendi ve amcamın tabağına koyup boş tepsiyi ortamıza koydu "Artık kavga edebilirsiniz" dedi keyifle onlar kahvaltıya dönerken ben ve Kuzey'de kahvaltı yapmaya devam ettik.

Neyseki ben tabağıma stolkladığım için böreğim vardı Kuzey'in tabağına baktığımda börek yoktu. Sanırım aramızda en fakir o kalmıştı.

Kahvaltıya devam ederken tabağımdaki üç böreği Kuzey'in tabağına bıraktım. Hiçbir şey olmamış gibi kahvaltıya devam edip Kuzey'e hiç bakmadım.

Kahvaltı bittiğinde ben hemen ayağa kalktım "Benim emniyete gitmem gerekiyor" dedim hepsi kolay gelsin, görüşürüz derken ben hemen çantamı alıp evden çıktım.

Arabaya geçtiğimde çalıştırıp çiftlikten çıktım. Çiftlik emniyete biraz uzak kalıyordu bu yüzden yol sürecekti. Gökyüzünde güneş vardı ama yinede rüzgar esiyordu bu yüzden hava ılıktı.

Emniyete artık gelebildiğimde hemen odaya ilerledim. Odaya girdiğimde Asır vardı Aras ise ortalıkta görünmüyordu. Ben kendi masama geçip çeketimi ve çantamı kenara koydum.

Asır'a baktığımda simit ve çayla kahvaltı yapıyordu "Günaydın" bana uykulu gözlerle karşılık verdi "günaydın" dedi kahvaltısına devam ederek.

Odada bir süre boyunca bilgisayarla uğraştım odaya Aras girdiğinde dikkatimi bilgisayardan çektim. Aras normal bir şekilde masasına geçti neyseki evde ne olursa olsun emniyette hiçbir şey olmamış gibiydi, bu güzeldi.

"Asır Lucas hakkında neler buldun?" dedi Aras gözlerini Asır'a dikti. Aras iş yerinde daha ifadesizdi. Asır simitini bitirip Aras'a döndü "Lucas Sinem Hanımın çalıştığı kişilerden biri, Türkiye'ye sadece bir kez gelmiş ondada 6 saat durmuş ve uçakla geri dönmüş. Lucas'ın Türkiye'de olduğu saatlerde Melis okuldaymış bu da kanıtlı kameralardan Melis'in okulda olduğunu gördük" dedi.

"Yani Lucas'ı eliyoruz öyle mi?" dedim gözlerim panoya gittiğinde Aras "Melis Ayman 6 Kasım Pazartesi öldürüldü ve bu tarihte Lucas Türkiye'de değil yani evet Lucas değil ama tabikide yapmak ve yaptırmak var bilemeyiz" dedi haklıydı eğer yaptırmak istese parasıyla yaptırabilirdi.

"Pekala ben Melis'in evine gitmek ve ailesiyle tekrar konuşmak istiyorum" dedim Aras onayladı "Tamam" ayağa kalkıp çeketimi giydim, odadan çıktım.

Asansöre binip zemin kata indim, arabam dışarıdaydı, emniyetten çıktığımda gözüme bahçede kahve içen Miraç ve Zehra takıldı. Bahçede karşılıklı kahve içiyorlardı. Birbirlerine olan bakışları kafamda ki bütün soru işaretlerini kaldırmıştı ortadan.

Miraç'ın neden laboratuvardan çıkmadığı anlaşılmıştı.

Arabama bindiğimde emniyet kemerimi taktım. Arabayı çalıştırırken olayı kafamda dönderiyordum, yalanlar ve saklananlar vardı ve biz bunu bulucaktık.

Kırk beş dakikalık bir yoldan sonra villaya gelmiştim. Arabayı kenara parkedip eve ilerledim, etraf sessizdi bir şey yoktu sadece olay yeri incelemeyle beraber geldiğimizde burada olmayan ama şimdi burada olan bir araba vardı. Misafirleri olabilirdi.

Kapıyı çaldığımda yine önceki geldiğimizde kapıyı açan kadın beni karşıladı "Ahmet Bey ve Sinem hanım evde mi?" dedim kadın nazikce "Ahmet Bey salonda ama Sinem hanım dışarıda" dedi.

Bu cinayetten dolayı yurt çıkışlarına izin yoktu bu yüzden işlerini ertelemiş olmalıydılar.

"Buyurun size salona kadar eşlik edeyim" başımı onayalyarak salladım ve eve girdim. Çalışan kadın önden ilerlerken ben arkasından gidiyordum salona girdiğimizde Ahmet bey ve yanında bir adam daha vardı o adam Ahmet beyden daha genç ve dinç görünüyordu. Kahverengi dalgalı saçları, yeşil gözleri otuzlarında ve kendine iyi bakan biri olduğu açıktı.

Ahmet bey beni gördüğünde ayağa kalktı "Hoşgeldiniz komiserim buyurun bir şey mi vardı?" dedi hafif tebessüm ettim "Sizinle biraz konuşmak istedim" dediğimde başını salladı yanımdaki çalışanı başıyla başka yönü gösterdiğinde kadın yanımızdan ayrıldı.

"Buyurun lütfen" dedi koltuğu gösterek ben iki kişilik koltuğa otururken, onlar tek kişilik koltuklardaydılar. Gözlerim tanımadığım adama çevrildiğinde Ahmet Bey "Onun olmasında bir sorun mu var?" dedi başımı tekrar Ahmet Beye çevirdim "Sizin için sorun değilse sıkıntı değil" dedim.

Ahmet bey adama bakarak güldü, adamda onun gülüşüne karşılık verdi. "Merih benim aile dostumdur komiserim. Ondan sakladığım yoktur birbirimizi yıllardır tanırız evlerine gideriz hatta Merih Büşra'nın babasıdır" dedi.

Merih Beye döndüm "Büşra'yla Melis küçüklükten arkadaş değiller sonradan tanışmışlardı" dedim çünkü Melis günlüğünde böyle bahsetmişti.

Bu sefer Merih Bey konuştu "Ben eşimle yıllar önce ayrıldım, Büşra küçük diye annesinde kalıyordu ama daha sonra velayetini ben aldım o da buraya yanıma geldi."

Başımı hafif salladım bu sefer Ahmet Bey söze girdi "Ben ve Merih yıllardır tanışıyoruz ve dostuz bizde kızlarımızı tanıştırdık onlarda çok iyi dostlar." dedi kızların dostluğu hoşuna gittiği bakışlarından anlaşılıyordu.

"Ne kadar güzel" dedim hafif tebessüm ettim "Melis her şeyini Büşra'ya anlatır mıydı?" diye bir soru yönelttim. Ahmet bey "Yani kızların arasında olanları pek bilemeyiz ama çok buluşullardı, hatta bazen Büşra gelip bizde kalıyordu. Melis gidip Büşra'nın evinde kalıyordu."

"Sinem Hanım nerede?" dedim Ahmet Beye dönerek "Bir arkadışıyla yemek yemeye gitti" açıklamasının üzerine Merih Bey "Bizim çıkmamız gerekiyor Ahmet, toplantıya geç kalıcağız" dedi kolundaki saate baktı.

Ahmet Bey bana döndü "Kusura bakmayın lütfen, toplantı var" ben ayağa kalktım "Önemli değil ben emniyete geçiceğim size iyi günler" dedim yanlarından ayrılırken kapıya ilerledim.

Evden çıktığımda Merih Beyin olduğunu öğrendiğim arabanın yanından geçip arabama bindim.

Emniyet kemerimi taktığımda dikiz aynasından Merih ve Ahmet Beyin evden çıktığını gördüm. Arabayı çalıştırıp evden uzaklaştım, çalan telefonumu açtım. Numara telefonumda kayıtlı değildi "Çağla Neredesin?" sesi duyduğumda Asır olduğunu anladım "Ahmet Beyin evinden çıktım" kablosuz kulaklığımı kulağıma takıp telefonu kenara koymuştum.

"Başkomiser Elif, Ece, Büşra ve Doruk'u sorgu için emniyete getittirtti, artık bu olayın çözülmesi gerekiyor. Herkesin bildiklerini öğrenmeliyiz bu yüzden emniyete gel sorgu başlicak" bir nefes bıraktım dudaklarımdan "Tamam geliyorum" dedim.

Arama sonlandığında kulaklığımı çıkarıp kenara koydum. Emniyete varmam uzun sürmemişti. Adli görüşme odasına doğru adımlarımı attım.

Koridora girdiğimde savcı Gece Aykan ve Asır vardı yanlarına geldiğimde Savcı elindeki dosyayı kapattı. Savcı "Sorguyu ikinizle yapıcağız başkomiserin yapması gereken başka bir şey var" başımızı onaylayarak salladığımızda savcı görüşme odasına girdi ardından başka bir polis odaya girdi. Asır ve ben ise onlardan sonra girdik.

Çocuklar 18 yaşının altında olduğu için savcı tarafından adli görüşme odasında sorguları yapılacaktı. Odada Elif vardı tekli koltukta oturuyordu bizler ise diğer koltuklara geçtik. Elif'in korkulu bakışları bizi buldu.

Savcı sakin bir şekilde konuşmaya başladı "Elif senden bildiğin her şeyi söylemeni istiyorum" Elif bir anda kendini korumaya başladı "Melis'i ben öldürmedim gerçekten ben yapmadım" dedi hızlı konuşarak.

Bu sefer ben konuştum "Eğer katil değilsen korkma, senden bildiklerini istiyoruz" dedim Elif'in gözleri beni bulduğunda başını onaylayarak salladı. "O gün ne oldu?" dedi savcı bu soruyu birçok kez sormuştuk "Anlattığım gibi biz odaya girdik Melis yerde..." Asır sözünü böldü "Ama Ece bunları anlatmadı. Aslında böyle olmamış" dedi Elif'in hafif şaşıran gözleri Asır'ı buldu.

Aslında Ece'yi sorguya daha almamıştık ama Elif'i konuşturmak ve sakladığı şeyleri öğrenmek içindi bu yaptığımız. Elif'in ifadesine bakılırsa bir şeyler sakladığı açıktı daha küçük olduğu için bazı şeyleri saklamakta daha zorlanıyor ve korkuyordu.

Savcı bunu farkettiğinde Elif'i uyardı "Bize her şeyi anlat yalan söylersen bile biz doğrularını öğreniriz ve biz eğer senin yalan söylediğini anlarsak bu iş böyle kapanmaz devletin memuruna yalan söylemek, yanlış yönlendirmek, dosyanın ilerlemesini engellemekten bir yaptırım yapılır" Elif'in gözleri dolmaya başlamıştı.

"Biz öyle yapmak istemedik düşüceğini başını vurucağını düşünemedik" dedi ağlamaya başlayarak.

Savcı sehpadaki mendili Elif'e uzattı "Melis'in başını vuran siz miydiniz?" dedim Elif başını iki yana hızlı bir şekilde salladı "Evet başını vurdu ama ölmemişti size yemin ederim ölmemişti, yaşıyordu ama biz tekrar geldiğimizde... Ölmüştü" dedi hızlı ve kendini savunmaya çalışarak.

Savcı "Elif bize o gün olan her şeyi anlat yalansız ve hiçbir şeyi gizlemeden" dedi Elif gözyaşlarını silip anlatmaya başladı.

"Ben ve Ece Ayman kolejine burslu girdik, annemiz ve babalarımızın pek bir durumu yok. Melis sınıfta bu konu hakkında bize bir şeyler söyledi, bizde çok sinirlendik ona ceza vermek istedik kendimizce ama biz onun ölmesini istemedik. O gün ders boştu Melis üstünü değiştirmeye gitti bizde Melis'i odaya kitlemeye karar verdik, önce anlahtarı anahtar odasından aldık gizlice. Aşağı kata soyunma odasına geldiğimizde Melis tek başına odadaydı bizde hesap sormak istedik bize söylediklerini kaldıramamıştık. Odaya girip kapıyı üzerimize örttük Melis'le aramızda bir münakaşa oldu. Sonra bu bedensel olmaya başladı Melis benim saçımı tutup çektiğinde Ece benden ayırmak için onu itti bir anda yere düşüp kafasını oradaki dolaba vurdu. Biz ne olduğunu anlıyamadık ama kafasında kan akıyordu korktuk kaçtık. Sonra onu öyle bırakmamamız gerektiğini düşünüp tekrar geri döndük ama ölmüştü. "

Asır "Neden bir buçuk saat beklediniz bunun için?" dedi Melis'in başını vurması ve ölmesi arasında bir buçuk saat vardı "Biz korktuk ne yapıcağımızı düşündük kendimiz topladığımızda odaya girdik..." dedi ağlamaya devam ederek.

Savcı "Elif, Melis sizin onu başınızı vurmanızla ölmedi, sizden sonra gelen biri tarafından öldürüldü" dedi Elif'in gözleri irileşti "nasıl yani biz suçlu değilmiyiz?"dedi yüzünde duygu karması yaşadığı açıktı "başını vurmanız bir suç ama bu sizi katil yapmaz eğer geri dönüp yarım bıraktığınız işi tamamlamadıysanız eğer"dedi savcı.

"O zaman kim öldürdü?" düşündü ve ekledi "Yani bizden sonra kim girmiş olabilir ki?" bizde bunun cevabının peşindeydik.

Savcı Elif'in başında bekleyen polise döndü "Elif'i götürün Ece'yi getirin" savcının emriyle polis ve Elif odadan çıktı.

Ece geldiğinde ağlayarak Elif'in anlattıklarını anlattı genel olarak. Ece'nin sorgusu sonrası Ece odadan çıkartıldı.

Çalan telefonla savcı telefonu açtı bir süre karşı tarafı dinledikten sonra "Tamam" dedi. Aramayı sonlandırdığında Asır'a döndü "Ahmet Ayman, Sinem Ayman'ın sorgusunda sen ve Aras başkomiser olucak sen sorguya gidebilirsin ben Çağla ile devam ederim" dedi Asır ayağa kalktı "Tabiki savcım" Asır odadan çıkarken odaya Doruk girdi. Elif'in kalktığı koltuğa Doruk oturdu "Doruk Sönmez Melis senin sevgilin onun hakkında bir şeyler biliyor olmalısın. Melis'in öldüğü saatlerde yani 6 Kasım pazartesi saat 11.55 ve 13.25 arasında neredeydin?" dedi savcı, Doruk biraz şaşkın görünüyordu gözünün altındaki halkalar ve gözünün içindeki kızarıklıklar görünmeyecek gibi değildi.

"Ben basketbol takımındayım, o saatlerde antrenmanımız vardı bütün ekip sahadaydık "dedi bu kanıtlanabilir bir sözdü. Ben sormaya başladım "Melis nasıldı? yani hertürlü onda farklılıklar neydi?" dedim Doruk bana baktı ardından konuşmaya başladı "Melis son bir yıldır biraz garipti ama özellikle son iki ayda daha kötü olmaya başladı.

Çok sinirleniyordu, gereksiz şeyler için kavga çıkarıyordu, insanların sözlerine tahamül edemiyordu. Melis normalde masum ve insanların kalbini kırmaktan korkan bir kızdı ama son zamanlarda herkesin kalbini kırmaktan başka bir şey yapmıyordu" savcı elindeki dosyaya baktı "O zaman son zamanlarda Melis'e karşı daha uzaktın ona karşı sevgin azaldı mı?" dedi. Doruk bir anda "Hayır hayır öyle birşey hiçbir zaman olmadı ben Melis'e ne olursa olsun aşığım hâlâ da öyle. Ben Melis'e psikolağa gitmesi için bile ikna ettim en azından kendini daha iyi hissederdi" gözlerinde özlem vardı belkide Melis'i gerçektende seviyor ve onu özlüyordu sonuçta sevgilisi geri dönmemek üzere gitmişti.

"Sence Melis'i öldüren kim?" dedim aniden sorumla bana baktı "Bilmiyorum yani kim olduğunu veya ne için yapabileceğini düşünemiyorum ama şey... Melis özellikle son zamanlarda Büşra'yla daha çok beraberdi yani Melis hakkında çoğu şeyi Büşra biliyordur" dedi savcının kafa haraketiyle polis memuru Doruk'la beraber odadan çıktılar.

Bir süre sonra kapı açıldı bu sefer giren Büşra Asen'di esmer kıvırcık omzundan aşağı gelen saçları, ela gözlü bir kızdı. Doruk'un kalktığı koltuğa bu sefer Büşra oturmuştu.

"Büşra Melis öldüğü sırada neredeydin?" aslında bu sorular kişilerin ifadesi alındığında sorulmuştu ama biz şimdi sözlü olarak yine soruyorduk.

"Ben yangın merdivenindeydim" dedi ben önüme doğru hafif eğildim "Yangın merdiveninde ne yapıyordun?" dedim Büşra gözlerini yere çevirip bizden kaçırdı "Nen sevgilimle buluştum" dedi gözlerini hâlâ bize çevirmemişti utanıyor gibiydi

Savcı elindeki dosyaya bakıp tekrar Büşra'ya döndü "Sevgilinin olduğunu söylememişsin" dediğinde Büşra kafasını kaldırdı "Sevgilinin olduğunu kimse bilmiyor mu?" dediğimde başını salladı "Kimse bilmiyor, kimseye söylemedik. Bir süre sonra söyleyecektik ama şimdi saklı kalsın istedik" başımı hafif salladım "Sevgilin kim?"

"12. Sınıflardan bir çocuk" savcı elindeki dosyayı kenara koydu "Bu çocukla Melis arasında bir tartışma olmuş olabilir mi?" savcı dediğinde Büşra'nın gözleri irileşti "Hayır hem sevgilim Büşra ile tanışmadı ne kavgası olabilir? Benim sevgilim öyle insanların canını yakamaz" sevgilisini savunuyordu "Pekala o zaman bize Melis'in son günlerdeki durumunun neden kötü olduğunu ve günlükte neyden bahsettiğini söyle" dedi savcı.

"Günlük mü? Ne dediğin..." sözünü ben kestim "Melis günlüğünde kimsenin bilmediği sadece senin bildiğin bir şeyin olduğunu yazmış" dediğimde aralanan dudakları tekrar kapandı.

Gözlerini kaçırdı "Söyle!" savcının sesiyle konuştu.

"Doruk Melis'e tecavüz etmiş"

Duyduğum sözle gözlerimi Büşra'nın üstüne diktim "Bu ne zaman oldu?" Büşra'nın gözleri dolmuştu "İki ay kadar önce oldu, banada Melis söyledi, aslında birazda benim yüzümden oldu"

Büşra eliyle göz yaşlarını sildi "Ben Melis'in evinde sıksık kalırım bir gün yine Melis'in evinde kalıcaktım bu yüzden okulda bu konu hakkında konuşuyorduk. Doruk beni çağırdı bana Melis'e bir sürpriz yapmak istediğini eve gizlice girmek istediğini söyledi, benden yardım istedi bende Melis mutlu olur diye tamam dedim. Akşam olduğunda evde sadece çalışanlar vardı, ailesi işdeydi. Bende gizlice aşağı inip Doruk'u eve aldım, odaya kadar eşlik ettiğimde bana 'sen kal sürprizi başbaşa yapıcağım' dedi bende düşünemedim tamam dedim. Başka bir odaya gidip yattım, sabah Melis'in odasına sürprizi sormak için gittiğimde Doruk odada yoktu Melis ise yerde ağlıyordu... "sustu devam etmedi.

Savcı "Yatak çarşaflarına ne oldu?" dediğinde Büşra "Beraber onları yaktık, Melis çok korkmuştu"dedi.

Ben aklımda takılı kalan soruyu sordum "O zaman neden Melis Doruk'la hâlâ sevgiliydi, ayrılmadı?" başını salladı göz yaşları yanağından akıyordu "Doruk tehdit etti başka çaresi yoktu" hıçkırarak ağlamaya başladı.

Peçete kutusunu önüne ittiğimde içinden peçete aldı "Günlükteki sayfaları sen mi yırttın?" sözümü başını sallayarak cevap verdi "Melis bu durumu günlüğüne yazmıştı ama birgün ailesi günlüğü okuyacaktı bizde yani beraberken ben sayfaları yırttım, onlarıda yaktık"

"Bize söyleyeceğin başka bir şey varmı? Yalan söylemek veya bildiğini gizlemekde suçtur bunu unutma" dedim hayır anlamında başını salladı.

Savcı polis memuruna döndü "Büşra'yı götür Doruk'u getir" Büşra odadan ayrıldığında savcı düşünceli gözlerini dosyadan çekmiyordu "Altından bir şey çıkmasından korkuyorum" dedi fısıltılı bir sesle.

Doruk odaya girdiğinde gözleri sorgular gibiydi, tekrar giriceğini düşünmüyor olmalıydı koltuğa oturdu "Neden tekrar geldim?"

Savcı hızlı bir şekilde konuya girdi, ses tonu sert ve hafif sinirliydi "Melis'e tecavüz ettin mi?" Doruk'un gözleri irileşti "Ne? Ne saçmalıyorsunuz?" sesi yükselmişti savcı daha keskin bir ses tonuyla "Melis'e tecavüz ettin mi?" dediğinde Doruk hızla ayağa kalktı "Ben Melis'e tecavüz filan etmedim ben bunu ona asla yapmam siz bu saçma şeyi nerden çıkardınız?" polis memuru elini Doruk'un omzuna koyup tekrar oturtturdu.

"Büşra senin Melis'e tecavüz ettiğini söyledi" Doruk daha fazla sinirlenmeye başladı "Ya bu kız ne saçmalıyor yalan söylüyor böyle bir şey olmadı" resmen bize yakarıyordu.

Umut eden bakışları savcı ve benim aramda gidip geliyordu.

***

SORGU ODASI

Aras ve Asır'ın gözleri Sinem Ayman'ın üzerindeydi sorgu başlamıştı "Melis'in öldüğü gün yurt dışında değilmişsin" dedi Aras soğuk çıkan sesiyle. Yanında ayakta duran Asır "bilet almışsın ama gitmemişsin havayollarının kamera görüntüleri incelendi yurt dışına çıkmamışsın" dedi Sinem gözlerini kaçırıp masaya dikti.

Aras bir anda "Lucas sizin sevgiliniz değil öyle değil mi?" dediğinde Sinem durakladı.

Sinem kafasını kaldırıp başkomisere baktı "Artık saklamayı bırakın ölen kişi sizin kızınız. Yalan söylemeyi bırakın!" dedi uyarıcı sesiyle Aras.

Büşra pes etmişcesine başını salladı "Evet Lucas'la sevgili değilim o benim sadece iş ortağım. Benim sevgilim Merih Asen" dedi durgun gözlerini kaldırdı. "Merih Ahmet'in dostu ve ben ona aşık oldum" itiraf ettikleriyle Sinem sözünü bitirdiğinde Aras masadan kalkıp kapıya ilerledi ardından ise Asır odadan çıktı.

***

Karşımdaki panoya baştan göz gezdirdim. Kenarda masada duran içinde kalan yarım bardak suyu alıp kafama diktim bu sırada Aras ve Asır odaya hızlı bir giriş yaptı "Ne oluyor?" dediğimde "Merih Asen Sinem Hanımın sevgilisi" dedi Asır, sabah tanıştığım adamdı o.

"Büşra'nın babası" dedim sesli bir şekilde.

Aras bana baktığında başını onaylayarak salladı, onlar bir bomba patlattı madem bende patlatayım "Büşra sorgu sırasında Doruk'un Melis'e tecavüz ettiğini söyledi" dedim. İkisininde aynı anda gözleri beni buldu "Adli tıp raporunda böyle bir şey çıkmamıştı" dedi Asır meraklı bakışlarıyla.

"Daha önce tecavüz ettiğini söyledi, Doruk'un tehditlerinden dolayı Büşra haricinde kimseye söylememiş. Büşra ifadesinde bunu söyledi" diyerek açıklamada bulundum Asır "Doruk'ta bunu inkar etti" dedi tahminde bulunarak. Bu zaten tahmin edilebilecek bir şeydi.

Aras eline aldığı dosyaya bir şeyler yazıp bize döndü "Merih Asen'in evine arama kararı çıkarttık, eve geçiceğiz" kapattığı dosyayı kenara koydu "Gidelim o zaman" dedi Asır. Üçümüzde kapıya ilerlerken Doruk'un gelmesiyle durduk.

Elinde bilgisayarla parlayan gözleri bir şeyler bulduğunu açıklıyordu.

"Bir yere mi gidiyordunuz?" dedi gözlüğünü düzeltti. Aras "Ne buldun?" dedi lafı uzatmadan sordu. "Okul kamerasında bulduğum bazı görüntüler var, görüntüleri elimden geldiğince düzelttim" dedi hemen sağında bulunan Asır'ın masasına bilgisayarını koyup bir şeyler girmeye başladı.

Üçümüzde onun başında dururken ekranda bir görüntü oluştu. Görüntüde kapşonlu yüzü kameraya ters tarafta olan birisi gidiyordu, etrafına kaçamak bakışlar attığı kafa haraketlerinden anlaşılıyordu. Koridorda ilerlerken kamera bulanıklaştı ve kapandı, koridorda gittiği yer soyunma odasına çıkıyordu.

"Bu saat kaç aralığında oluyor?" dedi Aras dikkatli bakan gözleri hâlâ ekrandaydı "Ece ve Elif'in odadan çıktıklarından hemen sonra bu adam gidiyor"

Olduğum yerde dikleştiğimde "Elif ve Ece kavga sırasında Melis'in başını vurmuşlar sonra odaya girdiklerinde Melis ölmüş. Adam ne yaptıysa kızlar çıktığında yapmış olmalı" dedim elim çeneme gitti. "Adamın başka görüntüsü var mı?" dedi Asır ama Doruk başını olumsuzca salladı "Buradan başka adamı takip edemiyoruz. Kameralarla oynanmış"

"Yani kameraları halledicek kadar yakından birisi" dedi Aras sesli mırıldanarak. Aras elini Doruk'un omzuna atıp hafif sıktı "Tamam sen yinede çalışmaya devam et" dedi elini geri çekerken, Doruk odadan çıktı.

Aras yüzünü Asır'a çevirdi "Merih Asen'i emniyete getirin, snap, parmak izi örneklerini alıp laboratuvara gönderin" Asır hemen başını sallayıp gitti. Olaylar artık daha hızlı ilerliyordu, bizde aynı şekilde.

"Seninle Merih Asen'in evine gidiyoruz" sözünü bitirdiği anda kapıya ilerledi, masamın üstünde duran silahımı alıp bel kısmıma taktım. Bende hızlı adımlarla ilerleyip Aras'a yetiştim. Adımları o kadar büyüktü ki adımlarımla zor yetişiyordum. Olay çözülemeye başlandığı için zaman kaybetmek istemiyorduk. Zaman cinayetin aleyhine işlerdi.

Emniyettin girişine geldiğimizde Aras bana döndü "Benim araçla gidelim" bir şey söyemek yerine adımlarımı arabasına doğru attım.

Arabaya bindiğimde Aras arabayı çalıştırdı ben ise emniyet kemerini taktım. Araba ilerlerken sokak lambalarının altından ilerliyorduk saat çok geç olmuştu bu yüzden Merih'in sorgusunu tahminimce sabah yapardık. Merih'in evinde çıkıcakların laboratuvarda incelenmesi sabahı belkide öğleni bulabilirdi.

Kolumu cama koyup elimi yanağıma koydum, camdan dışarıyı izlerken aralık olan camdan rüzgar yüzüme vuruyordu. Soğuk esen rüzgar uyanık ve dinç kalmamı sağlıyordu.

Sessiz geçen bir yolculuğun ardından Merih Asen'in villasına gelmiştik. Arabayı kenara park ederken etrafta olay yeri inceleme ve polis araçları vardı.

Arabadan aynı anda bindiğimizde gözüm villada dolaştı, adımlarımı açık ve birçok kişinin girip çıktığı kapıya attım. Ardımdan Aras'ın adım seslerini duyuyordum dik bir şekilde ilerleyip eve girdiğimde olay yeri ekibi özel kıyafetleriyle heryeri didik didik ediyordu.

Başımı omzumun ardına çevirip Aras'a baktım "Ben etrafı inceleyeceğim" dedim "Tamam" önüme döndüğümde üst kata çıkmayı tercih ettim.

Adımlarım merdiven basamaklarını tırmanırken yanımdan inen görevlilerde vardı. Fotoğraf çekenler, etrafı arayanlar, inceleme yapanlar. Görevlilerden birinin yanına ilerledim "Eldiven alabilir miyim?" dediğimde gözleri beni buldu "Elbette komiserim" yanında yerde duran bir kutunun içinden eldiven çıkarıp bana uzattı.

Eldiveni elime takarken yanımdan ayrılıp bir odaya girmişti. Önce etrafıma baktım dört tane kapı vardı. Önce odalardan herhangi birine girdiğimde kitaplık, kalemler, ders çalışma masası, çanta gibi şeyler vardı belliki bu oda Büşra'ya aitti.

Ağır adımlarımı atmaya başladım, etrafı inceleyerek , gözümü odanın heryerinde dolandırırken, etraftaki eşyalarada bakıyordum. Büşra'nın çalışma masasına geldiğimde bazı kitapların aralarına baktım, genel olarak ders kitapları vardı.

Olay yeri inceleme çalışırken ben odadan çıktım, karşıdaki açık kapıdan gördüğüm büyük kapıya ilerlediğimde burası ebeveyn odası olduğu çok açıktı. Burasıda Merih Beyin odası olmalıydı.

Oda genel olarak sıradan bir odaydı, sadece biraz lüksdü bu da zengin olmalarından dolayıydı. Olay yeri her yeri didik didik ediyordu, çekmecelere ilerleyip içlerine baktım, dosyalar, kalemler, birkaç kağıt parçası vardı. Ev fazla temizdi yani çok sıradan sanki baştan düzenlenmişde kimse kullanmamış gibi.

Kapıda gördüğüm yüzle adımlarımı durdurdum Aras yanında Miraç'la odaya girmişti. Yönü Miraç'a dönüktü ben onu yan bir şekilde görüyordum. Miraç'a bir şeyler söylerken kafasını çevirdi, benimle göz göze geldiğinde, gözlerini çekmedi ben ise zaten ona bakıyordum.

Aras hâlâ gözlerini çekmesken Miraç'ında gözleri beni buldu, İkiside bana bakarken ben göz temasını keserek odadaki banyoya ilerledim. Banyoya girdiğimde birkaç olay yeri inceleme görevliside buradaydı.

Etrafa bakınıp dolaplara ilerledim, önce aşağıdaki dolabaları açıp baktım. Ardından yukarıdaki bir dolabı açtığımda gözüme bir şey takıldı. Fiyonk toka.

Rafın en üstünde bir tane kırmızı fiyonk toka vardı "Ne oldu?" arkamdaki sesle gözlerimi fiyonkdan çekip Aras'a döndüm gözleri bendeydi ardından dolaba baktı.

Fiyonk en üstteydi ve benim boyum yetmiyordu, bu dolabı ne amaçla yaptıklarını anlamamıştım, benim gibi 1.75 kız bile ulaşamıyorken bu kadar yükseğe ne amaçla raf yapılırdı?

"Fiyonka bakıyordum" dediğimde ciddi duran yüzü en üstteki fiyonka kaydı, benim hemen yanıma geldiğinde eldivenli elleriyle fiyonka uzandı. Ayağını bile kaldırmadan elini uzatarak fiyonku aldı. Dibimde olduğu için parfümün kokusu burnuma gelmişti, rahatlatıcı bir kokusu vardı. Ne saçmalıyorsun Çağla, Asır'ın haraketleri bana ters tepki yaptı sanırım.

"Boyunuz kaç sizin?" ani sorumla banyoda çalışan bazı görevlilerin gözü bizi buldu, sorum biraz ani ve gereksiz olmuştu. "1.95" cevabıyla bir şey söylemedim, elimdeki fiyonku alıp iyice baktım.

"Bu fiyonk Melis'in odasında ki fiyonk" dedim Aras anlamamış gibi "Nasıl yani?" dedi ben ise açıklama yaptım "Melis'in odasında özel kutulu yapılmış üç fiyonkluk yeri olan bir kutu vardı ama bir fiyonk eksikti" dedim ardından fiyonkun altındaki demir çıkıntıyı gösterdim bu çıkıntı normalde fiyonklarda olmazdı özel yapımdı "Melis'in diğer fiyonklarında bundan vardı."

"Miraç!" Aras'ın sesli bir şekilde ismini söylemesi üzerine Miraç hemen banyo kapısında belirdi "Buyurun başkomiserim" yanımıza geldiğinde bakışları fiyonka değdi. "Bunu laboratuvara gönderin, ilk incelenenlerden olsun, sonuçları hızlı elimize geçmeli" Miraç Aras'ın elindeki fiyonku eldivenli elleriyle aldı.

Miraç fiyonku özel bir pakete dikkatle koyarken Aras'ın sesiyle dikkatimi ona verdim "Emniyete geçelim burayı olay yeri inceleme halleder"

***

Kafamı arabanın camına koymuş gözlerim kapanmak üzereydi, sokak lambalarının ışığı yüzüme vuruyordu, yerde uçuşan sarı yapraklar gözleriminin önünden geçiyordu. Daha fazla uykuya direnemeyecek gibiydim.

"Çağla" kolumda hissettiğim elle gözlerimi ağır bir şekilde açtım, ellerimle gözlerimi ovuşturduğumda Aras'ı daha net görüyordum. Hâlâ arabadaydık camdan dışarı baktığımda emniyetin önünde olduğumuzu gördüm. "Emniyete geldik uyan"

Aras gözlerini üzerime dikmiş bana bakıyordu "İnelim" dedim hafif kısık çıkan sesimle. Arabada uyuya kalmıştım, normalde alışıktım ama yinede boynum ağrıyordu, boynumu sağ sola büktüm. Aras arabadan indiğinde ardından ben indim. Ellerimi çeketimin cebine atıp ağır adımlarla ilerledim.

"Ben adli tıpa geçiyorum" Aras'ın sözü üzerine yanımdan ayrıldı ve gözden kayboldu. Cebimde avucumun içine gelen telefonu elime aldım. Saat 02.48'di saat baya geç olmuştu. Emniyetde azalma vardı ama hâlâ bizim gibi çalışan bir çok poliste vardı. Emniyetde kenarda bağırıp birbirlerine sardırmaya çalışan ve polislerin tutuklayıp götürdükleri bir gurup serseriyi saymazsak sessizlik vardı.

Odaya girdiğimde Asır'ın başını yüz üstü masaya kollarının arasına dayamış bir şekilde uyuyordu. Ellerimi ağzıma götürdüm esnemem üzerine. Kendi masama geçtiğimde bende kollarımı masaya dayayıp kafamı kollarıma sardım.

"kalk! kalk! " sesli bir ses ve masaya bir şeyle vurularak çıkardığı sesle bir anda olduğum yerde dikleştim "Ne oldu? Bir şey mi oldu?" dedim uykulu ama tedirgin bir şekilde. Asır'da benim gibi yeni uyanmış olan gözlerini etrafta çevirip ayağa kalktı. "nereye gidiyoruz?"

Gülme sesiyle, masaya dayanmış eğlenen gözlerle bize bakan Aras'a çevirdim ellerini göğsünde birleştirmiş gülerek bize bakıyordu yanağındaki çukur yerini almıştı, gamzesi bize sabah sunumu yapıyordu.

Asır tekrar oturdu "Başkomiserim ne yapıyorsunuz ya? Koğuşmu burası?" dedi gözlerini ovuşturarak "Günaydın" dedi Asır'ın sözüne sadece gülmekle yetinmişti. Bu adam bugün niye bu kadar mutluydu. "Bana gün aymadı" dedim esneyerek.

Asır ve ben uykulu bir haldeyken Aras sanki bütün gece uyanık değilmiş gibi yüzünde uykunun belirtisi yoktu.

Cama baktığımda güneş çoktan doğmuştu. "Bugün cinayeti çözüyoruz ekip, edindiğimiz bilgiler bize yeticek" dedi gerçektende cinayeti çözeceğimiz için oluşan bir mutluluk vardı gözlerinde.

"Sizin bu gülümseyerek güne başlamanızdan anlaşılıyor" dedi Asır kafasını tekrar masaya dayadı. Bakılırsa Asır'ın durumu benden daha kötüydü. Kapının tıklatılmasıyla bakışlarımı Kapıdaki Zehra'ya çevirdim. Zehra'nın bakışları ise ben ve Asır'ın üzerinde gidip geliyordu "Günaydın" dedi odaya adımlarını atarak.

Zehra'da mutlu görünüyordu sanırım ben ve Asır'dan başka kimsenin uykusu yoktu. Koltuğumda dikleştiğimde heryerimin tutulduğunu hissettim, hafif sağ sola haraket ederek esneme haraketleri yapıyordum.

Zehra Aras'ın karşısına geldiğinde elindeki dosyayı ona uzattı. Asır'la kurduğum birkaç saniye göz teması ile ikimizinde ayağa kalkmaya niyeti olmadığını anladım. "Maktülün tırnağının içindeki doku örnekleri, Merih Beyden aldığımız örneklerle uyumlu çıktı." dedi yüzü ciddi bir hâl alarak.

"Merih Beyin odasındaki fiyonk tokanın üzerinde maktülün saç tellerine rastladık. Sinem Hanımın evindeki çarfafta bulunan spermde Merih Asen'i ait, ayrıntılar ve diğer bilgiler dosyanın içinde" hemen ardından ekledi "Evden gelen delilleri hâlâ inceliyoruz ben yeni bilgileri size bildireceğim" dedi işi olduğu için hafif hızlı adımlarla odadan çıktı.

"Fiyonk tokanın Merih Beyde ne işi var ki?" Asır algılarını açmaya çalışıyordu. "Bütün oklar Sinem ve Merih'de" dedim sesli bir şekilde. "Bu adam deli mi? Yattığı kadının kızının tokasını neden alıyor?" dedim biraz şaşkın bir şekilde. "Bunu ona sorucağız" Aras'ın dosyayla beraber odadan çıkmasıyla Asır'la aynı anda kalkıp arkasından ona yetiştik.

***

SORGU ODASI

Bu sefer sorguyu Aras ve Asır yapıyordu ben ise sorgu camının dışında kayıt alan kameralarla uğraşan görevlinin yanına dikkatle sorguyu dinlemeye başladım.

Aras sakin bir şekilde arkasına yaslandı "Melis'in fiyonk tokasının sende ne işi var?" dedi Merih doğal bir şeymiş gibi "Büşra almış koymuştur ben fiyonk toka filan görmedim" dedi ama Asır'ın dudağından çıkan gülüşüyle ona döndü.

Asır "İlk dakikadan golü yedik" dedi Aras'da ona ufak bir gülmeyle karşılık verdi. Asır dosyayı açıp Merih'in önüne çevirdi "Fiyonk tokanın üzerine senin parmak izlerinde uçarak girdi öyleyse" dedi şimdi ikiside Merih'in değişen suratını izliyorlardı.

"Sen ve Sinem ilişki yaşıyordunuz bunu Melis öğrendi ve babasına her şeyi anlatıcağını söyledi sizde korktunuz tabi, gittiniz kızı öldürdünüz" dedi Asır ellerini masaya dayayarak. Merih başını iki yana salladı "Ne saçmalıyorsunuz? Sırf bu yüzden adam mı öldürülür hem Sinem onun annesi" dediğinde Aras "Ne için öldürdüğünüzü sizden öğreniceğiz" dedi İkiside onu suçlayarak sorguya devam ediyorlardı.

"Melis'in tıranağında senin doku örneğin çıktı" dedi Aras hemen ardından Asır "Sen onu öldürürken çok direndi mi Melis?" dedi ikiside çok ciddi ve sert bakışlarını asla üzerinden çekmiyorlardı.

"Ben öldürmedim!" dedi artık öldürmediğini ikna etmeye çabalıyordu. "Tamam o zaman bize Melis'in öldüğü gün nerde olduğunu söyle" dedi Asır elini havaya kaldırıp geri indirdi. Merih hemen "Sinem ile benim evdeydik" dedi Asır ile Aras güldü. Aras "Bozacının şahidi şıracı" dedi Arıs başını sallayarak onayladı.

Aras ve Asır o kadar tutarsız haraket ediyordu ki karşı tarafın kafası karışıyordu. Aras ile Asır şuana kadar çok kez sorguya girmiş olmalılar bu yüzden birbirlerini ve ne yapmaya çalıştıklarını sözsüz bir şekilde anlıyorlardı.

Aras elini masaya koyup öne eğildi "Melis'in öldüğü gün okulda ne işin vardı?" dedi böyle bir bilgi yoktu sadece öne yem atıyordu. Merih'in dudakları araladığında Asır sertçe "Yalan atma" dedi yüksek bir sesle. Merih "Büşra'yı görmeye gittim" dedi.

Sağ tarafımdaki Kapının hızla açılmasıyla bütün dikkatim o tarafa geçti. Gelen Doruk'tu baya heyecanlı ve birazda koşmuşa benziyordu, nefes nefeseydi.

"ne oluyor?"

"katili bulduk!"

Hemen yerimde doğruldum Doruk yanıma geldiğinde önümdeki masaya bilgisayarını koydu "Emniyete bir video gönderildi videoda silinen kamera görüntüleri var" hemen önüme döndüğümde ekranda görüntü açılmıştı.

İlk başta okulun yangın merdiveninden çıkan Merih'i gördüm elinde eldiven siyah kapşonuyla, ardından ekrana Büşra girdi. İkisi kendi arasında bir şeyler konuşurken aceleyle yangın merdiveninden çıkıp gizlice soyunma odasına ilerlediler. Büşra koridorda geri dönüp giderken Merih soyunma odasına girdi saat 12.00 olduğunda kısa süre sonra Merih odadan hızla çıkıp aynı şekilde yangın merdiveninden çıktı.

Katil Merih'di

Peki sebebi neydi?

Aras'a mesaj attığımda bakışları cama döndü. Aras ile Asır odadan çıkıp yanımıza geldiğinde "Katili bulduk" dedim İkiside videoyu izlediğinde Aras "Bu videoyu kim gönderdi?" dedi Doruk "Şuan araştırıyoruz" dedi.

"O zaman başlayalım" dedim üçümüzde odaya girdiğimizde Merih öylece duruyordu. Aras sandalyeye oturdu ben sağ tarafında ayakta dururken Asır sol tarafındaydı.

"Cinayeti işlediğin kanıtlandı artık hapiste gün sayarsın" dedi Aras gözlerini Merih'e kitleyerek. Merih "Ne saçmalıyorsunuz?" diyerek alışa gelmiş bir aptallığa yattı.

"Kamera görüntülerine ulaştık, Melis'i sen öldürdün, şimdi neden yaptığını ve olan her şeyi anlat yoksa yalanların ve susman senin aleyhine olur."

"Tamam anlatıcağım, Melis'i ben öldürdüm" dedi derin bir nefes verdi "Melis'ten hoşlanıyordun" dedi Aras parçaları birleştirerek.

Merih susup cevap vermediğinde bunun doğru olduğunu anlamıştım. "Sinem hanımla yat ve sonrada onun kızına aşık ol!" dedim kendimi sakin tutmaya çabalayarak. Kendinden yaşca küçük bir kıza karşı nasıl böyle duygular hissediyorlardı diyemiyordum çünkü öyle pis insalar görmüştüm ki artık şaşıramıyordum.

"Sinem'e aşıktım Ahmet'ten gizli aşkımızı gizledik ama biryerden sonra ben Melis'i sevmeye başladım" dedi Asır sinirle elini masaya vurdu "senin kızının arkadaşı, dostum dediğin kişinin kızı!" dedi her kelimeyi bastırarak.

"Dostunun karısına aşık olup onunla yatmış buna mı şaşırıyorsun" dedim alaylı bir sesle. Merih birde çok utanıyormuş gibi başını masaya eğiyordu. Bunları yaparken utanmamıştı ama şimdi utanıyordu pislik!

"Melis'in haberi varmıydı?" dedim "Evet ona söyledim ama..." devam etmedi "çünkü kız sana karşılık vermedi sende derildin, kıza tecavüz ettin mi?" dedi Asır.

"Hayır tecavüz etmedim. Melis'e Büşra'nın telefonundan mesaj attım gelmesi için. Eve geldiğinde kimse yoktu sadece ben vardım. Ona aşık olduğumu söylediğimde bana bağırdı 'annemden uzak dur' demeye başladı bende eğer benimle olursa annesinden ayrılacağımı söyledim. Meğerse bütün konuşmalarımızı ses kaydına almış annesine göstermek için. Annesi eve gelmediği için diğer gün vericekti bu da bana zaman kazandırmıştı. Okul'da gizlice girip onunla konuşucak ve ikna edicektim. Soyunma odasına girdiğimde başı kanıyordu, konuştuk ama vazgeçmedi. Bende o sinirle onun başını yere vurdum. Öldü. Bir anlık sinirdi komiserim"

"Büşra'da seninle beraberdi " dedi Aras sakin bir ses tonuyla başını sadece sallamakla yetindi Merih.

***

ADLİ GÖRÜŞME ODASI

Ben, Asır, Aras ve savcı odadaydık karşımızda ise Büşra oturuyordu. Büşra konuşmamızın üzerine bize her şeyi anlatmaya başladı.

"Babamın Sinem yengeyle olduğunu biliyordum, birgün babam Melis'le konuşmam gerek dediğinde biraz sorguladım ama bana cevap vermedi bende ona yardım ettim ve okula girdi. Babam odadayken Ece ve Elif'le karşılaştım ağlıyorlardı, sorduğumda bana olanları anlattılar. Melis'in başını yanlışlıkla vurmuşlar. Ben babamı tekrar çıkarırken babam bana Melis'i öldürdüğünü söyledi önce algılayamadım ama babam bana 'eğer öğrenilirse hapse girebileceğini' söyledi korktum. Babam gittiğinde Elif'le Ece'nin yanına gidip onlara tekrar odaya gitmeleri gerektiğini yaptıklarının yanlış olduğunu söyledim. Bu sayede suç onların üzerine kalıcaktı. Okuldan çıkıp Melis'in evine gittim hemen günlükteki babamın geçtiği yerleri yırtıp attım. Doruk 'a ise tecavüz ettiği suçunu attım o şüpheli görünsün diye "

***

SORGU ODASI

Karşımdaki Sinem hanımdan bakışlarımı çekmiyordum, bir süre bazı şeyleri inkar etti ama anlatmaya başladı.

"Ben Merih'le gizli bir ilişki yürütüyordum bunu Melis öğrendiğinde onun gizlemesini sağladım ama bir gün Merih beni arayıp 'Melis her şeyi Ahmet'e anlatıcakmış onunla konuşmaya gittim ama kavga sırasında başını vurdu... Öldü' dedi inandım onu kurtarmak için okul kameralarından kurtuldum ama şirkette kendi odamda bir kayıt cihazı buldum. Cihazda Merih Melis'e aşık olduğunu söylüyordu aslında Melis bana söylemişti ama ben inanmayıp onu azarlamıştım aslında dedikleri doğruymuş. "

"Kamera kayıtlarını siz gönderdiniz değil mi? "dedi Aras söylediği şeyden oldukça emin bir şekilde.

Sinem hanım başını salladı gözyaşları içinde.

***

Rahat bir gülüş kondurdum dudaklarıma cinayet çözülmüştü bu benim İstanbul'da ilk cinayetimdi. Cinayetler acıydı ama gerçeklerdi bize düşen katili bulmak ve adalete teslim etmekti.

Zehra'nın kahkahlarıyla daldığım düşüncelerden çıktım. Odadaydık. Aras masaya kalçasını dayamış gülerek herkesi dinliyordu, Asır Miraç'ın omzuna kolunu atmış onunla uğraşıyordu. Merve ise onlara bakarak gülüyordu.

Herkes sustuğunda Aras konuştu.

"Dosya kapanmıştır."

Cinayet çözülmüştü.

Katil Merih'ti...

🍁🍁🍁

Bölüm sonu

2 yorum