🍁🍁🍁
Yüzümde hissettiğim tüğ ile kafamı başka bir tarafa çevirdim, tekrar yüzüme değen tüğü ile gözlerimi açtım. Bulut gözlerini gözlerime dikmiş bana bakıyordu "Ne yapıyorsun sen kafamda?" yatağımdan doğruldum Bulut'u kucağıma alıp öptüm "Sen beni mi uyandırıyorsun?" dedim onu kenara bırakırken ben yataktan kalktım.
Dün eve geldiğimde Kuzey'i evine yollayıp uyumuştum. Odamdan çıktığımda mutfağa ilerledim. Benim gibi yemek yapmayı bilmeyen birisi ne yapabilirdi? Buldum tost ve kahve en kolayı.
Tostu makineye koyup kahvemi yapmaya başladım, telefonumu elime aldım Kuzey'i aradım.
Telefon çalmasına rağmen açılmamıştı, Kuzey bey bu saatte uyanamazdı uykucu herif. Tekrar aradım yine açılmadı, birkez daha aradığımda bu sefer telefon açılmıştı "Ne alacaklı gibi arıyorsun?" dedi mayışmış bir sesle "Günaydınlar efendim" güldüm bir tarafdan tostumu ve şekersiz kahvemi aldım. Mutfak tezgahına geçip oturdum, telefonu ise hoparlöre alarak tezgaha koydum.
"Bana daha gün aymadı" dedi boğuk bir sesle tahminimce şuan kafasının yarısını yastığına gömmüş olmalıydı "Dünya sizin gözlerinizi açtığınızda doğmuyor, gözlerinizi kapattığınızdada batmıyor" dediğimde hemen "Keşke" dedi içli bir sesle.
"Sen ne arıyorsun böyle tekrar tekrar, bir şey mi oldu?" güldüm tostumun neredeyse yarısını yemiştim "Öyle canım sıkıldı" dediğimde "Ya git başımdan Çağla'ya" dedi kızgın bir sesle.
"Ben uyandım, canım kuzenimde uyansın dedim" ben gülerken o daha sakin bir sesle "Bunun için defalarca aramana gerek yoktu" dedi.
Tostum bitmişti "Neyse sana iyi uykular kapatıyorum" bardağımı ve tabağımı kenara koydum "Uyku mu bıraktın sanki..." söylenmesinin devamını dinlemeden telefonu kapattım. Bugünlük Kuzey yeterliydi.
Bulut'un mamasını alıp mama kabına koydum, suyunuda yeniledim. Yatak odama girdiğimde hemen banyoya gittim. Kıyafetlerime baktığımda hangisini giysem diye düşündüm ama aralarından birini alıp giydim. Saçımı at kuyruğu yaptığımda sadece hafif makyaj yapmıştım.
Çantamı ve silahımı aldım, silahımı belime yerleştirdiğimde hazırdım, kapıyı kitleyip evden çıktım Bulut evde takılırdı. Merdivenlere ilerlerken aşağıdan sesler geliyordu, sanırım Aras'da çıkıyordu. Merdivenleri bitirdiğimde Aras'ın kapıyı kilitlediğini gördüm "Günaydın" bana döndüğünde "Günaydın" diyerek o da bana karşılık verdi.
Yanıma geldiğinde "Beraber gidelim emniyete, istersen?" dedi ben hâlâ araba işini halletmemiştim taksiyle uğraşıcağıma onunla gitmek daha iyiydi "Olur" başını sallayıp kapıya yöneldi bende onunla beraber çıktığımda onun arabasına bindik.
Bugün hava güneşliydi, hava durumu çok sık değişiyordu, Aras arabayı çalıştırdığında ben arkama yaslandım, bugün cinayet hakkında çalışmaya devam edicektik.
Yol boyunca ikimizde sessiz kalmıştık, emniyete geldiğimizde Aras arabayı park etti. Arabadan indiğimde Aras'da inmişti "Melis Ayman cinayetinde ilerleme olmuş olmalı" dedi "Umarım" dedim sadece, ikimizde emniyete girdiğimizde Asır karşımızdaydı bizim yanımıza geldiğinde "Günaydın" dedi bize katıldı, beraber üst kata giderken bu sefer Merve yanımıza geldi onun yanında ise Zehra vardı.
Aras durduğunda hepimiz durduk "Siz beraber mi geldiniz?" dedi Merve hafif şaşkın bir sesle, biz cevap vermeden Asır konuştu "Çağla, başkomiserimin üst komşusu, bu yüzden beraber gelmiş olmalılar" dedi Merve'ye göz kırparak. Merve "Aa anladım" dediğinde Aras konuyu değiştirdi "Hepiniz toplandığına göre bir şeyler var" dedi.
Bu sefer Zehra gülümseyen yüzünün aksine tebessümünü sildi "Aslında var değilde hiçbir şey olmadığı için geldik" dedi "Nasıl yani?" bu sefer Merve söze girdi "Yani bir şey bulamadık bize işimize yarayabilecek daha fazla delil gerekiyor" dedi.
Asır "Ne yapıcağız?" dediğinde Aras "Melis Ayman'ın evini aramak için savcılıktan izin kağıdı çıkar" dedi Asır'a dönerek, Asır başını sallayıp yanımızdan ayrılırken Zehra "Biz gidelim eğer bir durum olursa sizi bilgilendiririz" dedi Merve'yle beraber yanımızdan ayrıldılar.
Aras ile koridordan ilerleyip odaya girdik Aras masasına oturduğu sıra bende kendi masama geçtim.
Bilgisayarımdan sanıkların ifadesini göz geçirmeye başladım, işe yarar bir bilgi bulmak için.
Tek tek ifadeleri okurken pek farklı bir şey olmadığını farkettim yaklaşık bir saat süren bu incelememden sonra bilgisayarı kapattım "İzin alındı Melis Ayman'ın evine geçiyoruz" kafamı kaldırdığımda Asır'ın kapıda bize baktığını gördüm, ayağa kalktım, üçümüzde odadan çıktık.
Maktülün evini ararsak bir şeyler bulabilirdik, üçümüzde hızlı adımlarla emniyetten çıktık. Aras ve Asır'ın arabasına baktığımda Asır'la gitmeye karar verdim, Asır'ın arabasına ilerledim. Aras önde biz ise arkada yola çıktık.
Kafamı arabayı kullanan Asır'a çevirdim "Ailesi evde mi?" dedim Asır bana dönmeden "Bilmiyorum" dedi. "Ne zaman eğlenmeye gidiyoruz?" dedim iddiayı kazanmamdan bahsederek "Ne zaman istersen o zaman gideriz" dedi gülerek, biraz düşünür gibi yaptım "O zaman cinayet çözüldüğünde gidelim, kafamız rahat olur" dedim başını salladı "Tamam."
"Bugün hava serin" dedi camını açtığında arabaya rüzgarın esintisi girmişti "Evet, hava çok değişiklik gösteriyor" dedim Asır beni başıyla onayladı.
Bir villanın önüne geldiğimizde Asır "Geldik ev burası" dedi evin önünde ekip ve olay yeri inceleme hazır bir şekilde bekliyordu, Aras'ın arabası durduğunda Asır arabayı onun arabasının yanına park etti.
Arabadan indiğimizde herkes hazır bir şekilde bekliyordu, onların yanına gittiğimizde Aras, Asır ve ben evin kapısına geldik diğerleri ise arkamızdaydılar. Aras kapıyı çaldığında bir süre bekledik kapı açıldığında kapıyı açan bir çalışan olmuştu, çalışan bizi gördüğünde "Ben Sinem hanıma ve Ahmet beye haber vereyim" dedi ve geri dönüp merdivenlerin yanından gitti.
Kısa süre sonra Ahmet bey ve Sinem hanım kapıya geldi "Buyurun?" Sinem hanım bizi gördüğüne şaşırmış gibi görünüyordu, Aras elindeki kağıdı Ahmet beye uzattı "Evinizi aramak için izin kağıdı" dedi "Evinizi arayacağız" Ahmet bey kağıda baktı ardından kenara çekildi "Buyurun" Sinem hanım hala şaşkın duruyordu.
Biz eve girerken olay yeri inceleme hemen işe başlamıştı hepsi bir tarafa giderken Miraç ekibi kordine ediyordu. Ahmet bey bizim yanımıza geldi "bir şey mi oldu Başkomiserim?" dedi meraklı bakışları bizdeydi "Kızınızı öldüreni bulmak için daha sıkı bir arama yapıyoruz" dedi Aras bilgi vererek ben ise yanlarından ayrıldım.
Yukarı çıkan merdivenleri çıktığımda etrafa bakıyordum, olay yerinin en çok olduğu odaya ilerledim bu oda Melis'in odası olmalıydı, olay yeri incelemeden birinin bana uzattığı eldiveni taktım.
Odaya girdiğimde ekip çalışıyordu, oda büyük ve ferahtı. Yatağın üstünde bir ayıcık vardı ayıcığın yanında ise bir sürü kağıt vardı, kağıtlardan birini elime aldığımda Miraç yanıma geldi "Kağıtlar Doruk tarafından belli zaman dilimlerinde maktüle verilmişler, içlerinde genellikle aşk gibi şeyler var" dedi kağıda baktığımda dediği gibiydi Doruk'un Melis'e olan aşkı vardı genel olarak.
Kağıdı tekrar yerine koydum ayıcığa dikkatle baktığımda üstünde saç teli vardı ama saç teli sarıydı Miraç'a döndüm "sarı saç teli var, maktülün saçı kumral" dedim Miraç eline aldığı özel incelemede kullanılan eşyalarla saç telini özenle ayıcığın üstünden aldı.
"Sevgilisinin saçı sarıydı" diye mırıldandım "bir şey mi söylediniz komiserim?" başımı olumsuz anlamda salladım "Hayır" dedim Miraç'a. Ekip çalışırken bu sefer Melis'in banyosuna ilerledim, banyo genişti içerisinde pembe oldukça çok şey vardı.
Etrafı incelerken dolabın kapağını açtım içerisinde birçok bakım malzemesi vardı, orada gözüme çarpan fiyonk tokaların bulunduğu kutuyu aldım. kutu fiyonk tokalarını koymak için özel yapılmışa benziyordu.
İçerisine üç fiyonk toka alabilecek kadar yapılmıştı ama içinde sadece iki toka vardı biri siyah diğeri ise beyaz olan iki fiyonk vardı, bir tanesi ise burada değildi.
Paketi yerine tekrar koyarken yanımdaki olay yeri incelemede çalışan kişi Melis'in olduğunu düşündüğüm taraktan saç teli alıyordu, Melis'in saçı kumraldı ve uzundu. Saçı aldıktan sonra tarağıda bir ambalaja koydu ben yanından ayrılmadan önce.
Banyodan çıktıktan sonra odadan da çıktım, etrafa bakınırken kapısı açık olan olay yerinin girip çıktığı odaya girdim Miraç bu sefer buradaydı. Büyük çoğunlukla beyazdan oluşan bir odaydı. Ekip heryeri didik didik arıyordu işimize yarayabilecek bir şey bulabilmek için.
Miraç ekipten birine "Saç örneklerinide alın" dediğinde yanına ilerledim "Sence bu ev bize yardımcı olucak mı?" dedim ona bakarak "En küçük delil bile cinayeti çözmeye yardım edebilir" dedi haklıydı başımı onu onaylayarak salladım "Siz dışarı çıkın çöp kutularına bakın" Miraç çalışan birkaç kişiye verdiği emirle onlar dışarı çıktı Miraç ise incelemeye devam etti.
Odadan çıktığımda bu kattaki balkonda duran Sinem hanım dikkatimi çekti, elimdeki eldivenlerden kurtulduğumda onun yanına ilerledim, balkona çıktım hava güneşliydi. Gözüme gelen güneşle gözlerimi kıstım saçımda bulunan siyah güneş gözlüğümü gözüme taktım.
Balkon trabzanına eline koymuş dışarıyı seyrediyordu bende yanına geçip etrafa gözlerimi gezdirdim "Nasılsınız?" dedim gözlerim onu bulduğunda gözleri doluydu "Kızımı özledim" dedi.
"Pişman mısınız?" dedim soğuk bir sesle zamanı varken onunla ilgilenmemişti şimdi ise istesede ilgilenemezdi "Onunla daha çok vakit geçirmeliydim evet ama günlüğünü okumak benim canımı daha çok yaktı" uzattığı günlüğü elime aldım.
Bu Melis'in günlüğü olmalıydı içine baktığımda kısa kısa cümleler vardı. Karışık bir şekilde bazı sayfaları açıp okudum.
15/03/2023
Bugün aşık oldum...
Çok aşık oldum ama kimseye aşık olduğumu söyleyemiyorum, annem işinin olduğunu söyledi babam ise telefonu açmadı bile
21/05/2023
Bugün Doruk'la sevgili olduk . Bana çiçek almış çiçeğin kuruyacağını biliyorum ama yinede çiçeği saklıyacağım.
Bu benim ilk aldığım çiçek.
12/09/2023
Bugün doğum günüm...
Okuldakiler beraber kutluyalım dedi ama ben ailemle kutluyacağımı söyledim. Eve geldiğimde onları bekledim ama gelmediler ikisininde yine işi varmış, bana aldıkları hediyeleri gönderdiler.
Her sene olduğu gibi doğum günümde yalnızım...
08/11/2020
Bügün bir kızla tanıştım çok tatlı biriydi bana yalnız olmadığımı hissettirdi.
22/11/2020
O kızla hala arkadaşız, onunla olmak beni mutlu ediyor. Beni yargılıyarak değilde anlayarak dinliyor.
05/01/2022
O artık benim en yakın arkadaşım.
Onun adı Büşra...
15/10/2023
Bugün birşey gördüm çok korkunçtu, anlatamıyacağım kadar korkunç. Bir çocuğun görmemesi gerken birşeydi ama ben gördüm.
Kimseye söyleyemiyorum ama ben Büşra'ya söyledim.
Sustum...
20/10/2023
Babamla annemi yan yana görmek canımı acıtıyor.
Eskiden üçümüz beraber olalım diye çok isterdim şimdi ise bu beraberlik canımı yakıyor.
Yine sustum...
27/10/2023
Bir çocuk korktuğunda ailesine sığınırmış.
(yazılan yazının üstü çizilmiş okunmuyor) Üstü çizili
Sustum...
30/10/2023
Bugün bir arkadaşım çok şanslı olduğumu söyledi sadece gülümsedim birşey söyleyemedim.
Sustuğum başka bir gün daha...
03/11/2023
Cümlelerimde çok fazla üç nokta kullandığımı farkettim.
Benim için üç nokta konuşamamak, yazamamak, anlatamamak...
06/11/2023
Bugün içimde bir burukluk var.
Anlatamıyorum...
6 kasım son yazdığıydı ondan sonrası boş sayfalardı, bir daha dolamiyacak olan boş sayfalar. Son yazısını ölmeden önce sabah yazmış olmalıydı.
Günlüğündeki yazılar çelişkili ve üstü kapalı cümlelerdi "Kızınızı hiç psikolağa götürdünüz mü?" dedim "Hayır neden ki?" dediğinde elimdeki günlüğü havaya kaldırdım "Keşke götürseydiniz" dedim yanından ayrılmadan önce.
Kızlarının pek iyi olmadığı açıktı ve günlükte açıklamadığı şeyler vardı. Elimdeki günlükle balkondan çıktığımda Miraç'ın yanına gittim "Bu günlüğü laboratuvara gönder incelensin, bir çocuk psikoloğunun göz atması gerekiyor " elimdeki günlüğü ona uzattım "Tabi komiserim" o elimdeki günlüğü aldığında ben aşağı merdivenlere ilerledim.
Merdivenlerden indiğimde Asır çalışanlarla konuşuyordu, karşısındaki şoför olduğunu düşündüğüm kişi uzaklaşırken ben yanına gittim. "Bir şey bulabildinmi?" dedim "Arıyoruz" dedi ucu açık bir kelime söyleyerek.
"Biz gidelim inceleme devam edicek" arkamızdan gelen sesle ikimizde Aras'a döndük başımızı onaylayarak salladığımızda Aras kapıya ilerledi.
Etrafıma baktığımda inceleme hızlı bir şekilde devam ediyordu "Kızın pskolojik durumu pek iyi değil" dedim.
Asır saatine baktığında "Bir dürümcü'ye mi gitsek açıktım" dedi "Sen dürüm deyince bende acıktım" dedim güldük "Hadi gidelim o zaman" dedi gülmeye devam ederken "Tamam."
İkimizde evden çıktığımızda Aras'ın arabası yerinde yoktu. Asır'ın arabasına geçtiğimde "Bildiğin bir yer varmı?" dedim bir tarafdanda emniyet kemerini taktım "Ooo olmaz mı? Ben sana bir yere götüreyim, emin ol hayatında böyle dürüm yemedin" abartarak söyleyişine karşılık "O kadar diyorsun" dedim gülerek "Evet" yola çıkarken bana dönüp tekrar önüne döndü "Biz Başkomiserimle arada oraya gideriz dürüm yemeye" dedi.
Sessiz kaldım arabada yükselen hafif müzikle yola ilerledik, İstanbul'u tam olarak pek bilmiyordum bu yüzden gördüğüm her şeyi inceliyordum.
Asır arabayı durdurduğunda camdan dışarıya baktım tabelada yazan yazıyla dürümcüye geldiğimizi anlamıştım. Emniyet kemerimi çıkarıp arabadan indim gözlüğümü saçıma taktığımda Asır yanıma geldi. Beraber dürümcüye girdiğimizde etrafta masalarda oturan inanlar yemeklerini yiyorlardı, yemek kokusu etrafı sarmıştı.
"Memur maaşıyla seni getirebileceğim yer bu kadar" güldüm Asır masaya ilerlerken bende ardından ilerliyordum.
Asır bir masada durduğunda masada oturan bir kişi vardı "Oturalım hadi" Asır bana bakarak dediğinde masada oturan adam bize döndü. Aras.
Aras burada mıydı? Asır Aras'ın yanındaki sandalyeyi benim için çektiğinde "Otursana" dedi Aras'ın yanına oturduğumda Asır'da karşımıza geçip oturdu.
"Başkomiserimin burada olduğunu söylememiştin" dedim Asır'a döndüm o ise önemsizce dudağını büktü "Bilmem söylememin pek önemi olduğunu düşünmedim" diyerek açıklama yaptı Aras yanımda bana bakıyordu ama ben ona dönmedim.
"Neden öğrenmek istedin ki?" Asır bu konuyu uzatmaya çalışıyordu garip imaları beni sıkıyordu "Öylesine" diyerek konuyu kapattım. Bu sırada üstünde önlükle gülerek yanımıza gelen kırklarındaki adam "Hoşgeldiniz başkomiserim, hoşgeldiniz komiserim" dedikten sonra Asır ve Aras'dan gözlerini bana çevirdi "Bu hanım kızımız kim?"
Ben konuşmadan adam devam etti cümlesine "Yoksa başkomiserimin sevgilisimisin?" daha bizim konuşmamıza izin vermeden sevinmeye başladı "Başkomiserim aşık olduğu kızıda gördüm yaa ölsemde gam yemem" bu sefer Asır söze girdi "Yakışıyorlar değil mi?" Asır'ın eğlenen yüzüne şaşkınlıkla baktım daha bismillah İstanbul'a geleli 5 gün oldu.
Adam Asır'a ne kadar yakıştığımızı anlatırken ben masadaki su dolu bardağı alıp kafama diktim, Aras ise muhabbet kendisi hakkında değilmiş gibi sadece susup dinliyordu "Öyle birşey yok!" dedim Asır'a uyarıcı bakışlarımı atarak.
"Ben komiser olarak ekibe yeni katıldım, ekip arkadaşıyız" dediğimde adam "Anladım pardon hanım kızım ben yanlış anlamışsım, o zaman sen yeni komiserimizsin? " dedi bu hoşuna gitmişcesine.
Başımı salladım "Abi sen bize dürümleri yolla" dedi Asır "hazırlatıyorum şimdi gelir" dedi yanımızdan ayrıldı.
Bu konuyu kapatmak için hiç konuşmadım, başkomiserimle aşkmış ne alakaysa.
Dürümler geldiğinde aç olduğum için yemeye başladım ilk ısırdığımda Asır'ın övgülerini gerçektende hakkettiğini düşündüm, tadı çok güzeldi hatta şuana kadar yediğim en güzel dürümdü.
Biz dürümlerimizi yerken Aras'ın telefonu çaldı, Aras elini silip telefonunu açtı karşı tarafı dinledikten sonra "Tamam" dedi ve telefonu kapattı, bize döndü "Emniyete gidiyoruz" dedi "İyide dürüm" dedim mutsuz bir şekilde Asır "Sonra yine geliriz" dedi , istemesemde dürümü bıraktım elimi ıslak mendille ve peçeteyle silip ayağa kalktım.
Asır bana döndü "Sen başkomiserimle git benim bir yere uğramam gerekiyor" başımla tamam anlamında onayladım.
Asır arabasına geçtiğinde bende Aras'ın yanında onun gittiği yöne ilerledim "Arabayı nereye bıraktınız?" dediğimde gözleriyle ileriyi gösterdi "Orada" dedi. Arabayı dürümcüden uzağa park etmişti, arabanın yanına geldiğimizde Aras arabayı anahtarıyla açtı.
Arabaya bindiğimde emniyet kemerimi takıp arkama yaslandım hava serinlemeye başlıyordu. Aras arabayı çalıştırdı emniyete gidiyorduk. İki tarafdaki camda açıktı bu yüzden Aras'a döndüm "Benim tarafımdaki camı örter misin?" dediğimde önündeki düğmelere basarak kendi tarafındaki camda dahil iki camıda kapattı.
Akşama yaklaştıkça hava soğuyordu bir günde üç mevsim yaşıyorduk. Aras'a döndüm "En sevdiğin mevsim ne?" dedim bu sorumu şuan biraz garipsesede cevap verdi "Yaz" Aras her mevsim tişört giyen birisine benziyordu yazı sevmesine şaşırmamıştım, bazen balkona çıktığımda hava soğuk olsada tişörtle duruyordu. Neyseki dışarı böyle çıkmıyordu, evde böyle giyiniyordu.
"Senin?" düşünmeden "Bahar" dedim kafasını bana çevirip tekrar önüne döndü "Hangisi?" dediğinde biraz düşündüm "Sonbahar" hım gibi mırıltı döküldü dudaklarından.
Emniyete gelmiştik Aras arabayı parkettiğinde ikimizde arabadan indik, emniyete girdiğimizde asansöre bindik, Aras düğmeye basarken ben bekledim. Aynada üstten çıkan saçı gördüğümde hoşuma gitmemişti elimle saçımı düzeltirken Aras'la aynada göz göze geldik.
Elimi tekrar geri çektim asansör durduğunda önce ben çıktım ardımdan Aras, Aras ifadesizliğini korurken odaya geçtik. Odaya girdiğimde Asır masasında oturuyordu. Aras koltuğuna oturduğunda bende onun masasının önündeki koltuğa geçtim "Ne oldu Asır senin iş?" dedim bizi bırakıp gitmişti Asır kafasını önündeki kağıttan kaldırıp bana baktı "Hangi iş?"
Bilmemişlikten geldiğini anlamıştım gözlerimi kıstığımda Asır "Ha o iş kısa sürdü bende emniyete geçtim" dedi geçiştirerek, Aras'ın hafif gülme sesi ise kulağıma gelmişti ama ona dönmedim.
İkisi birlik olup bir işler karıştırıyordu ama neyse.
Kapının tıklatılmasıyla kapıya döndüm gelen Zehra'ydı "Gel Zehra" Aras'ın sözüyle Zehra karşımdaki koltuğa oturdu, Asır ise ayağa kalkıp Aras'ın yanına geçti.
Zehra elindeki dosyayı Aras'a uzattı "Melis Ayman'ın odasında çıkan günlüğünün üzerinde annesi Sinem Ayman ve Büşra Asen'in parmak izi var, günlüğün içinde yırtılan sayfalar var bu yırtılan sayfalar tahminen son iki ayda yazdıkları olmalı. Günlüğü çocuk pskoloğuna verdik o inceliyor." dedi.
Ardından devam etti "Soyunma odasında yerde odanın anahtarı bulunmuş anahtarda Ece ve Elif'in parmak izi var. Şimdilik bu kadar ama olay yerinden yeni gelen ve gelmeye başlayan deliller var onları incelemeye devam ediceğiz" Aras ve Asır ellerindeki dosyayı inceliyorlardı "Tamam Zehra bir şey olursa sen bildirirsin" Zehra ayağa kalkıp yanımızdan ayrıldı, Aras elindeki dosyayı bana uzattı "Elif ve Ece'nin ailesiyle konuş kızların buraya gelmesi gerekiyor" dedi başımı onaylayarak salladım.
Dosyayı bir elime alırken masama geçtim Elif'in annesinin numarasını bulduğumda aradım, telefon kısa bir çalıştan sonra açıldı "Buyurun" söze girdim "ben komiser Çağla Arslan, kızınız Elif'i ifade için emniyete bekliyoruz" kadın bir anda "Ne oldu?" dedi "Sadece ifadesine başvurucağız" dedim ardından tamam gibi sözlerden sonra telefonu kapattım.
Ece'nin babasını aradığımda telefon açılmadı tekrar aradığımda ise bu sefer açıldı "Buyurun" söze girdim "Ben komiser Çağla, kızınızı ifade için emniyete bekliyoruz" her ailenin yaptığı gibi sorularını sordu "Neden? Bir şey mi oldu?" elimi burun kemerime götürdüm "Hayır sadece ifadesine başvurucağız" telefonu kapattığımda önümdeki dosyayı açıp içine baktım sadece Zehra'nın söyledikleri vardı dosyada.
Dosyayı incelerken kapı tıklatıldı bu sefer gelen Doruk'tu elinde bilgisayarla gelmişti "Size göstermem gereken bir kamera görüntüsü var" dedi Aras'ın yanına giderken ben ve Asır'da Aras'ın yanına gittik. Doruk bilgisayarında bir şeyler yaparken onun yanında Asır vardı diğer tarafında ise Aras. Bende Aras'ın yanında elimi masaya koymuş bir şekilde bilgisayar ekranına bakıyordum.
Görüntü açıldığında kamera kaydı okuldandı odanın kenarında bulunan yerde bir sürü anahtar asılıydı video devam ederken kapı ağır bir şekilde açıldı Elif etrafı kontrol ederek odaya girdi ardından arkasını döndüğünde bu sefer odaya giren Ece'ydi.
Ece kapıda bekleyip dışarıya bakarken Elif anahtarların olduğu yere ilerleyip anahtarlara baktı içlerinden birini aldığında, ikiside sessizce odadan çıktı video ise burada kapandı. Ne yapıyorlarsa gizlice yapmaya çalıştıkları belliydi "Bu odada okulun heryerinin anahtarı var öğrencilerin girmesi yasak, Elif ise soyunma odasının anahtarını aldı" dedi Doruk.
Doruk'a döndüm "Bu saat kaç aralığında oldu?" sorumla Doruk bilgisayarda bir şeyler yaptı "13.10 ve 13.15 arasında olmuş komiserim" dedi Aras elini çenesine götürdü "Adli tıp raporuna göre Melis'in ölüm saati 12.30, bulunma saati ise 13.25" dedi.
"Tamam Doruk sen başka bir şey bulursan haber ver" Doruk yanımızdan giderken Asır odanın kenarındaki panoya ilerledi, ben Asır'ın yanına panonun başına gelirken Aras masaya kalçasını koyup orada durdu.
Asır eline kalem aldı "Melis'i bulan Elif ve Ece" dedi onların fotoğrafını kalemle göstererek " Melis 12.30'da öldü" kalemi Melis'in yerde ölü bir şekilde yatan fotoğrafına götürdü "Ece ve Elif 13.10 civarı anahtarı aldı" kalemin kapağını açıp bu detayı panoya ekledi "13.25'de ise Melis'in cesedini buluyorlar söylediklerine göre" dedi kalemin kapağını kapattı.
"Kafayı çalıştırın öneriler başlasın" dedi Aras bize bakarken bende elime bir kalem aldım "Diğelim ki Melis'i öldüren Elif ve Ece yada ikisinden biri. Elif ve Ece Melis'i öldürüyor ve bunun üzerine korkuyorlar bu korkuyla öldüren değilde bulan kişi olarak görünerek yırtmayı düşünüyorlar" dedim.
Aras "Neden öldürsünler?" dedi "Ettikleri bir kavgadan dolayı olabilir sonuçta Melis zengin okul sahibinin çocuğu" dedim "Bunun için yeterli mi?" dedi Asır "Sonuçta daha gençler, bir anlık sinirle bile olabilecek bir şey" dedim.
Bu sefer seneryoyu Asır kurdu "Bence Melis Elif ve Ece'yle Çağla'nın dediği gibi kavga ediyorlar yanlışlıkla Melis düşüp başını vuruyor sonra kızlar korkuyor o panikle kaçıyor, adli tıpın raporuna göre Melis başını 11.55 civarında vuruyor lakin ölmüyor ama beş dakika kadar sonra 12.00 Melis tekrar darbe alıyor bu ise ölümüne sebep oluyor. Kim olduğunu bilmiyorum ama kızlarla iken yanlışlıkla başını çarpmıştı kızlar odadan kaçtığında katil geldi ve Melis'i öldürdü"dedi.
"Kim? Ve neden?" dedi Aras bu sefer derin bir nefes verdim "Bu kadar bilgiyle oluşan seneryolar bu oluyor" dedim. Aras "Biz olabilecek seneryoları kurucağız, bu gerçekde olabilir olmayadabilir sonuçta şuan bildiğimiz yada bilmediğimiz herkes zanlı'dır."
Hepimiz panoya bakarken kapı tıklatıldı polis memuru "Elif, Ece ve aileleri geldi" dedi. "Elif ve Ece'yi odaya alın ailesi beklesin" Aras'ın sözünden sonra Asır panonun üstünü siyah bir örtüyla örttü.
Aras yerine geçerken Ece ve Elif başlarında polis memuruyla odaya girdi "Oturun kızlar" sözümle ikiside Aras'ın masasının yanındaki iki koltuğa oturdu.
Ben onların yanındayken Asır Aras'ın yanındaydı. Kızlar on sekiz yaşının altında oldukları için aileleri tarafından getirilmişti, kızların ikisininde gözlerinde korku vardı. Bir cinayetin görgü sanıklarıydılar ve şimdi onları polisler çağırmıştı korkuları biraz normaldi.
Aras söze hızlı bir şekilde girdi "Anahtar odasında ne yapıyordunuz?" dediğinde ikiside dolan gözlerini Aras'a çevirdi "Anlamadım" dedi Elif şaşkın bakışlarla. Asır daha sakin bir tavırla elini masaya koyup eğildi "Melis'in öldüğü saatlerde ikiniz anahtar odasına girmiş ve oradan soyunma odasına ait olan anahtarı almışsınız" dedi Ece tam itiraz etmek için konuşacakken "Kamera kaydı var" dedim benim sözümle kafasını önüne büktü.
"Neden anahtarı aldınız?" Aras'ın tekrar sorduğu ve o soğuk sesinin üzerine kızlar kafalarını hafif kaldırıp göz göz geldiler. Karar vermeye çalıştıkları açıktı.
Elif mahçup bir sesle "Melis'i odaya kitlemek için" dedi gözlerini kaçırarak.
Ece bir anda bize döndü "Biz Melis'e bir şey yapmadık gerçekten. Biz sadece ona küçük bir ceza vericektik ama gittiğimizde yerde kanlar içinde yatıyordu" ağlayarak korku içinde gözleri bizim üzerimizde dönüyordu.
Masamdan aldığım peçeteleri Elif ve Ece'ye uzattım Aras daha uzlaşmacı bir sesle "Eğer bir şey yapmadıysanız korkmanıza gerek yok, neler olduğunu sakince anlatın" dedi.
Elif gözyaşlarını sildi "Biz Melis'le kavga etmiştik sınıfta bir konu hakkında sonra o bize hakaret etti ve bizde ona bir ceza vermek istedik" dedi Ece devam etti "Melis pazartesi günü tenis oynar bu yüzden üstünü değiştirir, o gün ders boştu Melis'de erken üstünü değiştirmeye gitti, bizde odadan anahtarı alıp Melis'i soyunma odasına kitliyecektik, anahtarı aldıktan sonra soyunma odasına gittik ama..." Ece ağlamaya başladı sözü Elif tamamladı "Yerde ölü bir şekilde yatıyordu sonrasını ise biliyorsunuz, müdüre haber verdik polisler geldi" ikiside göz yaşlarını silerken Aras kızların başında yanımızda duran polise döndü "Kızların ifadesini tekrar alın" dedi tekrar kızlara döndü "Umarım bu sefer yalan söylemiyorsunuzdur" dedi.
Kızlar polisle beraber odadan çıkarken koltuğa oturdum masadaki bardağa su koydum suyu içtim. "Yarın çoğu deliller çıkmış olur" dedi Asır, ben ayağa kalkıp yerime geçtim.
Yaklaşık yarım saat kadar masada çalıştıktan sonra ayağa kalktım "Ben eve geçiyorum iyi geceler" dedim ikiside "İyi geceler" diyerek cevap verdiler.
Asansörü kullanarak emniyetten çıktığımda gecenin karanlığı şehrin ışıklarına karışmıştı.
Yolun kenarında durduğumda geçen taksilere el kaldırdım bazıları doluydu bazıları ise durmuyordu. Nihayet bir taksi durduğunda taksiye binip adresi verdim. Taksi yolda giderken ben şehri karanlıkta izlemeye başladım cam kenarında.
Yanan ışıklar, geçen insanlar her şey gözüme çok güzel geliyordu. Dışarı izlemem eve gelmemle bitmişti, taksiciye parayı uzattıp taksiden indim.
Taksiden indiğimde Kuzey karşımda beyaz oldukça iyi olan bir arabaya yaslanmıştı ama araba pek Kuzey'in tarzı değildi. Kuzey etrafı izliyordu, yine neden gelmişti?
Yanına ilerledim "Kuzen akşam akşam ne oldu?" güldü "Sana bir şey vericeğim" dedi ne der gibi göz kırptığımda arabayı bana gösterip anahtarı bana uzattı "Sana doğum günü hediyesi aldım."
"Ne? doğum günü hediyesi mi?"
Arabaya daha dikkatli baktığımda range rover aldığını anladım.
Beyaz bir range rover.
Şaşkınlığıma karşılık Kuzey güldü ona anlamsız bakışlarımı attım "İyide benim doğum günüme daha var ben Aralık'ta doğdum sen ayları karıştırdın sanırım" dedim.
Kuzey'in gülüşü büyüdü bizim diğer tarafımıza gelip duran araçla Aras'ın geldiğini anladım. "Ben senin doğum gününü asla karıştırmam, her şeyi unuturum ama bunu asla" dedi abartılı bir sesle bende güldüm, bu çocuk deliydi.
"Senin doğum günün aralıkta ama ben sana hediyeni erken vermek istedim" dedi anahtarı elime bıraktı, Kuzey'in bana aldığı beyaz arabanın camından gördüğüm kadarıyla Aras arbadan inmiş eve ilerliyordu.
"Yeni araban hayırlı uğurlu olsun, ilk benimle beraberken sürüceksin umarım kaza yapıpta bu bebeksi yüzüme ve bu pahalı arabaya zarar vermessin" dedi eliyle yüzünü gösterek.
Elimle gülerek koluna vurdum "Deli yaa" kollarımı açıp Kuzey'e salırırdım, Kuzey'de bana sımsıkı sarılırken omzuma koyduğu kafasından güldüğünü anlıyabiliyordum.
Ona sarılıyken "Tamam kendinede zarar verme" dedi daha sakin bir sesle "Sonuçta hastane masrafları var, senin gibi kızıda anca özel hastaneye götürebiliriz" dedi ciddi kalma süresi birkaç saniyeden ibaretti.
Koluna tekrar vurduğumda acılı bir inlemeye karışık dudaklarından gülme nidaları çıktı. Ondan ayrıldığımda elini koluna götürdü "Senin elin ağır bana vurup durma" dedi.
Eliyle kolunu okşuyodu. Etrafta Aras yoktu sanırım evine gitmiş olmalıydı.
"Narin vücudumu çürüttün" dedi eve doğru ilerlerken. "Nereye?" arkasından seslendiğimde "Eve" diyerek karşılık verdi. Hiçbir fırsatı kaçırmıyordu.
Bende ardından gidip merdivenleri çıktım, evin kapısına geldiğimde Kuzey anahtarla kapıyı açıyordu. Ellerimi belime koydum "Benim evimin anahtarı sende ne arıyor?" dedim.
Kuzey kapıyı açtı "Biz kuzeniz anahtar bende olmicakta kimde olucak?" dedi eliyle yanağımdan makas alıp hızla eve girdi, resmen kaçıyordu.
Eve girip kapıyı üstüme kapattım, Kuzey salona geçerken bende ayakkabımı çıkardım "O anahtarları bana ver" dedim salona doğru bağırarak.
Salona girdiğimde "Anahtar bende Çağla'cığım ve şuan çok uykum var bana süt ısıtmaya ne dersin" dedi gözlerimi irileştirdim "Birde beyefendiye süt ısıtıcağım başka bir emrin varmı?" dedim abartılı nidalarla.
"Yanınada kurabiye güzel giderdi ama şimdi sen kurabiye yaparsan sonum yine hastanede biter bu yüzden istemiyorum süt yeterli" dediğinde sinirle derin nefesler aldım.
Kuzey'e birkez kurabiye yapmıştım kurabiye o kadar kötü olmuştu ki Kuzey bir ısırık alıp kalanını yiğiyememişti buna rağmen hastanelik olmuş ve serum yemişti, şimdide bana o konuyu açarak ima ediyordu.
"Kuzey" dedim e harfini uzatarak ve dişlerimin arasında sinirle. Kuzey yavaş adımarla misafir odasına ilerlerken "Senin yine Karadeniz damarın ortaya çıkıyor ben kaçıyorum" dedi birkaç saniye içinde ortadan kaybolup odaya gitmişti.
Derin nefesler alarak rahatlamaya çalıştım, Kuzey beni çocukluğumuzdan beri o kadar çok sinir etmiştiki artık bir anda ortadan tüymeye alışmıştı, bu konuda ustalaşmıştı.
Yatak odama gidip üstümü değiştiridim açık kahverengi, pamuktan, üstünde ayıcık resmi olan pijamalarımı giydim. Odadan çıkıp mutfağa geçtim.
Dolaptan aldığım sütü cezveye koyup ısınmasını bekledim, bugünde yorulmuştum. Evde sadece mutfağın ışığı yanıyordu, süt ısındığında ağzına koyacak bir şey buldum ve ışığı kapatıp Kuzey'in odasına ilerledim bu çocuğun gece süt içme alışkanlığı ne zaman biticekti.
Çocuğu olduğunda artık karşılıklı her gece süt içerlerdi.
Kuzey'in kapısını açtığımda Kuzey odada değildi, tahminimce tuvalletde olmalıydı.
Komidine ilerleyip süt dolu bardağın ağzını kapatarak koydum, sessizce odadan çıktığımda kendi odama gittim.
Odaya girdiğim gibi kendimi yatağa bıraktım.
🍁🍁🍁
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Katil kim?
Kuzey'dende zaten bir range rover beklenirdi jfpdmcdp
Cinayeti çözme yolunda gidiyoruz, gittikçe ipuçları sizi katile götürecek.
***
