🍁🍁
Aynada son kez kendime baktım, aynadan ayrılıp yatağın üstündeki çantamı koluma astım. Odadan çıktığımda ışıklar kapalıydı, akşam olduğu için ev karanlıktı ışığı açmayı ise düşünmemiştim.
Zehra ve Miraç'ı yapmak için gerekli planı yapmıştık şimdi ise kızlarla buluşacaktım. Arabayı çalıştırdığımda sessiz yolda ilerledim. Kolumdaki saatimi göz ucuyla kontrol ettim. Zehra'nın attığı konuma geldiğimde bir apartmanın önünde duran Zehra ve Merve'yi gördüm. Zamanlamam mükemmeldi.
Arabayı kenara çektiğimde Merve yolcu koltuğuna geçip emniyet kemerini takarken ben dikiz aynasından arkada oturan Zehra'ya baktım. Yüzü düşmüş dudaklarını ise büzmüştü. Arabayı çalıştırırken Merve'ye bakıp önüme döndüm "Ona ne oldu? Birkaç saat içinde nasıl bu moda geldi?" trafik lambasının kırmızı olmasıyla arabayı durdurdum.
Birçok arabada durmuş beklerken ben Merve döndüm "O Zehra, kendisini dakilalar içinde kafasında kurarak modunu değiştirebilir" dedi.
Merve hafif gülerken dikiz aynasında Zehra'yla göz göze geldim. Dudaklarını bir çocuk edasıyla büzmüş mazlum bakışlar atıyordu.
Göz kırptığımda öne doğru eğilerek iki koltuğun arasından kafasını uzattı. "Ya Miraç beni başkasıyla gördüğünde bırakırsa" dedi tedirgin çıkan sesiyle. Merve ve ben onu dinlerken o konuşmaya devam etti.
"Yani benim başkasıyla olduğumu görünce benden vazgeçerse?" ışığın yeşile dönmesiyle arabayı sürmeye devam ettim.
Merve bana döndü "Bu düşüncelerinden ne desem vazgeçiremedim, saatlerdir bunu söylüyor, resmen paronoya oldu" başımı varla yok arası hafif salladım.
İyi ve oldukça güzel olduğunu bildiğim mağazaya yaklaşmıştık. "Zehra eğer senden sorgulamadan vaçgeçiyorsa zaten seni sevmemiştir. Seni sevmeyen biri için uğraşmaya değmez" dedim. Bu sefer Zehra'nın dudakları titremeye başladı "Bunu söylemiyecektin Çağla" Merve bir eliyle anlını sıvazlarkan göz ucuyla ağlak bakışlar atan Zehra'ya bakıyordu.
"Ne yani beni sevmiyorsa bitti mi?" dedi Zehra. Merve derin bir nefes aldı "Miraç sana kör kütük aşık olduğuna göre böyle bir şey düşünmeye gerek yok" Zehra öylemi dercesine bakışlarını bana atarken hafifce gözümü kapatıp açtım onaylarcasına.
Zehra'nın büzdüğü dudakları yerine bir gülümseme aldı "Tamam o zaman" arkasına yaslanıp sırıtarak camdan dışarıyı seyretti.
Arabayı açık otoparkta boş bulduğum yere parkederken Merve hafif bana yaklaşarak fısıldadı "Geceye kalmaz kendi psikolojisini bozup, paronaya eder kendini" dedi kemerimi çıkartırken bende hafif ona yaklaştım, göz ucuyla Zehra'ya bakmıştım "O da senin sorunun Merve" dedim.
Sonuçta onunla aynı evde yaşayan oydu. Kapıyı açıp dışarı çıktığımda serin bir hava vardı ama rahatlatıcıydı. Diğerleride arabadan indiğinde Zehra'ya döndüm "İstediğin kıyafeti seç bendensin Zehra" dedim gülümseyerek.
Merve hafif bana döndü "Sen neden bu ilişki için bu kadar çabalıyorsun?" sorgularcasına bir kaşını kaldırdığında ellerimi hafifce iki yana açtım "Aşıkları kavuşturmak sevaptır" dedim.
İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Yanlarından ayrılarak ilerlerken İkiside benim yanıma gelmişlerdi Zehra gülerken "Ben Miraç'la olayım, benden ne istersen iste?" dedi sadece gülümsemekle yetindim. Benim isteğim senden olmicak Zehra, Aras'dan olucak.
Mağaza'nın önünde durduğumuzda kızlarla ilerledik birçok kıyafetin bulunduğu büyük ve mükemmel bir mağazaydı, oldukçada pahalı tabi ki.
Neyseki sabah Kuzey evden ayrılmadan onun kartını odasından almıştım. Ödeme kısmı sorun olmicaktı.
Oldukça büyük bir alana sahip olan mağazada Zehra kıyafetleri gözleriyle süzüyordu. Yanımıza çalışan kadınlardan biri geldi "Buyurun size ben yardımcı olayım" tebessümle bize bakan kadına Zehra'yı gösterdim.
"hanımefendi için şık, güzel ama bir o kadar da sade bir elbise istiyoruz" dedim çalışanın gözleri Zehra'ya gitti "Buyurun" nazik bir şekilde önden ilerleyerek bizi yönlendirdi.
Asılı elbiseleri gösterdi "isterseniz siz bakın nasıl bir şey istiyorsanız yardımcı olalım" dedi Zehra teşekkür ederken elleri kıyafetlerde dolaşmaya başlamıştı.
Merve'de kıyafetlere bakarken bazı kıyafetleri seçip ayırıyorduk sonuçta Zehra'nın üstünde denemesi gerekirdi.
Elime aldığım sade mini yeşil, balon kollu elbiseyi Zehra'ya gösterdim. Zehra'ya sade ve şık elbiseler çok yakışıyordu. Zehra'nın hoşuna gitmesi üzerine elbiseyi çalışana verdim.
"Aa Işık?" Merve'nin sesiyle önümdeki kendim için seçtiğim elbiseden ayırarak kafamı Merve'ye çevirdim.
İleride çalışanlara emirler yağdıran Işık'a baktım. Geçen günün aksine bugün çok bakımlıydı. Yüzünde çokca makyaj vardı ama ona çok yakışmıştı, mini kırmızı elbisesinin altında ince topuklu ayakkabısı vardı. Boynunda ve bileğinde çok pahalı olduğunu düşündüğüm zarif takılar vardı.
Geçen günkinin aksine bugün çok bakımlı ve şıktı.
Zehra elini havaya kaldırarak Işık'a seslendi. Işık'ın bakışları önündeki çalışandan çekilerek bize döndü, çalışana gitmesini söyledikten sonra adımlarını bize doğru attı.
Işık sanki bir podyumdaymış gibi yürürken yanımıza geldi "Selam" yüzünde zarif bir gülümsemeyle bizlere baktı. "Nasılsın Işık?" Merve'nin sorusuyla "iyim teşekkür ederim" dedi.
"Siz ne için gelmiştiniz?" elimdeki elbiseyi kenara koyarken birkaç adım yaklaştım "Alışverişe" diyerek kısa cevap verdim. Işık'la yeni tanıştığım için samimi davranmak istemiyordum.
Zehra ve Merve Işık'la daha önce tanışmışlardı bu yüzden daha samimiydiler. Zehra "Benim çok güzel olmam gerekiyor" dedi Işık güldü "Sen zaten çok güzelsin, ne tür kıyafet istiyorsan sana yardımcı olabilirim" dedi Işık . Merve sadece gülmekle yetinmiş ve önündeki kıyafetlere bakmaya devam etmişti.
Beğendiğim elbiseyi almaktan vazgeçerek tekrar astım başka bir zaman gelip alışveriş yapardım. Merve kafasını bana çevirirken ben sadece göz ucuyla ona baktım. "Burası Işık'ın mağazası" dedi mırıltıyla. Kafamı çevirip Işık'a baktığımda Zehra'yı dinliyordu.
"O zaman sana en güzelinden kıyafetler bulalım" Işık'ın da elbise seçmesiyle hepimiz mağazanın heryerinde dolaşmaya başlamıştık.
Saatime tekrar baktığımda bıkkınlıkla nefes verdim "Bir kıyafeti giymek ne kadar uzun sürdü" dedim sağımdaki Merve başıyla onaylarken Işık çalışanlardan birine seslendi.
Üçümüzde koltuğa oturmuş Zehra'nın seçtiğimiz kıyafetlerden birini giymesini bekliyorduk. Birkaç tane giymişti ama onlar sevilmemişti.
Zehra sonunda kıyafeti giydiğinde önümüzdeki yerden biraz yüksek olan yerde topuklularıyla yürüyerek karşımıza geldi. Ellerini elbisenin dizine gelen eteğini tutarak kendi etrafında sevinçle döndü. Üstüne çiçekli bir elbise vardı, elbise çok hoşuna gitmişe benziyordu.
Işık söze girdi "Sana çok yakıştı ama bu elbise kahvaltı için ve bu kahvaltı kıskandırmak için olunca maalesef olmaz" dedi. Evet elbise fazla sadeydi bu yapıcağımız şey için "Sen sevdiysen elbiseyi ayırt, başka bir gün giyersin" dedim Zehra tekrar geri dönerken biz yine bekledik.
Bu sefer mini vücuda yapışık siyah bir elbiseyle geldiğinde elini beline koyarak bizim tepkimizi bekledi. Bu sefer Merve söze girdi "Bu elbise hiç senlik değil Zehra, çıkart şunu" dedi elindeki telefona tekrar döndü.
Zehra'yı hep daha cıvıl renkler giyerken gördüğümüz için siyah ona biraz ters bir renk olmuştu. Elimdeki telefonla oynarken Zehra'nın topuklularının sesiyle kafamı kaldırdım. Toz pembe ayak bileğine kadar gelen yırtmaçlı bir elbiseydi, göğüs dekoltesiyle içinde güzel duruyordu.
"Güzel ama sonuçta kahvaltı yapıcaksın fazla abartılı" dediğimde bu sefer Zehra yanaklarını şişirerek öfledi "Siz hiçbir şey beğenmiyorsunuz" dedi elleri elbisenin eteğini tutarken tekrar geri döndü.
Zehra'nın giydiği birkaç elbisenin ve bizim beğenmememiz üzerine Zehra vazgeçicekti ama ikna ederek kabine tekrar göndermiştik.
Elimdeki telefonla oyalanırken diğerleride telefonlarıyla uğraşıyordu. Yine Zehra'nın topuklu ayakkabılarının sesiyle kafamı kaldırdım, kızlarda benimle beraber Zehra'ya döndüler.
Zehra'ın üstünde dizinin biraz üstünde biten beyaz sade ama bir o kadarda şık bir elbise vardı, içinde çok güzel duruyordu . Ayağındaki zarif topuklu ayakkabısıyla çok güzel olmuştu.
Karşımızda bize hevesle bakan Zehra'yı süzerken kızlarla kısa bir göz teması kurduk.
"Olmamış"
Üçümüzün sözüyle Zehra şaşkınlıkla bize baktı bizim ani gülmemizle afallamıştı. Işık koltuktan kalkarak Zehra'nın yanına gitti. Zehra'nın elinden tutarak etrafında çevirdi "Çok güzel oldun" bizde Işık'ı onaylarken Zehra rahatlamışa benziyordu.
"Yarın için hazırsın" dedim Zehra mutlulukla kendi etrafında döndü.
Kıyafet kısmını hallettiğimiz için artık mağazadan çıkmıştık. Işık'ın mağazada birkaç işi olduğu için bir süre daha burada olucakmış. Işık veteriner olsada aynı zamandada modayla çok ilgiliymiş bu yüzden ailesinin mağazalarıyla kendisi yakından ilgileniyor.
Arabaya bindiğimde Zehra ve Merve'de emniyet kemerlerini takmıştı. Arabayı çalıştırdım İkiside sessizliğini korumaya devam ediyorlardı.
Arabayı Merve ve Zehra'nın kaldığı apartmanın önünde durdurduğumda onlara döndüm "Yarın güzelce hazırlanıyorsunuz ve bu iş bitiyor" Merve başını salladı "İyi geceler" ikiside arabadan indiğinde arabayı çalıştırdım.
Zehra el sallarken başımı hafif öne eğip gülümsedim. Hafif bir müzik açtığımda yolu bu şekilde devam ettirdim. Arabadan indiğimde eve ilerledim, anahtarla kapıyı açtığımda alışa gelmiş bir sessizlik ve karanlıktı beni karşılıyan.
Kapıyı ardımdan örtüp ayakkabımı çıkardım, ışığı açmak yerine mutfağa ilerledim Ay'ın eve vurduğu ışık yeterince aydınlık oluşturuyordu. Mutfağın cam kısmına baktığımda bahçede havuzun kenarında bulunan koltukta oturan Aras'ı gördüm.
Saat geç olmuştu hâlâ uyumamış olmalıydı . Tezgahta kahveyi makineye koyup çalıştırırken elimin altındaki zemine ritim tutturuyordum. Boynumun hafif uyuşmasından dolayı başımı sağa sola büktüm.
Makine hazır olmak üzereyken odama girdim, soyunma odasında altıma siyah bir tayt üstüme yeşil sweat giydim. Saçımı elime geçen bir tokayla topuz yaptığımda mutfağa geri döndüm.
Raflardan çıkardığım iki kupa bardağı tezgaha koyduğumda kahve hazırdı. Kahveyi bardaklara koyarken buharı yüzüme doğru gelmişti. Bardakları elime aldığım gibi bahçeye indim. Koltukta oturan Aras'ın sırtı bana dönükken bakımlı çimenlerin üzerinde ona ilerledim.
Arkasına yaklaştığımda yavaşladım Aras kafasını yarım çevirirken yandan bakışarla beni görmüştü. Kafasını tekrar önüne çevirdi, ben ikili koltukta yanına oturdum. Elimdeki bardağın birini ona uzattığımda bakışları benden bardağa çevrildi.
Bardağı eline alırken ben kendi bardağımdan bir yudum almıştım "Teşekkür ederim" sağ dirseğini koltuğun kenarına dayamış, ayaklarını öne rahat birşekilde uzatmıştı. Rahat bir şekilde koltukta yaslıyken yüzünde sakin bir tavır vardı.
Hafif ona dönük bir şekilde otururken iki elimle bardağımı tutuyordum "Uykun gelmedi sanırım" dedim gözleri bana çevrilirken "Öyle" dedi, yüzü durgundu normalde öyle eğlenen biri değildi ama şuan daha durgun ve boş bakışlar atıyordu.
"Gece gece düşünme modundasın galiba" dedim iş dışında pek sizli bizli konuşmuyordum "Sessizliğimden mi rahatsızsın?" dedi dudağımı hayır anlamında büzdüm "Normaldede öyle şen şakrak biri değilsin" bende koltuğa yaslanırken gözlerim gökyüzündeki dolunaya değdi.
Onun evinin ışıkları da benim evim gibi kapalıydı bizi aydınlatan tek şey gökyüzündeki Ay'dı.
"iddiayı ne yaptın" sanırım kendine gelmeye başlamıştı yandan bir gülüş attım, gülüşüme karşılık onunda dudaklarında eğlenen bir gülüş oluştu "Kafanda kurnaz tilkiler dolanıyor komiser" sehpadaki bardağını alıp içerken bende onu onayladım "İddiayı ben kazanacağım"
"Bu o kadar kolay değil" dedi tamamen ona döndüm "Neyine güveniyorsun?" sorumla dudağında sade bir tebessüm kaldı. Anlamak istercesine "Yani sonuçta Miraç'ın Zehra'ya sevdiğini söylemesi senin elinde değil, niye bu kadar eminsin?" dedim.
Bardağından son yudumunu alırken bardağını bitirmişti "Sadece onları iyi tanıyorum" sehpaya bardağını bıraktı. "Bu yeterli mi?" dedim kazanmak için bir sebep değildi.
Başıyla sözümü onayladı "Her şey güç veya kazanmak değil, sadece kazanmaya odaklanırsan kaybedersin" dedi.
"Boks maçını ben kazanmıştım" diyerek bir hatırlatmada bulundum o ise sözüme sadece gülümsemekle yetinmişti ve sessizliğine tekrar dönmüştü.
Koltuktan kalkarken bana döndü "Kahve için teşekkür ederim" başımı hafif sallıyarak "İyi geceler" dedim.
O eve ilerlerken ben arkama yaslanıp serin havanın keyfini çıkardım.
🍁
"Günaydın!!" kulaklığıma gelen Kuzey'in yüksek sesiyle güldüm "Günaydın" dedim arabanın hızını biraz arttırırken.
"Ne yapıyorsun?" kolumdaki saata göz ucuyla baktım "Bir işim var" dedim Kuzey'in sesi iyi geliyordu ve bu sabah erken kalkmıştı, bunlar Kuzey için pek hayıra alamet değildi. "Sen niye bu kadar erken kalktın?" soruma cevap vermesi uzun sürmemişti.
"Yeni bir araba aldım görmen gerekiyor mükemmel" şimdi anlaşılmıştı "Her aldığın arabada böyle sevinicek misin?" sözüme itirazsız bir "Evet" geldi.
Kızlar sabah bana mesaj atıp restoranda buluşmamızı söylemiştiler ve şuan resterona gelmiştim. Arabayı parkederken elim kulağımdaki kulaklığa gitti "Benim işim var daha sonra arabanı gösterirsin" kulaklığıma dokunduğumda göz hizamdaki restorana baktım.
Koltuktaki çantamı aldığımda arabadan indim, sabah sabah uğraşılacak iş değildi ama kazanılması gereken bir iddiam vardı.
Restorana girdiğimde bir kadın yanıma geldi, restoranın alanı büyük ve ferahtı, sadeliği ise hoşuma gitmişti. "Buyurun" elimle kadını durdurdum "Arkadaşlarımın masasına geçiceğim" bakışlarım masaya gittiğinde Zehra elini kaldırarak bana baktı "Tabi" diyerek kadın yanımdan uzaklaşmıştı bile.
Kızların masasına geldiğimde Zehra'nın yanında onun yaşlarında genç kumral ve mavi gözlü bir adam vardı, Miraç'ı kıskandırmak için bence oldukça iyiydi.
Ben onların karşısına Merve'nin yanına oturdum kendime bir çay isterken onların önünde içecekleri duruyordu. Zehra'yı süzdüğümde beklediğim gibi güzeldi.
Zehra heyecanını çok gösteriyordu "Arkadaşım Yiğit, bana bugün yardımcı olucak" Zehra'nın tanıştırması üzerine Yiğit elini bana uzattı. Elini sıktığımda onun sırıtışına sadece tebessüm ettim "Çağla" kahvesinden bir yudum aldığında başını hafif öne eğdi "Memnun oldum"
Merve'ye döndüğümde telefonunu bırakarak bize baktı "Miraç restorana geliyor" dediğinde ben Yiğit'e döndüm "Ne yapıcağını biliyorsun değil mi?" o başını sallarken ben yinede kısa bir özet geçtim "Zehra'yla biraz yakın davranın, ama abartmayın yani gülün sohbet edin bunlar yeterli, sakın abartmayın. Sonrası zaten sende Zehra, sen bir şekilde birbirinize açılmanızı sağla. İlk kim açılır orası beni ilgilendirmiyor, birbirinizi sevdiğinizi söyleyin yeter" hepsi bunu onaylarken Merve onlara bizim çaprazımızdaki masayı göstererek "Siz orada kahvaltı yapıcaksınız" dedi.
İkiside onaylayarak ayağa kalktı Zehra eliyle kendine yelpaze yaparken yerinde duramıyordu "Ya ben fazla heyecan yaptım acaba vazmıgeçsek?" anında itiraz ettim "Hayır!" Merve'ye beni destekledi "Bu kadar uğraştık sakin ol hallediceksin" Zehra yanımızdan ayrılırken İkiside masaya geçtiler.
Masa bizim ön tarafımızda olduğu için onları iyi bir şekilde görebiliyordum çayımdan bir yudum aldığımda bakışım restoranda gezindi, Miraç geldiğinde haberimiz olması gerekiyordu.
Zehra ve Yiğit sohbet ederek kahvaltı yaparken ben önümdeki çayımdan bir yudum aldım. Yanımda oturup bana bakışlar atan Merve'ye döndüm "Ne oldu?" gülümsedi "Ne olduğunu sen söyleyeceksin, Miraç ve Zehra'yı yapma fikri nerden çıktı?" benden alıcağım cevabı beklerken ben restoranda göz gezdirdim Miraç daha gelmemişti.
"İddia" dediğimde yerinde dikleşti "Ne iddiası?" nefes verdiğimde ona döndüm "Başkomiser benimle iddiaya girdi, bana 24 saat içerisinde Miraç ve Zehra'yı yapamayacağımı söyledi, kaybeden kazananın istediğini yapıcak" açıklamam üzerine bir kaşını kaldırdı "Yani siz benim arkadaşımı iddia konusu mu ettiniz?" böyle söyleyince biraz garip oluyordu "Hayır, yani bunun sonucunda ikisi içinde güzel bir şey olucak. Böyle düşün."
"Eğer bu iddia sonucunda üzülen Zehra olursa..." sözünü hemen kestim "Tamam bir şey olmicak, iddiayı körükleyen Asır'dı" sözümle biraz şaşırdı "Asır'da mı sizin iddianızda" önüne dönerken mırıldandı "Asır rahat durmicak"
Göz hizama Miraç girerken kolumla Merve'yi dürttüm. Merve ve ben Miraç'ı girişte gördüğümüzde önümüzdeki menüleri alıp yüzümüzün hizasına getirdik. Miraç'ın bizi görmemesi gerekiyor.
Miraç'ın bakışları restoranda dolaşırken Zehra'da durdu, yüzünde şaşkınlık varken Yiğit'e bakıyordu. Zehra ve bir adamın beraber olması onu şaşırtmıştı. Zehra'nın çaktırmadan attığı bakışlardan Miraç'ın geldiğini anlamıştı.
Hemen yanıma bir sandalye çekildiğinde kafamı sağıma çevirdim karşımda gördüğüm yüzle şaşırma sırası bendeydi, Aras hemen dibime koyduğu sandalyeye oturup bana bakıyordu.
"Senin ne işin var burda?" Merve'nin konuşması üzerine kafamı diğer yanıma çevirdim Asır'da Merve'nin yanına çektiği sandalyeye oturmuş masadaki ikramlık kurabiyeleri yiyordu.
"Bakalım iddiayı kazanabilecek misin görmeye geldik" dedi Asır. Aras'a tekrar döndüğümde onun bakışları Miraç'taydı.
Masada duran menünün birini ben alırken diğerini Merve aldı. Ben Aras'a menüyü uzattığımda bana ufak bir bakış atmıştı ama menüyü alıp yüzünü sakladı. "Düştüğümüz hale bak" Asır'ın söylenmesine takılmadan etrafı izlemeye devam ettim.
Miraç gözlerini dikmiş ikisine bakarken Yiğit'in eli masada ilerleyerek Zehra'nın ellerini tuttu.
"Ne!"
Ben abartmamalarını söylemiştim, Zehra Yiğit'in yaptığından hoşlanmasada bozmak istemedi. Miraç'ın sinirlenmeye başlamasını bakışlarından anlamıştım. Kıskançlık siniri doğuyordu.
"Bu çok saçma" dedi Asır itirazla, Merve Asır'a sessiz kalması için attığı bakışlarla Asır sustu ama bu sefer benim yanımda oturan Aras başladı "Miraç'a bunu yapmanız hoş değil" İkiside beğenmemiş olsalarda ben sessizliğimi korudum.
Yiğit'in eli kendi sandalyesine yakın olan Zehra'nın sandalyesine gitti. Zehra'yı kendine çektiğinde artık dipdibeydiler.
"Yok artık" dedim bu harakete. Yiğit'in yüzünün gittikçe Zehra'ya yaklaşmasıyla "Yavaş" sesi yükseldi Merve'den.
Bu sefer sessizlik sırası Asır ve Aras'daydı. İkiside gözlerini karşı masaya dikmişti. Zehra Yiğit'in yaptıklarına karşı şaşkınlık içinde kalmıştı.
Yiğit niyeti bozmuş gibiydi.
Yiğit öpmek için Zehra'nın dudaklarına yaklaştığında bir el onu bir çırpıda hiçte saygılı olmayacak şekilde çekti. Yiğit'in gömleği Miraç'ın avuçları içindeyken sandalyenin yere düşme sesi kulağımda yankılandı.
Hepimiz ayağa kalkarken masalardaki bakışlar onlara dönmüştü.
Biz yanlarına geldiğimizde Yiğit Miraç'ın elinden kurtulmaya çalışıyordu "Bırakın ne yapıyorsunuz?" Zehra Miraç'ı durdurmak için kolundan tutarken Miraç hiçbir şey duymuyor gibiydi.
"Miraç dur" Zehra endişeli bir şekilde çare ararmışcasına Aras'a ve Asır'a baktığında onlar sadece omuz silktiler, kendiniz ettiniz kendiniz buldunuz dercesine.
"Sen ne yapıyorsun lan!"
"Sen kimi öpmeye kalkışıyorsun!"
Miraç sözlerini söylerken gözünden kıskançlık akıyordu Yiğit'e kafa atmasıyla Yiğit yere serildi.
Etraftaki insanlardan şaşkınlık nidaları dökülüyordu. Yiğit kafasını kaldırdığında burnundan kan akıyordu. Zehra Yiğit'e döndü "Neden bu kadar abarttın, ben sadece kıskansın dedim beni niye öpmeye çalışıyorsun?" dediğinde Miraç'ın bakışarı Zehra'ya döndü bir şeyleri anlarmışcasına.
Yiğit ayağa kalktığında gözü bir an Miraç'a değdi, Zehra'nın gözlerine bakarken yüzünü buruşturmasından Miraç'ın sert vurduğu belliydi.
"Çünkü seni seviyorum "
"Ne? "
Hepimizin şaşırmasıyla artık olay planı aşmıştı
"Ben seni ünüversitede seviyordum ama sen beni hiç farketmedin Zehra, hâlâ seni çok seviyorum" Miraç Yiğit'in üzerine gitmek için adım attığında Zehra onu kolundan tutup durdurdu. Zehra'nın Yiğit'in sözlerini anlamaya çalışıyordu.
Miraç Zehra'ya baktı "Niye durduruyorsun?" dediğinde Zehra "Onunla konuşacağım" dedi. Miraç elini Zehra'nın elinden çekti "Sen onunla konuş, belli ki onu yıllar sonra farketmek hoşuna gitti " dedi kızgınlıkla restorandan çıkışa ilerlerken Zehra gözleri dolu bakışlarla arkasından baka kaldı.
Yiğit "Seni polise vericeğim nereye gidiyorsun?" diyerek Miraç'ın arkasından bağırırken Aras ve Asır cüzdanlarını çıkararak polislik kartlarını gösterdiler.
"Bir sıkıntı mı var?" dedi Aras, Yiğit bunu beklemiyormuş gibi afalladı. Aras ve Asır'ın bakışlarıda artık Yiğit'e karşı hiç dostça değildi.
Zehra Yiğit'e döndü "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Bir daha karşıma çıkma Yiğit" Zehra sandalyedeki çantasını alıp gitmek için ilerlediğinde Yiğit durdurmak için bir adım attı ama karşısındaki Merve ile olduğu yerde durdu "Zehra'yı duydun, Ondan uzak dur!" Yiğit ağzında bir şeyler gevelerken yanımızdan çekip gitti.
Zehra'nın nereye gittiğini bilmiyordum bunda en zararlı o çıkmıştı, Miraç'ı seviyordu ve şuan her şey kördüğüm olmuştu.
derin bir nefes alırken Asır bize döndü "Gelmişken bir kahvaltımı yapsak" benim ve Merve'nin ona attığı bakışlarla kafasını salladı "Ne açım" Aras gülerken ben sessiz kalmayı tercih ettim.
...
"Doyucak mısın acaba Asır?" Merve'nin beklentiyle sorduğu soruya Asır cevap vermek yerine ağzına kahvaltılıkları attı. "Boğulacaksın Asır" dedim ama sorun olmaz dercesine göz kırptı.
Merve ynaındaki Asır'a kaçak bir bakış atması üzerine kahvaltısına geri döndü. Bende kahvaltımı yaparken Yanımdaki Aras'a baktım "Niye sessizsin? iddiayı kazandığına sevindin galiba" dedim.
Aras'ın bakışarı tabağından bana çevrildi "Süre daha dolmadı" saatini işaret ettiğinde bir şey demedim. Her şey berbat bir hal almıştı.
Aras'ın çalan telefonuyla masadaki sessizlik bölündü. Aras telefonu kulağına götürdüğünde kısa konuşma üzerine telefonu kapatarak bize döndü "Artık işimize bakalım" dedi onun ayağa kalkmasıyla bizde kalktık.
🍁
Kapıyı çaldığımda açılması için bir süre bekledik. Konuşmak için Zeynep'in arkadaşı Esra'nın evine gelmiştik. Kapı açıldığında karşımızda yirmilerinde bir kadın karşılamıştı "Buyurun" dedi.
Cüzdanımı çıkarıp kartı gösterdim "Komiser Çağla" dedim. Diğerleride kendini tanıttığında Asır "Esra siz misiniz?" dedi kız başını salladı.
"İçeri gelin lütfen" kızın kenarı çekilmesiyle eve girdik. Salondaki koltuklara oturduğumuzda Esra bize meraklı bakışlar atıyordu. "Biz Zeynep Altay cinayeti için gelmiştik" dedi Aras. Esra başını ağır bir şekilde aşağı yukarı salladı.
"Zeynep'in yakın arkadaşıymışsınız?" hüzünlenen yüzüyle "evet" dedi. Benim gözlerim evde dolaşırken Aras konuşmaya devam etti "Zeynep'in ölümü hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce onu kim öldürdü?" Esra elleriyle oynarken bize baktı "ifademde belirttiğim gibi kim yaptığını bilmiyorum" dedi.
"Zeynep'in anlaşamadığı veya tartışmalı olduğu birisi varmı?" sorumla kısa süre düşündü "Aslında Murat var" dedi.
Asır "Murat kim?" dediğinde bize açıkladı "Murat bizim mahallede yaşıyor, Zeynep'e aşık ama Zeynep onu sevmiyor. Murat Zeynep'in peşinde dolaşmaya devam ediyor, Zeynep'i rahatsız eder" Aras "Zeynep neden Murat'ı kabul etmiyordu?" dediğinde Esra omuz silkti "Onu sevmiyordu ama Murat bunu hiç anlamadı" dedi. "Bize söylemek istediğiniz bir şey var mı?" dediğimde olumsuz bir şekilde başını salladı.
"Pekala size iyi günler" dedi Aras, bizde onunla beraber ayağa kalktığımızda Esra bizi kapıya kadar uğurladı. Evden çıktığımızda gözlerim gökyüzüne çevrildi hava güneşliydi ve ılıktı.
"Bir şey saklıyor olabir mi?" Asır'ın sözüyle ona döndüm "Olabilir" dedim. Aras arabaya ilerlerken "Murat'la bir konuşalım bakalım" dedi.
🍁
Aras'ın kapıyı ikinci kez çalması üzerine yine kapı açılmamıştı ben sağ taraftaki cama ilerlerken Asır'da sol taraftaki camlara bakmak için ilerledi. Perdenin açık bıraktığı kadarıyla camdan baktığımda odada kimse yoktu.
Kapıya tekrar döndüğümde "Kimse yok" dedim başımı olumsuzca sallayarak, Asır'da beni onaylayadı "Kimse yok" eve baktığımda mustakil küçük bir evdi.
"Kime bakmıştınız?" bize seslenen sesle yola döndük kırklarında bir adam bize bakıyordu "Biz Murat beye bakmıştık" dedi Aras.
Adam "O evde yok bu saatte tamirhanesinde olur" dediğinde Aras "Dükkanı nerede?" dedi. Adam dükkanı tarif ettiğinde buradan çok uzak olmadığını öğrendik.
Araçlara tekrar bindiğimizde bu sefer Murat'ın yerine geldik. Önümdeki küçük tamirhaneye baktığımda etrafta lastikler, bisikletler, kerpeten gibi birçok malzeme vardı. Genç birisi yanımıza geldi "Buyurun?"
"Başkomiser Aras, Murat beyle görüşecektik" Aras'ın sözüyle başını salladı "Ben hemen haber vereyim" yanımızdan uzaklaşırken bizim gözlerimiz etrafta geziniyordu.
Kendi halinde küçük bir yeri vardı. Murat denen kişi geldiğinde hemen sağdaki masayı gösterdi "Hoşgeldiniz başkomiserim, oturun isterseniz?" Aras başıyla reddetti "Biz sizinle görüşmek istiyoruz" dediğinde Murat başını salladı.
"Zeynep cinayeti için buradayız, Zeynep'i seviyormuşsun" dedim daha fazla uzatmadım, Murat "Evet seviyorum" dedi itiraz etmeden.
Aras "Sevdiğiniz kız öldürürdü" dedi, Murat gözlerini yere çevirirken yutkundu "Onun öldüğüne inanamıyorum, onu çok seviyordum" dedi. Asır söze girdi "Ama o sizi sevmiyormuş" dediğimde Murat başını hayır dercesine iki yana salladı "O da beni seviyordu ama belli etmiyordu" Murat'ın sözü üzerine Aras "İfade ve swap örneği alınması için emniyete gelin" dedi.
Tamirhaneden çıktığımızda araçların yanına gelmiştik Aras bana döndü "Adli tıpa sen git Çağla" başımı sallayarak onayladım, bu sefer Asır'a döndü "Sende laboratuvar sonuçlarını öğren, ben Zeynep Altay hakkında mahallede bir soruşturayım belki bir şey çıkar" dedi.
Ben arabama ilerlerken Asır arkamdan seslendi "Bekle bende geliyorum" ikimizde arabaya bindiğimizde emniyete sürdüm.
Ben arabayı sürerken Asır bana yandan bakışlar atıyordu belliki gülmemek için kendini zor tutuyordu. "Ne oldu?" dedim dayanamayarak, Asır sırıtarak bana döndü "İddiayı kaybetmene çok az kaldı" dedi ee dercesine baktığımda "Sence başkomiserim senden ne isteyecek?" dedi belli ki çoktan beni kaybetmiş olarak ilan etmişti.
"Süre dolana kadar vaktim var" dedim "Miraç ve Zehra nerede?" soruma sakin bir şekilde cevap verdi "Miraç olay yerinde, Zehra ise laboratuvarda"
Emniyete geldiğimizde ben adli tıpa ilerledim. Odaya girdiğimde Merve üzerinde özel kıyafetlerle önündeki maktülün fotoğrafını çekiyordu. Yanına geldiğimde beni farkederek bana döndü. "Elimizde ne var?" dedim.
"Midesinde toprak kalıntıları bulduk, toprağın altında yutmuş olmalı. Kolunda çiziklerle karşılaştık direnmiş. Tırnak altında bulduğumuz kalıntıları incelenmesi için kliminal Raboratuvara gönderdim."
Verdiği bilgiler ardından eliyle maktülün boynunu gösterdi, boynunda hafif kırmızı iz vardı "Bir kolyeye ait olabilir mi?" dedim dikkatli bir şekilde ize bakarken Merve "olabilir" dedi.
Merve'nin verdiği dosyayı aldığımda adli tıptan çıkıp odaya ilerledim. Odada kimse yoktu dosyayı masaya bırakıp koltuğuma oturdum. Sessizliğin içinde telefonum çaldığında telefonu elime aldım.
Ekranda Kuzey'in ismini gördüğümde telefonu açtım "Akşam benimlesin" açtığım anda kurduğu cümleyle güldüm "Niye?" dedim.
"Sevgilimle tanıştıracağım"
"Ne zaman sevgilin oldu?" dedim, oldukca sakin karşılamıştım çünkü bu artık alıştığım bir şeydi, soruma "Sabah" diyerek cevap verdi.
"Dur tahmin edeyim bu da seni aldatır" dedim teori üreterek "Hayır, bu sefer ki sevgilim öyle değil, yani saf tatlı bir kız" dedi sesinde hoşnutluk vardı. "Baktın yırtıcı kızlarda hayır yok sende minnoş kızlara mı ilerledin?" dediğimde gülme sesi gelmişti "Öyle oldu."
Duyduğum adım sesleriyle kafamı kaldırdım, Aras'ı gördüğümde ardında Asır vardı. "Ben seni sonra ararım" dedim Kuzey'e, telefonu kapatıcakken Kuzey'in sesiyle durdum "Akşam üçümüz yemeğe çıkıcağız, seninle tanıştıracağım sevgilimi" dedi ve telefonu yüzüme kapattı.
Telefonumu masaya koyduğumda onlara döndüm Aras masasının önünde ayakta dururken Asır koltuğa oturmuştu. Aras kolundaki saate bakıp bana döndü "Süre doldu, kaybettin" dedi keyifle.
Asır'a döndüm "Onlarda hiç mi umut yok" dedim Asır hayır anlamında bakışlarını attı "Hâlâ birbiriyle konuşmuyorlar" dedi. Bu sefer gerçekten kaybetmiştim, kaybetmek sinir bozucuydu. Aras'a döndüm "Pekala sen kazandın, benden ne istiyorsun?" dedim.
Aras'ın yüzünde sırıtış oluşurken "Ben sana zamanı geldiğinde isteğimi söylerim" demekle yetindi, kim bilir aklından neler geçiyordu.
"Pekala olaya dönelim" Aras kendini toplayarak yüzüne ciddi ifadesini yerleştirdi, masadaki dosayayı alıp Aras'ın yanına geldiğimde ona verdim. O dosyayı açıp incelerken Asır'da yerinden kalkarak dosyaya göz attı.
Asır bize döndüğünde gözleri cinayet hakkında hazırladığımız panoya gitmişti "Olay yerinden gelen deliller laboratuvarda inceleniyor. Şuanlık elimizde arabanın tekerlek izi ve yere düşmüş bir kolye var" dedi.
Aras "Arabadan kurtulmuş olabilirler ama yinede araba hakkında bilgileri alalım, kolyenin sahibi kim?" dedi Asır'a dönerek. Asır elindeki dosyayı Aras'a uzattı "Kolye üzerinde Merve, Zeynep ve birisininde daha DNA'sı var" Asır'ın verdiği bilgi üzerine ben ekledim "Zeynep'in boynunda bir iz vardı, kolyeye ait olmalı" dedim ikisinin bakışları bana dönerken.
"Diğer DNA kime ait?" dedim sorarcasına ama belli ki daha kimin olduğunu bulamamıştık.
Kapı çaldığında dikkatimiz kapıya çevrildi gördüğüm yüzle ufak çaplı şok geçirmiştim.
Zehra ve Miraç el ele odaya girmişlerdi.
Buna şaşıran tek kişi ben gibiydim. "Siz ne zaman birlikte oldunuz" dedim Zehra mutlulukla bakarken "Birbirimize hislerimizi söylememiz yetti" dedi. Miraç'ın Zehra'ya attığı aşık bakışlardan bahsetmek bile istemiyordum.
"Kazanma şansım yok mu?" dedim Aras bana attığı bakışlarla "Süre dolalı saatler oldu" dedi.
"Biraz daha erken olamadınız değil mi?" dediğimde Asır ve Aras güldü. Zehra ise safca "Ne oldu ki?" dedi.
🍁
Üzerimdeki kıyafetime son defa baktım, bu gece için tamamdım. Bu akşam Kuzey'in yeni sevgilisiyle tanışmak için akşam yemeğine çıkıyordum.
"Çağla hadi geç kalıcağız" Kuzey'in salondan seslenmesine karşılık vermedim. Çantamı omzuma takıp odamdan çıktım.
"Geldim geldim, sanki kız istemeye gidiyoruz" dedim alay edercesine, Kuzey koltuktan kalkıp karşıma geçti kendi etrafında bir tur döndü "Mükemmelim" diyerek kendini övdü. Kız için baya şık olmuştu, umarım bu sefer başımıza bir şey gelmezdi.
"Öylesin" dedim gülerken Kuzey anahtarını alıp kapıya ilerledi, bende hemen ardından ilerlerken evden çıktık. Aşağı indiğimde Kuzey'in yeni arabası bütün asaletiyle evin önündeydi.
Beyaz şıklığını ve pahalılığını tek bakışta gösteren aracın yanına geçtim "Ne kadar uyumluyuz" dedim araçla renk uyumu yakalamamıza. Kuzey güldü "İstersen sana vereyim" göz kırpışına sadece gülümsemekle yetindim bana kendi arabam yetiyordu fazlasına gerek yoktu Kuzey'in aksine.
İkimizde bindiğimizde Kuzey arabayı çalıştırdı, arabada çalan şarkı eşliğinde restorana gelmiştik. Sabahki restoran vakamdan sonra bunun güzel olmasını istiyordum. Bir restoran vakası daha yaşayamazdım.
Kuzey beni İstanbul'un en gözde yerlerinden birine getirmişti. Kuzey'in koluna girerken etrafı izliyordum. Kuzey'in ismini söylemesi üzerine bizi bir masaya getirmişlerdi. Masada kız yoktu, bizden sonra gelicekti galiba.
Kuzey benim sandalyemi çektikten sonra masaya oturdu. Restoranın aydınlatması çok güzeldi, büyük alanı ve hafif çalan müzikle güzel bir görüntü oluşturuyordu.
Kafamı masaya çevirdiğimde Kuzey elindeki telefonla uğraşıyordu, telefonunu kapatıp masaya koydu "Gelmek üzere" dedi.
"Bakalım bu sefer nasıl birisiyle birliktesin Kuzey bey" dedim imayla, görürsün bakışlarının ardından gözü arkama çevrildi.
Kuzey ayağa kalkıp "Hoşgeldin" dediğinde kızı artık bende görebiliyordum. Kumral saçı omzunda salınırken kahverengi gözleri beni ardından Kuzey'e döndü. Yumuşak yüz hatları olan minyon bir kızdı, kıyafetlerine bakılırsa Kuzey'den aşağı kalan bir yanı yoktu, maddi durumu iyi olmalıydı.
Kuzey'le sarılırken bende ayağa kalktım, Kuzey beni gösterdi "Kuzenim Çağla" ardından Kuzey kızı gösterdi "Sevgilim Ela" dedi. Kızla el sıkışmamızla kız yüzüne bir tebessüm koydu "Tanıştığıma memnun oldum" dedi sevecen çıkan sesine sadece "Bende" dedim.
Onlar masaya geçerken benim gözüm kapı girişinde duran iki adama kaymıştı takım elbiseleriyle etrafı incelerken gözleri sürekli Ela'ya çevriliyordu.
Masaya geçtiğimizde Ela onlara baktığımı anladığında açıklamada bulundu "Şey onlar korumalar, babam fazla korumacı birisi bu yüzden tek dolaşmamı istemiyor" dedi. Açıklamasına sadece tebessüm ederken bu durum içimde huzursuzluk oluşturmuştu.
Kuzey ve Ela dip dibe otururken sohbete dalmışlardı. Kızın oynak bakışları Kuzey'deyken, Kuzey'in çapkın gözleri kızım üzerindeydi. Siparişlerimizi vermemiz üzerine yemekler masaya konulmuştu.
"Çağla sen komisermişsin yani Kuzey söylemişti" dedi, Ela pozitif enerjik bir kıza benziyordu yüzünde bütün gece tebessüm eksik olmamıştı. "Evet, sen ne iş yapıyorsun?" dedim yeşil gözlerimi kızın üzerine dikerken "Ben işletme okudum şimdi ise şirkette çalışıyorum" dedi.
Hım diye mırıldandım gözüm Kuzey'e çevrildi "Ela Boğaziçi'nden mezun zeki kız" dedi Kuzey'e 'senin aksine' demek istedim ama sessizliğimi korudum, kızın yanında onunla uğraşmak istemedim ama onunla uğraşmak zevk veriyordu.
"Ben tuvalete gidiceğim" dedim masadan kalkarken ikisi sohbetlerine devam ediyordular. Restoranda ilerlerken gözlerim etrafı süzdü Ela ilk geldiğinde iki koruma varken şimdi sayı altıya çıkmıştı. Sadece güvenlik için altı koruma fazlaydı.
Belli yerlerde durarak etrafı izleyen korumalardan birinin yanından geçerken belindeki şişkinlik silahlı olduklarını gösteriyordu. Tuvaletin salonuna girdiğimde birbiriyle konuşan kızların yanından geçip tuvalete girdim.
Bir kişi makyajını tazelerken birisi elini yıkıyordu, aynanın karşısına geçtiğimde çantamdan rujumu çıkardım. Dudağımın üstünden bir kez geçirmem yetmişti, yanımdaki kızlarda tuvaletten çıktığında tek başımaydım.
Telefonumu çıkarıp Kuzey'e yazdım.
Çağla: bu kızdan bir şey çıkmaz umarım.
Kuzey: yine ne oldu benim Paronayak kuzenim?
Çağla: hislerim doğru çıkmasın lütfen.
Kuzey: hadi ama tatlı bir kız en fazla ne olabilir ki?
Çağla: Neden o kadar korumayla geziyor?
Kuzey: tanıştığımızdan beri öyle.
Çağla: bu şüphelenmemem için sebep değil.
Kuzey: babası iş adamı, iş dünyasında tehlikeler olabiliyor kızını korumak istemiş.
Kuzey: şüpheci davranmayı bırak.
Telefonu kapattığımda çantama koyup tuvaletten çıktım. Tekrar masaya geldiğimde Kuzey'le kısa bir göz teması ardından yemeğe devam ettik.
Kızla ettiğim küçük sohbetlerle ve Kuzey ve Ela'nın cıvık aşklarını izlememle bitmişti. Biraz daha bu kadar cıvık aşk izleseydim kusabilirdim.
***
"Abartma Çağla sadece sevgilimle vakit geçiriyorum" Kuzey'in benim abartıyormuşum gibi sözlerini artık duymak istemiyordum. Arabaya doğru ilerlerken yanımdaki Kuzey'e kafamı çevirdim "Çok cıvık bir çiftsiniz ve vakit geçirmek istiyorsan bunu benim karşımda yapma" dedim uyararak.
Kuzey kolunu omzuma atarken "Dişil enerjisi sıfır kuzenim acaba seni alacak adam ne yapıcak?" dedi sadece göz devirdim. "Evlenmeyi düşünmüyorum" dedim net bir sesle tabi dercesine başını salladı.
Yemek bitmişti Ela kendi evine giderken bizde tartışmalarımızla arabaya bindik.
"Acaba sen nasıl bir adam istiyorsun?" dedi Kuzey göz devirerek. O arabayı çalıştırırken ona döndüm "Yemek yapmayı bilsin ve senin gibi cıvık birisi olmasın yeter!" dedim.
Kuzey bu sefer güldü "Senin gibi ciddi birisi mi?" yüzünü buruşturdu "İkinizi hayal bile etmek istemiyorum. Sıkıcılık abidesi olursunuz" dedi. Ona cevap vermek yerine önüme döndüm.
Eve geldiğimde arabadan indim kapıyı kapatmak yerine Kuzey'e döndüm "İyi geceler" dedim Kuzey güldü kafası koltuğa giderken bana döndü yüzünde anlamlı bir gülümseme oluşurken "İyi geceler kuzen" dedi bu sefer bende gülümsedim kapıyı örtmeden önce.
Ne olursa olsun aramızdaki bağı bozmamamız ve Kuzey'in her durumda beni üzmekten kaçınması güzeldi.
Kuzey çiftliğe giderken bende eve geçtim kapıyı örttüm.
Işığı açmadan salona geçtiğimde çantamı koltuğa fırlattım. Derin bir nefes alırken biraz hava almak için balkona çıktım. Merdivenden inerken üstümü değiştirmemiştim hava geceleri daha soğuktu ama soğuk dinç tutardı.
Bahçeye indiğimde dönüp eve baktım Aras'ın evininde ışığı yanmıyordu, ikimizin evide kimse yokmuş gibi sessizliğe boğulmuştu.
Önüme dönüp ilerlediğimde karşımdaki manzaraya baktım evin önü açıktı, yürüme mesafesinde kumsal vardı, oradaki suyun sesi kulağıma geliyordu. Suyun bir kısmı burdan görünebiliyordu.
Üzerime koyulan bir çeketle daldığım düşüncelerden çıktım. Arkama dönmeme gerek kalmamıştı çünkü Aras hemen yanımda duruyordu. Pantolon ve tişörtüyleydi. Göğsümde billeştirdiğim ellerimi çözdüm bu sırada Aras elindeki iki kupa bardaktaki kahvenin birisini bana uzatmıştı.
Bardağı avcumun içine aldığımda sakin bir sesle "Bugün kahveler benden olsun" dedi.
"Yani bu sürekli devam mı edicek" dedim bir kaşımı hafif kaldırarak ona baktığımda gülümsedi "Benim için olur" dedi "Ben sürekli kahve yapmam" dedim önceden söylercesine.
Aras gülümsedi gamzesi ortaya çıkarken kahveliklerini yeşil gözlerimden ayırmadı "Hergün beraber olmaya varsın o zaman" dedi sırıtarak.
"Sana geldiğimizde o kurabiyeleri sen mi yapmıştın?" konuyu değiştirmeme kısa bir süre anlamlandıramasada cevap verdi "Evet" başımı hafif salladım "Elin lezzetliymiş Başkomiser" dedim bende sırıtarak.
"Öyle" dedi hiç tevazü göstermeden "Pekala eğer her zaman böyle güzel şeyler yapıcaksan bana uyar" dedim. Bu sefer güldü bir eli cebindeyken diğeriyle kahvesini tutuyordu.
"Ben sana yaparım" dedi muhabbet hoşuna gitmiş gibi "Ama belli ki sen mutfak hakkında bir şey bilmiyorsun" dedi bu kaçınılmaz bir şeydi "Evet" dedim. Mutfak ve ben zıt kutuplardık.
Öğrenmek istesem öğrenirdim ama ben hiç yapmayı sevmiyordum bu yüzden öğrenmemek tercihimdi.
"Sen evde ne yiyorsun?" dedi meraklı bakışlarının hedefi bendim "Sipariş veriyorum, amcamın evine gidiyorum, dışarıda yiyorum veya ufak şeyler hazırlayıp atıştırıyorum."
Sözlerimle beni baştan aşağı süzdü "Bu kadar düzensiz beslenmeyle böyle bir vücut yapmış değilsindir" dedi sesindeki hayranlığı vücudum hakkındaydı.
Bu vücuda ulaşmak için çok çalışmıştım tabi ki genetik güzelliğimde ayrı bir konuydu. "Buraya geldiğimde yemek düzenim bozuldu bugüne kadar dikkat ediyordum" dedim başını anlamışcasına salladı.
"Uzun süredir spor yapıyor olmalısın" dedi hâlâ bakışları ara ara vücudumda dolaşıyordu "Sende" dedim bende onun gibi hiç çekinmeden vücudunu süzerken.
"Senin bana yürüdüğünü hissetmem normal mi?" dedim bardağım bittiği için elimde boş bir şekilde tutuyordum. Aras dudağını bilmem dercesine büzdüğünde "Benden hoşlanıyor musun?" dedim benim bu açık sözlülüğüme bir an şaşırsada cevap vermedi.
Uzatmayı sevmiyordum ne düşünüyorsam söylemek bana göre bir şeydi. "Susmanı evet olarak mı alayım?" dedim bu sefer ama yine sessizliğini bozmadan bana yüzündeki gülümsemesiyle bakıyordu.
Üzerine bir adım attığımda aramızdaki mesafeyi kapatmıştım gözlerinin içine diktiğim yeşil gözlerimi ayırmazken Aras'ın yüzündeki gülümseme gitmişti.
Bu sefer ben gülümsedim erkekler hep aynıydı.
Elimdeki bardağı Aras'a uzattım o bardağı tutarken bozmadığım gülümsememle "İyi geceler" dileyip yanından geçerek evime ilerledim.
Balkona çıktığımda tekrar bahçeye döndüm Aras sırtı dönük bir şekilde karşıyı izliyordu.
🍁🍁🍁
bölüm nasıldı?
Adettendir sorayım
Sizce katil kim?
Aras ve Çağla arasındaki çekim sizce nasıl.
Farkettiyseniz Çağla çok şüpheci ve biraz erkekler karşı tedbirli.
Kuzey ve Ela vardı bu bölüm bakalım diğer bölümlerde nasıl ilerleyecekler.
En sevdiğiniz sahne hangisiydi.
İnsta hesabım: my_amd_
TT hesabım: my_amdofficial
