İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 5 · 24 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 5

5. Bölüm

🍁🍁🍁🍁

Oy vermeyi unutmayalım bolca yorumlarınızı bekliyorum.

🍁🍁🍁

Duyduğum kırılma sesiyle aniden gözlerimi açtım, yatağımdan doğrulduğumda bu kırılma sesinin nereden geldiğini anlamamıştım.

Yataktan kalkıp kapıya ilerledim, bir tane daha kırılma sesi duyduğumda seslerin mutfaktan geldiğini anladım. Mutfağa girdiğimde Kuzey yerdeki kırık camlara bakıyordu.

Mutfağa baktığımda heryerin battığını gördüm unlar, yumurtalar, sebzeler ve birçok malzeme. Her yer dağılmıştı "Kuzey!" dedim şaşkınlıkla, Kuzey kafasını kaldırıp bana baktı eli ensesine gittiğinde sanırım kendine savunma hazırlıyordu.

"Mutfağıma ne yaptın?" etrafın, yerlerin halini gördükçe sinirlerim daha çok artıyordu "Kuzen aslında ben bize kahvaltı hazırlıyacaktım..." durakladı gözleriyle etrafı gösterdi "İşte gördüğün gibi beceremedim, sanırım iki kuzen olarak bizim mutfağa girmememiz gerekiyor" dedi. Üstünde mutfak önlüğü ve yüzünde ki unlarla dağınık bir haldeydi.

"Mutfağıma ne yaptın?" üzgün gözlerimi mutfağa benzemeyen mutfağımda gezdirdim. Kuzey'de duran gözlerim sinir saçıyordu, burayı kim toplayacaktı şimdi? "Ben bu bakışı biliyorum" Kuzey geri geri mutfaktan giderken bende üzerine ağır adımlarla ilerledim.

"Gelme üzerime"

"Gelme üzerime katil!"

Kuzey salona kaçarken arkasından koştum "Kaçma gel buraya, o mutfak temizlenecek" dedim Kuzey koltuğun arkasına geçtiğinde bende koltuğun önüne geçtim "O mutfağı asla temizlemem" dedi ikimizde koltuğun etrafında dönüyorduk.

"O mutfak temizlenecek Kuzey!"

"Hayır, mutfağın halini görmedin mi? Orayı ben altı ay uğraşsam temizleyemem" dedi hâlâ benden kaçarken "Bir saatte öyle bir temizlersin ki sen bile şaşırırsın" koltuğun üstündeki yastığı alıp Kuzey'e attığımda omzuna çarpıp yere düştü.

"Gelsene buraya!" Kuzey koşarak balkonun camının önünden geçerken ben elime aldığım yastığı hızla Kuzey'e attım ama yastık Kuzey'in eğilmesiyle balkondan aşağı gitti "Yastık gitti" dedim gözlerimi irileştirerek "Onu nasıl aşağı atmayı başardın?"

Bu soğukta bu cam neden açık?

Kuzey şaşkın bir şekilde arkasına bakarken yanına gittim beraber yastığın nerede olduğunu görmek için trabzanlara geldiğimizde yastığın Aras'ın önünde yerde olduğunu gördüm.

Aras önüne eğilmiş yastığa bakıyordu "Şaka mı? bu kadarda olmaz" benim evden attığım ne varsa ya Aras'ın ayağına yada kafasına geliyordu "Bu senin başkomiser değil mi?" dedi Kuzey aşağı bakarken başımı onaylayarak salladım.

"Ben yastığımı alayım" dedim balkondaki merdivenlere ilerlerken Kuzey trabzanlara kolunu yaslamış aşağı bakıyordu.

Aşağı indiğimde Aras'ın yanına ilerledim Aras gözlerini dikmiş bana bakıyordu, kollarını ise birbirine bağlamıştı. Ben pamuktan olan bu pijamalarımla bile üşürken o yine tişörtleydi. Yanına geldiğimde gözleri önce ayıcıklı pijama takımıma takıldı.

"Yakışmış" dedi elini ağzına götürmüş gülüşünü tutmaya çalışıyordu "Ne oldu? Niye pijamama takıldınız?" dedim ters bir şekilde "Hayır, sadece seni o kadar ciddi bir halde gördükten sonra ayıcıklı pijama takımına biraz şaşırdım ama yakışmış" dedi, evde şık kıyafetlerle dolaşacak halim yoktu, ben pijamalarımdan memnundum.

Gözleriyle yastığı gösterdi "Kova bitti şimdide yastık mı atıyorsun? Bir daha ne atmayı düşünüyorsun?" dedi beni gıcık etmeyemi çalışıyordu zaten Kuzey'e kızgındım.

Kafamı çevirip trabzanlara kolunu koymuş Kuzey'e bakıp önüme döndüm "Yanlışlıkla oldu" dedim o da balkona yani Kuzey'e bakıp tekrar bana döndü "Ev arkadaşın mı? Sürekli evinde" dedi, Kuzey her bulduğu vakit evime çöreklendiği için böyle düşünmesi normaldi.

"Sevgilim"

Ben daha ne dediğimi algılamazken Aras'ın gözleri gözlerime kenetlendi. Aptal ben, şuan böyle bir yalan neden söylüyorsun? Artık söylemiştim geride alamazdım. Sabahları kafam iyi değildi sussaydım keşke.

Ben gözlerimi balkondaki Kuzey'e çevirdiğimde Aras'ta çatık kaşlarını Kuzey'e çevirdi.

İkimizde Kuzey'e bakarken, Kuzey bize sırıtarak bakıyordu.

Hiçbir şeyin farkında olmayan Kuzey'e bende zorlaki bir gülümseme yolladım. Kuzey elini kaldırıp bize el salladı.

Önüme döndüğümde Aras kafasını bana çevirdi çatık kaşlarla attığı bakışlara daha fazla maruz kalmadan eve gitmeliydim "Ben eve geçeyim sizle zaten emniyette görüşeceğiz" dedim tam arkama dönüp giderken Kuzey beni sözleriyle durdurdu.

"Kuzen! Yastığı unuttun"

Benim patlama sürem sanırım bu kadardı.

Bir insanın yalanı bu kadar çabuk ortaya çıkamazdı.

Bu saçma yalanı söyleyen aptal kafamı sikeyim. Ağır bir şekilde istemsizce arakama döndüm.

Aras yastığı bana uzattı bu sefer gülüşünü gizlemiyordu, yastığı elime aldım "Şaka yapmıştım, tepkinizi merak ettim" dedim söylediğim yalanı kapatmaya çalışıyordum.

"Tepkimi mi merak ettin?" dedi bir kaşı havaya kalkarken konuştukça battığımı anladım "Günaydın ve görüşürüz" dedim arakama dönüp merdivenlere ilerledim.

Rezillik kotamı doldurmuş olduğum bir güne uyanmıştım, Kuzey "Ne oldu?" dediğinde onu kolundan tutup mutfağa doğru götürdüm "Temizle bakalım mutfağı" dedim.

"Yaa ama hayır, of Çağla"

1 SAAT SONRA

"Şuraya bakarmısın şahaser" Kuzey'in övgüleriyle kafamı tostumdan kaldırıp ona baktım, mutfağa gülerek bakıyordu "Çok güzel temizledim" dedi evet dediği kadar vardı, 1 saat boyunca mutfağa temizledi. Yanıkları attı, bulaşıkları yıkadı. Ben ise üstümü değiştirdim, tost yaptım ve şuanda tezgaha oturdum onu yiyiyordum.

"Çok güzel yapmışsın aferin" dedim ağzımdaki lokmayı bitirip çayımdan bir yudum aldım Kuzey hâlâ üzerine giydiği maviş önlükle etrafa bakıyordu. Ellerini beline koymuş tam bir anne duruşu sergiliyordu karşımda. Telefonumu elime aldım hemen fotoğrafını çektim, Kuzey benim onu çektiğimi görünce hemen yanıma geldi "Çağla sil şunu" dedi.

Kuzey elini uzatıp telefonu almaya çalışıyordu ama ben buna izin vermiyordum "Niye çektin fotoğrafımı? Sakın paylaşma bütün itibarım gider" güldüm.

"Ne itibarı bir kere mutfakta iş yapan yemek yapmasını bilen erkekleri kızlar sever" dedim Kuzey bana sinirle bakıyordu "Artık kızlar mutfakta iş yapan erkekleri karizmatik buluyor" Kuzey hafif sakinleşemeye başlamıştı.

"mesela ben, mutfağa giren yemekler yapabilen erkekler bence çok karizmatik, ben onları çekici buluyorum" dedim. Kuzey güldü "Acaba bunun sebebi mutfaktan hiç anlamaman olabilirmi?" dedi.

Biraz düşündüm "Evet" dedim bende onunla beraber gülmeye başladım.

Kuzey kendini yanımdaki sandalyeye attı "Çok yoruldum" dedi sızlanarak "Ben emniyete gidiyorum" ayağa kalktım Kuzey hâlâ sandalyede yatıyordu.

Salona geçip çantamı koltuktan aldım mutfağa doğru Kuzey'e seslendim "Bulut'un mamasını vermeyi unutma!" kapıya ilerlerken "Hallederim" diye cevap verdi Kuzey.

Ayakkabımı giydiğim gibi evden çıktım merdivenleri indim Aras'ın evinde bir haraketlilik yok gibiydi, dışarı çıktığımda Aras'ın arabası burada değildi emniyete gitmiş olmalıydı.

Benim arabam ise orada bana tatlı tatlı bakıyordu, İstanbul'da ilk defa araba kullanışım olmicaktı.

Çünkü ben İstanbul'a kalmaya geldiğimde Kuzey'le amcamın arabasını kaçırır sürerdik, bana araba kullanmayıda Kuzey öğretmişti. Bir yerden sonra Kuzey kendine araba aldı ve artık onun arabasını sürüyordum.

Arabama bindiğimde çalıştırıp emniyete doğru yola çıktım, hafif açtığım müzik sabahın doğan güneşine eşlik ediyordu. Bugün trafik daha az olduğu için kısa sürede emniyetteydim.

Arabayı parkedip emniyete girdim koridorda Miraç'ı gördüğümde elinde bir olay yeri incelemenin kullandığı kutulardan vardı, laboratuvara doğru gidiyordu.

Miraç olay yeri inceleme ekibinin başıydı kutuyu getirmek onun görevi değildi, acaba neden götürüyordu?

Odaya geldiğimde Aras ve Asır odada masalarında yerlerini almıştı. Masama geçtiğimde çeketimi çıkarıp koltuğuma koydum, çantamı ise kenara koydum.

Koltuğuma oturduğumda gözüm Asır ve Aras'ın üzerinde dolaştı, Asır telefonuyla uğraşırken Aras elindeki dosyaya bakıyordu.

Kapıda gördüğüm Merve'nin yüzüyle güne olaylı başlicağımızı anlamıştım, Merve'nin kapıyı tıklatmasıyla Aras ve Asır'ın dikkatleri ona döndü.

Merve rahat bir şekilde yürüyüp Aras'ın masasının önündeki koltuğa oturdu. Zehra daha uzun bir süredir onarla çalıştığı için daha rahattı ve mesleğininde getirdiği rahatlığı taşıyordu.

Ben ve Asır koltuğumuzdan kalkmadık ama dikkatimiz onun üzerindeydi. Merve elindeki dosyayı Aras'a uzatırken anlatmayada başladı "Otopsi sırasında maktülün tırnağının içinde küçük parçalar vardı. Şimdi sonuçlar çıktı." gözleriyle dosyayı verdi.

"Maktülün tırnağının içindeki insana ait kırıntılar var, büyük ihtimalle birini tırnağıyla çizmiş olmalı yoksa bu kadar belli olmazdı" dedi "Ama bir süre olmuş bunun üzerine, öldüğü gün yaşanmadığı açık"

"Biriyle tartışmaya mı girmiş?" dedim düşünürcesine "Büyük bir ihtimal" koltuğa yaslandım "Ben işime döneyim kolay gelsin" Merve ayağa kalkıp yanımızdan ayrıldı, odadan çıktı.

"Birileri bir şeyler biliyor ama bizim onu bulmamız gerekiyor, bir düğümü çözsek gerisi gelir" dedi Asır elindeki kalemi çevirmeye devam ederek.

"Bence Büşra ve ailesine dikkat etmeliyiz" dedim sonuçta onlar en yakınlarıydı, Asır ekledi "Sevgilisinede dikkat edelim ne olucağı belli olmaz" kapının tıklatılmasıyla çay servisi yapan kadının geldiğini gördüm.

Elindeki tepside çay bardakları vardı Asır ve Aras'a çaylarını verdikten sonra benim yanıma gelip bardağı bıraktı "Teşekkür ederim" dedim gülümseyerek.

Bir süre önümdeki dosyaları inceledim, topuklu ayakkabının yerde çıkardığı sesle kafamı kaldırdım gelen Zehra'ydı.

"Bu sefer önemli bir delil bulmuş olabiliriz" oturduğum koltukta dikleşirken Zehra koltuğa oturdu elinde ise dosya vardı.

"Sinem ve Ahmet çiftinin evinde arama yapılmıştı biliyorsunuz, bu aramada yatak örtüsünde sperm örneği bulduk"

Asır ayağa kalktığında masaya kalçasını koydu "Ne var bunda, sonuçta evliler" dedi ama Zehra'nın bakışlarında olayın sadece bundan ibaret olmadığı anlaşılıyordu.

"Evet komiserim ama sperm örneği çöpe atılan bir örtüden çıktı, olay yeri örtüyü evin çöpünde bulmuş sadece bu kadarde değil, sperm Ahmet Ayman'a ait değil" Merve konuşmasını bitirdiği anda Asır yaslandığı masadan doğruldu ben ise dikkatimi daha fazla verdim. "Sinem hanım başka birisiyle cinsel birliktelik yaşamış?" dedim.

"Ne yani Sinem hanım Ahmet beyi aldatıyormu?" dedi Aras sessizliğini bozarak. Zehra dudağını büzdü "Öyle görünüyor" dedi "Tamam Zehra sağol" Aras'ın sözüyle Zehra başını hafif sallayıp odadan çıktı.

Aras "Pekala Asır, Sinem hanımı sorgu için emniyete getirin" dedi Asır hemen odadan çıktığında benim gözüm panoya kaydı. Ayağa kalkıp panoya eklemeleri masadan aldığım kalemle yapmaya başladım.

"Melis annesinin babasını aldattığını öğrenmiş olabilir" dedim elimdeki kalemi tekrar masaya bırakıp Aras'a döndüm "Büyük bir ihtimal öğrenmiştir"

***

Sıcak karton bardağı elime aldım buharı yüzüme vuruyordu. Pencereye ilerledim camı hafif açtığımda hafif esen rüzgar kahvemin sıcak buharının yönünü değiştiriyordu. Saçımı omzumun arkasına atıp dışarıyı izlemeye devam ettim.

karton bardağın ısısıyla soğuk elimin iç tarafı ısınmıştı. Yoldan geçen insanlar, polis araçları, etrafta silahlarla dolaşan polisler...

Küçük bir ara vererek emniyette köşe bir yer bulmuştum buraya pek bir kişi gelmiyordu, burası kısa bir koridordu kenarında emniyetin arkasına bakan camlar vardı. Burayı sevmiştim sessiz ve biraz karanlıktı sanırım bugün hava kapalı olduğu için böyleydi.

Camdan görünen buradan biraz uzak olan boş parka gözlerimi kenetledim. Parkın etrafında tek tük ağaç vardı yerde ise o ağaçların sarı yaprakları bulunuyordu.

Yağan yağmurdan dolayı yer ve parktaki aletler ıslaktı, park boştu ama güzel bir görüntüye sahipti. Telefonuma gelen bildirimle elimi cebime atıp telefonu aldım.

*Aras: odaya gel, psikolog ile konuşacağız.

Telefonumu kapatıp tekrar cebime koydum, Aras benim numaramı aldığında bende onun numarasını bulup kaydetmiştim. Kahvem bitmişti burdan çıkmak için koridorda kısa yürüdüm, biraz eski görünen kapıyı açıp merdivenlere ilerledim.

Üst kata doğru yürüdüğümde demir bir kapı vardı, burası yangın merdiveniydi, kapıyı açıp çıktığımda etraf çalışan polisler ile doluydu.

Kenardaki çöpe bardağımı atıp odaya ilerledim. Odaya geldiğimde Aras ve Asır buradaydı onlardan başka bir kadın daha vardı sarı boynuna gelen saçları, kahverengi iri gözleri olan bir kadındı bu pskolog olmalıydı.

Bende ilerleyip kendi masama kalçamı dayadığımda hepsinin gözlere kısa bir süre bana değdi ardından pskolağa döndüler. Asır psikoloğun karşısındaki koltukdayken Aras her zamanki gibi kendi koltuğundaydı.

"Buyurun Esma hanım" Aras elini hafif kaldırdığında psikolog konuşmaya başladı "Melis'in günlüğünü inceledim, günlük de bazı yerler yırtılmıştı" Esma hanımın sesi oldukça sakin ve sabırlıydı.

"Melis kendini hayatı boyunca yalnız hisseden bir çocuk olmuş bunun annesi ve babasının işleriyle çok ilgilenmesinin, kendiyle vakit geçirmemelerinden dolayı olduğu açık . Annesinin ve babasının beraber olmasını isterken biryerden sonra onların beraber olmamasını istemiş, bir çocuğun bunu istemesi için birçok sebep var elbette. Ve Melis son zamanlarda psikolojik olarak iyice kötüleşmiş ama bir şey bildiği açık. Bir şey biliyor ve bunu kimseye söyleyememiş, bu kendisine iyice yük olmuş"

Aras "Ailesinin beraber olmasını istememesi annesinin babasını aldattığını öğrendiği için olabilir mi? "dedi psikolog başını onayayarak salladı "Olabilir bunuda babasına söyleyemediği için kendini kötü hissediyor, mutlu olmasını istediği ailesinin bu duruma düşmesi bir çocuk için kötü ve bu Melis'in davranışını çevresine karşı düşüncelerini etkiler. Bundan dolayı çevresindeki insanlarla kavga, tartışmalar yaşıyabilir. " dedi.

"Bu arada Melis annesinin aldattığını öğrenmiş olabilir ama başka bir şey daha var sanki. Melis bir şeye zorlanmış gibi, yapmak durumunda bırakılmış" dedi psikolog elinde çıkardığı raporu Aras'a uzattı "Benim bulabildiklerim bu kadar umarım yardımcı olabilmişimdir" ayağa kalktığında Aras "Teşekkür ederim" dedi psikolog sadece başını sallamakla yetindi.

Psikolog odadan çıktığında Asır "Sinem hanımın sorgusuna kim giriyor?" dedi bakışlarından sorguya kendisinin girmek istediği anlaşılıyordu Aras kahveliklerini bana döndürdü "Çağla'yla sen yapıcaksın ben sizi dışarıdan izliyor olucağım" dedi Asır'la göz göze geldiğimde başımı onaylayarak salladım.

"Savcısıyla sorguyu izliyeceğiz" dedi ekleme yaparak.

SORGU ODASI

Elimdeki dosyaya son kez baktım ardından kafamı kaldırıp Sinem Hanıma baktım sorgu camının dışından, sorgu odasında sandalyede oturmuş ellerini masada birleştirmiş bekliyordu. Asır sağımdaydı. Aras ve savcı ksrşımdaydı.

Savcı sorguyu dinliyecekti, zaten bütün olanları en yakından takip ediyordu en çokta başkomiserle iltibatta olduğu için her şeye hakimdi. Ben savcı Gece Aykan ile biraz önce dışarıda tanışmıştım.

Kumral beline gelen saçlarını arkadan bağlamıştı, kahverengi çekik gözleri Sinem Hanımdaydı, bildiğim kadarıyla 27 yaşında başarılı bir savcıydı. Üstündeki siyah tulumu beyaz teninin üzerine oldukça yakışmış görünüyordu.

Savcı bize döndü "Sorguya başlayın" Asır'la biz odanın kapısına ilerlerken Aras ve savcı sorgu odasının camından izleyeceklerdi.

Kapıyı açıp odaya girdiğimde ardımdan Asır girdi, masada karşılıklı iki sandalye vardı, sandalyenin birinde Sinem hanım otururken diğerine ben oturdum.

Elimdeki dosyayı masaya bıraktım, Asır ise benim hemen yanımda Sinem hanıma bakıyordu "Ne oluyor? Beni neden buraya getirdiniz?" bize sorularını sıralarken önümdeki dosyayı açtım "Sinem Hanım Ahmet Beyle aranız nasıl?" sorumla bir an ufak şaşırsada cevapladı "İyi aramız ama bunu neden sordunuz?"

Asır söze girdi "Ahmet Beyle aranız iyi, peki ne kadar iyi? Yani aile ilişkileriniz nasıl? Kızınız, eşiniz, siz?" dedi keskin bir sesle.

"Neden bana böyle sorular sorduğunuzu anlamıyorum, biz normal bir aileyiz sadece Ahmet'le çok çalışıyoruz bu yüzden birbirimize pek vakit ayıramadığımız olabilir. Kızım babasına çok bağlı onu çok sever" dedi ne kadar sorularımıza soruyla karşılık versede bize sorularımızın karşılığını veriyordu.

Asır masanın yan tarafına, ben ve Sinem Hanımın ortasına geçti masadaki dosyayı açıp bir yeri gösterdi "Sanırım eşinizle aranız pekte iyi değil" dedi net bir sesle Sinem hanım önce Asır'a sonra kağıda baktı "Anlamıyorum bu ne? Ne demeye çalışıyorsunuz?" önüme doğru eğilerek ellerimi masaya koydum açıklamayı ben yaptım keskin bir ses tonuyla ve gözlerimi onun üzerine diktim "Sinem Hanım eşinizi aldattığınızı biliyoruz" dedim.

Sinem hanım tam konuşacakken sözüne başlamasına izin vermeden devam ettim "Sakın inkar etmeyin çünkü aldattığınıza dail kanıt o dosyada mevcut" sustu bana ve Asır'a baktı.

Elini alnına götürüp sıvazladı daha kısık ve sakin bir sesle "Evet, başkasını seviyorum" dedi Asır elini masadan çekip ellerini önünde bağladı "Ahmet hep işiyle ilgileniyordu, bende hep işimle ilgileniyordum, bir yerden sonra Ahmet'le olmak bana mutluluk vermediğini anladım sonrada ondan hoşlanmaya başladım. O beni seviyordu ilgi gösyeriyordu"

Gözlerini bizden kaçırıp masaya bakmaya başladı "Bu kişi kim?" dedim kafasını kaldırıp bana baktı "Fransa'da beraber çalıştığım bir kişi, sık sık Fransa'ya gidiyorum onunla buluşmak için"

"Pekala Ahmet Beyi aldattığınızdan kızınızın haberi var mı?" Asır'ın cümlesiyle Sinem hanım Asır'a baktı başını onaylayarak salladı.

"Sevgilinizin adı ne?" dedim daha sakin bir sesle "Lucas" dedi. "Sevgiliniz Lucas Türkiye'ye kaç kez geldi?" dedi Asır hâlâ gözlerini Sinem hanımdan ayırmamıştı "Evet, o birkez buraya geldi onun dışında hep ben gittim"

Sandalyede arkama yaslandım "Melis nasıl öğrendi sengilinizin olduğunu?" ellerini birleştirdi "Ben telefonla konuşurken duydu her şeyi" Melis'in ismini duyduğunda yüzünde üzüntü oluşmuştu "Melis neden Ahmet Beye hiçbir şey söylemedi?" dedim, bu sefer gözlerini tekrar kaçırdı "Ben söylememesini istedim" Asır'dan hafif alaycı gülme sesi geldi "Siz söyleme dediniz ve o da hiçbir şey söylemedi" dedi alaycı çıkan bir sesle. Asır sorguda biraz agrasifleşiyordu.

"Hayır, ben eğer babası bunu öğrenirse çok üzüleceğini, en yakın zamanda Lucas'dan ayrılacağımı söyledim" dedi açıklama yaparak.

***

SİNEM AYMAN'IN ANLATIMIYLA

YAŞANANLAR

"bende seni çok seviyorum" dedim onun gülme sesi kulağıma geldi "Ne zaman Fransa'ya geliceksin seni özledim" dedi "İşlerim bitsin geliceğim Lucas" dedim ikna edercesine.

Elimdeki telefon kulağımdayken arkama döndüm gördüğüm yüzle durakladım. Melis kapıda bana bakıyordu. Hemen telefonu kapattım. Hiçbir şey duymadığını umarak gülümsedim "Kızım ne yapıyorsun burada?" dedim yanına geldiğimde elimi omzuna koydum.

Melis kendini benden hızla çekti "Ne yapıyorsun?" dediğimde yüzüme baktı "her şeyi duydum anne. Senin babamı aldattığını öğrendim" sözleriyle hemen kendimi savunmaya çalıştım "Kızım yanlış anladın o benim arkadaşım" dedim.

Melis "Ben aptal değilim veya kandırabileceğiniz küçük bir çocuk hiç değilim" dedi yüzünde hüzünle.

Ellerini tuttum "Tamam annecim ama bunları sakın babana söyleme" gözleri gözlerimi buldu "Bunu bilmeli" dedi.

"Hayır bilmemeli eğer bilirse çok üzülür ona sakın söyleme" dedim hızlı bir şekilde ikna etmeye çalışarak ama o "şimdide üzülür" dedi.

"Bak ben her şeyi hallediceğim, ondan ayrılacağım, babanada olanları anlatıcağım."

"Sen kimseye bir şey söyleme"

Melis başını hafif salladı.

"Bu aramızda kalıcak"

***

Asır "Birazdan gelecek olan polis size bazı sorular sorucak onu cevaplayın" dedi ben ayağa kalkarken Sinem hanımın bakışları bizdeydi.

Asır'la odadan çıktığımızda Aras ve savcının yanına yani sorgu odasının camının dışına geçtik. Aras camdan Sinem hanıma bakarken "Lucas hakkında bilgileri alsınlar" dedi ardından savcı "Deliller üzerine gitmeye devam edelim, katil bir yerde illaki hata yapmış olmalı" dedi ardından hepimize başıyla selam verip odadan çıktı.

"Serbest kalıcak" dedi Aras yanımızda duran polis Aras'ın sözüyle gitti "Lucas işi benim hiç hoşuma gitmedi, bir şey çıkıcak gibi hissediyorum" dedi Asır "Ben laboratuvara gidiyorum belki bir şey çıkmıştır" dedim Aras'ın başını onaylayarak sallamasıyla yanlarından ayrıldım.

Sorgu odasından çıkıp raboratuvara ilerlerken asansöre bindim, asansörde birkaç polis vardı, asansör durduğunda çıkıp laboratuvara gittim. Ben laboratuvara girecekken Miraç kapıdan çıktı "Miraç" dediğimde beni farketmiş olucak ki bana baktı, arkasına bakıp tekrar bana döndüğünde birkaç adımla yanıma geldi.

"Ne işin var senin burada?" dedim Miraç olay yeriyle ilgileniyordu, sebebsizce onu laboratuvarda çok fazla görüyordum.

"Gelmesi gereken kutular vardı onu getirdim" dedi gözlerini sık sık benden kaçırıyordu bir şey saklamaya çalıştığını anlıyordum. Kollarımı göğsümde birbirine bağladım "Bu senin görevin değil" dedim gözlerimi kısarak baktığımda "Evet ama çocukların işi vardı zaten bir kutuydu ben hallettim" dedi aklına bir şey gelmişcesine "Benim gitmem gerekiyor işler malum" dedi, benim konuşmama kalmadan yanımdan hızlı adımlarla gitti.

"Ah ah" dedim mırıltılı bir şekilde Miraç'ın arkasından bakarken. Bir şeyler vardı ama yakında çıkardı kokusu gözüm üzerindeydi. Laboratuvara girdiğimde Zehra elindeki beyaz eldiveniyle, laboratuvar malzemeleriyle ilgileniyordu.

Ağzındada takığı bir maske vardı, sakin adımlarla onun yanına ilerlediğimde birkaç adım arkasında durdum Zehra beni farketmesiyle elindekileri bıraktı. Maskesini çıkardığında birkaç adımla yanıma geldi.

"Dosya için geldin?" dediğinde onu onayladım. Kenarda duran dosyayı eline aldı içine göz attı "Melis'in tırnağının arasındaki bulgular bir erkeğe ait ama elimizdeki hiçbir örnekle uyuşmuyor" kafasını bana çevirip devam etti "Kıyafetinde ve evdeki ayıcığında sevgilisi Doruk'un saç telleri bulundu. Ve günlüğün üzerinde Büşra Asen'in, Sinem Ayman'ın, Doruk Sönmez'in parmak izleri var."

Tamam anlamında başımı salladım "Kahve arası veriyor musun?" dedim Zehra'ya "Bu sefer kahveler benden" Zehra güldü gözleri yorgun bakıyordu "Güzel olur aslında ama çok iş var" dosyayı kenara koydu "Ama beş dakika ayırabilirim" dedi gülümsedim.

"Ben kahveleri alıp kapıda bekliyorum" dedim başını salladığında laboratuvardan çıktım, kahveleri alırken bir an düşündüm şekerlimi içiyordu acaba? Bilmediğim için kahveleri şekersiz alıp koridorda ilerledim.

Koridordan döndüğüm anda bana çarpan adamla sağa elimdeki kahve yere düştü "Önüne baksana! " dedim yerdeki kahveye bakarak "Sende kahveye bakmak yerine önüne baksan çarpmazdın" duyduğum sesle kafamı kaldırdım.

Bana laf sokan adam koyu kumral gözünün üstüne düşmüş saçları, kahverengi gözleri olan Aras gibi 27-28 yaşlarında duran birisiydi, görünüşüne baktığımda kendine oldukça bakan birisi olduğu anlaşılıyordu.

"Özür dilemekte bir seçenek" dedim ters bir şekilde, dudağı kıvrıldığında "Haklısınız hanımefendi, bekliyorum" dedi kaşlarım anlamadığım için çatıldı "Ne bekliyorsunuz?" dedim.

"özür dilemenizi"

Bu adam tam bir ukalaydı "Özür dilemesi gereken ben değil sizsiniz" dedim sakin kalmaya çalışarak ama karşımdaki adam oldukça rahat ve eğleniyora benziyordu.

İşaret parmağımı kaldırıp "Siz..." dediğimde Zehra'nın sesiyle durdum "Çağla komiserim" dedi hemen hızlı adımlarla yanıma geldi havada olan kolumu tutup aşağı indirdi hemen benim yanımdayken o adamın karşısındaydı.

Bana bakarken gözleriyle uyarı bakışları attı ardından karşımdaki adama döndüğünde yüzüne zorlaki bir gülümseme koydu "Başkomiserim nasılsınız?" Zehra'nın sözüyle gözlerimi irileştirip Zehra'ya baktım.

Zehra dirseğiyle hafif beni dürttüğünde kendime geldim, karşımdaki adama baktığımda yüzünde ukala bir gülümseme vardı "Biraz önceye kadar iyiydim Zehra sağol" dedi laf sokucu sözlerini bana bakarak söylemişti.

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim şuan sinirim ortaya çıkmamalıydı, hayır, hayır... Gözlerimi açıp tebessüm ederek karşımdaki başkomisere döndüm, yüzümde zorla oluşturduğum gülümsemeye başkomiser baktığında sırıtışı arttı, bu hoşuna gitmişe benziyordu.

Zehra bana döndü biraz tedirgin bir hali vardı "Başkomiser Kılıç Ulu" dedi karşımdaki adamı göstererek. Bu sefer Zehra eliyle beni gösterdi "Komiser Çağla Arslan" dediğinde Kılıç başkomiser bir kaşını havaya kaldırdı "Demek komisersin" dedi.

"Bu kadar sakar biri olarak nasıl komiser oldun acaba?" dediğinde sinirle bir adım attım. Zehra kolumdan tuttu, hemen yanımda olmasına rahmen kollarımız birbirine değiyordu hatta Zehra biraz benim önüme geçmişti.

Zehra "Çağla komiserim Aras başkomiserimin ekibine yeni geldi" dediğinde Kılıç güldü, gülüşü durduğunda "Demek Aras'ın ekibine yeni geldin" dedi başını hafif salladı "Aras'ın ne zamandan beri böyle komiserleri ekibine alıyor?" ben artık dayanamıyordum. Bu ukala adam başkomiser diye kendini bir şey sanıyordu.

Ben konuşmadan birinin sözüyle durdum "Ekibimdeki kişilere sen mi karar veriyorsun?" bu keskin ses Aras'ındı.

Arkamı döndüğümde Aras bize doğru geliyordu, Kılıç'ın yanında durduğunda bakışları normalden daha sertti ve yüz ifadesinden anladığım kadarıyla Kılıç'tan pek hoşlanmıyor gibiydi.

"Hayır ama... "Kılıç'ın sözünü yarıda kesti "O zaman konuşmayacaksın."

Kılıç ve Aras'ın arasında kısa bir bakışma oldu, sanki bu bakışlar bir şeyler anlatıyor gibiydi, kendi aralarında konuşuyor gibiydiler.

Kılıç başını hafif salladı o eğlenen yüzü durağanlaşmıştı "Kolay gelsin Aras başkomiser" dedi Aras hafif imalı bir tebessüm kondurdu dudağına "Sanada kolay gelsin Kılıç başkomiser"

Kılıç yanımızdan ayrılırken Aras bana döndü "Onunla muhattap olma, sözlerini de kafaya takma" ifadesiz bakışlarıyla yanımızdan ayrıldı.

O adamın sözlerini elbette takmayacaktım. Elimdeki kahve soğmuştu diğeri ise dökülmüştü, elimdeki bardağı sertçe duvarın kenarındaki çöp kutusuna attım.

Zehra yanımdan ayrılmıştı, nerde gıcık bir insan var beni bulurdu, birde başkomiser çıktı ukala adam.

Önüme uzatılan bardak ve kahve kokusuyla soluma döndüm Zehra gözleriyle elindeki bardağı gösterirken diğer elinde başka bir bardak vardı. Bardağı elime aldığımda "Gel hadi" Zehra'nın arkasından ilerlediğimde az kişinin olduğu bir alanda köşede duran koltuklara ilerledik.

İki koltuk aralarında ise sehpa vardı, ben sehpaya bardağımı bırakıp koltuğa oturdum, Zehra'da karşıma oturdu.

Zehra bana baktı "Takılma sen Kılıç başkomisere. Eğer onu kafana takarsan bütün yılın berbat geçer, sen şuan yeni olduğun için böylesin, bende ilk geldiğim zamanlar banada böyle davranıyordu" dediğinde "Bulaşıcı ukalalık var desene" dedim.

Zehra güldü "Sen yinede ona bunu söyleme, değil bir sene seni bütün iş hayatında rahat bırakmaz" dedi gülmesi durduğunda "niye?" dedim.

"Yani, Kılıç başkomiserim hep böyle herkese karşı biraz şımarıklık, biraz gıcıklık, biraz..." dediğinde ben devam ettim "Ukalalık" diyerek ekledim.

"Evet öyle tabi bunu o duymasın. Buraya gelen herkes Kılıç başkomiserimin gazabına uğramıştır, sende yeni olduğun için bu uğrama sanada geldi. Kılıç başkomserimin karakteri böyle. Kılıç başkomiserim bu hayatta üç şeyi çok sever; bir kendini, iki insanları gıcık etmeyi, üç Aras başkomiseri mi yenmeyi. "

"Aras başkomiserim ne alaka?" Zehra güldü "Onların arasındaki yarışmalarını ve birbirini sevmemelerini bu emniyette herkes bilir" mereklı bakışlarımla konuşmaya devam etti.

"Aras ve Kılıç başkomiserim aynı akedimide okumuş o zamanlarda birbirleriyle hiç anlaşamazlarmış, hep birbileriyle yarış içindelermiş en iyi kim? En başarılı kim? birbirleriyle hep bir şeylerin iddiasına girerlermiş. Sonrada aynı emniyette çalışmaya başladılar, her zaman birbirleriyle anlaşamıyorlarmış. Hâlâda birbirleriyle iddiaya girmeye ve birbirlerine diklenmeye devam ediyorlar"

Şimdi anlamıştım ama o adamın davranışları hiç hoş değildi "Neyse işte aralarındaki soğukluğu bütün emniyet bilir ve sen Aras başkomiserimin ekibinde olduğun için seninle baya bir uğraşır zamanında Asır komiserim az çekmedi, ona sorabilirsin."

Başımı salladığım kahvemden yudumlar alırken telefonum bildirimle titredi. Cebimdeki telefonu çıkardığımda mesaj atan Kuzey'di yine ne olmuştu acaba.

*Kuzey: kuzen ne yapıyorsun?

*Çağla: emniyetteyim.

*Kuzey: işin bittiyse hadi çık, hava karardı. Bu kadar çalışma yeter.

*Çağla: nereye gitmemizi istiyorsun ;)

*Kuzey: Yeni bir yer açılmış bugün oraya gidelim :)

Çağla: tamam birazdan çıkarım.

*Kuzey: kapıdayım.

*Çağla: hangi kapı?

*Kuzey: emniyetin kapısııı.

*Çağla: bekle geliyorum.

Bardağım bittiğinde sehpaya koydum "Zehra ben çıkıyorum" ayağa kalktığımda o da benimle birlikte ayağa kalktı "Ben laboratuvara geçeyim bazı işlerim var" başımı salladım, koridordan giderken Zehra arkamdan seslendi "Keskin Kılıç'lara sakın çarpma!" imasıyla gülerken odaya ilerledim.

Odaya geldiğimde Asır masasında oturuyordu "Ben çıkıyorum bir şey varmı?" masama ilerlerken Asır "Yok bende birazdan çıkarım" dedi üstüme çeketimi giydim.

Dışarıda yağmur yağıyordu cama vuran yağmur damlaları görünüyordu , esen rüzgarın sesi ise kulağıma geliyordu.

Çantamı alıp odadan çıktım, asansörü beklerken Merve yanıma geldi "Çıkıyor musun?" dedi asansör açıldığında ikimizde girdik "Evet" dedim.

"Nasıl alıştın mı buraya?" tebessüm ettiğinde ben "Kılıç başkomiser ile tanıştım" dediğim anda yüzündeki tebessüm gitti "Anladım pekta iyi bir gün olmamıştır ama bugünlerin devamı gelir, inan bugününe şükredeceğin zamanlar gelicektir" sesi oldukça ciddiydi yüzü de aynı şekilde.

"Bana tavsiyen var mı?" dedim umutla bakarak, asansör açıldığında "Tek tavsiyem Kılıç başkomiserime görünme" sözünü bitirdiği anda asansörden indi.

Bende ardından indiğimde kapıda Kuzey'i gördüm. Kuzey'in yanına geldiğimde kafasına şemsiye tutuyordu, dışarıda yağmur yağıyordu.

"Hadi gidelim" başımı onaylayarak salladığımda Kuzey şemsiyenin bir kısmını banada uzattı. İkimizde merdivenleri indiğimizde ben kendi aracıma geçtim Kuzey ise kendi aracına geçti.

Kuzey arabayı önden sürmeye başladığında bende hemen ardından ilerledim nereye gidiceğimizi bilmiyorum bu yüzden Kuzey'in arabasını takip ediyordum.

Yaklaşık yarım saat kadar sonra Kuzey bir otoparka girdi, bende otoparka girdiğimde baya geniş ve büyük bir alan vardı. Arabayı hemen Kuzey'in yanına park ettim.

Arabadan indiğimde Kuzey hemen yanıma geldi "Hadi gidelim" etrafıma kısa bir göz gezdirdim "Tamam" ileriye merdivenlere gelmiştik.

Merdivenleri çıktığımızda biraz yürüdük, büyük bir kapıya geldiğimizde içeriden müzik sesleri kulağıma geliyordu. Kapıdan girdiğimizde büyük bir kalabalıkla karşılaştım. Eğlenenler, içenler, dans edenler. Kuzey kolumu tuttu "Hadi eğlenelim" beni insanların içine çekerken yüzündeki ifade sanki doğal yaşamını bulmuş bir hayvana benziyordu.

Sırıtarak etrafa göz gezdiriyordu, durduğunda bende durdum Kuzey hemen dans etmeye başlamıştı bende haraketlerimle ona eşlik ettim. Yanıp sönen ışıklar gözümü alıyordu, müzüğün sesinden kendi sesimi duyamayacak durumdaydım. Arada çarptığım yada bana çarpan kişileri saymassak eğlenceliydi.

Kuzey ile bir süre dans edip eğlendikten sonra dinlenmek için bar kısmına geçtim. Bar sandalyesine oturduğumda Kuzey'in bir kız grubunun içinde onlarla dans ettiğini gördüm. Bir dakika boş kalmıyordu.

Şu halini videoya alıp İdris amcaya atma fikri kafamdan acil çıkmalıydı.

Bir süre barda oturduktan sonra sıkılmıştım eve gitmek istiyordum, Kuzey'in olduğu yere döndüğümde Kuzey'in kızlarla oldukça kaynaştığını farkettim.

Tekrar önüme döndüğümde bir adam geldi yanıma. "İki kadeh alabilir miyiz" hemen benim yanımda durmuştu gözleri ise bana değip duruyordu. Benim yaşlarımda genç ve yakışıklı biriydi. Umarım o kadeh bana değildir çünkü şuan hiç bir insanla kavgayı kaldırabilecek durumda değilim.

Barmen iki kadehide adama verdiğinde kadehin birini benim önüme koyup bana döndü. "Merhaba benim adım Deniz sizin adınızı öğrenebilir miyim?" sakince derin bir nefes aldım.

Benim önüme koyduğu kadehi ters bakışlarımla kendisinin önüne koydum "Sizden alkol istediğimi hatırlamıyorum" dedim ama yanımdan gitmeye niyeti yok gibiydi.

Karşımdaki adam bu sefer güldü "Pekala içmeye de bilirsin" dedi ama onun konuşmasına kalmadan Kuzey yanımda bitmişti.

"Ne noluyor burada?" dedi hemen diğer tarafımda Deniz'e ters bakışlar atarak soluma geldi. "Hanımefendiyle konuşuyorduk, rahatsız etmesseniz sevinirim" dedi adam bu sefer. Kuzey'in sinirleri artmıştı bunu bakışlarından anlamıştım.

Ben arkama yaslanıp izlemeyi tercih ettim, gülüşümü elimle kapatmaya çalışarak onları izlemeye devam ettim. İstesem komiser olduğumu söyleyerek ve birkaç kelimeyle bu Deniz denen adamdan kurtulabilirdim ama onları izlemek daha eğlenceli olur.

"Sen kimsin de hanımefendiyle konuşuyorsun?" dedi Kuzey yumruk yaptığı elleri ve sinirden dolayı kollarındaki damarlar görünür hale gelmişti. Vay Kuzey vay sırf kızları etkiliyeceğim diye sporuda bırakmamış, damarlı kol yapmış azmini tebrik etmek gerek tabikide.

"Sizi ilgilendirmiyor? Şimdi bizi rahatsız etmesseniz sevinirim" adamın sözüyle Kuzey baya delirmişti "O benimle geldi, sevgilim oluyor şimdi git burdan, uzak dur sevgilimden" dedi Kuzey.

Daha sabah ben bunu denemiştim ama kendisi yüzünden patlamış ve rezil olmuştum.

Şuan onuda patlatmak vardı ama eve gitmek istiyordum bu yüzden konunun kapanması en iyisi olucaktı.

Deniz Kuzey'in sözleriyle yanımızdan ayrılırken Kuzey bana döndü kulağıma eğilip "Eve gidelim" dedi bağırarak müzik sesi iyice artıyordu bende bağırarak "Kızlarla eğleniyordun" dedim gülmemek için kendimi tuttum Kuzey "Hadi gidelim çok sıkıcı" dedi yüzü hâlâ tersdi.

Ben çantamı alıp ayağa kalktığımda insanların içinden geçerek çıktık. Kuzey ellerini cebine atmış yürürken ben hemen yanındaydım "Ne oldu?" dedim "Sen benimi kıskandın?" omzumla omzuna vurdum.

Kuzey tereddüt etmeden kolunu omzuma atıp beni kendine çekti "Ben senin abin sayılırım ve abiler kıskanır" dedi keskin net bir sesle.

"Kuzey 27 yaşındasın, aramızda sadece 3 yaş var" dedim kafamı ona çevirerek

Kuzey "Olabilir ama sonuçta ben senin gerektiğinde dostun, gerektiğinde kuzenin, gerektiğinde abinim. Çağla'cım çok şanslısın gerektiğinde bir insanın içinden her şeyi bulabiliyorsun" dedi kendini övmeye başlayarak.

Göz devirdim "Sonuçta sana bisiklete binmeyi, araba sürmeyi ben öğrettim. Çocukken seninle kim oynadı? Ben oynadım hatta ben sırf senin oyuncak pembe bebeklerinle oynayacak kimsen yok diye seninle evcilik oynuyan kimdi?" dedi geçmişe gitmişcesine anlamlı bakışları beni buldu.

"Sendin" dedim.

Hakkını yiyemem gerçektende benim bu hayatta birçok şeyim olmuştu Kuzey. Kız arkadaşları oyuncak bebeklerle oynarken onlarla uğraşırdı oyunun saçma olduğunu söylerdi ama benimle beraber bebeklerimle oynardı. Hatta evcilik bile oynardık Kuzey'i genellikle köpeğim yapardım ama çok küçüktüm o zamanlar, Kuzey'de ağlamamam için kabul ederdi.

Şuan düşününce Kuzey'e biraz çok çektirdiğimi farkettim.

Ufak bir vicdan azabı çektim ama tabikide normal halime hızla geri döndüm "Her şey geçmişde kaldı" dedi Kuzey içli içli.

"Öyle" dedim arabaların yanına gelmiştik ben kendi arbamın yanına geldiğimde kapıyı açıp durdum. Kuzey'e döndüm "Bana geçelim mi? Film izleriz, film gecesi ha?" dedim Kuzey anlamlı bir gülüş kondurdu dudaklarına "Her zamanki gibi mi?" başımı salladım "Her zaman ki gibi" dedim.

Tamam anlamında başını salladığında ikimizde arabalarımıza bindik benim evime geçmek için.

Sessiz geçen yolun sonunda eve gelmiştik ben önden gidip mısır patlatırken Kuzey elinde cips ve kolalarla gelmişti.

O cipsleri tabaklarken bende patlamış mısırları tabakladım. Kuzey'in önündeki tabağa uzanıp içinden cips aldım ben yerken Kuzey "Bekle işte birazdan yiğiceğiz zaten" konuşmaları yaptı.

Herşeyi sehpaya hazırladığımızda ikimizde yan yana koltuğa oturduk Bulut'da hemen yanımda kıvrılarak yerini almıştı.

Kuzey'le on beş dakikalık film kavgası sonucu benim istediğim filmi açmıştık.

Daha filmin yarılarındayken benim gözlerim kapanıyordu, zar zor açık bırakmaya çalışıyordum ama nafileydi.

Elimdeki cips kabıyla kafamı Kuzey'in omzuna koydum. Kuzey'in film hakkında söylediklerinide anlamamıştım. Gözlerimi hafif araladığım sırada Kuzey'in elimdeki cips kabını aldığını görmüştüm.

🍁🍁🍁

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?

Katil kim?

Kılıç başkomiserle tanışıldımı? Kdpmdphj

Bölümlerin belli bir günü yok yazdıkça atıyorum.

Her şeyden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımı takip edebilirsiniz.

İnsagram hesabım: my_amd_

Tiktok hsbm : my_amdofficial

Bölüm sonu

1 yorum