İlk cinayet...
Tatlı okumalar :)
🍁🍁🍁
Bedenlerimize yaptıklarımız için
Ruhlarımıza ise yapılanlar için
Kelepçe vurulur.
Kahvemden bir yudum daha aldım bir tarafdanda bilgisayarımla ilgileniyordum. Telefonumun çalmasıyla gözümdeki gözlüğü çıkarıp masaya koydum, telefonu elime aldım Esin'in aradığını görmemle telefonu açtım.
"Komiserim İstanbul nasıl?" söze girmesiyle kapatsam mı acaba diye bir düşünce geçti içimden "İyi Esin ama bana İstanbul'un nasıl olduğu gerekmiyor" dedim net bir şekilde.
"Mesaj alındı komiserim" dedi ve artık benim istediğim konuyu konuşmaya başladı "Komiserim sizin çalışacağınız ekipi araştırdım ;
Başkomiser Aras Karakılıç 28 yaşında oldukça başarılı bir polis, bir süre ülkenin en iyilerinden olan amirlerden Harun Akmaz ile çalıştı komiser olarak, şimdi Başkomiserlik yapıyor.
Komiser Asır Atay 27 yaşında iki yıldır Aras başkomiser ile çalışıyor, mesleğinde oldukça başarılı.
Miraç Akyol 26 yaşında, kendisi çalışacağınız emniyette olay yeri incelemenin başında.
Zehra Yalçın 23 yaşında, kendisi kriminal laboratuvar görevlisi.
Merve Ayman 26 yaşında adli tıp uzmanı .
Sizin ekipiniz bu kişiler olucak komiserim"
Hım diye mırıldandım "Teşekkür ederim Esin, görüşürüz" dediğimde cıvıl cıvıl sesiyle "Görüşürüz" dedi. Esin'le beraber bir yıl aynı emniyette çalışmıştık, farklı şubelerdeydik, o trafik şubedeydi. Aynı emniyette iyi anlaşırdık ama Esin bana karşı hep daha saygılı davranırdı.
Ona çalışacağım kişiler hakkında araştırma yapmasını istemiştim, bana yetecek kadar bilgi getirmişti. Yarın emniyette gidicektim, çalışmaya başlayacaktım. Çok ayrıntılı araştıramazdı ama üstün körü bilgiler sunabilirdi.
Yeni bir ekip ve çözülecek cinayetler. Bugün pazardı sabah yaşadığım aksilik dışında pek bir şey olmamıştı, hava kararmak üzereydi bu süreçte alt komşumu sabah dışında hiç görmemiştim.
Kapı çaldığında Kuzey'in geldiğini anlamıştım beni arayıp geliceğini söylemişti gelirkende atıştıracak bir şeyler alıcaktı. Yeni taşındığım için evde yiyecek bir şey yoktu. Ayağa kalkıp kapıya yöneldim kapıyı açtığımda Kuzey karşımda ellerini ise havaya kaldırmış poşeti gösterdi "Seni aç koymiyacağım çok şanslısın" dedi "Ne oldu bir hafta atıcaktın?" yapmacık sorumla güldü "Sıkılıyorum ben" dedi.
Eve bir havayla girerken poşeti elime sıkıştırdı o eğilip ayakkabısını çıkardığı gibi gelişi güzel fırlattı, ben onu izlerken üstündeki çeketi çıkarıp yüzüme attı, bana bakmadan salona ilerledi.
"Hizmetçin yok" dedim arkasından bağırarak yüzümdeki çeketide sinirle aldım askılığa astım "Tabikide hizmetçim yok, sen varken hizmetçiye ne haced" dedi salondan bağırarak karşılığını verdi.
Kapıyı sertçe örttüm beni sinir etme seansları başlamıştı, elimdeki poşetlerle salona geçtiğimde Kuzey koltuğa yaslanmış ayakları ise sehpanın üzerine atılmıştı. Elindeki kumandayla televizyondaki kanalları değiştiriyordu.
"Oh ne güzel hiç gerilme Kuzey'cim kendi evinmiş gibi rahat ol" dedim kelimeleri vurgulayarak , Kuzey'e lafımı söyledim ama onda tık yoktu, bir insan bu kadar rahat olamazdı.
Sehpaya attığı ayaklara ters bakışlarımı attım, ayağımdaki ev terliğini çıkarıp elime aldım, bir gözümü kapatıp terliği tam ayağına sertçe atmamla inledi.
"Ne yapıyorsun salak, ayağım!" sızlanarak ayağını tutuyordu artık ayağı sehpada değildi "Ayaklarını sehpamdan çek sende" dedim yüzümde oluşan gülümsemeyle.
"İyi yemedik sehpanı" dedi tekrar yaslanıp kumandayı eline alırken ben koltuğun arkasından ilerledim "Terliğimi ver" dedim önüne eğilip terliği aldığı gibi suratıma attı ama ben tek elimle terliği yakaladım.
Mutfağa geçtiğimde
poşeti tezgağa koydum, hemen poşeti açtım pizza ve kola almış "Ben sana lahmacun al demiştim" diyerek salona doğru bağırdım.
Gülme sesi geldi "Ben dün lahmacun yedim, bugün pizza yiyeceğim" keyifli sesine karşılık "Ama ben lahmacun yemedim" dedim tekrar Kuzey'e seslenerek.
"Yeseydin , kargon yok burada git al banane" beni gıcık etmelere doyamayan can ciğer kuzenim.
Mutfak dolabını açıp iki beyaz tabak ve iki bardak çıkardım, poşeti, tabağı ve bardağı alıp salona geçtiğimde elimdekileri sehpaya koyup Kuzey'in yanına oturdum.
Ben oturur oturmaz Kuzey pizza paketini açıp tabağını koymaya başladı, bana koymuyordu "Sen neden alt komşunun geldiğini söylemedin?" dedim bende tabağıma pizza koydum.
Kolayı kendi bardağıma koyarken "Bende yeni öğrendim" dedi kola şişesini sehpaya geri koydum Kuzey'in gözlerinin içine bakarak , Kuzey bana ters bakışlar atıp bardağına kolayı doldurdu.
"Ne izliyoruz?" dedim "polisiye" dediğinde sahte bir kahkaha attım "çok komik" , ben cinayet büroda çalışmaya başladığımdan beri bana polisiye filmi diyip duruyor, Kuzey'in sıfır espirilerinden biri.
"Bugün çok güzel bir araba buldum hemen satın aldım ama görmen gerekiyor çok iyi araba" gözleri parlayarak arabasını anlatmaya başladı, bir taraftanda pizzamızı yiyorduk.
"Senin götün bir arabaya bir süre oturamıyor değilmi?" dedim durmadan araba almasından bahsederek "Ben bütün arabalarımı çok seviyorum ama yenisini aldıkça mutlu oluyorum. Araba benim için bir tutku, yenilikler iyidir" dedi bu övülecek bir şeymiş gibi kendini övmeyi eksik etmedi.
Kuzey'le gerilim filmi eşliğinde pizzamızı yedik, kafamı çevirdiğimde Kuzey koltuğa yaslanmış bir şekilde uyuya kalmıştı, bu çocuk benim evimden ayrılmayacak gibi duruyordu umarım tahmin ettiğim olmazdı. Evime yapışıp kalıcaktı.
Ayağa kalktım, önce sehpadakileri alıp mutfağa ilerledim, tekrar salona girdiğimde koridora geçtim misafir odasında olan örtülerden bir tanesini alıp tekrar salona döndüm.
Kuzey'i hiç uyandırmakla uğraşamazdım, salona geldiğimde Kuzey koltuğa uzanmış uyuyordu. Örtüyü üstüne örtüp ışıkları kapattım.
Odama girdiğimde kendimi biraz yorgun hissediyordum, bugün kalan temizliği halledip dolabıma kıyafetlerimi yerleştirmiştim, eve taşınmak filan derken ne spor yapabilmiştim ne de yürüyüşe çıkabilmiştim.
Polislikti, taşınmaktı, sporumda eksilme vardı, en yakın sürede tekrar spor moduma girecektim.
Bugün bir spor salonuyla
konuşmuştum, yarın akşam işten sonra orada sporumu yapıcaktım. Oldukça iyi bir spor salonuydu.
Üstümdeki pijamalarımla kendimi yatağa bıraktım, yarın İstanbul'da ilk iş günümdü.
🍁
Saçımı topuz yaptığımda artık hazırdım, silahımı ve çantamı alıp odadan çıktım, salona geçtiğimde Kuzey hâlâ uyuyordu, sessiz adımlarımı çıkışa attım, ayakkabımı ayağıma giydiğimde kapıyı açıp çıktım. Kuzey'i uyandırmayacaktım o zaten uyandığında evine giderdi, yani inşallah giderdi evime taşınma gibi düşüncesi umarım yoktu. Varsa eğer onun kemiklerini boksta kırmakta benim düşüncelerimin arasına girerdi.
Merdivenleri inerken camdan beni bekleyen taksiyi görüyordum, saat 08.00 gösteriyordu, arabaya bindiğimde taksiyiciye gideceğim yeri söyleyip arkama yaslandım.
Emniyette ilk günümdü, birazda bunun heyecanını taşıyordum, taksi siteden çıktığında yolun kenarında ağaçlar ve dökülen sarı yaprakları güzel bir görüntü oluşturuyordu. Baharı seviyordum en çokta sonbaharı seviyordum, yağan yağmur ve dökülen sarı yapraklar beni rahatlatıyordu.
Trafikte olsa sonunda emniyete gelmiştim, taksiciye ücreti uzatıp taksiden indiğimde emniyet karşımdaydı, yanımdan geçen birçok polis vardı.
Emniyete girdiğimde ilk uğruyacağım yer odam olucaktı, asansöre bindiğimde yanımda birçok polis vardı, asansörden indiğimde gözlerimle etrafı tarayarak ilerledim. Birbirleriyle kavga eden insanlar, şikayetçi olmaya gelen kişiler, olay üzerine birbirleriyle konuşan polisler...
Polislerden birini durdurdum "Başkomiser Aras Karakılıç'ın odası nerede acaba?" dediğimde karşımdaki kadın polisin konuşmasına zaman olmadan başka birisinin sesi geldi kulaklarıma "Neden arıyorsunuz?" kafamı sesin yönüne çevirdim. siyah dalgalı saçları kulağının arkasında biten, kahverengi bakışlara sahip adamın gözleri benim üzerimdeydi. Buğday teni üzerinde sunduğu gülümsemeyle bana baktı , yirmilerinde birisiydi iki elindede kahve vardı "Ben komiser Çağla Arslan, Başkomiser ile görüşecektim" dedim.
Sözlerimle bir şeyleri anlamlandırır gibi baktı "Çağla sensin" dedi yüzünde gülümseme oluşurken yanımdaki polise döndü "Sen git Gizem" dedi, Gizem dediği polis yanımdan ilerlerken, karşımdaki adam benim yanıma geldi, elindeki bir bardağı bana uzattı "Ben komiser Asır Atay. Yeni ekip arkadaşın" dedi yani benim çalışacağım ekipteki komiserdi, Esin'in bahsettiği komiser.
Bana uzattığı kahveyi aldığımda karton bardaktaki sıcaklığı ellerimde hissetmiştim "Artık bizimle çalışacaksın" dedi.
Elini bana uzattı "Memnun oldum Çağla, umarım güzel bir çalışma arkadaşı oluruz" dediğinde bende elimi uzatıp elini sıktım "Bende memnun oldum",elimde tuttuğum bardaktaki kahveden bir yudum aldım.
O koridorda ilerlemeye başladığında bende onunla beraber adımlarımla eşlik ettim.
Tebessüm eden bakışları bana döndü "Sen Hakkari'den geliyorsun değil mi?" dedi sanırım o da benim hakkımda bazı şeyleri öğrenmiş görünüyordu "Evet" dedim bende ona tebessüm ederek.
O bardağındaki kahveyi içerken karşımızdan gelen bir kadın bizi gördüğünde durdu, koyu kahverengi at kuyruğu yaptığı saçlarına uyumlu kahverengi gözlerini çekikleştirmiş gibiydi, esmer güzeli bir kadındı.
Gözleri Asır'ın üzerindeydi "Günaydın" Asır ona karşılık verdi "Günaydın" Asır bana döndü "Çağla ekipe yeni katıldı" dediğinde kadın bu sefer bana döndü "Merhaba ben Merve, ben adli tıpta çalışıyorum bundan sonra sıksık görüşürüz" dedi aynı şekilde elini uzattı.
Elini sıkıp "Memnun oldum" dedim sadece "Biz Başkomiserimin yanına gidelim, başkomiserimizle tanış Çağla" dedi Asır bana bakarak. "Görüşürüz" diyerek Merve yanımızdan ayrılırken bizde koridorda ilerleyip bir odada durduk.
Odanın yanınında geldiğimizde kapı kenarında isim ve unvan yazıları vardı.
Başkomiser
Aras karakılıç
Komiser
Asır Atay
Yazıyordu, Asır önden girerken ben arkasından odaya girdim. Odaya girdiğimde beni geniş bir oda karşıladı, gözüm koltukta oturan kişiye kaydığında ufak çaplı bir şok geçirdim.
Masada oturmuş bir dosyayla ilgilenen başkomiser Aras Karakılıç benim başından aşağı su döktüğüm komşumdu. Hayattaki bütün şansımı kullandığım yer olabilir, bu kadar şans fazla ya. Şimdi anlaşıldı beni gece nasıl alt ettiği ama bu benim ona yenilmemem gerektiğini açıklamıyordu.
Odada üç masa vardı bu üçümüzün aynı odada çalışacağı anlamına geliyordu, oda yeterince genişti. Masaların üzerinde isimler yazılıydı.
Başkomiser
Aras karakılıç
Komiser
Asır Atay
Komiser
Çağla Arslan
Aras önündeki dosyayla ilgilenirken bize dönmemişti "Ne oldu Asır?" en azından beni görmemiş gibiydi, Asır masanın önündeki koltuğa oturdu "Yeni ekip arkadaşımız Çağla geldi" dedi ben hâlâ ayakta dururken Aras kafasını kaldırdı, göz göze geldik.
Aras bana baktığında beni hatırladığını çok rahat anlamıştım bakışlarından, sert çehreli çenesi donuklaştı, kahverengi gözleri kısıldığında bir süre üzerimden çekmedi. Hafif oluşan şaşkınlığını atıp dudağına yarım bir gülüş yerleştirerek koltuğa yaslandı "Demek yeni komiser sensin?" dedi başını hafif sağa bükerek. Komşumun Başkomiserim olmasıda sadece bana denk gelebilecek bir şeydi.
Bu bakışlar hiç iyi değildi, Asır bana döndü "Otursana Çağla" başımı sallayıp Asır'ın karşısında duran koltuğa oturdum, elimdeki bardağı Asır ile aramda duran sehpaya koydum.
"Bundan sonra beraberiz" dedi bir kaşını hafif havaya kaldırarak, içimdeki garip his kova meselesinin uzayacağını söylüyordu, umarım hislerim yanlıştır ama bu bakışlar iyi değildi.
Aras'ın telefonu çalmasıyla hemen telefonu açtı, karşı tarafı dinledikten sonra "Tamam geliyoruz" dedi ve telefonu kapatıp ayağa kalktı.
"Hadi görev başı" dediğinde Asır ve ben hemen ayağa kalktık, üçümüzde odadan çıktık.
Koridorda ilerlerken Aras bilgi verdi "Okulda ölü bulunan bir kız, yerde kanlar içinde bulunmuş" dedi Asır başını salladı, geldiğim gibi bir görev gelmişti bu iyiydi, boş oturmayı sevmiyordum. Asır "Yani faili meçhul bir ölüm gibi görünüyor" dedi. Asır haklıydı başını vurarak ta ölmüş olabilirdi, birisi vurdurtarakta ölmüş olabilirdi.
Emniyetten çıktığımızda Asır kendi arabasına giderken, Aras'da kendi arabasına yöneldi, benim araba mevzusunu en yakın sürede çözmem gerekiyordu "Hangi arabayla geliceksin?" dedi Asır göz kırparak, Aras'a baktığımda elimle Asır'ı gösterdim "Ben Asır'la giderim" dedim ve Asır'ın arabasına ilerleyip yan koltuğa geçtim.
Aras'ın arabası önden giderken, Asır arkasından gidiyordu "İlk günden çalışmaya başlıyorsun" dedi Asır gülerek "Çalışmayı seviyorum" dediğimde başını aşağı yukarı salladı "katili bulduğumuz sürece bende seviyorum."
Bir süre kadar sonra okula gelmiştik.
Biz okulun girişinden girerken etrafta birçok polis arabası ve etrafta şaşkın görünen birçok öğrenci vardı , arabaları durdurduğumuzda arabalardan üçümüzde indik, gözüme ilk çarpan 'Ayman Koleji' yazısıydı dikkatimi çeken.
Üçümüzde okul binasına ilerlerken bir polis hemen yanımıza geldi "Başkomiserim" dedi Aras'a karşı saygıyla "Ali olay yeri neresi?" dediğinde Ali "Soyunma odası" diyerek cevap verdi, dördümüz de beraber okula ilerlerken. Binaya girdik bir koridor bizi karşılarken, nereye gidiceğimizi Ali'yi takip ederek öğreniyorduk, sanırım ilk katta olmuştu olay.
Bir kapıya geldiğimizde soyunma odasıydı ve soyunma odasının heryerinde çalışan birçok olay yeri inceleme uzmanı vardı, Ali bizim yanımızdan ayrılırken biz odanın dışında durduk, deliller zarar görmemeliydi.
Özel kıyafetlerle çalışan kişilerden biri bizim gelmemizle yanımıza geldi "Başkomiserim" dediğinde ela gözleri bana takıldı "Merhaba ben komiser Çağla Arslan bundan sonra bu ekipteyim" dediğimde "Hoşgeldiniz komiserim, gerçi hoşgeldiniz sürprizi pek hoş olmadı" dedi arkasını göstererek, eldivenini çıkardığında elleri kıvırcık kahverengi saçlarına gitti.
Soyunma odasına baktığımda geniş bir odaydı, odanın kenarında uzun dolaplar vardı. Yerde ki kanlar gözle görülürdü. Yerde birikmiş kanlar kız kafasını vurup yere düştüğünde olmuş olmalıydı.
"Kızın adı Melis Ayman" dediğinde Asır "Yani okulun sahibinin kızı?" dedi. Miraç başını sallayarak onayadı "Evet komiserim, kızı yerde kanlar içinde yatarken sınıfından iki kız bulmuş, bunun üzerine ambulansla polislere haber verirmiş ama çok geç olmuş, ambulans geldiğinde ölüymüş, ne zaman öldüğü bilinmiyor. Başını vurarak öldüğünü düşünüyoruz ama tam ölümü tespit etmemiz gerekir, otopsi için adli tıpa gönderdik. Bulduğumuz bulguları kriminal laboratuvara gönderiyoruz" dediğinde Aras başını salladı "Sen işine geri dön Miraç" diyerek.
Miraç işine geri dönerken yanımıza başka bir genç polis geldi "Başkomiserim tanıklar bahçede konuşmak isterseniz? " dediğinde "Tamam koçum biz geçiyoruz bahçeye" dedi Asır samimiyetle ve polis yanımızdan ayrıldı.
"Çıkalım o zaman" Asır'ın sözüyle üçümüzde bahçeye ilerledik, binadan çıktığımızda geniş bir bahçe ile karşı karşıyaydık. Kenarda polislerin yanında ayrı ayrı tutulan iki genç kız vardı.
Önce sarı saçlı kızın yanına ilerledik "Merhaba" Aras kıza karşı sakin konuştu ama kız pek iyi görünmüyordu sonuçta arkadaşının ölüsünü bulmuştu, tanıklar genelde pek iyi durumda olmuyorlardı.
"Merhaba ben Ece" dediğinde ben "Sana birkaç soru sormamız gerekiyor" dedim kız gözyaşları arasında başını salladı "Melis Ayman'ın nesi oluyorsun?" dedim sakin bir tavır takındım "Sınıf arkadaşımdı" dedi.
"Melis nasıl biriydi?" dedi Asır "Hayat enerjisi olan, çok enerjik, çok gülen bir kızdı. Bu nasıl oldu anlayamadım" dedi Ece.
Aras "Olanları anlatırmısın?" dediğinde kız başını salladı.
"Aslında biz Elif'le üstümüzü değiştirmek için soyunma odasına girmiştik.
***
(tanık Ece'nin anlatımıyla
olay anı)
"Değiştirip çıkarız bir şey olmaz" dedim Elif'e bakarak "Ne gerek var" diye mırıldanmalarını göz ardı ettim.
Elimdeki poşeti sıkıca tuttum etrafıma baktığımda kimse yoktu herkes dersdeydi.
"Zilin çalmasına kaç dakika var Elif?" dedim yanımda duran kıza "25 dakika var saat 13.25 " dediğinde başımı salladım.
Soyunma odasının önüne geldiğimizde kapıyı çaldım ses gelmemişti, kimse yok olmalıydı.
Kapıyı açıp odaya bir iki adım attım Elif'de benim gibi birkaç adım attı ama karşımızda gördüğümüz şeyle ikimizde şoka girdik.
Melis yerde kanlar içinde yatıyordu Elif titrek bir sesle "E-Ece ne oldu ona ölümü?" dedi ama ben hala şoktan çıkamamıştım.
Elif'e dönüm "müdürün yanına gidelim" dedim o da başını salladı.
***
"Sonrada müdürün yanına gittik, müdüre gördüklerimizi söyledik, müdür ambulansı aradı zaten ondan sonra ortalık karıştı" dedi Ece elindeki peçeteyle göz yaşlarını silerek.
Aras Ece'nin yanında duran polise döndü "İfadesini alıp gönderin" dedi "Emredersiniz Başkomiserim."
Biz diğer kızın yanına geldiğimizde kahverengi boynuna gelen saçları kızarmış yanaklarıyla titriyordu, onun yanında ise başka bir polis duruyordu bu kızın yanaklarından göz yaşları akıyordu ama gözlerinde korku vardı, ölü görmekmi korkutmuştu?
"Merhaba Elif iyi misin?" dediğimde başını salladı "Melis'i öyle görünce kötü oldum" dedi. Asır "Bize olanları anlatır mısın?" dediğinde Elif'de Ece'yle benzer şeyler anlattı, pek farklı yoktu.
"Melis nasıl biriydi? Onun hakkında neler bilirdin?" dedim Elif'e dikkatle bakarak "Melis deli dolu yani eğlenmeyi seven biridir" dedi "Peki sizin aranız nasıldı?" dedi Asır "İyiydi aynı sınıftayız ben severim Melis'i. "
Aras "Peki son zamanlarda anlaşamadığı kavgalı olduğu biri varmıydı?" dediğinde Elif düşündü "Aslında Melis son zamanlarında sevgilisiyle kötü anlaşıyordu, son zamanlarda sıksık kavga ettiklerini görüyordum, bütün sınıf bunun farkındaydı" dediğinde dikkatimi ona verdim.
"Sevgilisi kim?" dediğimde gözleriyle duvarın dibinde bankta elleriyle yüzünü kapamış biri vardı "Doruk Sönmez Melis'in bir buçuk yıldır sevgilisi" dedi başımızı salladık.
"İfadesini alın" dedi Aras yanındaki polise, onlar bizim yanımızdan ayrılırken Asır "Ne düşünüyorsunuz?" dedi Aras etrafına baktı "Bir şey düşünmek için çok erken" dedi "Her şeyi öğrenmek için önce otopsi raporunun çıkması gerekiyor, cinayet mi? Kaza mı?" diyerek ekledim.
"Sevgilisiylede bir konuşalım" dedi Aras, bankta oturan kişinin yanına geldiğimizde, Doruk elleriyle yüzünü kapatmış duruyordu "Bakarmısın?" dediğimde kafasını kaldırdı bizi gördüğünde kendini toparladı "Ne oldu?" kızarmış gözlerini üçümüzün arasında çeviriyordu.
"Melis Ayman'ın sevgilisiymişsin" dedi Asır, Doruk başını salladı "Aranız nasıldı son zamanlarda?" dedi Aras. Doruk Aras'a döndü "Neden bunları soruyorsunuz Melis başını vurarak ölmedimi? Bana öyle söylediler" dedi gözleri hafif irileşerek şaşkınlığını göz önüne çıkardı "Şuan belli bir şey yok" dedi Asır Doruk'u sakinleştirmek için.
"Sen sorularımıza cevap ver" Aras'ın net sesiyle Doruk başını salladı "Ben Melis'i çok seviyorum, onunla iyi anlaşırız" dedi "Ama herkes öyle söylemiyor son zamanlarda kavga ediyormuşsunuz" dediğimde ne var bunda der gibi baktı.
"Melis'le kavgalarımız oluyor ama bu her ilişkide olur, Melis çok güleç yüzlü biride olsa ben onun ani sinirlerini anlıyorum özel hayatı pek iyi değildi bu yüzden son zamanlarda kavgalarımız çoğaldı" dedi.
"Özel hayatında ne var?" Aras kahverengi gözlerini Doruk'tan ayırmıyorum "Melis'in annesi ve babası hep çalışıyorlar bu yüzden çoğunlukla yurt dışındalar, Melis evde bakıcılarıya büyüdü, ailesiyle pek vakit geçirebilen birisi değil" bu haline üzülüyor gibiydi.
"Melis hakkında söylemek istediğin bir şey varmı? Bilmemiz gereken?" dedim son olarak "Şey aslında Melis'in en yakın arkadaşı Büşra var Büşra Asen, onunla çok iyi anlaşır hep onunla beraberdir" dediğinde söze Aras girdi "Şuan Büşra nerede?" dediğinde Doruk ambulanslardan birini gösterdi "Melis'in öldüğünü duyduğunda fenalaştı, Melis'i kardeşi gibi görürdü" dedi gözyaşları yanaklarından akarken.
Aras bir polisi eliyle yanımıza çağırdı "Doruk'un ifadesinide alın. Ece, Elif, Doruk, Büşra'dan swap ve parmak izi alınsın olay yerine söyle" dediğinde polis başını salladı Doruk'u alıp yanımızdan ayrıldı.
Aras bize döndü "Asır sen Melis Ayman'ın ailesine ulaş kızlarının öldüğünü söyle" dediğinde Asır "Başkomiserim neden bu görev hep bana geliyor?" dedi ellerini iki yana açarak, ailerle konuşmak zor oluyordu acılı oldukları için ağlamaları, fenalaşmaları gibi çok fazla şey oluyordu, onların o halini görmek kötüydü.
Aras "Öyleyse adli tıpa git" dediğinde Asır hemen "Yok komiserim ben aileyle iletişime geçerim" dedi ve yanımızdan hızla uzaklaştı yada kaçmışta olabilir, adli tıpa gitmek pek kolay değildi pskolojik olarak iyi olmuyordu, karşında bir ölü oluyordu, morga gitmek ne kadar kolay olabilirdi ki?
Asır'ın haraketiyle Aras'ın dudaklarında gülümseme oluştu, o bu durumlara alışmış görünüyordu, Asır'ın haraketlerine. Bu sefer bana döndü "Sende kriminal laboratuvara git bulunan deliller hakkında bilgi al" dedi arkasını dönüp ilerlerken "Adli tıpa giderken senide bırakabilirim" diyerek seslendi.
Hemen arkasından ona yetiştim, yanına geldiğimde "Başkomiserim yalnız sizinle yapmamız gereken bir maç var" dedim, geçen akşam beni yenmişti ve ben onu yenene kadar rahat etmeyecektim "Ne maçı" bana dönerek kaşlarını çattı , arabaya geldiğimizde kapıyı açmadan önce ona döndüm, bu durumdan hoşlanmamış bir şekilde ona baktım "Geçen akşam hazırlıksızdım sizinle dövüşeceğim ve kazanacağım" diyip arabaya geçtim.
O da arabada şoför koltuğuna oturdu arabayı çalıştırırken "o kadar kolay değil" dedi eğlenircesine ama ben çok ciddiydim onu yenmem gerekiyordu "Bu sefer yenerim görürsünüz" dedim, başını hafif sallayarak arabayı sürmeye başladı "Görelim bakalım yenebilirmisin?" dedi hala benimle eğleniyordu. Bu bir hırs meselesine dönmüştü.
Ben bugüne kadar hiç kimseyle oynadığım maçlarda yenilmemiştim, yenilmeyi sevmiyordum bu beni rahatsız ediyordu, en yakın zamanda Aras ile oynamamız ve benim yenmem gerekiyordu. Bu bir takıntı haline dönmüştü benim için.
"En yakın sürede yapalım" dedim kafamı önüme çevirdim "Pekala çok istiyorsan yapalım ama öylesine yapmam" dedi başımı tekrar ona çevirdim "Nasıl yani?" dedim kafasını bana çevirip yola tekrar çevirdi "Bir şeyine oynarım, kazanana bir ödül olmalı" dedi gülümseyerek, güneş onun yüzüne geliyordu bu yüzden gözlerini kıstı "Bana uyar" dedim sonuçta ben yenicektim.
Arabada geçirdiğimiz sessiz dakikalardan sonra gelmiştik. ben arabadan inip yanından ayrıldım, hemen nerede olduğunu öğrendiğim laboratuvara gelmiştim, birçok kişi çalışıyordu.
Kızlardan biri beni gördüğünde yanıma geldi "Ben laboratuvar görevlisiyim ne için gelmiştiniz?"dedi.
Açık kumral saçlarını topuz yapmıştı, kahkülleri beyaz teninde dağılırken kahverengi gözleri benim üzerimdeydi. üstünde beyaz bir önlükleydi ,genç orta boylardaydı. ağzına taktığı maskeden dolayı sadece koyu kahverengi gözleri görünüyordu" ben komiser Çağla Arslan" dediğimde maskesini çıkardı beyaz teninin üstünde yanaklarında kırmızılık vardı. Burnunun yanında iki küçük ben yer edinmişti, dolgun dudakları ortaya çıkmıştı "Siz yeni geldiniz sanırım komiserim ben Zehra Yalçın" dedi maşallah herkesde geliceğimden haberdardı.
Başımı salladım "Evet, bizim olay hakkında çıkan sonuçlar varmı?" dedim "Şuan olay yerinin gönderdiklerini inceliyoruz ama bir kısmı bitti" dedi ileri gidip bir dosyayı alıp yanıma geldi. Dosyayı bana uzattığında dosyayı alıp açtım bu sırada o bana bilgi verdi.
"Yerdeki ve dolapın üstündeki kanlar Melis Ayman'a ait, tırnaklarının içinde bazı tahta kabuk kalıntıları bulduk onlar ise odadaki dolaplara ait, şuana kadar çıkan bunlar. Diğerleri daha çıkmadı ve hâlâ olay yerinden gelen deliller var" dediğinde başımı salladım, kız düşmeden önce tutunmak için eliyle dolaplara tutunmuş olmalıydı.
Elimdeki dosyayı kapattım "Sana kolay gelsin" dedim. "Teşekkür ederim komiserim" dedi tatlı bir ses tonuyla ben arkamı döndüğümde "Siz bizim ekipe yeni geldiğinize göre bir eğlence yaparız, güzel bir tanışma olur" dedi ona döndüm "Teşekkür ederim. "
Önüme dönüp laboratuvardan çıktım, tatlı bir kıza benziyordu, kapısı açık olan asansöre geçtim. Kata geldiğimde düz bir şekilde odaya ilerledim. Ben, Asır ve Aras aynı odada kalıyorduk. Oda yeterince büyüktü odada benim ve Asır'ında çalışması için masalar vardı.
Odaya geldiğimde Asır odadaydı, karşısındaki panoya bakıyordu, odanın kenarında pano vardı bu olayı çözmede yardımcı oluyordu.
Asır'ın yanına geçtim panoda Melis'in ve birçok kişinin fotoğrafı ve bazı bilgiler vardı Asır'a döndüm "Cinayet olduğu kesinleştimi?" dediğimde Aras odaya girdi elindeki dosyayı masaya bırakıp yanımıza geldi.
"Bir cinayet daha bizi bekliyor , otopsi raporu çıkmış, kız kafasını dolaba vurduğunda bilinci kapanmış ama bu ölümüne sebep olmamış asıl ölümüne sebep olan şey kızın kafasını yere defalarca vururması. Kız bilinci kapalıyken yere kafasını tekrar tekrar vuramayacağına göre birisi vurmuş olmalı"dedi Aras.
Asır "Belkide kafasını dolaba vurması yetmedi yere vurdu katil" dedi öneride bulunarak. Asır'a döndüm "Ailesine ulaştınmı? Ne dediler?" dediğimde Asır gözünü devirdi.
"Doruk'un dediği kadar vardı annesini aradığımda bana toplantısının olduğunu söyledi kızlarının öldüğünü söylediğimde yarınki uçakla geliceğini söyledi, babası ise bu akşam ki uçakla gelicekmiş, ailesi garipti, zangin ve baya paralı bir aile" dedi.
"Bundan sonrası kanıtlarla ilerleyecek, dosyanın kapanmaması ve öldürenin kurtulmaması için katili bulmalıyız" dedim, ikiside bunu onayladı.
🍁🍁🍁
Yeni bölüm geldi.
Sizce Melis'in katili kim?
Kuzey hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl biri sizce?
SOSYAL MEDYA HESAPLARIM
Tiktok : my_amdofficial
İnsagram : my_amd_
...
B




