İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 3 · 18 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 3

3. Bölüm

Tatlı okumalar :)

🍁🍁🍁

"Pekala ben bilişime gidiyorum, bakalım kamera görüntülerinden neler çıkıcak?" dedim Aras başıyla beni onayladı, odadan çıkıp asansöre ilerledim, bilişim bölümüne geçicektim.

Asansör geldiğinde benimle beraber birkaç kişide binmişti, kısa süre sonra kata gelmiştim, asansörden inip bilişim bölümüne ilerledim kapıyı açtım, çalışan birçok kişi vardı önleri ise bilgisayarlarla doluydu.

Benim konuşacağım kişi Doruk Asil'di. Burada çalışan kişilerden ayrı camdan oluşan odalarda vardı, odaların birinde 'bilişim uzmanı Doruk Asil' yazıyordu kapıya ilerlediğimde, kapı açıktı. Bilgisayarına dalmış bir vaziyette duran yirmilerinde, sarı saçları, kahverengi gözleri olan biriydi, kapıyı iki kez tıklattığımda gözleri beni buldu.

"Ben Komiser Çağla" dediğimde ayağa kalktı "Buyurun komiserim" yanına ilerleyip bilgisayarın karşısına geçtim "Ayman koleji'nin kamera görüntüleri hakkında bilgi alıcaktım" sözümle hemen bilgisayarına döndü, bir taraftanda bana bilgi verdi.

"Komiserim soyunma odasına giden kameralarda görüntü yok, müdür oradaki kameralarda arıza olduğunu değiştirmesi gerektiğini söyledi ama daha değiştirirmemiş" birkaç tuşa bastığında ekranda bir görüntü çıktı bu görüntü Melis Ayman'a aitti, merdivenlerden iniyordu. Soyunma odasına giden koridora girmişti ama bundan sonrası yoktu,ekran kararmıştı "Ne oluyor?" dedim önümdeki masaya bir elimi dayayarak ekrana baktım "Komiserim Melis Ayman soyunma odasına giden koridora girdikten sonra buradaki çalışan kameralarda etkisiz hale geliyor."

"Tamam sen görüntülerin üzerinde çalış bir şey çıkarsa haber ver" dedim "Tamam komiserim" yanından ayrılıp bilişim bölümünden çıktım.

Kameralardan bir şey çıkmamıştı en azından şimdilik, şuan kimin yaptığı hakkında düşünmek için bile çok erkendi.

Odaya girdiğimde Asır masasındaydı bende kendi masama geçip oturdum. Asır dertli dertli gözlerini masaya dikmiş bir elindeki kalemi çeviriyordu "Ne düşünüyorsun?" dedim kafasını kaldırıp koltuğuna yaslandı "Öyle dalmışım" dedi peki dercesine güldüm, öylesine bir dalışa benzemiyordu.

Odanın kapısı çaldığında kafamı kaldırdım gelen orta kilolarda, al yanakları, otuzlarında bir kadındı, elinde tuttuğu çay tepsisiyle önce Asır'ın masasına gidip ona bir bardak çay koydu, ardından benim masama geldi "Komiserim ben sizin nasıl içtiğinizi bilmiyorum bu yüzden siz istediğiniz kadar şeker atın " dedi tebessüm ettim "ben şeker kullanmıyorum" dedim bir bardak çayı aldım, kadın "İyi günler" dileyip odadan çıktı.

Asır bardağını karıştırırken ben çayımı içmeye başladım, önümdeki bilgisayarı açtığımda, Melis Ayman hakkında bilgilere baktım. 16 yaşında, özel okullarda büyümüş, zengin bir yaşamı olmuş. Villada annesi ve babası ile yaşıyormuş ama annesi ve babası iş için çok sık seyahat ediyor.

Aras'ın odaya girmesiyle gözüm bilgisayardan ona kaydı, elinde bir dosyayla koltuğuna oturdu "Ailesinden bir haber varmı?" dedi bu soruyu Asır'a yöneltmişti "Başkomiserim bu akşam gelebileceklerini söylediler" dedi Asır.

Polis'lerden biri kapıyı tıklattığında kafamı kapıya çevirdim elinde bir poşetle polis odaya girdi "Komiserim siparişleriniz gelmiş" dedi Asır'ın önüne poşeti koydu "Sağol Hasan" dedi Asır, polis odadan çıkmadan önce.

Aras "Ne sipariş ettin?" dediğinde Asır gülümsedi "Öğle arasını kaçırdık bende dürüm sipariş ettim yeriz diye düşündüm" dedi ardından bana döndü "Yersin değilmi Çağla?" dediğinde başımı salladım evet anlamında. Sabah kahvaltı yapmadan çıkmıştım, öğle arasında ise işlerle ilgilendiğim için acıkmıştım.

Asır ayağa kalkıp Aras'ın önündeki koltuğun birine oturdu "Gel Çağla" dediğinde bende kalkıp Asır'ın karşısındaki diğer koltuğa oturdum.

Asır dürümü ve ayranları poşetten çıkarırken kokusu burnuma çoktan gelmişti, yemeğin kokusu acıktığımı bana tekrar hatırlatıyordu.

Asır dürümleri benim ve Aras'ın önüne koyarken kendiside dürümünü aldı. Ben ayranımı açarken Asır "Cinayet hakkında ne düşünüyorsunuz?" dedi o da ayranını açıyordu "Bir çok seçenek var, sonuçta herkes şüpheli" dedim dürümü yemeğe başlarken.

"Olay yerinden çıkan delillerden birşey çıkmamış mı?" dedi Aras, Asır cevapladı "Yok Başkomiserim daha işimize yarayabilecek bir şey çıkmadı. Laboratuvar çalışıyor."

"Güvenliklerin hiçbir şeyden haberi olmamış, okula giren yabancı birisinin olmadığını söylediler" dedi Aras, ara ara gözleri beni buluyordu.

"Melis'in en yakın arkadaşının ifadesini okudum, pek bir şey yoktu, en azından işimize yarayabilecek" dedim "Büşra'nın ifadesinden bir şey çıkmadı" diyerek Asır beni onayladı.

Dürümü yediğimde elimi ıslak mendille sildim, oturduğum koltuktan kalkıp kendi masama geçtim bu sırada Asır çöpleri çöp kutusuna attı.

Telefona gelen bildirimle cebimdan telefonumu çıkardım.

Kuzey: fotoğraf *

Kuzey'in attığı fotoğrafa girdiğimde bana Bulut'la çekildiği bir fotoğrafı atdığını gördüm. Kucağına aldığı Bulut'um ile gülümseyerek kameraya bakıyordu.

Kuzey: fotoğrafa dikkatli bakarsan Bulut tarafından unutulduğunu görebilirsin kuzen :)

Çağla: dikkatli bakarsan Bulut'un gözlerinin sana korkuyla baktığını görebilirsin.

Çağla: kediler köpeklerden daima korkar ;)

Kuzey: si*tir git

Çağla: küfürüde sansürlermiş canım kuzenim

Kuzey: göt korkusu.

Çağla: bir ara spor salonuna gidelim bakalım bayatlamışmısın?

Kuzey : sağol kuzen ben almayayım.

Kuzey: beni annem çağırıyor.

çevrim dışı

Telefonu kapatıp kenara koydum, Kuzey en son benden yediği dayaktan sonra artık dövüşte benden uzak davranıyordu.

"Ben biraz hava alıcağım" dedim ayağa kalkarken, odadan çıktığımda asansöre binip zemin kata indim ardından bahçeye çıktığımda hava serindi yağmur yağmıyordu ama rüzgar oldukça sert esiyordu.

Bahçede duran banklardan birine ilerledim bankın ıslak olmadığından emin olduğumda banka oturdum.

Etrafda geçen insanlar, telefonlarıyla konuşanlar, ara veren çalışanlar, işi hakkında konuşan insalar... bir süre burada oturdum, temiz hava iyi geliyordu.

Hava kararıyordu, spora gidicektim bu akşam umarım gece çalışmaya kalmazdık, burnuma kokan kahve kokusuyla kafamı çevirdiğimde laboratuvar görevlisi Zehra elinde iki karton bardakla yanımda ayakta duruyordu.

"Oturabilir miyim?" dediğinde olur anlamında başımı salladım "Elbette" yanıma banka oturduğunda elindeki karton bardaklardan birini bana uzattı "Teşekkür ederim" bardağı elime aldığımda hafif elim yanmıştı, bardağı ucundan ve alt kısmından tuttum.

"Ne zamandan beri burada çalışıyorsun Zehra" kahvemi kokladığımda rahatlamıştım, çay severdim ama kahvede tercihlerim arasındaydı, uykusuz gecelerim için.

"Komiserim ben altı aydır burada çalışıyorum yani öyle çok bir zaman olmadı" dedi gülerek "Ekip iyi aslında hoşuma gidiyor" dedi memnun bir ses tonuyla.

"Merve biraz ciddi?" dedim adli tıp uzmanı olan Merve'yi sorarak, onu bir kez görmüştüm Asır ile ilk tanıştığımda karşılaşmıştık ama onun ciddi duruşu konuşmadanda anlaşılabiliyordu.

"Bende ilk geldiğimde farkettmiştim ama Merve iyidir işinde çok ciddidir, tabikide normal hayatındada ciddidir ama yinede özel hayatında sevdiği kişilere karşı daha eğlenceli" dediğinde "Yani işine önem veriyor" dedim "çok" derken 'o' harfini uzattı gülerek.

"Ekibin neredeyse hepsiyle tanıştın peki Doruk'la tanıştınmı?" kafasını bana çevirdi gülümseyerek "Evet bugün tanıştım" dedim.

"Soyunma odasındaki parmak izleri ve bazı deliller geldi ama olay yeri hala çalışıyor" diyerek bana bilgi verdi Zehra "Benim gitmem gerekiyor kahve molasına çıkmıştım, olay yeri hiç durmuyor bizimde delillerle ilgilenmemiz gerekiyor" dedi ayağa kalktığında "Kolay gelsin" yine tebessümünü yüzüne kondurarak yanımdan ayrıldı.

Hava iyice kararırken bende ayağa kalktım emniyete girmek için.

Koridordan ilerledim tekrar odaya geldiğimde odada Asır ve Aras dışında iki kişi daha vardı. Bir kadın ve erkek. İkisinin yaşıda büyüktü. Kadın bakımlı pahalı giyimli, zarif biri gibiydi ama gözünden akan rimel gözyaşlarıyla yüzünde akıp gidiyordu. Adamında yaşı büyüktü takım elbisesiyle kadının karşısında oturuyordu, o da ağlıyordu ama kadına göre biraz daha sakindi. İkisininde elinde yüzük vardı bu evli olduklarını gösteriyordu. Aras'ın masasının önündeki koltuklarda oturuyorlardı, Asır ise Aras'ın koltuğunun yanında ayakta duruyordu.

Bende onların yanına ilerlediğimde Aras'ın diğer tarafına geçtim Asır bana döndü "Melis Ayman'ın annesi Sinem Ayman ve babası Ahmet Ayman" dedi bana dönerek.

"Nasıl olur? Kızım nasıl ö-öldü?" Sinem hanım daha fazla ağlamaya başladı bu sefer eşi Ahmet bey bize döndü "Polis arkadaşlar bize biraz bahsetti, soyunma odasında ölü bulunmuş, kim yapar bunu kızıma?" eliyle kırışıklıklar olan yüzüne götürüp gözyaşlarını silsede yenileri yerini alıyordu.

Bir anne, baba içinde kolay değildi yıllarca büyüttüğün kızının bir gün ölüm haberini almak. Kendi okulunda kendi kızları ölü bulunmuştu.

Aras derin bir nefes alıp konuşmaya başladı ciddi bir şekilde "Kızınızın arası kötü olduğu birisi var mıydı? Veya son zamanlarda kızınızda olan farklılık?" dedi. İlk Sinem hanım bize döndü bir tarafdan peçeteyle yüzünü siliyordu "Yok komiserim kızımızın ne sevmediği olucak, evde de her zamanki gibiydi" dedi ama Ahmet bey onun konuşmasını böldü.

"Ne diyorsun sen Sinem, kızımıza en son ne zaman oturup konuştun veya aynı ortamda yarım saatten fazla kaldın? Nereden biliceksin nasıl olduğunu? Çevresinde kimseyi tanımıyorsun, arkadaşı kim? sevgilisi varmı? Hep çalışmak için yurt dışarına gidiyorsun" dedi biraz yükselerek.

Sinem hanımda ters bir şekilde Ahmet beye döndü "Sen söyle Ahmet ne zaman kızımızla vakit geçirdin? söylesene" dedi Ahmet bey mahçup bir şekilde kafasını önüne çevirdi, bir şey söylemedi.

"İkinizde yurt dışındaydınız değil mi?" dedi Asır, Sinem hanım başını onaylayarak salladı "Ben İngiltere'deydim bir toplantım vardı" dedi "Peki tanığınız varmı? Bunu kanıtlayan?" dedim, elini çantasına atıp bilet çıkardı iki tane "evet yurt dışına asistanımla gittim, bunlarda biletleri. Üç gün önce uçlakla gitmiştim, bugün uçakla hızlı bir dönüş yaptım, normalde bugün gelmiyecektim ama sonradan bir uçak bileti çıktı hemen geldim ülkeye" dedi. Ahmet beye döndüğümde "Bende Almanya'da şirketin işleriyle uğraşıyordum, şirketteki kime sorsanız benim Almanya'da olduğumu teyit eder."

"Hasan!" Aras'ın seslenmesiyle kapıda bekleyen Hasan odaya girdi "Sinem hanım ve Ahmet beyin tanıklarıyla konuşun onların gerçektende burada olmadıklarını teyit edin" dedi ve Sinem hanım ve Ahmet beye döndü "Sizinle ilgili şimdilik bir şey yok eğer bir durum olursa size bildiririz" ikiside ayağa kalkarken onlara Hasan eşlik ediyordu.

Asır bize döndü "Laboratuvardan işimize yarayacak sonuçlar çıksaydı" dedi ben önce kolumdaki saata baktım "İzninizle ben gidiyorum" dediğimde Aras başıyla onayladı.

Masama geçip çantamı aldım, telefonumu ise çantama koyduğumda, odanın çıkışına ilerledim Aras beni durdurdu "Çağla" durup ona döndüm "Buyurun başkomiserim" masanın üzerindeki telefonunu eline aldı "Bir şey olduğunda birbirimize ulaşabilelim, senin numaran bizde yok" dedi elindeki telefonu göstererek.

Başımla onaylayıp ezbere bildiğim numaramı söylediğimde Aras elindeki telefona numarayı kaydetti "İyi akşamlar" dileyip odadan çıktım.

Neyse ki Aras yaşadığımız sorunları bahsetmedi. O konular üzerinde durmak istemiyorum.

Emniyetten çıktığımda gözüme çarpan arabayla yüzümde bir gülümseme oluştu, Kuzey bey beni almaya gelmişe benziyordu.

Arabanın içinde telefonuyla uğraşıyordu, şoför koltuğunun olduğu tarafa geçtiğimde cama iki kez tıklattım, Kuzey'in gözleri beni bulduğunda camı açtı "Naber? Nasıl gidiyor hayat?" bana göz kırptığında güldüm "Daha sabah görüştük. Kuzey bu kadar kısa sürede hayat nasıl geçebilir? Beni almayamı geldin?" dedim.

"Gezeriz diye düşündüm" dedi kolunu cama koydu "Yanlış düşündün çünkü bugün spora gidiceğim" dediğimde yüzünü buruşturdu "Neyse bu seferlik spor olabilir ama bir ara eğlenme kısmını halletmemiz gerekiyor" dedi karar vermişçesine.

Arabanın etrafından dolanıp Kuzey'in ilk defa gördüğüm yeşil arabasına bindim. Kapıyı kapattığımda Kuzey çalıştırıp hızlı bir çıkış yaptı "Yavaş sür" dedim uyararak ama o yine umursamadan arabayı hızlı kullanmaya devam etti "Boşver kuzen, tadını çıkart" dedi yüksek sesle müzik açarak.

"Kuzey ben polisim kurallara uyulması gerektiğini bilen bir kişiyim şimdi şu arabayı normal hıza getir" dedim, duyması için sesimi yükselttim. Kuzey bu sefer uyarımı dinleyip arabayı yavaşlattı aynı zamandada müziğin sesini kıstı "Off çok sıkıcısın şu kurallardan çık biraz, zaten kurarcıydın polis olduğundan beri daha bir kural düşkünü oldun" dedi.

"Camı kapatsana üşüdüm" dedim soğuk olan ellerimi birbirine sararak, Kuzey kendi tarafındaki camı kapattığında yola orta sesde çalan müzik sesiyle devam ettik.

Kuzey arabayı evin önünde durdururken ben önce inip eve doğru ilerledim, önce evde hazırlanıp sonra spor salonuna geçicektik.

Kapıya geldiğimde Kuzey'de yanımdaydı kapıyı anahtarımla açtım Kuzey benden önce ilerleyip eve girdi ben ise ardından eve girdim.

Ayakkabımdan ve üstümdeki çeketten kurtulduğumda beni miyav sesi karşıladı kafamı kaldırdığımda koridorun köşesinde durmuş, beyaz tühleriyle bana bakan maviş gözlü Bulut'um evimdeydi.

Hemen onun yanına gidip kucağıma aldım "Sen evine mi geldin?" dedim kafasına kocaman bir öpücük bıraktım "Ben getirdim" dedi Kuzey misafir odasına yönelerek "Nereye?" dediğimde normal bir şekilde "Spora gidiyoruz ya üstümü değiştiriceğim" dedi.

"Misafir odamda kıyafetlerin ne arıyor?" dedim kapıyı açmış odaya girmek üzereyken "Haklısın senin odana koymalıydım o oda daha güzel" dediği gibi kapıyı kapattı.

İyice evime yerleşmişti.

Bulut'u koltuğa koyup bende odama gittim.

***

Aynaya bakarak sıkı yaptığım at kuyruğu saçıma baktım, uzun saçım hala belimdeydi at kuyruğu yaptığımda başka bir güzel oluyordu. Altıma siyah eşofmanımı, üstümde beyaz bir crop giydim. Eşofmanıma takım bir siyah çeketimide üstüme geçirmiştim.

Spor çantamı koluma takıp odamdan çıktım salona geçtiğimde Kuzey hazır bir şekilde koluna taktığı çantayla beni bekliyordu "Sen benim evime kıyafetlerini mi getirdin?" dedim yanına geldiğimde "Bazen burada klaıcağım için zorluk olmasın diye bir kaç parça kıyafetimi buraya koydum" dedi "Hadi gidelim bu arada hangi spor salonuna gidiyoruz?" kapıya ilerlediğinde ben Bulut'uma bir öpücük daha bırakıp arkasından ilerledim.

Evden ilk o çıkarken ben kapıyı kitleyip merdivenlere ilerledim. Aşağı indiğimizde Aras'ın evinin ışıkları kapalıydı, Kapının kenarında olan buğlu camlardan ışık görünmüyordu, eğer karanlıkta durmuyorsa evde değildi.

Kuzey'le arabaya bindiğimizde ben telefonumu elime alıp Kuzey'e konum attım "Konum attım" dediğimde bir tarafdan konuma bakarken bir tarafdanda arabayı çalıştırdı.

Kuzey'in açtığı yüksek ses müzikle spor salonuna gidiyorduk, bu çocuk yüksek ses seviyordu, başımı şişirtmişti resmen. Neyseki spor salonuna yaklaştığımızda bu gürültüden kurtulacağım için biraz rahatlamıştım.

Kuzey arabayı spor salonunun otoparkına çekerken etrafda bazı kişiler ve arabalar vardı. Arabadan inerken çantamıda koluma taktım, Kuzey yanıma geldiğinde ikimizde asansöre ilerledik.

Asansöre bindiğimizde hafif çalan müzik kulağımıza geliyordu, asansör durduğunda geniş bir salon, birçok spor aleti ve tabikide birçok kişi vardı.

Kuzey bana döndü "Hiç spor yapasım yok" dedi bu beklenmedik bir şey değildi, gözleri salonun bar kısmında su alıp konuşan kızlara kaydı, gözlerini onlara dikerek sırıttığında "Ben bir su alayım sen geç kuzen" dedi.

"Hâlâ akıllanmadın değil mi?" dedim eski sevgililerinden bahsederek "Merak etme kuzen sevgili falan değil takılıcağım sadece, flört filan" dedi gözleri hala o kızlardayken "Git başımdan Kuzey" dedim ters bir şekilde ve koşu bandında ilerledim.

Bu Kuzey azgındı hiçbir yerde durduramıyorduk, akıllanmıyordu da.

Bir süre spor aletlerinde zaman geçirirken su almak için bar kısmına geçtim "Su alabilir miyim?" karşımdaki genç adam bana su vermek için arkasına dönerken ben gözlerimi karşımda kızlarla sohbet eden Kuzey'e çevirdim.

Kızlardan ince fiziği, üstünde kırmızı bisiklet yaka crop, altında siyah tayt giyinmiş, siyah omzuna gelen saçları olan kızın belini eliyle sarmış oldukça yakın bir mesafedeydi.

O kızla sohbet ederken gözleri bir anlığına bana döndüğünde göz kırptı ben ise miğdem bulanıyormuş gibi bir ifade yerleştirdim yüzüme ama tabiki bu Kuzey'e etki etmedi hatta sırıtarak kıza geri döndü.

Başımı göz devirerek sağa sola salladığım sıra gözüme biri takıldı Aras Karakılıç buradaydı.

Üstüne giydiği eşofman ve tişörtüyle aşağı inen merdivenlere ilerledi. Üstünde yine tişört vardı.

Burdan aşağı indiğinde boks torbaları, boks yapabilmek için bir ring vardı, bunu burada çalışan birinden öğrenmiştim.

Adamın verdiği suyu alıp kafama dikip hemen kalktım, aşağı inen merdivenlere ilerlediğimde merdiven biraz dardı.

Aşağı indiğimde Aras orada bazı eşyalarla uğraşıyordu, oda oldukça büyüktü. Onunla yapmamız gereken bir dövüş vardı, boks iyi bir fikirdi.

Gözüme boks eldivenlerinin olduğu yere çevirdiğimde oraya ilerleyip mavi ve siyah olan iki eldiveni aldım, Aras'ın yanına geldiğimde siyah eldiveni ona uzattım, gözleri eldivene değdikten sonra arkasını döndü beni gördüğünde ne yaptığımı anlamış bir vaziyeti vardı.

Yüzünde sırıtış olduğunda önceden farkettiğim ama şuan çok dikkatimi çeken gamzeleri yanağında yerini almıştı "Yapmamız gereken bir maç vardı?" dediğimde bana tam olarak döndü gözü önce elimdeki boks eldivenine sonra ise bana döndü "Maçı çok mu istiyorsun?" dediğinde "seni yenmek istiyorum" dedim hızlı bir şekilde cevap vererek.

Yenmeye takıntılı olabilirdim, bilemiyorum "Maç yapıyor muyuz?" dedim çenemi havaya kaldırarak, güldü "Pekala yapalım" dedi elimdeki eldivenin birini alarak.

"Oo maç mı var?" duyduğum sesle kafamı bu büyük alanda sesin geldiği diğer köşeye çevirdim üzerlerinde spor kıyafetleriyle bize gelen kişileri burada beklemiyorum.

Asır, Miraç, Doruk, Merve, Zehra

Hepsi buradaydı "Maç mı izliyoruz?" dedi Asır gülerek "Başkomiser vs komiserim" dedi Doruk. Miraç sırıttı "Bu maç baya eğlenceli olucak gibi" dedi. Merve "İlk günden bir maç mı?" diyerek biraz düşünürken Zehra "Ee kimin tarafını tutuyoruz" dedi maça hemen adapte olmuştular.

Şaşkınlığımı sildiğimde kafamı Aras'a çevirdim o bana eğlenerek bakıyordu, ekibin burada olucağını beklemiyordum o da bunun farkındaydı.

"Biri maç mı dedi?" bu sefer ses benim arkamdan merdivenlerin oradan geliyordu.

Kuzey'den.

Kuzey yanıma geldiğinde bir kolunu omzuma atıp bana döndü "Kiminle maç yapıyorsun?" dediğinde herkesin gözleri Kuzey'e dönmüştü.

Ben "Tanıştırayım emniyetten ekip arkadaşlarım Aras, Asır, Miraç, Doruk, Merve, Zehra" diyerek tek tek gösterdim, Kuzey'i göstererekte "Kuzey" diyerek tanıttım.

Asır bir elini diğer elinin üstüne vurarak bir alkış yaptı "O zaman iddiasına, sizce kim kimi yener? Ben oyumu Başkomiserime veriyorum" dediğinde Miraç gülerek "Oyum başkomiserime" dedi.

Zehra "Başkomiserimin oynayışını biliyorum ama Çağla'nın kini bilmiyorum, başkomiserim çok iyi oynadığı için oyum ona" dedi Aras'ı göstererek. Doruk "Valla başkomiserim çok iyi bu yüzden oyum ona" dedi gözleri Aras'daydı.

Merve bana baktı "Başkomiserim çok iyi oynuyor benimde oyum ona" dedi tebessüm ederek. Hepsi Aras'ın yeniceğini düşünüyordu ama tabikide benim nasıl oynadığımı bilmedikleri için.

Aras'a döndüğümde gözleri Kuzey'deydi. Kuzey omzumu sardığı kolunu biraz daha sıkarak "Ben Çağla'nın kazanacağına eminim ve bunun için her iddiaya girerim" dedi benimle durmadan kavgada etse her zaman arkamdaydı ama tabiki bunun benim yeniceğimi bilmesinin payıda vardı. Kuzey'e gülümseyerek baktığımda kafamı Aras'a çevirdim.

Aras'ın gözleri Kuzey'den bana döndü "Şimdi kazanana ne ödül var?" dedi Kuzey kendini ilgilendiren konuya girerek "Bir eğlence mekanına gidiceğiz ve oranın bütün ücretini karşı taraf ve onu destekleyen kişiler ödeyecek" dedi Asır, bu fikri herkes onayladı.

"O zaman başlayalım" dedi Aras, hepsi yanımızdan ayrılırken Kuzey'e kafamı çevirdim "Kaybedersem bütün ödemeyi sen yaparsın" dedim kazanacağımı biliyordum ama Kuzey'le uğraşmak bir başkaydı.

"Ne? Saçmalama niye ben ödüyorum?" dedi gözlerini hafif irileştirerek "Memur maaşımla benmi ödeyeceğim? Hem zaman ekonomi zamanı her şey ateş pahası ben memur maaşımla ödeyemem" dedim elimi havaya kaldırarak banane dercesine.

"O zaman yenilme ben yeni araba alıcağım bu yüzden paramı oraya buraya harcayamam" dediğinde dudağımı düz bir hale getirdim "Sende küçük bir çocuğun oyuncak araba değiştirmesinden daha hızlı araba değiştiriyorsun" dedim sonra ekledim "Gerçi sen değiştirmiyorsun, yenisini alıp eskisini garajına koyuyorsun, cidden senin garajda kaç araba var?" dediğimde kolunu omzumdan çekti "Oraları karıştırma" diyerek yanımdan ayrıldı.

Bildiğim kadarıyla Kuzey'in evden ayrı başka bir yerde bizzat kendisinin olan garajı vardı, arabalarını oraya koyuyordu ama o garajı nerede olduğunu ne ben biliyordum ne de başkası gerçi benim Kuzey hakkında bilmediğim bir şeyi başkasının bilmesinin şansı yoktu.

Garajı gizli yeri gibiydi Allah bilir kaç milyonluk garajdı, Kuzey'in sık sık değiştirdiği lüks arabaları düşününce pekte iç açıcı bir mevla olmuyordu.

Yazık amcama bütün parası arabaya gidiyorda haberi yok.

***

Aras'la karşı karşıyaydık elimizdeki boks eldivenleriyle hazırdık, Kuzey beni desteklerken diğerleri Aras'ı destekleyen sesler çıkarıyordu. Burada çalışan bir kadın ise bizim hakemliğimizi yapıcaktı kendisi boks antrenörüydü.

Kadının başla sesiyle ikimizde başlamıştık başlarda hafif haraketlerle ilerliyordum o da aynı şekilde öyle ilerliyordu,. Zaman geçtikçe puanlar alıyorduk ve artık daha sert oynamaya başlamıştık, Aras'ın hamlelerinde farkettiğim kadarıyla profesyönel eğitimden daha çok serbest sokak gibi yerlerde verilen eğitimlere benziyordu, elbette ki profesyönel eğitim de almış gözüküyordu ama haraketleri sokak stili ve profesyönel eğitimin birbirine karışımı gibiydi.

Arada yaptığı haraketler daha çok sokakda yapılan boks maçlarına benziyordu, sokak da yapılan kanunsuz boks maçlarınıda biliyordum elbette ki bunun üzerine eğitim almamıştım babam buna izin vermezdi ama bazı haraketlere hakimdim.

Maç ilerlerken o benden az puan farkıyla öndeydi "Ara" kadının sesiyle geri çekildim ara vermiştik yinede Aras iyi bir rakipti hatta şuana gördüğüm en iyi rakibim diyebilirdim.

Ringden çıkıp indiğimde Kuzey önce eldivenlerimi elimden çıkarıp bana su uzattı ben suyu kafama dikerken Kuzey "İlk başta yeniliyor gibi yapıp ters köşe yapmak, hep aynısın" dedi sırıtarak, bundan memnun olduğu belli olluyordu.

"Hepsi senin çalıştığın emniyetten mi?" dedi Kuzey gözleri onların üzerindeyken "Sakın o kızlardan birine yürüme!" dedim uyararak bana döndü "Yok ya benim tipim değiller, hem senin iş arkadaşınlar benim kriterlere uymuyor" dedi burun kıvırarak.

Kuzey'in kriterlerine uymamaları en iyisiydi birde bununla uğraşamazdım "Beni bırakıp eve geçersin sen" dediğimde "Aynen giderim" diyerek beni geçiştirdi bu gitmiyeceğini gösteriyordu ama ben gönderirdim.

Evimin keyfini Kuzey'siz çıkarmak istiyordum.

Kadının devam etmemiz için söyledikleriyle Aras'la tekrar göz göze geldik, diğerleri mutlu bir şekilde yeniceklerini düşünürken Aras daha çok ifadesizdi, kazananı belirlemek için sonu bekliyor gibiydi.

Kuzey boks eldivenlerini tekrar elime taktığında ringe çıktım, Aras'da benim hemen ardımdan çıkmıştı.

Aras'la göz göze geldiğimizde kazanmayı isteyen ama aynı zamandada soğuk kanlı bir duruşu vardı. Yaptığı belli olan sporlar ve uzun boyuyla dik bir duruşu vardı.

Tekrar başladığımızda kadın bize puanlarımızı söylüyordu. Elimi karın kısmına vurmak için hamle yaptığımda kenara kayıp kolumu kolu ve vücüdü arasına koyup diğer elini ise çeneme dayamıştı. Çenem yukarı bakar bir şekilde ona bakarken aramızda birkaç santimlik mesafe vardı uzun boyu dışında, benim boyumda 1.75 olduğu için daha az sıkıntı çekiyordum.

İkimizde tekrar kendi yerlerimize geçtik, bu sefer ilk hamleyi o yaptı sağ kolunu bana vurmak için uzattığında onu sol kolumla engel olup sağ elimle bu sefer karın boşluğuna sert bir hamle yaptım.

Aras karnına vurmamla hafif eğildiğinde bu sefer dizimi karnına geçirdim ama bu sefer karnına vurduğum bacağımı havada eliyle tuttu, beni kendi etrafında çevirerek ringin köşe yastığına çevirdi.

Belim köşe yastığındayken hemen karşımda Aras vardı, nefes nefese onun kahverengi gözlerine bakarken, onun hızlı nefes alış verilerini yakınlığımızdan dolayı hissediyordum.

Hala sağ bacağımı sol elinde tutuyordu ikimizde ringin köşesindeyken, kadının puanı söylemesiyle bakışlarımı ondan çekerek ayrıldık.

Maça kaldığımız yerden devam ederken ben öndeydim son puanım kalmıştı, diğerleri bu kadar iyi oynayacağımı beklemiyor olduklarını yüz ifadelerinden anlayabiliyordum. Aras'ın ise yüz ifadesi hiç bunu beklemiyormuş gibi değildi.

Kuzey'in keyifli bakışları ise ayrı bir mevzuydu ben öne geçtiğimden beri bana sırıtarak bakıyordu, işi düşmüştü tabi.

Aras saldırı yaparken ben savunmadaydım, bir süre böyle ilerlettiğimde Aras'ın bana attığı yumruk sağ tarafıma düştüğü anda ayağımla yan bir şekilde karnına sertçe vurdum, benim vurmamla Aras kenardaki iplere gitti.

İki kolunu iplere dayayıp bana baktı.

Maç bitmişti kazanan bendim.

Kuzey'in sevinen sesi, diğerlerinin kaybetmelerinin ve benim bu kadar iyi oynamamın oluşturduğu nidalar kulağıma gelirken gözerim Aras'daydı.

Aras yavaş adımlarla tam karşıma geldiğinde "Tebrik ederim iyi maçtı" dedi gülümsedi "Kazandın" dediğinde ben sessiz kaldım.

Yanımdan geçerken durdu kafasını kulağıma yaklaştırdığında "Seninle maç eğlenceli oluyor, bunu tekrarlayalım" dedi fısıltılı çıkan sesiyle yanımdan uzaklaşıp ringden indi.

Bende Kuzey'in yanına ilerleyip ringden indim, elimdeki eldivenlerden kurtulduğumda bir şişe suyu daha kafama diktim.

"Kaybetme ihtimalin bile ihtimallerde yoktu" dedi Kuzey benim nasıl boks yaptığımı biliyordu bu yüzden bu kadar emin konuşuyordu.

Diğerleri yanıma geldiğine Asır "Tebrik ederim Çağla" diyerek beni tebrik etti ardından diğerleride beni tebrik edip bu kadar iyi oynadığını düşünmemiştik sözlerini sıraladılar. Aras ise yanımıza gelmedi orada başka bir şeylerle uğraştı.

Yaklaşık yarım saat kadar oyalanmamız ve sohbet etmemiz üzerine ben kenardaki duvara yaslandım, Kuzey ekiptekiler ile iyice anlaşmışa benziyordu.

Önüme uzatılan bir şişe suyla kafamı çevirdim Aras elindeki iki şişeden birini bana uzatıyordu. Şişeyi aldığımda o da benim yanıma yaslandı, birkaç yudum su içtiğimde "Teşekkür ederim" dedim, su içmeyi seviyordum iyi geliyordu.

"Seni eve bırakmamı ister misin? malum aynı yere gidiyoruz" son kısmı biraz imayla söylemişti "Ben Kuzey'le gidiceğim" dedim şişeden bir yudum daha aldığımda Aras doğruldu "Anladım, iyi geceler" dedi ardından yanımdan uzaklaşıp merdivenlere ilerledi hiçbir şey söylemeden.

Cevap vermemi bile beklememişti, bende doğrulup Kuzey'in yanına gittim, o ise diğerleriyle sohbet ediyordu "Hadi gidelim" dediğimde Kuzey beni onayladı.

Diğerleriyle vedalaşıp çantalarımızı aldık, spor salonundan çıktık. Otoparka geçtiğimde burası serindi. Kuzey arabayı çalıştırdığında yine şarkı açmıştı, yolu kafamı koltuğa dayayarak geçirmiştim.

Bugün çok yorucu olmuştu, Aras'ın beklediğimden daha iyi oynaması ise cabasıydı.

🍁🍁🍁

Bölüm hakkında düşünceleriniz nedir?

Maçı kazanan Çağla oldu.

Arada böyle maçlar yaparlar artık, ikiside sporu seviyor sonuçta.

İnsagram hesabım :my_amd_

Tiktok hesabım :my_amdofficial

Bölüm sonu

3 yorum