🍁🍁🍁
Sweatshirt ve eşofmanımı giydiğimde kapıya yöneldim evden aşağı indiğimde daha güneş görünmüyordu ama hava aydınlanmaya başlamıştı.
Ellerimi cebime koyduğumda önümdeki yoldan ilerledim. Sabah yürüyüşlerimi aksatmıştım kendime gelmem gerekiyordu. Spor salonuna da düzenli gitmiyordum ama yürüyüş yapmak istiyordum.
Bir süre ilerledikten sonra patika yola girdim. Yolun etrafındaki ağaçlar rüzgarın etkisiyle sallanırken hafif sesleride kulağıma geliyordu.
Bu yol yürüyüş için yapılmıştı evlerden ve ana yoldan ayrıydı. Bazı alanlarda kenarlara banklar koyulmuştu. Beklediğim gibi bu saatte kimse yoktu, rüzgarın kulağıma gelen uğultusu dışında bir ses yoktu.
Başta hafif yürüdüm, kulaklığımı takıp müzik açtım hafif hızda koşmaya başladım. Artık etraftaki sesler değil kulaklığımda ki müziğin sesi zihnimde dolaşıyordu.
Hızımı gittikçe arttırırken zamanın ne kadar geçtiğinin farkında değildim. Nefesiminde adımlarımla beraber hızı artıyordu.
Zamanın akışına bıraktığım koşumda yavaşlayarak durdum kulaklığımı çıkarıp cebime koydum, yürüyeceğim diye su almamıştım bu yüzden eve geri döndüğümde içicektim.
Dizlerime ellerimi koyarak yere eğildim nefes alışımı düzene koymak amacıyla bir süre nefes alıp verdim. Normal koşumdan fazla koşmuştum nefesimi hızla alıp verirken kalbim göğsüme baskı uyguluyordu. Gittikçe düzelen nefesimle kalbiminde rahatladığını hissettim.
"Sabah sporunu yaptın galiba" duyduğum sesle kafamı hafif bir açıyla doğrulttum. Aras birkaç adım atarak karşıma gelmişti.
Ellerimi dizimden çekerek doğruldum, kapşonlu sweet ve eşofman giymiş elinde ise bir çanta vardı belli ki o da spor yapıyordu. Bu sefer üstünde tişört yoktu ama üstündeki sweet inceydi.
"Sende spor yaptın galiba" dedim elindeki şişeyi bana uzatıp "Öyle" dedi. Dudağım bile kurumuştu teklifini reddetmek yerine uzattığı şişeyi aldım. Ben suyu içerken o sessizce beni izliyordu.
Şişedeki bütün suyu bitirdiğimde elimdeki şişeyi alıp çantasına koydu "Her zaman böyle erken mi kalkıyorsun başkomiser" ikimizde geldiğim yola ilerledik eve geri dönmek için. Anlaşılan onun sporuda bitmişti "Çok uyumayı sevmem" dedi.
Ellerimi cebime atarken kafamı ona çevirdim "Hergün spor yapıyor musun?" dediğimde "Genelde" diyerek belirsiz bir cevap verdi.
Yolda yürürken ufak bir bakış attım ama gözlerimi geri önüme çevirdim bu sefer konuşan o oldu "Ne sormak istiyorsan sorabilirsin" dedi soru sorucağımı nerden anlamıştı.
"Bir polise göre maddi durumun fazla iyi değil mi?" dedim çünkü arabasını ve oturduğu evi düşününce memur maaşıyla alınacak şeyler değildi.
"Sende bir polise göre fazla zenginsin" dedi tamam yani araba, ev, marka kıyafetleri düşününce haklı bir cevaptı "Benim ki aileden geliyor" dedim. Kafasını bana çevirdi "Benimkisi de" dedi o da ailesinden dolayı maddi durumu iyiydi.
"Ailen ne iş yapıyor?" dediğimde bilmiyorum dercesine dudağını büzdü "Nasıl yani?" dedim anlamlandıramadan "Orası biraz karışık" diyerek konunun devam etmesini istemediğini belli etti.
Bir süre süren sessizlikten sonra eve gelmiştik "Aç mısın?" o kendi kapısını açarken ona baktım "Kahvaltı hazır, evde uğraşma gerçi sen böyle şeyleri yapamıyordun" dedi kapıyı açıp bana dönerken lafını sokmuştu.
İstemsizce güldüğümde onunda yüzünde ufak bir gülümseme oluşmuştu "eEllerim mutfakta marifetli olmasada başka yerlerde elimi kullanmayı iyi biliyorum" dedim Aras'ın bir kaşı havaya kalktığında sözlerimi yanlış taraflara çektiğini yüzünde oluşan saçma bakıştan anlamıştım.
Bir elimi havaya kaldırdım dur dercesine "Boks, dövüş, silah gibi şeylerden bahsettim" dedim ama o gülerek arkasına dönüp eve girdi.
Benim için açık bıraktığı kapıdan girdim, kapıyı örttüğümde gözüm evde dolaştı ilk girişimi hatırladığımda yüzümü buruşturup salona ilerledim. Ev temiz ve düzenliydi eve bir iki kere girsemde hep evi böyleydi.
"Ne oldu eve kapıdan girmek garipsetti mi?" onun sesiyle etrafa bakmayı bırakıp ona döndüm elindeki bardakları masaya bırakıp bana döndü "Sen gizli girmeyi istersin gerçi hırsız gibi demek istedim" eğlenen sesi benimle dalga geçmekten hoşlandığını belli ediyordu.
Tekrar mutfağa giderken bende arkasından mutfağa girdim. Tezgahın üzerinde hamur işi yiyecekler dahil birçok kahvaltılık vardı. "O olayı kapattığımızı düşünmüştüm" dedim elimi tezgaha koyarken Aras karşımda tabaklarla uğraşıyordu.
O da ellerini tezgaha koyup bana baktı "Nasıl kapatmıştık?" dedi göz kırparak "Dans ederek" dedim yüzümü ona yaklaştırdığımda yine yüzünde serseri gülüşü oluşmuştu.
"O seni tutuklamamam içindi konuyu kapatmam için değil" dedi keyifle, göz devirdiğimde eline iki tabak alıp benim ellerime resmen zorla verdi "O ellerinin yaradığı şeyleri görelim" dedi.
Bu adam bütün yaşananları ve sözleri resmen süzgeçten geçiriyor önüme koyup duruyor "Hadi" o da tabak alıp masaya giderken sessiz bir öfleyişimin ardından bende masaya gidip tabakları koydum.
"Ne kadar güzel misafir ağırlıyorsun" dedim imayla, ev işleri yapmak bana göre değildi o tekrar mutfağa giderken bende mutfağa ilerledim "Pek misafir sayılmassın" dediğinde alayla "Ev sahibi mi sayılıyorum?" dedim.
Elerime tekrar bir şeyler bırakırken "Yani sayılırsın" dedi ve masaya ilerledi resmen işçi gibi çalışıyordum. Benim bu güzel ellerim silah tutmak veya birini dövmek için vardı yemek yaparak veya tabak taşıyarak bu ellerimi kullanmak istemiyordum.
"Nasıl yani?" dedim bana ev sahibi sayılırsın demesinden bir şey anlamayarak "Çay mı kahve mi?" dedi sanki ben soru sormamışım gibi "Çay" dedim o bardakları koyarken ben çatalları masaya götürdüm.
"Bu ev Kuzey'lere ait bu yüzden ev sahibi sayılırsın" dedi mutfaktan duyduğum sesle durdum. Bu evde mi amcama aitti?
Çattaları masaya bıraktığımda sandalyeyi çekip oturdum Aras masaya geldiğinde bir elinde çay diğerinde kahve vardı. "Ne oldu?" dedi benim oturmama sorduğunu biliyordum arkama rahatça yaslandım "Ev sahibi olarak oturuyorum" dedim.
Bu halime gülerken "Çalışmayacak mısın?" dedi gözlerini gözlerime dikerken "Hayır, sen hizmet etmeyecek misin ev sahibine?" dedim bir kaşımı hafif havaya kaldırdığımda çayımı önüme koydu "Afiyet olsun evimin sahibi" dedi içinde kinaye bulunan cümlesiyle mutfağa geri döndü.
İnsan daha önce söylerdi bu kadar iş yaptıktan sonra değil Aras masayı tamamen hazırladıktan sonra o da karşıma oturdu. Masadaki güzel kokular iştahımı açarken çatalımı alıp ilk patates kızartmasına uzandım.
"Emniyette de ben senin Başkomiserinim" dedi sözlerindeki tehditi farketsemde umursamamayı tercih ettim "Onu emniyette düşünürüz" dedim ben kahvaltıya başlarken o kahvesinden bir yudum aldı.
Patates böreğini tabağıma alıp tadına baktığımda yengeminkinden bile daha güzel olduğunu farkettim tabi ki bu sözümü yengemin duymaması gerekiyordu.
Kuzey'in asla bu böreğin tadına bakmaması gerekiyordu çünkü bu evden çıkmazdı gerçi Aras'ın başına Kuzey'i atmak ona işkence bana eğlence olurdu ama neyse.
Bu böreği garip bir şekilde herkes güzel yapamıyordu tarifini tam tutturmak zor olduğunu söylemişti yengem ve bunu güzel yapan tek kişi yengemdi şuana kadar.
Ben zevkle böreği yerken Aras'ın bakışlarının bana çevrildiğini farkettim "Sen bu böreği yapmayı nerden öğrendin?" dedim önümdeki börek bittiğinde ortada ki tabakta duran böreklerden birini de alıp önümdeki tabağa koydum.
"Neden sordun? Çok mu beğendin?" dedi sorularıma karşılık hep konuyu değiştiriyordu, soruma cevap verebilirdi "Beğendim" dedim yüzünde cevabını alan bir tebessüm oluştu.
İkimizde kahvaltı yaparken gözlerim saatime kaydı kalkmam gerektiği için ayağa kalktım "Eline sağlık kahvaltı güzeldi" dedim elimle kalkmamasını söyledikten sonra kapıya ilerledim "Emniyette görüşürüz" sesiyle sadece gülümsedim ama o görmedi.
Evden çıktığımda merdivenlere ilerledim evimin kapısını açıp eve girdim. Odama girdiğimde giyiceğim kıyafetlerimi ve havlumu hazırladım. Üstümdekilerden kurtulduğumda duşa kabine girdim.
Suyu açtığımda rahatlamıştım, koşduğum için terlemiştim duş almak iyi gelmişti. Kısa tutmaya çalıştığım banyomun ardından kurulanıp kıyafetlerimi giydim emniyete geç kalmak istemiyordum saçımı elimden geldiğince iyi kurutmaya çalışmıştım ama uzun olması bunu zorlaştırıyordu.
Her şeyim tam olduğunda anahtarıımı alıp evden çıktım hava kapalıydı ama yağmur yağmıyordu Aralık ayına gitmiştik ve hava çok fazla değişim yaşıyordu.
Arabaya bindiğimde kulaklığımı takıp Kuzey'i aradım. Arabayı çalıştırdığımda aramam cevaplanmıştı "Ne yapıyorsun?" dedim sakin bir şekilde "Dışarıdayım" dedi sesi iyi geliyordu uykulu değildi.
"Ne yapıyorsun dışarıda?" arabamı kırmızı ışıkta durdurdum bu sırada Kuzey sorumu cevapladı "Ela ile kahvaltı yapıyoruz" beraber vakit geçiriyorlardı ama bu da kısa sürecekti. Kuzey aşık olmazdı bunu o da biliyordu sadece flört ediyordu sanırım bu yüzden ayrılıklar da hiç üzülmüyordu.
Ayrıldığında onun için sıkıntı değildi biterdi bu kadardan ibaretti. "Size afiyet olsun" dedim arabayı tekrar çalıştırmıştım. Telefonuma bir çağrı da geldi "Kuzey ben seni sonra ararım görüşürüz" dediğimde Kuzey "Günaydın" dedi kendince ona günaydın dememi hatırlatıyordu sadece güldüm ve Kuzey'in aramasını sonlandırdım.
Arayan Asır'dı "Çağla neredesin?" dedi sesi sakin geliyordu "Emniyete gidiyorum" dediğimde ha dercesine bir ses çıkardı "iyi benide al" dediğinde arama sebebi ortaya çıkmıştı.
"Geliyorum" dedim o aramayı sonlandırdığında bu sefer arabayı Asır'ın evine sürdüm. Bir kez Asır'ı evine bırakmıştım bu yüzden nerede olduğunu biliyordum genelde hafızam kuvvetliydi.
Asır'ın evine yaklaştığımda direğe dayanmış etrafa boş bakışlar atan Asır'ı görmüştüm. Ona yaklaştığımda kornaya bastım sesle olduğu yerde sıçramıştı bende zaten korkması için yapmıştım, Asır'ın yüz haline gülerken o beni gördüğünde ne yaptığımı anlamıştı.
Arabaya bindiğinde o kemerini takarken ben arabayı çalıştırdım. "Ne oldu başkomiser seni almadı mı?" dedim. Asır "Başkomiseri ufak sinirlendirmiş olabilirim" dedi sözleri ufak desede attığı bakışlar daha fazlasını anlatıyordu.
"Nasıl?" dedim ona kaçamak attığım bakışlarla "Onu fazla darladım galiba" dedi yaptığını kabullenerek. Ne yaptığını anlamak için "Hangi konuda" dedim ama Asır boşver dercesine bir elini salladı "Haklı olduğum bir konuda" dedi.
Daha fazla karıştırmadım, emniyete geldiğimizde binaya girdik. Bir polisle konuşan Aras'ı gördüğümüzde ikimizde onun yanına ilerledik bu sırada polis memuru yanından uzaklaşmıştı.
"Günaydın başkomiserim" dedi Asır galiba Aras'ı sinirlendirdiği için yumuşaklık yapıyordu. Aras başını sallarken bakışları beni buldu biz zaten sabah beraberdik. Aras'ın sabah ki halinden farklı olduğu gözlerimden kaçmamıştı.
Sabah gülüp eğlenirken şimdi yüzü çok ciddiydi, beraber çalıştığımız bu zamanda onun işte daha kontrolcü ve ciddiyet sahibi birisi olduğunu anlamıştım.
Aras gitmek için haraket edicekken Zehra'nın seslenmesiyle durdu "Başkomiserim" bizde Zehra'ya döndüğümüzde elinde bir dosya vardı.
"Günaydın" dedi hepimize ve hemen konuya girdi "Olay yerinde bulunan tükürük elimizdeki örneklerle uyuşmuyor. maktülün üstündeki kıyafetten sigara paketi çıktı paketin içinde yarım kalmış bir sigara var üstünde Esra Günvey'e ait DNA tespit ettik" sözünü tamamladığında çalışmak için tekrar laboratuvara geri dönmüştü.
Aras kısa bir süre düşündükten sonra Asır'a döndü "Esra Günvey'in, maktülün, Murat'ın evi için arama kararı çıkart" dedi Asır başını sallayıp yanımızdan ayrıldı. Aras'ın bana dönmesiyle keskin gözleri beni bulmuştu "Maktülün çevresinde ailesinde kimler varsa şüpheli kişilerin dosyasını bana getir" net sesi ardından tamam anlamında başımı salladım.
Aras giderken ben odaya çıktım soruşturma hakkındaki dosyaları incelerken önümde bilindik şeyler vardı. Biraz daha incelediğimde maktülün Amcası ve bir kuzenininde mahallede yaşadığını öğrendim. Dosyayı kenara koyup bilgisayara odaklandığımda mahallede yaşayan kişileride listeye ekledim, sanıkların verdiği ifadeler ve ailesine ait ifadelerede göz attığımda elimde bir dosya oluşmuştu.
Maktülün babası yıllar önce kalp krizinden ölmüş, Zeynep bu süreçte annesiyle beraber yaşamış. Dosyayı tamamladığımda sandalyemden kalkıp Aras'ın masasına ilerledim dosyayı masaya koyup tekrar masam dönecekken Asır'ın kapıdan girmesiyle durdum.
"Zeynep'in evine inceleme için gidiyoruz" Asır'dan masama döndüğümde kapıya ilerledim. Asır'la odadan çıktığımızda emniyetten hızlı adımlarla çıktık. "Başkomiser nerede?" dedim, Aras'ı sabah emniyete girdiğimde görmüştüm "Zeynep'in evine geçicekti" başımı anladığımı belirterek hafif salladım.
İkimizde benim arabama bindiğimizde arabayı çalıştırıp eve sürdüm. Eve geldiğimizde polis araçları göz hizama girmişti arabadan indiğimde Aras'ın arabasıda buradaydı bizden önce gelmiş olmalıydı.
Eve girdiğimde olay yeri ekipleri çalışmalarına devam ediyordu. Miraç'ı Zeynep'in yatak odasını incelerken gördüğümde odaya girdim Asır ise başka bir odaya girmişti. Miraç'ın benim sürem dolduktan sonra açıldığı için içimde ona karşı gıcıklık taşıyordum ama olan olmuştu ve zaman geriye alınmazdı.
"Durum ne?" Miraç yanıma geldiğinde göz ucuyla ekipe baktı "Komiserim şuan incelemeye devam ediyoruz" eliyle yatağın üstündeki birkaç fotoğrafı gösterdi "Maktülün sevgilisi varmış anlaşılan" dedi.
Ben yatağa ilerlediğimde elime bir eldiven taktım fotoğraflar bir kutudan çıkmıştı, fotoğrafta Zeynep ve yanında kumral birisi vardı, fotoğraf normaldi sevgili denilecek bir şey yoktu ama kumral çocuğun yüzünün bir kalp işareti ile işaretlemesi normal olmadığını açıklıyordu.
"Sevgilisi olmalı" duyduğum Aras'ın sesi ile doğruldum ve arkamda yan yana duran Miraç ve Aras'ın yanına geçtim "Platonik aşık olabilir" dedim "Değildir" Aras'ın sesi kendinden emindi.
Neden dercesine baktım "Burası küçük bir mahalle öyle herhangi bir arkadaşınla böyle fotoğrafların olmaz yanlış anlaşılır" dediğinde sözünde haklıydı.
Annesinin de sevgilisinden haberi olmadığına göre gizli bir birliktelikdi "Herkesten saklıyor olabilirler" dedim düşünürcesine bakışlarım odada dolaştı "Komiserim buralarda öyle sevgili hoş karşılanmaz saklanıyor olmalı" dedi Miraç.
Miraç ekipe katılarak incelmeye devam ederken Aras bana döndü Asır ise bu süreçte yanımıza gelmişti "Yakın arkadaşı Esra sevgilisi olduğunu biliyor olmalı ama sakladı. Esra'yı sorgu için emniyete getirelim" dedi "Tamam" başımı onaylayarak yanlarından ayrıldım.
Elimdeki eldivenlerden kurtulduğumda evden çıktım polis araçlarının yanına geldiğimde memurlar bana döndü "Zeynep Günvey sorgu için emniyete getirilecek" dedim hepsi bunun için haraket ederken ben arabama binip emniyete ilerledim.
Dosya işlerini halledicektim, bu sürede olay yeri inceleme Esra ve Murat'ın evinide inceleyecekti. Emniyette dosya ve evrak işlerini hallettiğimde sorgu odasına geçtim.
Sorgu camından Esra'ya baktığımda odayı inceliyordu, boş odada masa ve iki sandalyeden başka bir şey yoktu. Önümdeki masada kamera görüntüleri ekranda yansıyordu ekranda ise Esra vardı. Sorgu kayıt altına alınacaktı.
Kapının açılmasıyla bakışlarımı odaya giren Aras ve Asır'a çevirdim "Sorguya kim giriyor?" dedi Aras ikimizin arasında bakışlarını gezdirirken "Ben yaparım" dedim beni başıyla onaylaması üzerine dosyayı elime alıp odaya girdim.
Kapıdan girdiğim anda Esra'nın ürkek bakışları beni bulmuştu, sandalyeye oturup dosyayı masaya koydum "Esra sana ne sorarsam dürüstçe cevap ver ve hiçbir şey saklama" dedim başını zor birşekilde sallarken buraya neden geldiğini düşündüğü anlaşılıyordu.
Bakışlarımı cama çevirip ardından önüme döndüm "Verdiğin ifadedede Zeynep'in sevgilisinin olmadığını söylemişsin" gözlerimi ona diktiğimde "Evet" dedi onaylayarak.
Dosayayı açıp içindeki Zeynep ve yanındaki adamın fotoğraflarını çıkarıp masaya dizdim "Sana yalan yok dedim" keskin çıkan sesimle Esra bakışlarını fotoğrafa dikti.
"Zeynep'in sevgilisi kim?" dedim o da uzatmayacak olamlıydı ki
Cevap verdi "Hakan" ciddiyetimi hiç bozmadan sorularıma devam ettim "Hakan kim? Zeynep'le nerden tanışıyorlar?" Esra iki elini masada birleştirdi "Hakan bizim mahallede yaşıyor Zeynep'le de mahallede tanıştılar" cevapları verirken sakin davransada biraz ürküyordu.
"Zeynep'le ne zamandan beri sevgili?" fotoğrafları toplayıp dosyanın içine koydum "İki yıldır" dediğinde kafamı ona çevirdim "Bu kadar zamandır sevgili ve bunu kimse bilmiyor mu?" tereddütsüz sorumla derin nefes aldı "Bizim orada pek iyi karşılanmaz böyle şeyler komiserim, Zeynep'le Hakan birbirini seviyordu hatta eğer vermeseler Hakan kaçmayı bile teklif etmişti" dedi.
"Zeynep'i Hakan öldürmüş olabilir mi?" dediğimde kafasını kaldırdı "Hayır yani Hakan çok seviyordu böyle bir şey yapmamıştır" sandalyede öne doğru hafif eğildim "Hakan Zeynep'i kaçmayı teklif etmiştir Zeynep kabul etmeyince kendi aralarında tartışmışlardır ve Hakan Zeynep'i öldürmüştür" dedim emin çıkan sesim Esra'yı biraz ürkütmüştü.
"Öyle bir şey olmaz yani zaten Zeynep eğer evlenemesseler kaçmayı düşünüyordu" dedi benim düşüncelerimin yanlış olduğunu söyleyerek. "Zeynep'in üstündeki kolyeyi kim aldı?" sözümle başını yukarı kaldırdı "Hakan"
"Hakan'ı nerede bulabiliriz?" dedim elime dosyayı aldım "Evindedir yani galiba" ayağa kalktım arkama dönüp sorgu odasından çıktım.
Sorgu camının dışına çıktığımda Aras ve Asır gözlerini Zeynep'ten bana çevirdiler "O zaman kolyedeki diğer DNA Hakan'a ait" Asır'ın sözünü onayladım ama tabi ki laboratuvardan kesin sonuç çıkması gerekiyordu. Deliller üzerine ilerliyorduk.
"Asır sen Hakan'ı buraya getir bu sürede bizde Zeynep'in amcasının sorgusuna girelim" Aras'ın sözüyle Asır yanımızdan ayrıldı. Sorgu odasından Esra çıkarttılar serbest kalıcaktı birkaç imzadan sonra giderdi.
Bakışlarımı sorgu odasından çektiğimde Aras'ın bana bakan gözlerine yeşil gözlerimi çevirdim. "Hakan kıskançlık için öldürmüş olabilir" dedim teori üreterek Aras daha çok kanıtlarla ilerlediği için sözüme sessiz kaldı.
Zeynep'in amcası Hasan sorgu odasına alındığında bu sefer sorguya Aras ve ben girmiştik. Aras sandalyeye otururken ben onun yanında ayaktaydım. "Yeğeniniz öldürüldü ve biz katilini arıyoruz" dedi Aras Hasan kederli bir şekilde başını hafifce öne eğdi "Zeynep'in anlaşamadığı birisi varmıydı?" Aras'ın sözü üzerine biraz düşündü "Bildiğim Kadarıyla hayır başkomiserim Zeynep kendi halinde birisi kim onunla uğraşsın" dedi gözleri bana da değdiğinde tekrar Aras'a çevirdi.
"Siz olabilir misiniz?" dedi Aras sandalyeye yaslanırken bakışlarını bir an bile Hasan'dan ayırmıyordu. "Yok başkomiserim ben neden Zeynep'i öldüreyim o bana kardeşimden emanet, babası öldüğünde o bana emanet etmişti" dedi elini masanın üzerinde iki yana açtı, sözlerimize şaşkındı.
"Zeynep'in sevgilisi varmış biliyor muydun?" dedim ellerimi göğsümde billeştirdim "Ne?" bu sefer şaşırarak bana döndü "Zeynep'in sevgilisi yok" dedi kendinden emin bir şekilde.
"Varmış iki yıldır" dedim bir an durakladı "İki yıl mı? Nasıl olur?" gözlerini irileştirip bana baktı "Zeynep'i en son ne zaman gördünüz?" Aras masaya ellerini koyup sorularına devam etti "Ölmeden iki gün önce annesiyle beraber bize gelmiştiler" dedi "Eklemek istediğiniz bir şey var mı?" dedim başını olumsuz anlamda salladı.
Aras sandalyeden kalkarken biz odadan çıktık koridorda ilerlerken başımı ona çevirdim "Hakan'ın sorgusunu ne zaman yapıcağız" dedim hava artık kararmıştı saat iyice geç oluyordu.
"Birazdan gelirler sorguyu yaparız" dedi önüme döndüğümde ileride Miraç ve Zehra'yı gördüm beraber sohbet ediyorlardı, Zehra'nın yüzünde tebessüm halinden mutlu olduğunu gösteriyordu.
Aras'ın adımları duraksarken ona döndüm bakışları Zehra ve Miraç'taydı. Onların tarafına yürümeye başladığında bende onun yanında ilerledim. Aras' ı yanlarında görmeleriyle ikiside kemdisine çeki düzen verdi "Başkomiserim?" dedi Miraç Aras'ın onlara attığı bakışlara.
"Sizin şuan işinizin başında olmanız gerekiyor" dedi Aras net çıkan sesi gözlerini onaylıyordu. "Miraç senin şuan Murat'ın evindeki incelemede olman gerekiyor!" Aras'ın sözüne itiraz etmek için Miraç ağzını açmıştı ama Aras'ın bakışlarıyla sustu.
"İlişkiniz beni ilgilendirmiyor, işinizi aksatmadığınız sürece" Zehra dudağını çekingen bir tavırla dişinin arasına aldı "Haklsınınız başkomiserim" ikiside yanımızdan ayrılıp gittiler.
Ben Aras'a döndüm "Neden üzerlerine gittin" dedim İkisinide resmen azarlamıştı "İlişkilerini işleriyle karıştımamaları gerekiyor" dedi. Aslında haklıydı ama biraz daha sakin tavırla uyarabilirdi.
"Benim ilkelerim var emin ol iş ve özel hayat karıştırılmamalı, bu hataya sebep olur" dedi Aras. İlkeleri varmış yani herkesin vardır ama Aras çok bağlı gibi görünüyordu.
"İlkelerden ödün verilmez" dedi sanki içimden geçenleri duymuş gibi.
"Tabi" dedim ciddiye almamıştım ama göze batmamak daha iyidi. Aras telefonuna gelen mesajla kafasını bana çevirdi. "Hakan sorgu odasında" dedi.
İkimizde sorgu odasına geçtiğimizde Asır sorgu camından Hakan'a bakıyordu. "Kolyedeki diğer DNA tahmin ettiğimiz gibi Hakan'a ait" Asır'ın söylediğine şaşırmamıştık beklediğimiz bir şeydi.
"Sorguya ben gireyim" dedi Asır kafasını Aras'a çevirdiğinde Aras kabul etti. Asır sorgu odasına ilerlerken biz onları sorgu camından izliyorduk. Sorguyu kayıt alan memur ekrana bakarken benim gözüm camdaydı.
"Pekala Hakan sen Zeynep'in sevgilisisin" dedi Asır girişi hafif yapıcaktı sanırım. Hakan tedirgin bir şekilde etrafa bakarken "Benim burda ne işim var?" dedi. Asır dirseklerini masaya koydu ciddiyetinin arasında alaycı bir gülüş oldu "Zeynep'in cinayeti için buradasın" dedi Asır.
"İyide onu ben öldürmedim" dediğinde Asır gözleriyle Hakan'ın titreyen ellerini gösterdi "O zaman korkacak bir şey yok" Hakan ellerini birbirine kavuşturdu "Avukatımı istiyorum" dedi.
Asır "Pekala" dedi ve ayağa kalktı. Avukatını çağırma hakkı vardı ve bunu kullanmak istedi. Asır yanımıza geldi "Avukat istiyor" dedi bu durumdan hoşnut olmamıştı çünkü saat iyice geç oluyordu ve biz avukatın gelmesini bekliyecektik.
"Ben kahve içiceğim siz avukat geldiğinde haber verirsiniz" yanlarından ayrılıp odadan çıktım. Kendime bir kahve alıp cam kenarına çekildim elimden geldiğince kuytu bir köşe bulmaya çalışmıştım.
Boynumu sağ sola büktüm gevşetmek için. Hakan'la konuştuktan sonra eve giderdik yani en azından ben öyle umuyordum.
Kahvemi sessizce içerken biraz da olsa dinlemiştim.
Telefonuma gelen mesajla dikkatim dağılmıştı, mesaj Asır'dan gelmişti avukatın geldiğini haber vermişti.
Sorgu odasına tekrar girdiğimde Aras camdan odanın içine bakıyordu Asır ise Hakan'ın karşısına oturmuştu.
Bende camdan sorguyu izlemeye başladım Hakan'ın yanında otuzlarında kısa saçlı bir adam oturuyordu Avukat olarak.
"Zeynep'le sevgili olduğunuzu herkesden gizliyormuşsunuz" dedi Asır. Hakan "Evet, bizim orada böyle şeyler iyi karşılanmaz bizde herkesden gizliyorduk" ara ara bakışlarını avukatına çeviriyordu. Sorgudan önce avukatla konuşmuş olmalıydı.
"Sizin sevgili olduğunuzu kim biliyordu?"
"Sadece Esra biliyordu"
"Belkide Esra sizin sevgili olduğunuzu birilerine söylemiştir"
"Yok komiserim öyle olsa bizi yaşatmazlardı."
Hakan'ın bu kahale almayan halleriyle Asır sertçe masaya vurdu sinirle, Hakan tedirgin bir şekilde ürktü "Lan zaten kız yaşamıyor!" Asır ellerini masaya bıraktı "Öldü kız öldü!"
"Komiserim o anlamda demedim yani ikimizide öldürürdüler" dedi Hakan ama bu Asır'ın onun üzerine daha çok gitmesini sağlamıştı "O zaman sen öldürdün Zeynep'i" Asır'ın sözüyle Hakan şaşkın bakışlarını Asır'a çevirdi "Ben neden öldüreyim komiserim?" Hakan'ın salakca bunu sormasıyla Asır'ın siniri bozuk bir gülüş oluştu dudaklarında.
Asır karşısındaki kişiyi sıkıştırıyordu üzerine gidiyordu yapması gerektiği gibi çünkü karşımızda kasten bir cinayet vardı.
"Bilmem onu bize sen söyleyeceksin, belki kıskançlık yada bir kavga yüzünden" Asır'ın sesi sakinleşirken Hakan ürkekçe güldü "Komiserim bunun için adam mı öldürülür?" Asır ellerini masada birleştirdi "Ben ne sebepler gördüm bir bilsen, insanların birini öldürmesi için bahane aramıyorlar" dedi Asır. Çokça cinayet görmüştür bu yüzden insanlara karşı daha tedbirliydi.
"Şimdi bize işe yarar bir şey ver, Zeynep'i öldüreceğini düşündüğün birisi? Son zamanlarda ters giden bir şey? Her şey olabilir madem sevgilisisin bildiklerin vardır" dedi Asır cevabını bekleyerek Hakan'a baktı.
Hakan duraksadığında avukat "Konuşmak zorunda değilsin sessiz kalabilirsin" dedi ama Hakan eliyle avukatı durdurduğunda Asır'a döndü.
"Aslında Zeynep son zamanlarda bir hocanın yanına gidiyordu" dedi gözü bir an cama kaysada Asır'ın konuşmasıyla ona tekrar döndü "Kim bu hoca?" Hakan ellerini alnına götürdü "Bizim mahalleye yeni taşındı yani bir iki ay oluyor herkes hoca diye ona gidiyorlar işte nazarmış büyümüş ona gidiyorlar" dedi.
Konuşmasına devam etti "Zeynep'ide annesi göndermişti dua okusun diye iyi gelir filan , Zeynep sık sık gidiyordu mahallede başkalarıda gidiyor, bazıları ise Ahmet hocaya gitmez ailesinide göndermezlerdi. Açıkcası benim gözüm o adamı hiç tutmadı garip bir şey var. Yani sonuçta her hocayım diyen hoca değildir. Zeynep'e bu düşüncelerimi söylediğimde bana sus hoca hakkında öyle konuşulurmu? Diyordu oda diğerleri gibi doldurulmuştu. "
"Ahmet mahallede mi hâlâ?" Hakan başını evet anlamında salladı. Asır ayağa kalkıp sorguyu bitirirken avukat Hakan'a döndü.
Asır yanımıza geldiğinde epey yorgun görünüyordu "Hocayı ne yapıcağız?" dedi Aras saatine baktı "İki kişi gönderelim swap ve ifadesini alsınlar yarın sabah gider konuşuruz adamla" dedi Aras.
"Hakan ne olucak?" dedim sorgu odasında oturuyordu hâlâ "İfadesi alınıp serbest bırakılacaktır, burda kalması için elimizde bir şey yok" sorgu odasından çıktığımızda odaya girdik.
Saat geç olduğu için hepimiz yorgunduk "Herkes evine gitsin yarın sabah hocanın evine gitmekle başlarız" Aras'ın sözü ikimiz içinde onaylandı, ben sadece eve gitmek istiyordum.
Çantamı ve telefonumu alıp odadan çıktım onlar ise kendi aralarında konuşuyorlardı.
Arabaya bindiğimde aracı sürdüm, sokak lambalarından yanan ışık yüzümü aydınlatırken gözüm yoldaydı.
Arada etrafa bakıyordum saat geç olmasına rağmen dışarıda olanlar içenler vardı. Işıklarda durduğumda sol dirseğimi cam kenarına dayayıp parmaklarımı başımın kenarına koydum. Parmaklarımla şakaklarımı biraz ovaladım. Işığın yeşile dönmesiyle yola devam ettim.
Eve geldiğimde Kuzey'in arabasıda buradaydı saat geç olmuştu bana haber vermemişti. Arabadan inip eve ilerledim merdivenlerden çıkarken kenarda saksıda duran çiçekler yerdeydi. Saksıdaki topraklar merdivene dağılmıştı.
Adımlarımı ilerletirken kapının aralık olduğunu gördüm Kuzey olduğunu ummak istedim ama saksının düşmesi kapının aralık kalması ona göre bir şey değildi. Kapıyı açık bırakmazdı.
Elini belime götürüp silahımı aldım iki elimle silahımı tutarken silahı sıkmaya hazır bir hale getirdim. Duvara yaslanıp dikkatli ve ses çıkarmadan ilerledim. Kapının yanında duvara yaslı bir şekilde içeriden ses geliyor mu diye bekledim ama hiç ses yoktu.
Ayağımı kapıya getirip açtım hızla kapının önüne geçtiğimde silahı ara koridora tuttum ama kimse yoktu silahı hafif göz hizamdan indirip dikkatli bir şekilde ilerledim.
Ev karanlık ve sessizlikti, koridor fazla karanlıktı. Adımlarımı dikkatle atarken herhangi bir tehlikeye karşı silahımı iki elimle hazır bir şekilde bekliyordum.
Adımlarımı ilerletirken gözüm yere kaydı karanlıktan görebildiğim kadarıyla yerde kırmızı sıvılar vardı.
Umarım kan değildi.
Salona geçtiğimde koridordan biraz da olsa daha aydınlıktı silahı etrafa tutarken kimse yoktu. Silahı yere doğru çevirdiğimde gördüğüm yüzle dona kaldım.
Kuzey yerde yatmış üzerinde ise kan vardı. Yerde kırmızı sıvılar Kuzey'in karın kısmında akmıştı, karnında bir bıçak saplıydı.
Korkuyla gördüğüm manzarayı anlamaya çalışırken elimdeki silah istemsiz bir şekilde elimden kayıp yere düştü.
Silahını sesi boş salonda yankılanırken hemen yere eğildim. "Ku-Kuzey!" kafasını elerim arasına aldım "Kuzey uyan" yüzü beyazlamıştı bu içimde daha büyük bir korku oluşturmuştu.
Gözümden tek damla yaş aktığında Kuzey'in kafası dizimdeydi "Kuzey kalk, uyan!" sesim beklediğimden daha aciz çıkmıştı ama seslenişlerime rağmen Kuzey'de hiçbir kıpırdama yoktu.
Soğuk teni benim ellerimide üşütüyordu dudaklarım Kuzey'in alnına koydum "Kuzey beni bırakma n'olur" sesim titrerken artık göz yaşlarımı tutamıyordum.
Beni bırakmış olamazdı bana bunu yapamazdı.
"Çağla"
Duyduğum isimle durakladım gerçek olup olmamasını algılamaya çalıştım. Kafamı kaldırdığımda Kuzey gözü açık bir şekilde bana bakıyordu.
"Kuzey!"
Ellerini kaldırıp yanaklarıma götürdü göz yaşlarımı sildi "Çağla sakin ol" dedi sesi benimkinden güçlü çıkmıştı.
Bir anda kafasını dizimden çekip doğruldu tam benim karşımda dizlerini büküp ellerini yüzüme getirdi.
O gözyaşlarımı silerken ben şok içinde ağlayamıyordum "Kuzey öldüde ruhumu geldi" dedim artık gözümden yaş akmıyordu gözlerimi irileştirip ona bakıyordum "Ben ruhlardan korkarım" dedim sesim bir çocuk gibi çıkmıştı.
Kuzey bir anda gülmeye başladı "Sakin ol benim, ölmedim sağım" dedi ikna edercesine kendini göstererek.
Bir anda tekrar ağlamaya başladım Kuzey niye ağladığımı anlamayarak bana bakarak ne yapıcağını düşündü bunu beklemiyordu.
"Öldün sandım çok korktum" dedim Kuzey beni kendine çekip sıkıca sarıldı "İyim sakin ol" dedi sesi daha durgun çıktı bu sefer.
"Ben sadece şaka yapmak istemiştim" dediğinde söylediği şeyi algılamaya çalıştım gözyaşlarım durgunlaşırken elimin tersiyle sildim. Kendimi Kuzey'den uzaklaştırdığımda o hâlâ kolunu benim üzerimden çekmemişti.
"Ne dedin sen?" dedim anlamaya çalışarak "Sakin ol dedim" tehlikeli bakışlarımı gördüğünde o da ürkmeye başladı "Sonra ne dedin?" dedim sinirlerim bozulmuştu.
"Şaka ya-yaptım dedim" sözünü duyduğumda elini üzerimden ittim "Bu nasıl şaka ya!" elimle ona vurmaya başladığımda kendini korumak için elini yüzüne götürdü "Çağla dur"
Yere vurmalarımdan dolayı boylu boyunca yatarken tekrar tekrar vurdum "Bu nasıl şaka ben sana bir şey olmasından çok korkuyorum" tekrar vurdum "Neden böyle şaka yapıyorsun çok korktum sana bir şey olmasından" dedim tekrar tekrar vurdum.
"Çağla elin çok ağır yapma" dedi tekrar vurdum ve olduğum yere çöktüm. Kuzey artık vurmadığım için doğruldu "Tamam özür dilerim" dedi gülerek elini yanağıma uzatarak sıktı "Bırak" dedim eline vurarak benden uzaklaştırdım.
Kuzey güldü "Sen kuzenini çok mu seviyorsun?" dedi, ters bir tavırla "Bilmiyorsun sanki" dedim.
Etrafa baktım elim sıvıya sürüp burnuma yaklaştırdım kan değil boyaydı ve elimin heryerine bulaşmıştı.
"Nasıl yaptın bunları bu saate kadar bekledin?" dedim Kuzey karşıma geçti sanki övülecek bir şeymiş gibi konuşmaya başladı "Aslında baktım geç kaldın bırakacaktım ama sonra dedim ki o kadar uğraştın bekle, bende bekledim ama çok uğraştım bu şaka için ve baya başarılı oldum, yüzümü hafif makyajla beyazlattım, biraz sürdüğüm buzda tenimin soğuk olmasını sağladı" dedi.
"Bu şakanın bedeli olucak" dedim parmağımı Kuzey'e doğru uzattım Kuzey keyifle olduğu yerde dikleşti "Seni bekliyor olucağım kuzen"
Çocukken de hep böyleydi ve biz şaka yapmaya başladığımızda olaylar çığırından çıkardı ikimizde pes etmezdik sırasıyla şakalar yapardık. Bir seferinde şakamız evin yanmasıyla son bulmuştu azar yesekte rahat durmuyorduk. Ceza bile vermişlerdi bize.
Gözlerimi Kuzey'e diktim demek tekrar başlıyorduk bakalım bu sefer şakaların sonu nasıl gelicekti "Ben bu bakışları biliyorum ne hayin planlar kuruyorsun sen. Şeytan" dedi Kuzey ama aldırmadım.
Gözüm Kuzey'in karnındaki bıçağa kaydı "O ne?" dedim Kuzey bıçağı çıkarıp bana uzattı, bıçağı çıkardığı yerde fazlasıyla kan yani boya vardı.
"Şaka bıçağı, çok gerçekçi değil mi? Sırf şakam için özel yaptırdım, dedim 'benim baş belası polis bu yüzden en gerçekcisini yapın' onlarda yaptılar" dedi Kuzey. Şaka için ne kadar emek harcamıştı ama o görücekti bu yanına kalmicaktı.
Normalde aptal değildim anlardım o sıvıların kan olmadığına ve Kuzey'in nefes alışına bakarak yaşadığını ama ben sevdiğim insanlar olduğunda düşünce yetimi kaybediyordum ve bu çok aptalcaydı.
Bugüne kadar iki kere düşünemez hâlâ gelmiştim.
Kuzey'de bunu bildiği için bu şakasını başarıyla yapmıştı. Konu sevdiğim insanlar olunca düşünemiyordum, ne yapacağımı bilmiyordum resmen aptala dönüyordum. Bu durum hiç iyi değildi ama garip bir şekilde bu durumdan kurtulamıyordum.
Zaten bu durumu yaşadığımı iki insan iki olay vardı.
"Aptal!" dedim hiddetle tekrar vurdum Kuzey'e. Kuzey omzunu tuttu "Hiçbir yerimi hissetmiyorum galiba bu sefer gerçekten öldüm" sinirimi bozulduğu için güldüm aynı şekilde o da güldü "Seni affetmiyeceğim Kuzey!" gülmemin arasında konuştuğumda ayağa kalktım bu bıçakta elimde kalmıştı.
Kuzey'de ayağa kalktı elini şakadan bıçak sapladığı yere götürdü "Çok kanamış ya" dedi gıcık hâlâ şaka peşindeydi.
Duyduğumuz adım sesiyle ikimizde olduğumuz yerde çivilendik. Kuzey'le ikimizde cama doğru bakıyorduk ve sırtımız kapıya dönüktü.
Bir silah sesi
Silahı sıkmaya hazır hale getirdi
Kuzey korkudan kıpırdamazken elim belime gitti ama kahretsin!
Silahı yere düşürmüştüm.
"Kuzey bana bunun şaka olduğunu söyle"
Buna ihtiyacım vardı.
"Çağla bu... Şaka değil"
Sesindeki korkudan şaka olmadığını anlamıştım bu daha kötü bir durumdu.
Hiç ses çıkmazken göz ucuyla Kuzey'e baktım o da bana bakıyordu.
"Çağla bana kapıyı açık bıraktım deme"
"Açık bıraktım Kuzey"
Kuzey'in oynadığı oyun gerçeğe dönüyordu.
"Çağla sen konu sevdiğin olduğunda düşünmeyi bırakmıyorsun sen resmen beynine elveda ediyorsun ve o beynini kafatasından çıkarıp atıyorsun"
Ne dese haklıyı bende öyle bir şey oluyordu ama bu bana sesini yükselticeği anlamına gelmiyordu.
"Kes sesini Kuzey! Şaka yapmasaydın bu halde değildik"
"Kapıyı örtseydin!"
Elimdeki sahte bıçağa baktım keşke gerçek olsaydı.
"Önünüze dönün!"
Duyduğum sesle rahatladım çünkü ses Aras'a aitti.
Kuzey'le arkamıza döndüğümüzde arkamızdaki kişinin Aras olduğunu gördüm.
"Bir an gerçekten ölüceğim sandım" dedi Kuzey rahatlamış bir şekilde.
Ben Aras'a baktığımda silahı yere doğru tutuyordu gözleri ise Benim, Kuzey'in ve evin etrafında dönüyordu.
Bende etrafa baktığımda hiç olmaması gereken bir durumda olduğumuzu farkettim.
Ben elimde bıçak tutuyordum ve elimde kırmızı sıvı vardı, Kuzey'in karnının bir yeri yoğun kırmızılık varken üstü kırmızı lekeler vardı. Yerlerden bahsetmek bile istemiyordum.
Aras bir anda silahı kaldırıp bana tuttu Kuzey şok içinde bakarken ben yanlış anlaşıldığımızın farkındaydım.
"Neler oldu burada?" dedi Aras gözü ikimizin arasında giderken
"Neler olmadı ki?" Kuzey hâlâ neler olduğunun farkında olmadığı için alaylı bir sesle konuştu.
"Kuzey!" uyarıcı sesime bana döndü gözlerimle etrafı gösterdim. Kuzey gözlerini etrafta gezdirdiğinde ne demek istediğimi anladı.
"Kuzey şaka yaptı bir şey yok" dedim. Aras'ın gözleri Kuzey'in üzerindeki kırmızılıklarda dolaştı Kuzey bunu farkettiğinde kendini zorlayarak güldü "Ben iyim yani yara değil boya" resmen Aras'ı ikna etmeye çalışıyordu.
Aras silahı indirip ışıkları yaktı "Merdivenlerde saksı kırılmış, kapı açık kalmış, heryer kırmızı bende bir şey oldu sandım ha birde Kuzey'in o bıçaklanmış gibi olan karnı ayrı bir konu" dedi haklı bir şekilde.
Kuzey'e döndüm "Polislerin yaşadığı evde böyle bir şaka yapılır mı Kuzey?" dedim Aras silahını beline yerleştirdi. "Yani biraz yanlış bir yer olabilir" dedi yinede akıllanmadığı belliydi.
"Neyseki iyisiniz, ben eve geçiyorum iyi geceler" Aras arkasını dönüp kapıdan çıkarken bunu fırsat bilen Kuzey'de gitmek için adım attı ama ben onu tuttum "Nereye kuzen?" dedim çatık kaşlarımla ona baktım "Eve gidiyorum kuzen" dedi tatlı davlanamaya çalışarak.
"Hiçbir yere gitmiyorsun burası tek tek temizlenecek! burada küçük bir leke bile istemiyorum!" dediğimde Kuzey bıkkınlıkla öfledi ama gitmek yoktu.
Bütün heryeri tek tek temizleyecekti.
🍁🍁🍁